


Zamanında İsmet İnönü'ye sormuşlar, neden sürekli kibrit kullanıyorsunuz diye,o da, "odun alevini, iki demirin arasından çıkan aleve tercih ettiğim için" demiş.
10 kurusluk kibrit 90 ytl lik zippoyu nasil madara eder
KAV kibritlerini İsveçli bir firma satın aldığında kibrit kutusunun bilinçli olarak ters şekilde kabzasına yerleştirildiğini duymuştum. Böylelikle desen taraflı olan ön yüzü sandığımız şekli ile açtığımızda kibritler dökülecek ve yeni kibrit almak zorunda kalmış olacaktık. Şehir efsanesi =). Gerçi başıma bi kaç kez geldi ama benden mi yoksa bu mitten mi bilemiyorum.
ilkokula başlamadan 'vasati 4o çöp' yazısını okudum.Bir kaç yıl ne olduğunu bilemeden yaşadım.Sonra bir büyüğe danışalım dedim.tekerleme gibi bir şaydir gönlümde.
Ben eski bir kav çalışanı olarak gerçekten bunun şehir efsanesi olduğunu söyleyeceğim sana... Ama satış zamanını, yaşadğıımız sıkıntıları hatırlayınca güzel bir fikirmiş niye aklımıza gelmedi... Orhangazide muhteşem bir fabrikamız vardı, bahçesinde kazlar gezerdi, kavak ağaçları, bir de yıllarca evde kibritimiz bitmemişti... Güzel zamanlardı..... Eskiye götürdüğünüz için teşekkür ederim :)
Kükürtsüzdür diye yazmasına rağmen içinde kükürt olduğuna dair bir batıl inanç sahibi olduğumdan kibrit kullanmıyorum. Ama bir dönem iflas edeceği söylendiği için bir sürü kibrit almıştım. Kibrit önemli bir şeydir.
yahu kibrit onyuzleriyle oyun oynadigimi hatirlarim ben. renkli yuzler kopartilir desteler halinde elde tutulur herkes elindeki sirasiyla yere bi tane acardi (kart acar gibin) ayni yuzlu iki kibrit kutusu onyuzu ust uste geldigi vakit yerdekileri toptan alirdik. hey gidi hey..tam zamaninda cocuk olmu$um..cok $ukur..
![]() | ![]() | kibrit çöpü sorularını atlamayalım... |
aferim yannız, kurşun kalem gibi başarılı bir blog, tebrik ederim.
sigara ve kibrit karışımı kokusuna hastayımdır... biz de kibrit kutusunu zar gibi kullanarak bir oyun oynardık cezalı olurdu. mendilin bir ucunu düğümler avuç içine vurur ya da bir takım hayvan sesleri çıkartılmasını isterdik... şimdiki veledler o halimizi görseler bize salak muamelesi yaparlardı sanırım..:)
bir de iki kibrit kutusu arasında iple bağlant kurup telsiz yapardık...
sonra yine birbirlerine iple bağlayıp tren vagonları yapardık...
içine böcek koyup sınıfa götürürdük
iki tane kibriti çekmecesinin ucuna karşılıklı sıkıştırıp üçüncü bir kibritle yakıp kibrit falı bakardık (sevgilinin gıyabında)... falan filan... kısaca kibritin yeri çok mühimdi hayatımızda...
Eskiden çok daha fazla kibrit markası vardı diye hatırlıyorum. Biz onları biriktirirdik, oyun oynardık munitis'in de dediği gibi. Çok güzel resimler olurdu ön ve arka yüzlerinde.
biz daha salak bir kuşakız anlaşılan...daha büyük yaşlarımıza denk geliyor sanırım biz böyle sizin gibi biriktirip pokemon un atası sayılacak şekilde oyunlar oynamazdık...
kibrit fali bilirim ayrica.
kutunun iki tarafina birer kibrit sikistirilir. iki kibrit arasina yatay bi cubuk sikistirilir. bas kisimlari kesisen kibrit alevlenmeden once bi dilek tutulur. kibrit alevlenir. araya sikismis kibrit alev aldiktan sonra firlarsa dilek gerceklesir demektir. filan falan..
