Vapura bindiğimde, insanların tek tek yerleştikleri o ilk zamanda herkesin oturdukları yerlerin birbirilerine en uzak köşeler olmasına gayret ettiklerini fark ettim. Her koltuğun önce en uç köşeleri doluyor ve bütün koltukların en köşeleri dolduktan sonra mecbur kalınarak insanlar birbirilerinin yanlarına oturuyorlardı. Birbirilerinden korkan veya birbirileriyle muhatap olmak istemeyen bir toplumdu insanların oluşturduğu…
Dışarı çıktım ve oyalandım orada uzun süre.
Dalgaların arasından coşup kabaran köpükler insana nerede olduğunu ve nereye gittiğini unutturacak kadar ısrarcıydı. Kadıköy- Beşiktaş vapurunun arakasında, alt bölümde bir direğe tutunmuş, yüzüme doğru esen rüzgârın yüceliğine kapılmış manzaranın tadını çıkarmaya çalışıyordum. Ara sıra belki simit parçası fırlatırım diye yanıma yanaşan martılar, rüzgârın içinde sanki yüzüyormuş gibi kendinden emin ve estetik hareketlerle yükselip alçalıyorlardı. Kız kulesinin küçük endamı ve Üsküdar’ın uzaktan görünüşü arka fonda yavaşça ilerliyordu. Zaman, hepimizi içine almış, büyük ve zevkli bir yok oluşa doğru sürüklerken, çalıştığımız yerler ve oradaki patronlarımız olup bitenden habersiz üstümüzde kurdukları baskı ve bilinçsiz para hırslarıyla, her zaman aklımızın uçlarında çirkin bir şekilde yaşamaya devam ediyorlardı. Onlar, gerçeğin güzel olan kısmını çoktan elemiş, kendi kazdıkları kuyularla ve kendi inandıkları gerçeklerle, zamanı es geçtiklerinden, büyük bir yaşama sevincini çoktan unuttuklarından ve neden yaşadıklarından habersiz bir şekilde küçük amaçlı robotlaşmış böcekler gibi kıvranıyorlardı. Aklımızdaydılar yine de. Geç kalma korkusunu içimize salmış, kovulma paniğini zaman zaman hissettirmiş, aileden biri gibi davranmaya çalışırken başarısız olmuş ve çalışmaya karşı bütün isteğimizi elimizden almışlardı. Cebimdeki son parayla bir simit aldım esmer satıcıdan. Yarısını yemek için ayırdım ve diğer yarısını İstanbul vapurlarına göre evrimleşmiş martılar için küçük parçalara ayırdım. Fırlattığımda birinden biri havada kapıyordu simit parçasını, engin denizin köpükleri arasında erimeden. Birden vapurun sesiyle irkildi tüm yolcular. Alışılmış bir sesin kendini unutturması ve sonra yine ortaya çıkmasının verdiği küçük ürperti ve arkasından hissedilen büyük güven duygusunu yaşadım tanımadığım insanlarla beraber. Tanımadığım ama aynı dili kullandığım insanlarla doluydu vapur. Bir şey anlatmak istediğinde seni anlayabilecek insanlar. Toplumun en güzel yanı buydu belki de. Huylarını bildiğin ve tanımadığın insanlar yaratmak.
