Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "There Will Be Blood - Kan Dökülecek"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Şişkin ve ıslak Arnavut kaldırımın taşlarını selamladık dışarı çıkarken. Sonbaharın kirli mavisi her tarafı kaplamış ve kalplerimize tuhaf bir efkâr bulaştırmıştı. Yağmur az önce sessiz şarkısını sokakların buğusuna fısıldamıştı. Çöp ateşi etrafında ayyaşlar birikmişti, karanlığın güvenilir elleri sarhoşların şarkılarına eşlik ediyorlardı. Yavaşça çöküyorlardı onlara sarılır gibi, onları koruyacaklar ve muhafaza edecekler gibi… Güvenilir karanlık eller, muhafazakar, sessiz…
Binalar üstümüze eğiliyor, sonrada bize yol veriyorlardı. Mırıldanıyor ve ağaçlarla muhabbet ediyorlardı. Ağaçlar birbirine sarılıp bize gülüyor, çimenler üstlerine bastığımızda bizi azarlıyorlardı. Tatlı sert bir tavırla, içten ve her zamankinden daha cana yakın görünüyorlardı. Yokuşun başında nefeslendik ve direklere sarıldık. Asfalt nefes aldı ve kabarttı göğsünü. Derin bir iç çekişten sonra tuhaf uykusuna geri döndü. Arkadaşım bir vardı bir yoktu. Arkadaşım masal oldu…
Oturuyor veya ayaktaydık, uçuyor veya yüzüyorduk, koşuyor veya uyuyorduk direklere sarıldık.
Birden koştum yokuş aşağı ayaklarım yere değmeden. Yeterli hıza ulaşıldığında ayaklarını yere değdirmene gerek yoktu. Belirli bir hıza ulaştığında yükselmen serbestti. Uçuyorduk ayrı köşelerde.
“Hey buraya bakın, İstanbul t.şaklarımın arasında.” Bağırıyorduk ve bakıyorlardı insanlar gökyüzüne… Bizi görüp görmezden geldiler her seferinde.
Şişkin ve ıslak Arnavut kaldırımın taşlarına erik ağaçlarının yaprakları dökülmüştü son baharda… Erikler de hemen arkalarından yeşilden sarıya binlerce renk tonuyla yuvarlandılar… Süzülerek, iz bırakarak ve su birikintilerinde dibe batarak canlandılar.
Korkuluklar korkuttu bizi sonra, sokaklarda binlerce korkuluk, ellerini kollarını sallayarak dolaşan ve kemikleri tahtadan…
Evlerden işlere giden, kapılardan aniden fırlayıp çıkan… Bekleyen gülüşen korkan, ağlayan ve konuşan korkuluklar. Dilekleri tahtadan…
Birbirimize bakıp anlaştık konuşmadan. Sessiz ve hareketsiz bir şekilde söyledim o cümleyi: “uçuşa devam dostum, uçuşa devam.”
Başıyla onayladı ve havalandık birer kuş gibi yeniden. Deniz kıyısına, dev bir nefes alış verişinin tam ortasına… Yaladı bizi dalgalar ve okşadılar dev keskin pençeleriyle her yerimizi… Islandık ve parladık Arnavut kaldırımın taşları gibi. Üstümüze basıldı ve ses çıkardık tıkırtılar şeklinde. Hapsolduk ve özgür kaldık istediğimiz her yerde. Erik ağaçlarının fıkralarına konu olduk son bir defa… Acıktık ve çorba içtik gecenin sonunda, lezzetli ve komik bir akşam ziyafetinin tam ortasında. Ülkenin dışında, başı ve sonu olmayan bu küçük tuhaf dünyanın arkasında... Gölgede, yeraltında.


18 ahkam var

Ahkâmlar

Anadolu Kavağı nın en tepesinden bak bir İstanbul a..
Denizi kucağına almak istersin de gelmez deli..

kremalı börek sütlü çörek.

homini gırtlak, püfini kandil..

cumba yatak.

Yağı bir tencerede kızdırın ve soğanı yemeklik doğrayıp, yağda pembeleştirin.
İçine unu ilave edip hafif sararana dek kavurun.
Mantarları limonlu ve tuzlu suda haşlayın.
Daha sonra çıkartıp küçük küçük doğrayın.
Kavrulmuş olan unun içine mantarların suyundan ekleyin.
Su kaynamaya başladığında içine mantarları, krema, tuz ve karabiberini ilave edip 10 dakika daha pişirin.
Sıcak olarak servis yapın.

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

mnam.

afiyet bal şeker olsun:=)

hayatı HAFİF'e alın...

Bu tarif 6 kişilik. Ben ve manson ilk iki kişi geri kala kapsın tabakları.

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

ben bulaşık yıkamam

hayatı HAFİF'e alın...

benim "ilk aşkıma" yazımda bulaşığı bana bırakmıştın. Bu sefer sıra sende best:)

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

off burda da beni buldu :=(

ver, süngeri ver uzatma!

hayatı HAFİF'e alın...

nei anlattıysan eğer çok güzel olduğu ve benim anlamadığım kesin... anatema ne die sorucam Lost control diceksin:D::D

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

Ana tema "mantar" sen anlarsın seko'm

hayatı HAFİF'e alın...

ehueahuae şimdi kaptım

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

burada yazmak eğlenceli demiştim sana :=)

hayatı HAFİF'e alın...

evet baya sarıo yazmak istior insan hafif te ne diecekler die :D:D:D

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

vay uç uç böcekleri sizi! :))

yazıya yorumum: Hezarfen Çelebi de böyle anlatabilmiş miydi acep?

kesinlikle daha iyi anlatmıştı, yoksa şimdi duyamamış olurduk:=)

hayatı HAFİF'e alın...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu