Pazar günü dünyanın pek çok köşesinden milyonlarca insan televizyonunun başına geçip gözlerini heyecanla İstanbul'a dikecek - İstanbulPark yarış pistine daha doğru söylemek gerekirse. Le Mans 1000 km yarışı 9 Nisan Pazar günü 2. kez İstanbulPark'a konuk oluyor.
Geçtiğimiz sene pistin inşası için harcanan parayı (80 milyon Euro) duyan pek çok yurttaşın aklına gelen soru ise muhtemelen şuydu: senede bir gün için bunca para harcanır mı? Bence harcanmaz - zaten bu para bir gün için harcanmadı da. F1 dışında WTCC, DTM, MotoGP ve Le Mans gibi muhteşem uluslararası organizasyonlara da ev sahipliği yaptı İstanbulPark. Dahası Türkiye'de gerçekleştirilen pek çok kupa yarışı, bu uluslararası yarışlar öncesinde start alarak daha geniş kitlelere ulaşmayı da başardılar. Bütün bunları bir kenara koysak bile 2005 yılının Ağustos ayında İstanbul'da gerçekleştirilen üç günlük F1 organizasyonun sadece tribün geliri 20 milyon YTL olarak açıklanmış. Bu miktar hemen hemen Türkiye Süper Ligi'nin 2004-2005 sezonunda mücadele veren on sekiz takımın bir sezonluk toplam tribün gelirine eşitmiş. 19-21 Ağustos 2005 tarihleri arasında üç günlük yarış orgazinasyonunu takip etmek için İstanbul'a gelen yaklaşık elli bin yabancı turisti düşününce F1 yarışını bir bereket kapısına benzetmek de hiç yanlış olmayacaktır. Yarışın medya organları aracılığı ile iki milyardan fazla kişiye ulaştığı düşünülürse piste yapılan yatırımın çok akıllıca olduğu ortada. Turizm sektörünün pek iç açıcı sinyaller vermediği 2006 senesi için yarış turizminin önemi bir kat daha arttı.
Bunca getirisine rağmen piste ve F1 organizasyonunun Türkiye'ye gelmesine karşı protestolar da yok değil. Onların bu duyarlılığını anlayışla karşılıyorum. Güç ihtiyacı için motorların kullanımı ve otomotiv sanayisinin gelişimi sürecek. Bu gelişimin iyi veya kötü, doğru veya yanlış yönleri muhakkak olacaktır ve tartışılmalıdır da. Ancak söz konusu yarışlar olduğu zaman ortada gözden kaçırdıkları bir gerçek var. O da motor ve otomotiv teknolojisini çeken lokomotifin motorsporları organizasyonları olduğudur. Eğer pistteki rekabet olmasaydı insanlar ne bu kadar parayı ne de beyin gücünü teknolojiyi geliştirmeye yöneltmezdi. Bu gelişim yakıt ekonomisini, daha yeşil motorları ve geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımını beraberinde getirmiştir.
Bence imkanı ve merakı olan herkes Pazar günü yarışı izlemeye gitmeli ve o atmosferi görmeli. En azından bir kere. Yarışın altı saat sürdüğünü hatırlatır, yanınıza yiyecek, içicek ve kulak tıkacı almanızı öneririm...
Gitmeden pisti göreyim diyenler şuradaki 80 mb'lık video dosyasını indirebilirler. Ağzım açık kalmıştı ilk izlediğimde :)
Tedarikçi firma eksik benzin getirdiği için yarış mecburen erken bitirildi diye bir duyum aldım. Giden gören varsa iç yüzünü anlatabilir mi?
"Le Mans Serisi Yarışı'nın akaryakıt destekçisi Shell firmasının eksik akaryakıt getirmesi nedeniyle yarış erken tamamlanmak zorunda kaldı. 6 saat sürmesi gereken yarış, 7 bin litre eksik akaryakıt getirilmesi nedeniyle, komiserler toplantısı ardından alınan karar gereği 4 saatte bitirildi." kaynak
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.