Vapur yavaş yavaş Beşiktaş sahiline yanaşıyor, insanlar oturdukları yerlerden kalkmaya başlıyorlardı. Yağmur çiselemeye başlamıştı. Sert rüzgârın arasında damlalar bir o yana bir bu yana sürükleniyorlar ve bazıları yüzüme çarpıyorlardı. İlerlemeye başladım ve bardakları toplamaya gelen çaycıyla hafiften çarpıştım. Birbirimize bakıp aynı anda “pardon” dedik. Evet, aynı dili konuşuyorduk. Vapurdaydım tanımadığım ve aynı dili konuştuğum insanlarla. Ölümsüz bir rüyanın tam ortasında…
Dalgaların arasından coşan köpükler hala ısrarcıydı. Ellerimi montumun cebine soktum hafiften üşüdüğüm için, çakmağım geldi elime ve oynadım onunla cebimin içinde. Kimse bilmiyordu çakmağımla oynadığımı. Onu anlamsızca çevirdim cebimin içinde ve zevkte aldım sanırım bundan. Güzel ve sarışın bir kızla göz göze geldik ve utandım. Kız o kadar güzeldi ki bakamadım. İlerlemeye devam ederken iyiden iyiye kalabalıklaşmıştık ve istemeden birbirimize değiyorduk. Birbirine istemeden değen insanlar. Toplumun istemeden yaptığı şeylerden biri daha…
Artık gemi iskeleye yanaşmış ve insanlar inmeye, işlerine koşmaya başlamışlardı. Beşiktaş iskelesinin önü her zaman güzel kızlarla dolu oluyordu. Yine öyleydi. Ortalık güzel kızlarla doluydu nedense…
Sarı saçlı, esmer, kızıl, rasta yaptırmış, makyajlı, sade, dekolte, örgü kazaklı, canlı renklerde giyinmiş, kapkara asil kıyafetler, metalciler, hip hop tripleri, tekno sevenler, clubberlar, elektronikçiler, prograsifçiler, müzik ve yaşam tarzlarını belli edenler, arabeskçiler, piercingli ve dövmeli kızlar. Bana benzemeyen her şey ilgimi çekiyordu. Güzel olan her şey… Hayat güzel ve genç kızlardan ibaret değildi yine de. Hayat o an için vapurdan bir an önce inerek işe koşturmamla ilgili bir şeydi. Aptal aptal bakınmayı bırakarak dolmuşlara doğru ilerledim. Arkamda bıraktım kocaman vapuru. Dönüp baktığımda dumanı çıkıyordu turuncu siyah bacasından. Bir kez daha irkildim vapurun kornasıyla. Köşedeki güvercinler hayatın anlamını biliyorlardı. Susam ve kırıntılar onların ilgi alanıydı. Köpükler yine de ısrarcıydı.
notlarım dostane uyarılar olarak okunursa memnun olurum.
yazıyı okurken kulağımı tırmalayan bir iki hususu belirtip
gideceğim.
"fon" zaten anlam itibariyle "arkada, dipte, geride"
demek olduğundan anlamsal yineleme olmuş.
"vapurun düdüğü", otomobillerin kornası çalar.
haa, ben yazdım oldu, denirse bana hint keneviri çiğnemek düşer tabii!
yazıya gönül veren arkadaşımın azimle yazmasını dilerim.
mütevazı katkım olsun.
kabul ederse...
bir de vapur iskeleye yanaşırken insanların hep bir tarafa doluşması sebebiyle vapurun dengesi şaşar. bu bana hep, bizimkilerden bir zamanlar dinlediğim, fırtına yüzünden insanların panik yapması ve bir tarafa birikmeleri sonucu İzmit açıklarında batan yolcu vapuru faciasını hatırlatır.
ayrıca "vapur kornası" yerine benim de önerim "vapur sireni" olacaktı. artık yazar kararını verir bir şekilde...
siren sanki şey gibi pillipati, nasıl derler mmmm! bir alarm bir aman kaçın havası var, fabrikaların sirenleri olur meselâ, bir de Alaman Harbinde belediye sirenleri çokça çalarmış vatandaşa bir uyarı anlamında, lâkin kıbrıs çıkartmasındaki sirenleri ve karartmalı geceleri hatırlıyorum ben.
wwwwuuuuuuuuuuyyyyydddd... wuuuuuuyyyyyyddddd....... wwwwwwuuuuuyyyyydddd..... zoooooooooooorrrrrrrrr...
böyle miydi?
vapurda kız arkadaşımla simit yerken, agzının kenarında kalan o taneleri alıyorum. o anda vapurun düüdüğü sirein çaldı. ürktüm. elim yanlışlıkla kızın burnuna girdi. ayrıldık. bu nedenle sevmıyorum vapurlarda böyle şeyleri.
doğru yapmışsınız. ya arkadaşlığının ilerleyen zamanlarında mazllah elin burnunun yerine..... iyi olmuş... kız maraz çıkardı herhalde?...
Düdük deyince çok düdük gibi kalıyo oysa vapurun sesi nasıl woooooooooğğ diye ayaklanıyo millet onun için korna yazdım ben. Ama düdük benzetmesi var abi, mesela ceketi giyersin daracıktır yapışır her yerine "düdük gibi olmuş" derler.. Yoksa düdük tabi.
Bide hiçbi cinsiyet gözetmeksizin birbirini kesen insanlara bi anlam veremiyorum. Hadi kızlar nese de yaşlılarda yaparsa bu iş pek zevkli olmayabiliyor. Bu durum beni küpe ve pearcingimi çıkartmaya itiyor valla. Yaşlılar çok kötü bakıyor ve ben tırsıyorum:)
Kıyafetle, dövmeyle, piercingle veya başka bir şeyle paylaşımı olan insanlar sokakta birbirini görünce ufak bir rahatlama, garip bir huzur duyuyor. Aynı türden olanların birbirine yakınlaşması galiba bu. Aynı tür hayvanların sürü halinde dolaşması gibi. Çok çeşitlilik var insanda, ne kadar radikal veya farklı olucam diye kasarsak kasalım bir süre sonra kendimizi benzerlerimizle bir arada buluveriyoruz. Kasmayanlar zaten iç içe.
Futbol stadyumlarında aynı renkle yumak olmuş insanların aldığı huzurun bir boy küçüğünü yaşıyoruz, yoksa bir boy büyüğü mü?
acuistic itiraf ediyorum bende bakıyorum pearcing takanlara, aslında yanımda kimse yokken denk gelse, gidicem yanına, pardon bir bakim diyeceğim ama yalnız denk gelemedim:))
Bu gün beynim çok bulanık kusura bakmayın saçmalıyorum yorumlarda, kaçtım ben hoşçakalın.
efendim bol miktar piercingimden yav bu acımıyor mu şeklinde sürekli dilimi burnumu oramı buramı elleyen zihniyetten tiksinmek süreti ile arınmak zorunda kalmış biri olarak yolda piercingli gördüm mü nedense iğreniyom garip bi şekilde. hayır hala bi tane mevcut olmasa kıskanıyorum derim ama o da değil. bu bağlamda bestloser ve zoeye katılmıyorum.
estetik açıdan ya da isteme bağlı açılardan bi itiraz ya da yorum değil ki.istem içi sürüleşmeye ve bi de bunu "ben böyleyim ya sen" edalarında sunan sürü kısmınadır kelamım...
e tabi yaraya gocunma misali duruşlarda gözlemlenebilir.ya da efendim konuşcak bi cümle bulamadım durun şurdan gireyim.bakınız yukarda beyni bulanmıştı kaçmış mış...hoşçakalınmış...e tabi dönüşümümüz tamamlanmakta.evrim budur işte...insanlıktan maymunluğa...alınganlık yapanın ağzına biber sürerim haaa...
hadi kaşı, göbeği deldiniz dili nasıl deliyorsunuz? biri bana bunun felsefesini açıklasın. piercingli gördüğüm herkese "çocuğum anan baban yok mu senin" diyorum. hatta "işin bokunu çıkarmışsınız" diye de ekliyorum.
saNırım dokuNma yada bakMa isteğini diLe getireNiN tavrıda öNemLi bu koNuda.pierciNg yaşadığımız yerLerde haLa norMaL oLmayaN davraNışLar aRasıNda ve ilk bi kaç sıRada.doLasıyLa MansoNiL'e katıLıyoruM bu koNuda.
Zoey Hocanın lafı benim kafama çarptı:) Yanlış anklaşılma oldu hocam, alınganlıktan değil istemeden birilerini kırmak istemediğim için kaçıyorum. Çok sivri oldu dilim, uykusuzluk falan yani, insanlık hali hepiniz sağlıcakla kalın. Piercing olayına gelince kızlarda dudağın yanında süper duruyo dimi ya?:D
ben mansonilized dolayısıyla söylenmiştim.kırmak ve de kırılmak mı?şunu belirteyim bestloser kırılmak alınmak küsmek küfür felan filan...burası ahlaklı dayanışma merkezi değildir.ve burda günlükte tutmuyoruz.lafım sadece şahsınıza değil.dileyen dilediğini yazar muhakkak...ama hayatlarımızı deşifre etmeyiz burda diye düşünmekteyim ve de söylemekte...
Ben burada hayatımı deşifre edeceğim itirazı olan var mı? Ya da buna kırılan? Ya da hayatımı deşifre ettiğime emin olabilen? Herhangi bir isim gördünüz mü yazıda sevgili Zoey. Ahlaklı dayanışma merkezleriyle işim olmaz benim tersine yazının ahlaksız olduğundan yakındığınızı düşünüyorum. Neye tepki göstereceğinizi iyi düşününüz beni yormayınız. Sabrımı denemeyiniz. Bana değil yazıya yorum yazınız karşınıza çıkan bir yazıdır ben değil. (henüz)
efendim sanat ahlaksizdir gercektende..yazar istedigini yazar.ister sevisir sabaha kadar ister adam keser..bunun illahki birebir yasanmis olmasi yada yasanmamasi bizi baglamaz...yazar duygularini istedigi gibi aktarir.
ister kasabin kedisini oynar....yazisinda
ister paris hilton salaginin cirkin köpegini yahuu bir itirazinizmi var ??? yazarken izinmi alacaz...??
sey pardon hayatin özelini seyettirebilirmiyim diye???
yok kardesim ..istedigin gibi yaz...senaryo gibi yazmissin gerci !!!ama olsun...gayet hos.
ve keyifli bir yazi.
beni bağlamaz ahlaki değerleri yazının.kişiyi kendisini bağlar.yazılara edecek kelamım olursa esirgemem.kuşkunuz olmasın.eleştirim başka bir husustaydı...
Eyvallah, gözlerinizi yorup okuduğunuz ve yorumladığınız için çok teşekkür ederim.
ama hayatlarımızı deşifre etmeyiz burda diye düşünmekteyim
@zoey, eğer yazdıklarımızın hepsinin gerçek olduğunu düşünecek olsaydık benim şimdiye kadar sevgilimi bir uçurumun kenarından atlamak üzereyken kurtarmış, bir adama pandik atmış ve kendimi bir tren bakım atölyesinde patlatmış olmam gerekiyordu.
şimdi yukarıdaki ifadeniz bize böyle birşey hissettiriyor. daha detaylı belirtirseniz nasıl düşündüğünüzü daha iyi anlayabileceğiz. umarım ben de sizi yanlış anlamıyorumdur.
bi kelam ettik ve gördük ki nede meraklıymış hafif ahali kulağını tersten tutmaya.ben bu kırmak ve de kırılmak namına duygusal tavırları deşifre etmek bir de hoşçakallı cümlelere tepkimi belirtmek istemiştim.amuda kalkim mi anlatırken?belki daha açıklayıcı olur(!)
ben şahsen neden benim yüzümden söylendiğinize vakıf olamadım. açarsanız sevinirm. yok açmayacağım derseniz de eyvallah.
Bizim toplumumuz pearcinge neden acayip bakar anlamam. Linet istediğin kadar yakından bakabilirsin hatta elleyebilirsinde ama ellerini yıkaman daha iyi olacaktır. Nevdalist, benim anam babam hala yaşıyor, daha piç değilim. Olunca çağrı atarım sana.
a ha da tehtit te edermiş beni (henüz) diyerekten.gel anam gelllll.şindi gördüm...görme yetisini kaybeden biriyim ne de olsa...bilsem daha önce çağırırıdım...
Yeni uyananlara günaydın diyorum hemen. Ardından sevgili zipsofizmin bozuk ağzına gülüyorum. (Henüz) lafını tehdit olarak algılayan korkak beyinlere hitap etmedim hiç bir zaman. "Sanat ahlaksızdır" cümlesini felsefi olarak düşünmekten aciz mahalle ağzıyla edebiyatın göbeğine balıklama dalmış trajikomik insanlara ne diyebilirim. Onların kim olduğunu söylemek onlara hakaret olacaktır. İnsanlık, böyle korkak ve sürü psikolojisi içinde ne yapacağını bilmeden yaşamıyorlar. Kendinizi mahalle maçında top koştururken bulduğunuz yıllar geçti. Uyanın ey uyuyanlar, çekin elinizi sanattan veya insanlıktan.
