

Türkiye'de, İlk karikatür 1867'de İstanbul adlı dergide çıktı. Sonra Teoder Kasap'ın 1869'da yayımlanmaya başlayan Diyojen dergisi sayesinde karikatür bağımsız bir yayın ortamına kavuştu. Bu dergiyi başka dergiler izledi

II. Abdülhamit Meclisi kapatıp anayasayı rafa kaldırınca karikatür yayını da sona erdi. 1908'de İkinci meşrutiyet ilan edilince basın özgürlüğü ile birlikte karikatür de öne çıktı. Sedat Nuri, Svarselli, Rigopulos gibi karikatürcüler yetişti. Fakat dönemin en önemli karikatür sanatçısı Cemil Cem'dir. Yurtdışında bulunduğu sırada karikatürü öğrenmiş olan Cemil Cem, portre karikatürcülüğündeki ustalığını hem iktidarı, hem muhalefeti eleştiren siyasal karikatür çizimleri daha çok gerçek resimleri andırır. Mizah ise daha çok resimlerin altındaki yazılı anlatıma yükleniyordu. Sedat Semavi'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra çıkarmaya başladığı Diken ve Güleryüz dergileri de bu sanatın Türkiye'de gelişip benimsenmesine yardımcı oldu.


leman, atom ve dahi halihazırda habertürkte çizmekte olan sevgili eşimi de bu vesile ile sevgiyle anıyorum.
allah karikatüristleri başımızdan eksik etmesin diyorum.
sayfalarca yazarsınız derdinizi anlatamazsınız oysa küçücük bir karikatür herşeyi üç saniyede anlatır..
güzel yazı olmuş, teşekkürler
http://www.grapheine.com/bombaytv/index.php?module=see&lang=uk&code=661d99814f30a3ef718066582ae77f69
a film by manson
mansonilized DİYOR Kİ, (20 Nisan 2009 10:13)
leman, atom ve dahi halihazırda habertürkte çizmekte olan sevgili eşimi de bu vesile ile sevgiyle anıyorum.allah karikatüristleri başımızdan eksik etmesin diyorum.
@manson'cuğum, ben de o zaman, sevgili eşinin çizmiş olduğu karikatürden bir mahsuru yoksa yorumunda görmek istiyorum
akşam izin verirse kendi pc'cinden yollarım. istanbuldaysan habertürk gazetesinin 23. sayfasındaki robo sapiensin çizeri. düzenli çıkıyor.
enee adımızı neyin de deşifre ettik dicem allahtan soyadımız aynı deel.
ben habertürk'te çıkanları biriktiriyorum hatta, o denli leziz. sayfa sayısı/numarası değişse bile arka kapak içinde çıkıyor illa ki.
istanbul izmir ankarada yayınlıyorlar, biz taşralılara yok.
şiddetle kınıyorum.
mansonilized DİYOR Kİ, (20 Nisan 2009 16:39)
istanbul izmir ankarada yayınlıyorlar, biz taşralılara yok.şiddetle kınıyorum.
Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde biraz tuhaf ben de kınıyorum...
leman ve lemanyak arşivim var çok mutluyum. bunları ileride çocuklarıma okutacağım yakın tarihimizin tam bir arşivi sayılır bu dergiler.
he bende !!!çemişkezekliyem gülmek yassakk mu brehh biri postaneme atsa.oofff daraldum gene...
haksuzluk.
Bazen karikatüristlerin uzaydan geldiklerini düşünürüm. Ya nasıl olur da bu denli herşeye dem vuruyorlar. Valla kalemlerine sağlık.
Ayrıca seninde ellerine sağlık Akoni iyi bir özet olmuş.
çok güzel olmuş AKONI.
karikatür çizenlere hayranım valla, çok zeki insanlar olduklarını düşünüyorum.
bu arada BUKLET minyatürle karikatür arasında pek bağ kuramadım ben, konuyu izah edersen sevinirim.

Karikatür Türkiye'de batı etkisi altında gelişmiş sanatlar arasındadır. Ama bize özgü sanatlar arasında karikatürün özelliklerini taşıyan yaratı alanları da bulunmaktadır. Sözgelimi, minyatürde çizimin önemli bir yeri vardır. Bazı minyatürlerde oldukça abartılmış figürlere rastlanır. Karagöz oyununda kullanılan figürler de fazlasıyla kendine özgü, abartılmış çizgilerle gülünç tipler çizerler.
BUKLET bu mu yani alaka. Alaka kurulmamışki hiç. komik olan bir münyatür örneği de yollarsan çok sevineceğim. teşekkürler.
soru sordum sadece kızacak bişey yok. pek alakası olmadığını sende söylemiş oldun sağol.
sen benim minyatürle ilgili okuduğum kitapların dilini bile anlamazsın. tartışmaya gerek yok, kimseyle sidik yarışında değilim. selametle.
yahut fikret hakanın bir filmde göbeene pekmez döküp yaladığı hatuna iştahlandın mı aşifte derken cüneyt arkının dudaklarını sürüp dudaklarını ıslattığı uzuv mu?
karikatürde biraz derin bir mana olurda 1 sn kadar düşünürsünüz. çözdüğünüzde farklı bir gülümseme haz ve mutluluk yaşarsınız. işte karikatürün öylesini seviyorum
bilenbiri DİYOR Kİ, (22 Nisan 2009 19:24)
karikatürde biraz derin bir mana olurda 1 sn kadar düşünürsünüz. çözdüğünüzde farklı bir gülümseme haz ve mutluluk yaşarsınız. işte karikatürün öylesini seviyorumyazar olmak ister misiniz? o halde tıklayın
size katılmamak mümkün değil.. bende öyle düşünüyorummm
Minyatür sanatı gerçeğin küçültülmüş halidir. Karikatürde ise gerçek olduğundan çok farklidır. Ya koca bir kafan ya koca bir popon, acayip bir burun faltaşı gibi gözler ya da ne bileyim buna benzer değişiklikler vardır. o yüzden minyatür santının karikatürle bir bağlantısı olduğu fikrine katılmıyorum. olsa olsa M.Ö. mağraya çizilen resimlerin bir bağlantısı olabilir. bu arada karikatüristler emektar ve yaratıcı insanlardır. Minyatür sanatçıları da dahil sanatın her dalı, sanatçıları ve eserleri takdire şayandır.
mansonilized DİYOR Kİ, (22 Nisan 2009 17:50)
yahut fikret hakanın bir filmde göbeene pekmez döküp yaladığı hatuna iştahlandın mı aşifte derken cüneyt arkının dudaklarını sürüp dudaklarını ıslattığı uzuv mu?
Garip garip rüyalar gördüm senin yüzünden. Töbe allam çok töbe...
Deneme yaptım, yine garip şeyler gördüğüm. Demek(ki) neymiş, akoni haklıymış. Anladım(ki) güç içimde...
bir ülkede ne kadar çok siyasi,ekonomik,sağlık,barınma vs. sorunları varsa mizah da okadar çok olurmuş bunu anladım. demek ki bir ülkenin sorunları ne diye araştırmak istiyorsan mizah dergilerine bakacaksın. karikatürün tarihini de öğrenmek iyi oldu. paylaşımınız için teşekkürler.
@sosyalistanbul64, çok haklısınız.. Birden aklıma şans oyunlarına en fazla talep, en fakir ülkelerde olurmuş. Ne alakaysa geliverdi işte:)
Kahvede sohbet eden adama arkadaşları:
''Senin aile yaşantına hayranız, eşin ve çocuklarınla çok mutlu Bir yaşantın var. Karının bir dediğini iki etmiyorsun. Bu Mutluluğunun sırrını bize de anlat yoksa pısırık olduğunu düşüneceğiz.'' derler.
''Kısaca anlatayım..'' der adam.
''Düğünümüz bittikten sonra karım kendi atına, ben de kendi atıma bindik evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Karım eğildi ve benim atıma 'Bir' dedi. Biraz daha
ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman eşim tekrar eğilip atıma 'İki' dedi. Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşim atından indi at'a 'Üç' dedi ve çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı alnından vurdu.
Ben şok olmuştum... Eşime bir hışımla çıkıştım
'Yazık değil mi atı neden vurdun kadın manyak mısın sen?'' diye bağırdım...
Karım arkasını döndü ve bana 'Bir' dedi.
Ve o günden sonra karımın bir dediğini iki etmedim.
alıntı
Bir köyün camisinde, imam cemaate vaaz vermektedir.
Ansızın içeri dalan bir köylü, köyü sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp kaçar. Sadece imam, bütün ısrarlara rağmen köyü terk etmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini
koruyacağını söyleyerek camide kalır. Kısa bir süre sonra sular camiye ulaşır, imam çaresiz minareye çıkar. Sular minarenin ilk katına yükselirken bir tekne imamı kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün imam, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez.
Sular yükselir. İmam ikinci kata çıkmak zorunda kalır.
Bir tekne daha gelir, ancak imam yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. İmam artık minarenin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler, durumun kötü olduğunu anlatarak, imama helikoptere gelmesi konusunda ısrar ederler. İmam helikoptere binmeyi de reddeder.Bir süre sonra sular iyice yükselir ve imam boğularak ölür.Kendisini ahretin kapısında melekler karşılar.
Melek: 'Hoş geldiniz, buyurun...'
İmam: 'Cennete girmek istediğimden emin değilim.
Melek: 'Neden?
İmam: 'Tanrı'ya biraz kırgınım...
Melek: 'Ne oldu ki?
