
Ben ne zaman
alnıma kırmızı yıldızlardan taç yapıp yürüdümse
önceden kızıla boyanmış boş sokaklarda…
Saatler hep zamanın geçiştirilmişini
birimlerin gereksizliğini
beynimin en tenha hücrelerine kazır…
duyularımı, duygularımı algılayan herkes kaçışır…
Ben ne zaman
gerçekten kalbimi açsam,
O kocaman ateşine anka kuşunun kanatlarının...
zincir şakırtıları kulağımda…
yetiş umudum…
Yetiş! Can suyumu ver yeniden…
Ayılt beni, güzel günler göreceğimiz inancımı getir bana…
geç kalınmışlığıma ağlarım çoğu zaman ben.
Deniz gider elbet…
dalga seslerine bırakır ruhunu,
Daha niceleri gider…
Ama onlar gibi gidememek belki
beni bu derece kıvrandıran
denizlerinde yol alamamak geçmişin.
sırları dökülmüş aynaları önüme tuttuğumda
kendimden başka her şeyi görmenin yumuşak burukluğu bu
mum ışığını titrek olduğu için sevenlerdenim ben…
aciz olduğu için benim gibi tıpkı…
tek bir insanın oynayamadığı kocaman bir oyun bu
kurallarını kim koymuş
kim oynamış benden önce
bilinmez…
yalnızım, soluduğum havanın bedenimde bıraktığı rehavet kadar
buradayım işte…
rüzgar saçlarıma tutkun
şehvetli bir aşk yaşamaktalar belki
dizelerimi bıraktığımda rüzgarın kucağına
yüzüme gözyaşı geliyor…
rüzgarı buluta şikayet edesim
bu iki düşmanı birbirine düşüresim geliyor…
kaçmak istemiyorum ama
kara benekli pamuk helva misali bulutlara sarılıp
onlarla dokularımı paylaşmak dileğim.
Küçükken ardında oynardım bir ardıç ağacı vardı
dallarının arasından bulutlar görünürdü hani
Söyle bana ardıç ağacı kim katletti katreyi?
Ben ne zaman
alnıma kırmızı yıldızlardan taç yapıp yürüdümse
önceden kızıla boyanmış boş sokaklarda…
Saatler hep zamanın geçiştirilmişini
birimlerin gereksizliğini
beynimin en tenha hücrelerine kazır…
(uzak şehirlerden bir kız seslenir öyle ölmeye dirilir oğlan böcekleri. ay gibi ışıltılı bir yalnızlık haline bürünür akşam, işte ben o zaman sana gülümserim sevgilim. yalnızlık bize hiç uğramasın aşk yanım. kalbimde ikimiz buluşalım kıskanç sabahlardan sonra. sana tebessüm ederken ölsün diri bedenim.)

teşekkür ederim xmetisx şiirin çok masum ve hoşma gitti. sevgilime olan hislerimi aydınlattı sanki :)
rüzgar saçlarıma tutkun
şehvetli bir aşk yaşamaktalar belki
dizelerimi bıraktığımda rüzgarın kucağına
yüzüme gözyaşı geliyor…
rüzgarı buluta şikayet edesim
bu iki düşmanı birbirine düşüresim geliyor…
kaçmak istemiyorum ama
kara benekli pamuk helva misali bulutlara sarılıp
onlarla dokularımı paylaşmak dileğim.
mısraları sevdim. kendini tanımlarken samimi davranmışsın görülen o :)

aydınlık bir sevgi,
vaz geçilmez bir tutku,
elveda diyemeyeceğim bir sen...
kim katletti katreyi?
uzak zamanlara terkedip, öylece kimsesiz bırakan biz hain zamanların, haddini bilmezleri miyiz?
masumluğu koruyamayacak kadar aciz miyiz?
olmamalıyız,
olmamaya gayrette olmalıyız ki, sonsuza dek sevilecek masumlukları kirletmeyelim...

söylemeyi unutmuştum, söylemeyi ne kadar çok istesemde.
biraz gittin biraz geldim,
biraz gittim biraz geldin...
uzun uzun bir birimize dokunmadan, bakışlarımızdan sakındık ruhlarımızı.
uzağımda olmanı istemedim,
uzağında olmamı istemedin...
kalbin derinlilerinde seni arzularken,
yalnızlıkların çıkmazında yorulursan,
adımlarına beni giy öyle yol al yolculuklarına.
susmanı bahane bilip öyle konuş dudaklarıma.
sakın çekme sevgini sensizlik tohumu olmasın bakışlarıma.
sakın dokunma benden uzaklara,
yokluğun ölümü davet etmesin diyarlarıma.
sevgini kuşanıp öyle gülümsemeliyim bahara. seninle ıslanarak üşümeliyim akşamlara. gülüşünle ısınmalı gölgelerim, gülüşünle hayat bulmalı solmuş çiçeklerim. bana yol alırken seni bulmalıyım varlığımda.
sen bana boyanırken, tek bir katre olmalıyım boyandığın renklerimde. aşkın açık adresi seni sunarken ayaklarıma. yorulmak nedir bilmemeliyim sana aldığım yolculuklarda. :)
Metis ve Zorkedi.
Ses, renk, kelime ve ahenge bürümüşsünüz sayfayı. Pek şiirsel bir ruhum olmasa da, kalbinize ve zihninize sağlık..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.