
Dudakları çatladı teker teker. Önce alt, sonra üst dudağı çatladı kadının. Buz gibi soğuk, sıkıntılı ellerini dudaklarına götürdü. Dünden kalma rujunu soydu santim santim. Ellerine göz ucuyla baktığında ellerinin hem soğuk hem de kırmızı olduğunu gördü.
"Bitti" diye yineledi öteki, bu sefer kısa keserek, i’leri yutarak. Kadınsa bitmezden geldi. Buna rağmen merdivenler bitmek nedir bilmiyordu.
Kırmızı ve soğuk ve yorgun ve sıkkın elleriyle boynunu sardı kadın. Boynu kızardı, boynu üşüdü, boynu yoruldu, boynu sıkıldı.
O'na yaklaşırken her adımında, kendine uzaklaştı, yabancılaştı kadın. Hayatını gri ve tonları sarıp sarmaladı. Gri duvarlar çevreledi kadının hayatını. Suskundu hep duvarlar, griydi. Ellerini dokundu kadın duvarlara. Kırmızı elleri griye boyandı, gir duvarlarsa kırmızıya. Görmezden geldi kadın.
"Bitti" dedi beriki, bu sefer duyulabilecek en sessiz ses tonunda.
Burnuna pis kokular doldu kadının. Çürümüş meyve, sebze, yumurta, peynir, süt, kırmızı-beyaz-pembe et, çürümüş insan kokuları girdi kemiksiz burun deliklerinden. Midesi bulandı kadının. Kusmak istedi, kusacak bir yer bulmak istedi. Bulamadı, kendi içine kustu kinini, kendine küstü. Aldırmazdan geldi kadın.
Göz göze geldiklerinde tüm griler, kırmızılar, duvarlar, mide bulantıları, "bitti"ler, duymazdan, hissetmezden, bilmezden, bitmezden, görmezden, aldırmazdan gelmeler bir anda yok oluverdi.
"Sen olmasan ne yapardım ben" gibilerinden bakıyordu çocuk annesine. Öylesine büzülmüş, bükülmüştü işte. Gülümsemezlikten gelemedi kadın.
Usul usul yaklaştı kadın oğluna. Poposunu sildi, kuruladı. Bir dahaki tuvalet seremonisine kadar tertemiz yaptı kadın oğlunu ve ruhunu.
teşekkür ederim puella:)
bilmiyorum ama ben hikayenin sonunda bombayı patlatmayı seviyorum. neredeyse hikayelerimin tamamında son cümleleri koz olarak kullanırım.
onun için derim ki; hiç yormayın kendinizi, hikayelerimin 1 başını, 1de sonunu okuyun, tamam :)
çok hoş olmuş bunu tekrar okuyacağım... ama şimdi boğazda çay içmemiz lazım bestloser çağırıo:D:D:D
ne kadar ayıp ya. tamam asitim kaçmış olabilir, ama ben de 1 yerde insan sayılırım yani. bizi kimsenin 1 yere çağırdığı yok.
cıx cıx.
ehehehheahae
şimdi tekrar anlıyorum:D
kadın cinayet işleyecek sandım ama ufaklık cinayeti işlemiş annesine temizletiyormuşş, çok hoş bir bakış ve anlatım sevdimm...
akoni çok dikkatlisin:)
Güzel yazı tebrikler..
Çok güzel bir yazı olmuş sevgili Asiti Kaçmış Kola :)
Geçtiğimiz günlerde, "bir yazı gönderdim, şu an onayda, siz görün bakalım benim edebi yönümü" deyu tatlı bir efelenmeye girişmiştiniz yorum bölümünde, bu yazı o yazı mıdır?
Halı dokur misal işlemişsiniz kelimeleri metnin içerisine özellikle şu cümleyi, yazıda geçen cümle yüklemin bir fihristi olması ciheti ile çok beğendim;
Göz göze geldiklerinde tüm griler, kırmızılar, duvarlar, mide bulantıları, "bitti"ler, duymazdan, hissetmezden, bilmezden, bitmezden, görmezden, aldırmazdan gelmeler bir anda yok oluverdi.
Keşke kadınla birlikte yazı da bitmezden gelseydi...
(Yine de herşeye rağmen b'ktan bir final olmuş :P)
Eylemlerinizin ve şaşırtan finallerin devamı gelsin dileriz :)
Yorumunuzun finali de pek güzel olmuş sevgili proksima:)
Efendim, ileri geri sözler sarfetmiş olsakta bizde yazarların anlayışlarını şu dalgalı hayat denizinde birer korunaklı liman bilerek, böyle hoşgörü koylarına sığınıp, nemalanmaya çalışıyoruz, ne yaparsınız... :) (iyi kötü bir geri dönüş olmadı, onun da kaygılı telaşı içindeyim...)
şaka bir yana, yazı finali Son İmparator filmindeki bir sahneyi hatırlattı biz miskine, hani şu; beyaz, kırmızı, pembe etler, yumurtalar sebzeler bahsi...Küçük imparatorun lazımlığını ellerine alan danışmanları, bir kahve falcısının, bakacağı fincanı şöyle bir kavrayıp çevirmesine benzer estetik hareketlerle kokluyorlar, sonra da "yine etini yememiş kerata" diyorlardı... :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.