sadece bir hamak,ufak bi ev,hep yaz,geceler hep serin,günler hep güneşli,bazen rüzgar.. ufak şişe şaraplarla edilen kahvaltılar bazen.. deniz kokan yastık,yorgan. yanık tenli omuzlarını öptüğüm sevgilimin yüzüyle yıkasam yüzümü. bütün kederler burda kalsa,bütün nefretler burda kalsa..gitsek iki deli buralardan,kendimize pupa yelken tımarhaneler bulsak. bahçe kapısına sarılmış asma yapraklarıyla zeytinyağlı sarma yapsam rakının yanına..o turuncu-mor akşamüstlerine acemi bir lezzet katsam. durduk yere kavga etsek,canımız sıkılsa,kızsam kanımın son zerresine kadar,boynumdaki damarlar çatlayana kadar küfür etsem sana,rakı şişesini kırsam,mezeleri döksem,ne halin varsa gör desem. ama..bi daha şimdi ki kadar çok özlemesem seni. ne bilim..ne bilim..
yan komsunuz olup, yanimda bir arkadasimla size ara sira kahvaltiya gelebilir miyim? Sarmalarinizdan da tatmayi cok isterim; ama soz kavgalariniza karismayacagim, siz de bizimkilere karismayin. Raki sisesi kirilinca bizden bi ufak isteyebilirsiniz, komsu komsunun kulune muhtactir nitekim.
Kacasim geldi benim de...
eli boş gelmezseniz tabi neden olmasın :) mesela,dereotlu,naneli,azıcık zeytinyağlı bi cacık olabilir.
Ey güzel, sen ki bana derdi derman edensin;
Şimdi: Çekil önümden, diye ferman edersin;
Senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
Ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.