Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "Sam Abell"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

\
Ne zaman görsem;
gözlerimle görmediğim katliamları,
gözleri boş bakan, bedeni yıpranmış kadınlarını
Bu soğuk, bu ıssız,
bu acısını kalbine gömmüş kentlerin,
Ne zaman duysam;
bebeklerinin gözleriyle haykırdığını özgürlük mavisini,
martıların kan gölünün dibindekilere ağladığını,
ve
“Denizin her damlasındaki tuz
biraz da anaların gözyaşıdır”
diye düşünüverse içsesimin huzursuzluğu
İki güvercin salınır pıhtılı saçlarından bir ananın
biri yavrucağının yüreciğine,
biri başka baharlarda yeni yavruların doğma ihtimaline…

Ben ne zaman
alnıma kırmızı yıldızlardan taç yapıp yürüdümse
önceden kızıla boyanmış boş sokaklarda…
Saatler hep zamanın geçiştirilmişini
birimlerin gereksizliğini
beynimin en tenha hücrelerine kazır…
duyularımı, duygularımı algılayan herkes kaçışır…
Ben ne zaman
gerçekten kalbimi açsam,
O kocaman ateşine anka kuşunun kanatlarının...
zincir şakırtıları kulağımda…
yetiş umudum…
Yetiş! Can suyumu ver yeniden…
Ayılt beni, güzel günler göreceğimiz inancımı getir bana…
geç kalınmışlığıma ağlarım çoğu zaman ben.
Deniz gider elbet…
dalga seslerine bırakır ruhunu,
Daha niceleri gider…
Ama onlar gibi gidememek belki
beni bu derece kıvrandıran
denizlerinde yol alamamak geçmişin.
sırları dökülmüş aynaları önüme tuttuğumda
kendimden başka her şeyi görmenin yumuşak burukluğu bu
mum ışığını titrek olduğu için sevenlerdenim ben…
aciz olduğu için benim gibi tıpkı…
tek bir insanın oynayamadığı kocaman bir oyun bu
kurallarını kim koymuş
kim oynamış benden önce
bilinmez…
yalnızım, soluduğum havanın bedenimde bıraktığı rehavet kadar
buradayım işte…
rüzgar saçlarıma tutkun
şehvetli bir aşk yaşamaktalar belki
dizelerimi bıraktığımda rüzgarın kucağına
yüzüme gözyaşı geliyor…
rüzgarı buluta şikayet edesim
bu iki düşmanı birbirine düşüresim geliyor…
kaçmak istemiyorum ama
kara benekli pamuk helva misali bulutlara sarılıp
onlarla dokularımı paylaşmak dileğim.
Küçükken ardında oynardım bir ardıç ağacı vardı
dallarının arasından bulutlar görünürdü hani
Söyle bana ardıç ağacı kim katletti katreyi?

\

23 ahkam var

Ahkâmlar

Ben ne zaman
alnıma kırmızı yıldızlardan taç yapıp yürüdümse
önceden kızıla boyanmış boş sokaklarda…
Saatler hep zamanın geçiştirilmişini
birimlerin gereksizliğini
beynimin en tenha hücrelerine kazır…

(uzak şehirlerden bir kız seslenir öyle ölmeye dirilir oğlan böcekleri. ay gibi ışıltılı bir yalnızlık haline bürünür akşam, işte ben o zaman sana gülümserim sevgilim. yalnızlık bize hiç uğramasın aşk yanım. kalbimde ikimiz buluşalım kıskanç sabahlardan sonra. sana tebessüm ederken ölsün diri bedenim.)

bütünü tamamlamak için yaratılmışlardı oysa
bütünü tamamlamak için yaratılmışlardı oysa
masum bir yüz tarafından arınmışlardı başlangıçta
masum bir yüz tarafından arınmışlardı başlangıçta
\

uzaklarda bir yerlerde dokunmak istersen, sensizliği bulmak en son isteğim. uzanmalıyım senli başlangıçlara. öylece kalıp sende kaybolmalıyım. parmak uçlarımda özlem izleri... yüzümde sıkıntılı anların sitemi ama umudum var. ne kadar yorgun olsamda dinleneceğim aşkının farkındayım ve umudum var...