İmam: 'Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yaşadığım köyü sel bastı, herkes kaçtı ama Tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan ben kaldım. Görüyorsunuz ki şimdi buradayım…Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nın sesi duyulur; aptala iki tekne, bir helikopter gönderdik. Böylesine geri zekâlının benim katımda da yeri yoktur.
alıntıdır.
hayatında hiç karakalem, resim, yada karikatür yapmamış ve yaptığı ilk karikatürde aydın doğan uluslararası karikatür yarışmasından ödül kazanan yaşlı başlı biriyle tanışmıştım...
bir karikatürün bıraktığı etkinin çizim tekniği olduğu kadar birkaç cılız çizgiyle dahi tasfir edilebilecek güncel bir olayın, hayatın tam içinden bir olayın olması gerçeğiyle benim için çok iyi bir örnekti.
gerçi uzun bir süre nasıl yani deyip çizim yapmayı bırakmıştım hatta nefret etmiştim ama...
Karikatür, bir konunun abartılı çizgilerle anlatımıdır. Karikatür bir bakıma, özlü sözlerle çok şey anlatan atasözleri gibi, bir kaç çizgi ile çok şey anlatmaktır.
teacher bu karikatür harikaymış, devamını bekliyorum.
Gırgır'ın o efsanevi dönemine yetişemedim ama uykusuz penguen ekibini başından beri takip etmeye çalışıyorum. Yıılardır oluşturduğum arşive her geçen gün yenileri ekleniyor. Karikatüristler bizi güldürmeye devam etsinler. Bu arada karikatür geçmişiyle ilgili çok bilgilendirici yazı olmuş teşekkürler.
@metoddefteri, gülümseten kareler için teşekkürler.
@teacher, inanılır gibi değil.. ilginç
@gorcun, Karikatüristler kağıt kalem görmesinler ilk yapacakları şey çizmektir..
varol akoni.
bence karikatür, toplumun özgüveniyle paraleldir.
global boyutta pek özgüvenli olmadığımız söylenebilir.
yazınızı tekrar okumak iyi geldi zevkle okuduğum yazılardan biri gerçekten
ya süper karikatürler, bir akşam ben de heveslenmiştim karikatür yapıcam diye 1 ay önce falan. 3-4 tane yaptım ama imaj ekle kısmından eklemek istiyorum eklemiyor bir türlü..dalga geçmek için birebirler..
Anlıyorum, görsel anlayışlar da farklılık gösteriyormuş demek ki..
Senin komik bulduğunu ben bulmam, benim komik bulduğumu sen bulmazsın..
Önemli olan sadece çizmek bu konuda, çizsinler kabiliyeti olanlar, biz de bakalım..
şahane bir paylaşım olmuş teşekkürler bu arada 1960 lı yıllarda çıkan USTURA dergisini hatırlayan var mı acaba? :)
en zor meslek güldürmek ve aglatmakmış gerisi size kalmış.
kimse bilmiyor ne ayıp yaaa okuyun çabuk !!!
yazı mükemmel olmuş karikatürler daha mükemmel. bir kişi yazar diğerleri destekçisi harika..
gunesedogru DİYOR Kİ, (22 Aralık 2009 09:28)
kimse bilmiyor ne ayıp yaaa okuyun çabuk !!!
okunmuştur.
hocam, şu güzide edebiyat sitemizi, üçüncü sınıf karikatürlerle ne hale getirdiniz, teessüf ediyorum size..
Kadinlar Kamyon şöförü Olursa Kamyon Arkasi Yazilari
Yolların ustasıyım,röflenin hastasıyım
Gaz fren şanzıman, manikürsüz halim duman
Miras değil sevgilim hediye etti güzelim
Bir sana hastayım, diyete girdim yastayım
Kulağıma takarım küpe, geçemez beni hiç bir züppe
Torpidonda aseton yoksa güzelim, mühim değil ben mazotla da silerim
Nazar etme ne olur evlen senin de olur
Rujum biter yollar bitmez...
Makyaj çantam yanımda, içindekileri dizerim.. sakın beni geçmeyin hepinizi çizerim ...
Bir makyaj yapmaya doyamadım, bir de sana ...
Saçlarımı savururum, güneş gibi kavururum.. beni sollarsan eğer, arabanı uçururum...
bayagı bir resim var ben bir çok konu iç içe sandım ama
balık intahar etmiş o süper resimdi.
bir giysi [link=http://www.pierrecassi.com" target=_blank]giyim[/link]
Linet, kamyonu bilmem de metrobüs için üretken yazılar bekliyorum artık şoförler birliğinden; bu tıklım tıkış otobüsler edebiyat parçalama hususundaki gelişimimiz açısından harcanmaması gereken malzemeler içeriyor..
Dün tanımadığım genç bi adamla nerdeyse sarılarak yolculuk yaptık yav.
:)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.