‘Bitik hayatlar tiyatrosu’ afişlerinde
Ağlayan gülümseyen mimikler
Yüzüm düşer yorgunluktan
Kırık ezgiler
Anlayışlarıma ters gelen festival soytarıları
Zorba düşlerin kahır kokan sonları
Yazım hataları var kurgusuz senaryolar
Gözyaşı buhar madem
Masal dağı duman tüterken
Ateş böceklerinde ışık saçma telaşı
Katran karası gece tutsaklığı
Feri gitmiş gözler gardiyan ararken
İşaret parmağını dikmişken sırça köşke
Bahçesinde yeşil görmemişken
Güller diken, papatyalar fal açmamışken
Pas tutmuş kapı kolu
Ziller hep canhıraş
Tuğla örümü kırmızı duvar
Şamdanda bir mum karanlığa
İçeri girmişliğin var sessizce
Kekremsi şarap tadında bitmişliğin
Başlamamışken daha
Güneşe el sallayamamışken
Başında ısınmaya çalıştığım bir soba
Su faturası bir sonraki maaşa
Naftalinsiz elbisem küf kokar
Cebi delik üstelik
Ütüsüz buruş buruş
Tüm duygularımda kaoslar
Hür düşüncemde pranga
Bir bildik vardı artık
Hem de çok tanıdık
Küpeşteden ibaret bir gemi…
Ürünlerinizi kronolojik olarak incelediğimizde dizeleriniz, giderek cümle kabuğundan sıyrılarak daha sık bir biçimde imgelere bulanıyor aziz dostum Pelitas....şol imgeler ki, nazım denilen musıkinin saf ve temiz notalarıdır metinleri senfonilere eviren...
Bir nevi kolajı olmuş yazdıklarınız hayatınıza dair...küçük enstantaneleri resimlediğiniz ve şiir panosuna yapıştırdığınız bir çalışma sanki...faturalardan, kışın geçmesinden, kışa ait ne varsa saklanmak için kaldırılmasından beğenerek üzerinde düşündüğümüz kimi teşbihlerinize değin;
"Küpeşteden ibaret bir gemi…"
"Gözyaşı buhar madem
Masal dağı duman tüterken
Ateş böceklerinde ışık saçma telaşı"
Hür düşüncemde pranga
Hep ters düşsün anlayışınıza doğru bellemediğiniz gerçekler sevgili Pelitas...Yureginize saglık..
"Anlayışlarıma ters gelen festival soytarıları
Zorba düşlerin kahır kokan sonları
Yazım hataları var kurgusuz senaryolar"
küpeşteden bakılmış koca denize, altındaki proksima sözcükleri de pruvası olmuş teknenin, bana da dümen suyunda anaforlaşmak, karışıp denize yakamoz olmak düşer...
Böylesi sessiz, böylesi sükut içinde mi olmalıydı Polat dostum? Maviş semada asude kayan bir yıldız misali çekip gidişiniz :(
(Kısmet, ferah ve geniş küpeştede, jübilenizi yapmakmış sönük geçen bir partide...içkilerini yudumlamakta, kanapelerini yemekte herkesler...sizi ise köpüklere dalmış öylece deryaya bakar görmekteyiz...)
Yitişiniz bereketlere kessin dilerim...
yitsem de seninledir yüreğim...
onca zaman geçirdiğin
nasılsa aramaz olacak ansızın?
günlük, insanı boğan telaşelerine yoracaksın ,
yaşam derdine, geçim sıkıntılarına vereceksin
arayamamalarının tane tane dizili özürlerini..
neden sonra gelecek aklına aramak,
sormak biriki tanıdık aşinaya...
veeee
"o da kim" diyecek çaldığın her bir kapının köle ruhlu bekçileri.
merak yapraktan süzülen çiğ gibi,
yavaş ama derinden kuvvetlice girecek ruhunun içerisine...
daireler gelecek resmiyet çelenkleri ile bezeli,
nüfus idaresine gideceksin
kayıtları sorgulatacaksın...
"böyle biri hiç varolmamış ki "diyecekler sana
bıyıkaltından gülerek veyahut şüphe ile...
çaresizliğini izlerken kendi yüzünden
şen kahkahalarım çınlatacak
içine asla sığamadığım
doldurulması imkansız boşluğumu.
dayanamayacağım en sonunda,
aynaya baktığın bir anda,
hani tam o gözlerine baktığın sandığın,
lakin gözlerine benim baktığım o sihirli anda işte...
"şapşal" diye bağırarak görüneceğim gözüne...
"ben sandığınnicedir aradığın halbuki,
güldüğünde gözlerinden fışkıran umut şerhalelerinden başkası değildi ki"
diyeceğim ve yiteceğim apansız...
şaşkınlığın uzun sürmeyecek ey dost,
güleceksin inceden inceye,
yükselen, sel misali coşan bir neşe ile...
neden sonra,
seni nicedir aramaz olanın,
seni hiç unutmadığını görecek,
kardeşinin bu vefasına iki damla gözyaşı dökeceksin...
güleceksin,
göreceksin,
yitsem de seninledir yüreğim...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.