Birinci Adam: Baba yorgun, ayaklarını uzatıp gazetelerini okumak istiyor bir pazar günü. Oğlu tutturmuş: Hani beni sinemaya götürecektin? Adamcağız düşünmüş, hali yok yerinden kıpırdamaya. Çocuğun dediğini yapmasa da olmaz. Gözü, gazetedeki bir dünya haritasına ilişmiş. Haritayı yırtarak parçalara bölmüş, oğluna: Haritanın parçalarını doğru yerleştir, sinemaya gidelim, demiş. İçinden, artık akşama kadar bununla oyalanır, diye umutlanırmış. Bir de ne görsün, iki dakika sonra velet, Bitirdim baba ! diye çıkagelmiş. Adam şaşırmış: Nasıl becerdin bu kadar çabuk? Oğlan kurnaz kurnaz gülmüş: Haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzeltince, dünya da düzeldi...
İkinci Adam: Hıımm. vay be! Arkada kimin fotoğrafı varmış peki?
Birinci Adam: Ne fark eder? Bunun bir önemi yok ki. Sen bi şey anlamadın galiba bu hikayeden.
İkinci Adam: Yoo çok güzeldi valla. Anlat abi daha varsa.
Birinci Adam: Şimdilik yok sonra aklıma gelirse anlatırım.
Bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
İkinci Adam: Adam yorgunluktan gebermiş. Oğlu da filme gitmek istiyormuş. Adamın kıçını kaldıracak hali yokmuş. Çocuk çok tutturunca adam almış evdeki dünya atlasını yırtıp atmış çocuğun önüne demiş Al lan bununla oyalan. Çocuk bakmış şöyle bi yırtık parçalara Ulan ben bunu napayım? Birleştireyim en iyisi demiş. İki dakkada birleştirivermiş. Göstermiş babasına. Babası demiş ki: Naptın oğlum? Ne çabuk birleştirdin böyle? Çocuk demiş arkada şeyin resmi vardı.. Bi dakka ya kimin resmiydi? Birinin resmiymiş işte, o çok önemli değil. Dur ya... Bi artizin fotoğrafıydı galiba, yanlış hatırlamıyorsam. Neyse salla. Madonna diyelim biz ona. Ha evet Madonna. Çocuk demiş ki ; Madonnayı düzeltince harita da böyle oldu işte
Üçüncü Adam: .........
İkinci Adam: Ne o, sen pek bi şey anlamadın galiba bundan?
Üçüncü Adam: Anlamadım valla. Peki Sinemaya gitmişler mi sonra?
İkinci Adam: Ne bileyim lan. Burada önemli olan o değil ki. Onu da sen düşün karar ver.
Bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Üçüncü Adam: Herif yırtmış atmış ansiklopediyi çocuğun önüne. Çocuğu bi göt korkusu sarmış tabii... Hemen almış ansiklopediyi doğru Madonnanın evine. Bak bu anlattığım olmuş bi şey haaa. Öyle ağız burun büzme bana. Hayret bi şey yaa...
Dördüncü Adam: Nerde olmuş abi?
Üçüncü Adam: E Amerika dolaylarında tabiii..
Dördüncü Adam: Ya benim gibi milliyetçi bi adama Amerikan hikayesi mi anlatıyosun?
Üçüncü Adam: Sen bundan bi bok anlamadın galiba. Hikayenin nerde geçtiği önemli değil ki burda...
Bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Dördüncü Adam: Velet çok ısrar edince Oğuz Kaanın kafası atmış tabi. Gitmiş ordan Kutadgu Bilig tabletlerinden birini tek darbede parçalamış koymuş veledin önüne. Velet düşünmüş taşınmış. Az gitmiş, uz gitmiş varmış bir Kızılderili Bilgenin divânına. Adam Türk ama kendini Kızılderili zannediyor. Neyse Bilge bunu 40 gün 40 gecede birleştirmiş. Çocuk almış tableti varmış babasının yanına. Oğuz Kaan Naptın oğul? Ne tiz birleştiriverdin? demiş hayretle. Ama daha çok hayret ettiği şey tablette çıkan şekilmiş. O zaman anlamış işte Kızılderililerin Türk soyundan olduğunu.
Beşinci Adam: Vay be bak Allahın işine. Eee sonra sinemaya gitmişler mi bari?
Bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Beşinci Adam: Hazret daha çocuk yaşta ama biliyor bunun Allah tarafından bir imtihan vesilesi olduğunu. Geceleyin tabâsına emrediyor değiştirtiyo tabletlerin yerini. Başına da bir dut ağacı diktiriyor.
Altıncı Adam: O neden dayı?
Beşinci Adam: Canım, Hazret hocasını imtihan edecek ya.
Altıncı Adam: Allah Allah? İlginç. Neden Hocasını imtihana çekiyor ki o çocuk yaşta?
Beşinci Adam: Oğlum bunlar büyük hazretler, öyle her işlerine akıl sır erdirilmez. Hem bu hikayede önemli olan bu değil ki. Sabrımı taşırma.
Altıncı Adam: Tamam tamam sustum.
Beşinci Adam: Hoca efendi ertesi sabah geldiğinde, hazret; Hadi hocam biz Cumaya Ayasofyadayız istersen gel sen de, diyor. Hoca tabi bi terslik olduğunu anlıyor. Ayasofya kilise değil miydi diye düşünüyor içinden.
Altıncı Adam: Eee tabletlerin yerini sormayacak mı?
Beşinci Adam: Soracak ya hu! Hasbinallahvenimelvekil! Azcık sabırlı ol evladım. Hoca efendi de tam bunu düşünüyormuş. Yahu ben bugün bi şeyin yerini gösterecektim neydi o? Hay Allah unuttum. Rüyamda da görmüştüm yav. filan diyor.
Altıncı Adam: Vaaay o da ağız arıyor ha?
Beşinci Adam: Yok...tam olarak öyle sayılmaz...
Altıncı Adam: Peki gemiler hala kara da mı duruyor? İndirmiyorlar mı suya?
Beşinci Adam: Sen susacak mısın?
Uzun bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Beş yüz altmış sekizinci Adam: Bu, benim bir arkadaşımın arkadaşının arkadaşının başından geçmiş gerçek bir olay. Bu çocuk manitasıyla beraber uzun bir yola çıkmış. Gece otobanda ilerlerken yolun ortasında bir geyik cesedi görmüşler. Çocuk arabayı kenara çekmiş. Bu sırada kız arkadaşı yırtık yol haritasını yapıştırmaya çalışıyormuş. Derken bagajdan garip sesler gelmeye başlamış...
Beş yüz altmış dokuzuncu Adam: Şu gastenin verdiği haritalardan mı?
Beş yüz altmış sekizinci Adam: Bona şimdi bunun ne önemi var?
Uzun bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Yedi bin sekiz yüz kırk altıncı Adam: O zamanlar daha Bruce Leenin oğlu hayattaymış ve babasıyla beraber film setine gitmek istemiş.
Yedi bin sekiz yüz kırk yedinci Adam: Bruce Leenin hangi filmi bu?
Yedi bin sekiz yüz kırk altıncı Adam: Tam olarak hangi filmi olduğunu bilmiyorum.
Uzun bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Yüz seksen bin üç yüz doksanıncı Adam: Sonra tüccar, Picassoya Bu kadar para istemeye utanmıyor musun? Alt tarafı beş dakkanı aldı şu yırtık logoyu yapıştırman, üstelik düzgün de yapıştıramadın, demiş. Ve Picasso adama ne demiş biliyor musun?
Yüz seksen bin üç yüz doksan birinci Adam: Ne demiş?
Yüz seksen bin üç yüz doksanıncı Adam: Benim tarzım bu. Beğenmediysen siktir git başkasına yapıştırt! demiş.
Uzun bir süre sonra başka bir mekan ve zamanda.
Üç yüz yirmi bin altı yüz otuz ikinci Adam: Ve işte Beethoven bu yüzden sağır olmuş.
Üç yüz yirmi bin altı yüz otuz üçüncü Adam: Eee sonra sinemaya gitmişler mi?
Vs. vs. vs.
Oolm neden dergimiz için yazdığın bu yazıları umutsuzluğa kapılmış gibi yayınlıyorsun... İnternetin her sitesinde bunları yayınlarsan sonra dergide nasıl basarız!
pinhanda şey var,.. ilk albümünü çıkarmak için beş yıl bekleyip de süper albüm yapan wannabe şarkıcıların enerjisi,.. ama bakalım materyal bitip yeni bişiler yazmak zamanı geldiğinde bunu bşr yıl içindeyapması gerektiği bilinci kafaya dank edecek mi,..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.