Bu 'taklit' veya 'dönüştürme' huyu başta aptalca birşey. Yani 1929'da bir olay sonunda çıkmışmış bakın oyun. Yani bir mantık dizgisi var. Ama bizim aklıevvel abimiz 'Hakan Sarıhan' kalkıp İslamî (!) bir oyun haline getirivermiş. Bu 'onda olanı bizimkilere çevirme' huyu şu gibi türlerde de denenmeli: -İçildiği zaman sarhoş etmeyen rakı esansı -Alındığı zaman kafa yapmayan esrar. -Adı 'faiz' olmayan kâr payı. -Başkası yapınca 'yalan', sen yapınca 'tedbir/takiyye' olan sözler.
Nedir bu? Müslümanların uyuşukluğu ve aptallığı. Böyle insanlar umarım ki azdır. Üstelik o oyunun da 'vakit harcamak'tan başka bir getirisi olmayacaktır inanana.
Bir de adı 'takva oyunu'. ilk önce takva bir oyun olamaz.İkincisi, gerçek anlamda 'takva'nın ödülü cennet değildir. Rıza-i İlahi'dir. Ama kendini bile farkedemeyen 'maddeci' mümin kardeşler ellerine nakit bir ödülün geçmesi gerektiğini (ki bu yönüyle Hristiyanlık felsefesinden hiç bir farkı kalmıyor inanışlarının) hayal edip duruyorlar.
Sevmiyorum böyle 'atılım'ları. Başka şeyler yapmalılar girişimci müminler.
Oh Oh
Çok şeker hadi hop give me five Küresel dünya küresel life Kes raconunu Amerikan havası Sokak arası mafyası fight is fight
Hayt bize var mı yan bakan Delikanlılık öldü mü İmaj yeniledik sadece be babam Sen şu adaptasyonu gördün mü
Dibe vuruyor her şey ta dibe Analizi sentezi var bir de Doğudan batıdan kop da gel Do it Do it Do it Just do it hade
Oh oh suyundan da Oh oh şuyundan da Oh oh buyundan da Koy koy koy koy
Söz-Müzik: Sezen Aksu
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.