@nihilanth evet cok fazla marka olmasi sebebiylen cok farkli kagitlar toplayabiliyor, oyuna dokebiliyoduk bunu.
bir de kutusunu yan tutup fırlatarak dik gelme sekillerine göre puanladığımız bir oyunu vardı,küçükken oynardık sıklıkla,
@serdarsabri sağol, yorum yapan ve yapacak olanlara şimdiden teşekkürler..
gititğim bütün barlardan, otellerden kibrit topluyorum. mutfağımda bir dolap kibrit dolu. rengarenk olanları çok seviyorum. kibritle aramda aşk var, yaww.
eline sağlık, güzel yazı olmuş.
harika bir konu xerre, bir kibrit manyağı ve kolleksiyoncusu olarak teşekkür ederim. Ateş yakmaya karşı olan dayanılmaz arzumu tatmin ettiğim, yaşam koçum, dert ortağım, yarenimdir benim kibrit. hayatın bir yansıması gibi sanki. kibrit de kibrit, kiprit de kirbit. ne kadar güzel bir soundu var yahu farkında mısınız?
-"sevgilim, bana güzel bişiler söylesene?.."
-"kibrit!"
Her birinin kokusu ayrıdır. kimi meşe, kimi kavak, kimi çam özünü taşır, ellerinize bırakır. yanmadan önce farklı, yandıktan sonra farklı kokar. hele bir de hafif yaşsa ve fosforu fazla kaçmışsa dadından yinmez. "bana bir yer gösterin dünyayı yakayım" aslında herkesin teşekkür etmesi lazım kibrite, inanın bana benim gibi hastaların (pyromania) sayısı az değil, eğer kibrit olmasaydı, lir sesinden uyuyamazdınız...
Sol ele alınan kutunun üzerine kibrit çöpü dik şekilde konur ve baş kısmı kutunun yanına gelecek şekilde işaret parmağıyla tepesinden bastırarak tutulur, sağ elin işaret parmağı ile vurulacak fiskeyle bu kibrit maytapa dönüşür, yanar, döne döne havada ilerler yeri geldimi silah olarak bile kullanılabilir.
Rüzgarlı havalarda kibriti yakıp avuç içinde yanar vaziyette tutabilmek ayrı bir beceri, birikim işidir, itibar kazandırır.
küçükken bir bez bebeğim ve nedense anne ve babamın pek zararlı bulmadığı kibrit çöplerinden yaptığım şekiller vardı oyuncak diye bildiğim. çocuk aklımla o şekillerden oluşan dünyalara dalar, o şekillere bir dolu kimlik yüklerdim.
sonraları bir paket lego'm oldu. kibrit kutusunun papucu dama atıldı. kazasız belasız evi mevi yakmadan üstelik... hayret, anne ve babam ne çok güvenmişler bana! :)) şimdi bu blogla bunun farkına varmak çok ilginç, buna vesile olduğun için teşekkürler @xerre...
kibrit çöpleri önemini kaybetti ama boş kibrit kutuları hediye paketi olacak kadar bir müddet daha hayatımda yer tuttu. en son eve aldığım su kaplumbağalarını "anneme nasıl hediye ederim" sorusuna yine kibrit kutuları imdaden yetişmişti. olayın ceremesini, annemin korkuyla elinden fırlattığı ve fırlatırken "ay bunun içinde birşey oynuyor" diye çığlık attığı zaman zavallı su kaplumbağası çekmişti, ya, sonradan ona olan güvenimi de şükür ki, tazeledim. kağlumbağalarla bir dolu serüvenimiz oldu, o ilk uçuş denemesini yapmış olana daha fazla zarar gelmeden...
işte böyle... kibrit candır! nedense doğanın kucağından kopup gelmesine rağmen yine de doğaya döndüğü için severim. o plastik çakmaklara beş basar.
ah tabii, unutmadan, @serdarsabri bey'ciğim, jestinizi gördüm. nazik üslubunuz için sonsuz teşekkürler.