teşekkür ederim xmetisx şiirin çok masum ve hoşma gitti. sevgilime olan hislerimi aydınlattı sanki :)

rüzgar saçlarıma tutkun
şehvetli bir aşk yaşamaktalar belki
dizelerimi bıraktığımda rüzgarın kucağına
yüzüme gözyaşı geliyor…
rüzgarı buluta şikayet edesim
bu iki düşmanı birbirine düşüresim geliyor…
kaçmak istemiyorum ama
kara benekli pamuk helva misali bulutlara sarılıp
onlarla dokularımı paylaşmak dileğim.

mısraları sevdim. kendini tanımlarken samimi davranmışsın görülen o :)

\

damlalar eşliğinde yağarken içime, göl olmada eşlik ettim kalbimle... ellerine tutunmayı isterken, kalbini serdin ruhumun derinliklerine. ne güzel seni sevmek, senin beni sevdiğini bilmek. ne güzel seni bilmek ve varlığının ışığına dokunmak. karanlıklarım bile huzurlu seninle.

aydınlık bir sevgi,

vaz geçilmez bir tutku,

elveda diyemeyeceğim bir sen...

bir kaç masum damlayken, kocaman renkleri taşıdık yer yüzüne...
bir kaç masum damlayken, kocaman renkleri taşıdık yer yüzüne...

kim katletti katreyi?

uzak zamanlara terkedip, öylece kimsesiz bırakan biz hain zamanların, haddini bilmezleri miyiz?

masumluğu koruyamayacak kadar aciz miyiz?

olmamalıyız,
olmamaya gayrette olmalıyız ki, sonsuza dek sevilecek masumlukları kirletmeyelim...

saflık; her an düşebilecek bir damla gibi...
saflık; her an düşebilecek bir damla gibi...
sürüklenen bir güzellik nehrin huzurunda :)
sürüklenen bir güzellik nehrin huzurunda :)
parmak uçlarından tutmaya çalışmak... sevilen bir kalp gibi...
parmak uçlarından tutmaya çalışmak... sevilen bir kalp gibi...
taç yapraklardan toprağa süzülmek, en narininden...
taç yapraklardan toprağa süzülmek, en narininden...
düşmekten utanıp dallarda tunup kalmak...
düşmekten utanıp dallarda tunup kalmak...
renkli bir hayali düşlemek...
renkli bir hayali düşlemek...
temiz bir nefes alır gibi kimi zaman...
temiz bir nefes alır gibi kimi zaman...
huzuru verir gibi bakışlara...
huzuru verir gibi bakışlara...
sokak lambalarının kalabalığında saklanmış gibi...
sokak lambalarının kalabalığında saklanmış gibi...
dünyayı temizler gibi...
dünyayı temizler gibi...
birlikteliği haykırırken doğaya...
birlikteliği haykırırken doğaya...
tanıtırken kendisini maviye...
tanıtırken kendisini maviye...
\

söylemeyi unutmuştum, söylemeyi ne kadar çok istesemde.
biraz gittin biraz geldim,
biraz gittim biraz geldin...
uzun uzun bir birimize dokunmadan, bakışlarımızdan sakındık ruhlarımızı.
uzağımda olmanı istemedim,
uzağında olmamı istemedin...
kalbin derinlilerinde seni arzularken,

yalnızlıkların çıkmazında yorulursan,
adımlarına beni giy öyle yol al yolculuklarına.
susmanı bahane bilip öyle konuş dudaklarıma.
sakın çekme sevgini sensizlik tohumu olmasın bakışlarıma.
sakın dokunma benden uzaklara,
yokluğun ölümü davet etmesin diyarlarıma.

sevgini kuşanıp öyle gülümsemeliyim bahara. seninle ıslanarak üşümeliyim akşamlara. gülüşünle ısınmalı gölgelerim, gülüşünle hayat bulmalı solmuş çiçeklerim. bana yol alırken seni bulmalıyım varlığımda.

sen bana boyanırken, tek bir katre olmalıyım boyandığın renklerimde. aşkın açık adresi seni sunarken ayaklarıma. yorulmak nedir bilmemeliyim sana aldığım yolculuklarda. :)

Metis ve Zorkedi.
Ses, renk, kelime ve ahenge bürümüşsünüz sayfayı. Pek şiirsel bir ruhum olmasa da, kalbinize ve zihninize sağlık..

Logos spermatikus // laissez faire laissez passer // PLATONIK

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu