Korsanlık ve yağmacılık her devirde olmuştur. Bahsedeceğim olayın da bir geçmişi var. Tesadüfen oluşan bir durumun, yağmacılığa ve belki de korsanlığa dönüşerek günümüze kadar nasıl ulaştığını anlatıyor.

Olayımız İngiltere’nin batı kıyıları ve özellikle Devon isimli kıyı kasabasında geçiyor. Buradaki insanlar yüzyıllar önce kıyılarda ateşler yakarlarmış. Gecenin karanlığında fırtınalı havalarda, gökyüzü delinmiş halde yağmurlar yağarken, göz gözü görmez haldeyken, gemi kaptanları kıyıdaki bu ateşleri fener zannederler ve olumsuz koşullardan kurtulmak için teknelerini oraya yaklaştırmaya çalışırlarmış. Kurtulma ümidiyle kıyıya çok yaklaşan gemiler, kayalıklara bindirir, paramparça olur, kaptan suratı şallak mallak vaziyette teknesini mi kurtarsın, malları mı kurtarsın ne yaptığını bilmez halde debelenirmiş. Canını kurtarmak isteyen denizciler kendilerini kıyıya zor atar, yaralı maralı sağ kalmaya çalışırlarmış. Ertesi sabah da buranın halkı kıyıya vuran malları görüp, bunlarda nereden geldi diye şaşırıp ama yine de sahibi kimdir, nedir ne değildir diye araştırmadan toplamaya koyulurmuş.

Ancaaaakk, geçtiğimiz günlerde İngiltere kıyılarına vuran yüzlerce dev konteynır ile efsane geri dönmüş.
Konteynırlar Devon halkı tarafından tabiki de yağmalanmış, dedelerinin ruhuna herkes rahmet okumuş.
Fıçı fıçı şaraplar, yepyeni ve çok pahalı motosikletler, spor ayakkabılar, elektronikler, türlü çeşitli kullanım eşyaları Devon’un güzel kıyılarına akın eden yüzlerce kişinin evlerini doldurmuş. Polis, bu malları alanların kayıt ettirmemeleri halinde hırsız durumuna düşeceklerini bildirse de, denizde bulanan mal bulanındır ilkesinden hareketle kimsenin taktığı yokmuş.
Ve ayrıca benim bu görselleri aldığım İngiltere Kraliyet Deniz ressamları Derneği'de denizle ilgili her konuyu; yelkenlileri, gemileri, plajları, denize girenleri resmedenler tarafından 1939 yılında kurulmuş.
Bugünlerde bir sergi ile çalışmalarını sergileyecek olan ressamların koleksiyonuna buradan ulaşılabilir
Resimler arasında ilginçtir ki Türkiye kılılarında bir iskelede 2 kayık da var.

ben de ufak bir öneri yapiim yazıyla beraber dinlemek için. çok keyifli korsan şarkıları toplaması: rogue's gallery
müracaat emule :)
Yazı çok hoş, doğruluğu önemli bile değil, bayaa keyifli kısa hikaye gibi anlatılabilir, hoş bir tarihi kesit. Yalnız, (biraz ekmek teknesi dizisindeki "kıl" gibi olacağım ama) "aga ateşi neden yakıyorlarmış?"
efendim, eski zamanlarda kıyılarda ateş yakmak kıyı halkının geleneğiymiş.
Bu hem orada yaşayan insanlar olduğunu cümle aleme göstermek, hemde denizcilere referasn noktası belirtebilmek içinmiş. Bu ateşler şu anda kullanılan deniz fenerlerinin atalarıdır. Gel zaman git zaman, denizcilik ilerledikçe, bu ateşler yerini fenerlere terkeylemiş. Ve bu hikayedeki gibi tekneler, fener görüp kayalara bindirmesinler diye de türlü çeşitli hal almış, fenerlerin yükseklikleri, hangi mesafeden görülebildikleri, ışıklarının rengi, çakma adetleri ve çakma aralıkları, haritalar üzerinde belirtilmiş ve denizci bir fener gördüğü zaman bu fenerin boyuna posuna, ışık rengine felan bakıp fenerin neye dikkat çektiğini anlayabilir yeteneğe erişmiş. Böylece deniz kazaları azalmış. Denizciler ayrıca ummanda nerede olduklarını bu fenerler sayesinde daha kolay tespit etmiş. Şimdi GPS çıktı mertlik bozuldu. Güzelim fenerlerin yüzüne bakılmıyor artıkın.
Bkz. avatarım.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.