Aslinda nette tekfen markasiyla satilan "ithal" mali kibritler hakkinda birseyler arayayim diye dolasirken xerre'nin resmini kullandigi kibritin yak malazlar oldugunu ve tekfen firmasina ait oldugunu gorunce sasirdim. Malazlarin kibriti pek bir sade kaciyor yaninda. Neyse firmalar yavas yavas kapanirken ben de ozmalazlar markasini piyasaya salar ortaligin tozunu alirim :)
Sene 2000 yada 2001 di ve ben lise 2. sınıfa gidiyordum. Okula gelmeden bizim için meşhur bir ara yolda 8-9 kişi sabah sabah buluşur sigara içerdik gizlice. Yine sabah buluşmalarından biriydi herkes sigarası için kimin ateş vereceğini beklerken hiçbirimizde sigaramızı yakacak bir ateş kaynağı olmadığını farkettik. Sadece bir arkadaş kibrit kutusu içinde tek bir kibrit olduğunu söyledi. =) Hepimiz sevinmiştik ( hayatımızdan çalan sigarayı içebileceğimize ) Fakat hava rüzgarlı idi ve kibriti dikkatli kullanmak gerekiyordu. Kibritin sönmemesi için halka yapmıştık. Ben kibriti elime aldım ve herkese bir kişi yaksın herkes ondan alır diye tembihlemiştim. =) Bir isim vermediğim için kibriti yakıp avucumun içine aldığımda avcuma uzanan 7-8 dal sigara kibriti havasız bırakmış ve sönmesine yol açmıştı. =) içemeden okula gitmiştik. kibritle beraber bizde yanmıştık
Kibritin hayatımızdan çıkmaya başlaması ve ilerde tümüyle çıkacak, aslın da beni mutlu etti, kibrit için onca kesilen ağaç çakmaklar ve elektronik ateşlemeler sayesinde kesilmekten kurtulacak. Nostaljik olarak ise çocukluğumuz da kibrit kutularını toplayıp kutularını yırtıp oyun oynardık. Ama her şey gibi onun da sırası geçti demek ki
beğenmenize sevindim.
@necronamber eyvallah ağaçlar kesiliyor fakat bu kesilen ağaçlar özel olarak kesilmek için dikiliyor öyle ormana dalınıpta rast gele kesilmiyor bi de bu açıdan düşün..
(ithal çakmaklara nazaran zararı daha az olsa da biz istemesek de sünüp bitecek zaten)
xerre yazını büyük bir keyifle okudum. Parmaklarına sağlık her ne olursa olsun ben böyle düşündüm. Senin yazını eleştirmek gibi bir art niyetim olmadı arkadaşım yanlış anlaşılmak istemem.
Teşekkür ederim makaleci. Bu ortam da bulunan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bu ortam da öğrendiklerim ve öğreneceklerim için...
bir de söyle bir oyun var-mış.
masanın ortasına bir su bardağı koyulur. masanın uçlarına iki kişi oturur. kibrit, masanın kenarından bir kısmı dışarıda kalacak şekilde sabitlenir. masadan taşan kısma alttan parmakla vurularak kibrit bardağın içine sokulmaya çalışılır. kibriti bardağın içine sokan 1 puan kazanır. kibrit bardağın üzerinde yatay vaziyette kalırsa -ilk atış bile olsa- oyun biter. galip bu üstün yetenekli kişidir. bulaşığı yıkar, ortalığı siler süpürür, sigara almaya gider, bir dahaki öğünü hazır eder vs.
"malazlar"i fenerbahce gogus reklami olarak görmedik ya en cok ona dert yanarim su üc günlük "acun"da :)
küçükken bu kibritlerin yüzleriyle kağıt oyunu oynardık. bazıları ender bulunurdu, çok değerli olurdu. kilim desenli olanları vardı, hep tartışma çıkardı desenler yüzünden, yok tuttuydu, yok tutmadıy dı!
of offfff. debreştirdin mazileri...
Kısa dönem olarak yaptığım askerliğim süresince Tugayda sadece çakmak satılmaktaydı. bilirsiniz askerliğin ilk bi ayında yemin edene kadar kimse dışarıya çıkamaz. dolayısıyla sigaralarımı devamlı çakmakla yakmak zorunda kaldım. acemi eğitimi bitip dışarıya çıktığımda ilk aldığım kibrit olmuştu. yemek içmek yerine kibrit aldım. ve kibriti tutuşturup sigaramı yakışım ve kibritin o kokusunu ömrümde unutamam..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.