Sevgili zipsofizm söylediklerim gücüne mi gitti bilmiyorum ama yanlış anlamadıysam bilincin biraz olsun yerine geldi ve belki biraz kendini tanımanı sağladım. Ne dersin? Bu yüzden nefret duydun kendine bir an için. Ağzında dolşatırdığın o küfürler, hiç bir zaman yapamadığın ve yapamayacağın eylemlerin örnekleridir bunu unutma. Penisin veya cinsel hayatınla problemlerin varsa bu küfür olarak dışa vurur. Eğer onlardan memnunsan belki bir şeyler yazabilirsin. Edebiyat memnunluk vermeli değil mi? Ah zavallı küçük insan beni anlamıyorsun, çocukların da anlamayacaklar, belki torunların biraz. Beni yorma kendi kendini aşağıla ve biraz geliş artık. Sana verilebilecek bir tavsiye yok. Evrimini tamalamamaış olarak aramızda dolaşmana razıyız olay bu.
Senin gibi insanlar hiç bir yerde hiç bir zaman kalıcı olamadılar. Ve bu gücüne gidecek bir şey değil senin. Sen insanlığın utandığı kesimi temsil ediyor ve bunu farkına varmıyorsun. Ah zavallı bilinçsiz maymun beyni, seni eğer aşağılamaya başlarsam sabaha kadar ağlarsın ve yine de farkında değilsin. Senin gibi insanlar kahvehane köşelerinde kavga çıksa diye bekler ve haytlarını buna adarlar, senin gibi insanlar ağızlarında cinsel organların metafiziği olmadan yaşayamazlar ve senin gibi insanlara hala insan diyorlar. Zavallı küçük adam. Zavallı sapkın ve yok edilişiyle başbaşa yalnız kahraman.
bestloser:son yorumun 'dinle küçük adam' adlı kitaptan araklanmış gibi sanki.hiç değilse yakın zamanda okuduğun belli oluyor:).
Söyleyecek bir lafın bile yok çocukluktan kalma küfürlerin dışında ebeveynlerinden öğrendiğin acizliğin göstergeleri. Sadece basit, karşısına çıkılıp cevap vermeye değmez hayvan. Eğlenmeye şimdi başlıyorum ben küçük bir insanla konuşurken. Mizah burada ortaya çıkar çünkü. Büyük bilinç, küçük bilinci diğer büyük bilinçlere gösterir ve budur mizah. Küçük bilinç kendini bir savaşta sanırken, büyük bilinçler uzaktan eğlenirler olan bitenle, bir komedyenin yaptığını yapıyorum burada. Güldürüyorum insanları ve malzeme sensin. Anladın mı?? Sanmıyorum.
Evet Absence benim de aklıma gelmedi değil, en yakışanı buydu:) Nietzsche tarzında girecektim olaya aslında olmadı böyle yaptım. Keskin gözlerin var:)
ama yapma böyle,okuduğun yazarlar ele geçirmesin sonra ,tazecik zihnini.kendi fikrini kendin oluştur..bak bir de inana denk gelmişsiz,hiç affetmez alır aklını mazallah!
Teker teker aşağılamak çok zevkli olurdu sizi. İkişer ikişer de.. İşlerim var, tuhaf gelebilir size. Gİtmem lazım kendinizle savaşın, bunu öğrenin. Budur cesaret. Sizin tek düşmanınız var içinizde yaşayan. Size öğretilenler arasında eksik olanlar ve gereksiz önyargılar. Sizi maymunluktan kurtaramayan şey bu. Daha çok yardım beklemeyin benden. Sokup çıkarmaya devam.
bem demiştim dimi..evrim tamamlanıyo insanlıktan maymunluğa...ya da maymunlarmı dile geldi ne...bence ön kaburgalarınızı aldırın ve kendinizi tatmin edin...
sadece metamorfozu gecikmiş bir kimse;ödüllerle anca öğrenebildiği el çırpma eyleminden fazlasını yapabilenleri görünce,şaşırdı...bestloser,sen öyle kenardan alkışlarkende iyiydin yahu.nerden çıktı bu yazma işi?
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.