Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Bir Fincan Kahve"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiketler: , , ,

Sabiha, çok zengin bir ailenin tek kızı olarak dünyaya gelmiştir. 3 yaşından itibaren fransızca öğrenmeye başlamış -ana dili japoncayı unutmadan- ve 5 yaşında ailece st. petersburg gittiklerinden rusçada öğrenmek zorunda kalan sabiha 18 yaşına geldiğinde 3 dil bilen, piano ve keman çalabilen fevkalade kültürlü ve güzel bir genç kızdı. Zengin olmasına rağmen pek mütevazi olan sabiha vaktinin büyük bir çoğunluğunu babasının çiftliğindeki atlarla geçirirdi. Sonra sabiha bir gün türkiyeye geldiğinde bizim manava geldi. Benimde pek hoşuma gitmişti kendileri. Kendilerine ingilizce "where re u from" dedim. O da bana gülümseyip türkçe 2 kilo domates ve yarım kilo siyah üzüm istediğini söyledi. Bende bir yandan isteklerini pşete yerleştirirken diğer yandan sabiha'yı süzüyordum. Tam hayallere dalmıştım ki ustam çat diye indirdi kafama ve "ooo velkom velkom" dedi sabihaya. Sabiha yine gülümsedi ve hazırladığım poşete elini uzattı. Bende poşeti ona verdim ve gidişini seyrettim. Garip bir hissiyat içerisindeydim kendisi çok tatlıydı ve bir nebze bile olsun ego kokularından nasiplenmemişti.
Aradan bir kaç gün geçti ve ben her zamanki gibi miskin miskin kitap okuyor ve arada etrafı kesiyordum müşteri var mı diye. Birden bir karartı oluştu önümde. Kafamı kaldırdığımda gülümseyen yüzünü gördüm. Elimdeki kitaba bakıyordu ve kitabın bir japon haikusu çevirisi olduğunu farketti.Bunun üzerine biraz haiku dan bahsettik. Bende bu fırsattan istifade ederek eğer isterse 2 saat sonra işten çıkacağımı,çok iyi bir çay ocağı bildiğimi ve beraber gidebileceğimizi söyledim. Gülümseyip olur dedi.
İşten çıkışı saatimde sabiha manavın önünde beklemekteydi. O nu alıp çay oçağına götürdüm. Ortamın salaşlığı çok hoşuna gitmişti. Kendisi çekoslavakyada da böyle yerler olduğunu ve salaje denildiğini söyledi. Evet dedim bizde de salaş deniliyor lakin ben bu tabiri pek sevmediğimi söyledim. Neden diye sorunca; çünkü genelde kendiliğinden salaş olmayıpta bilerek salaşlaştırılmış yerler için salaş ifadesinin kullanımının fazla olduğunu söyledim.Ve böyle devam etti sohbet. O gün çay ocağı kapanana kadar konuştuk. Hiç unutmuyorum çay ocağının adı gülüm aile çay bahçesiydi. Gece olunca onu eve bıraktım. Aradan bir kaç ay geçti ve biz görüşmeye devam ettik.Birbirimize aşık olmuştuk. Beni st. petersburg a davet etti ve yazının başında bahsettiğim gibi ne kadar zengin olduğunu anlattı. Bende eğer isterse köyde bir evim olduğunu, eğer isterse orda sebze, meyve yetiştirip hayvanlar besleyip mütevazi bir hayat yaşayabileceğimizi söyledim. O da kabul etti.
Şuan 80 yaşındayım ve size o dağ evinden yazıyorum ve inanın ki bütün bir ömrümü mutlu geçirdim. Sabiha içerdeki oda da uyuyor. 9 çocuğumuz oldu hepsi başka ülkelerde ve bizi sevdiler. Bende şimdi gidip biraz papatya toplayayım sabihaya; çok sever kendileri.. Kalın sağlıcakla...

Not: Bu yazı mükemmel bir kurguya sahip değildir, basit bir hayal gücü ürünüdür. Ayrıca basit bir uslupla yazılmış olan bu öykü hiç bir iddiaya sahip değildir, 9 yaşındaki bir çocukta yazabilir, sizde yazabilirsiniz. Edebiyat bilgimde ilkokul türkçe 4 kitabıyla sınırlıdır.


24 ahkam var

Ahkâmlar

insanlık ve sevgi mesajları bu kadar mı güzel verilir ? bunlardan nasibini almayanlara güzel bir gönderi olmuş, nice 80 yaşlara...

Abim bea çok leziz olmuş. Benim gibi alian prodeiter'ları duygusallaştırdın.

birakip gitmedinki,
beni terketmedinki,
bir ömür senle geçti,
biricik aşkımsın seeeeeeeen,
sabiha saaaaaaabihaaaa,
sabiiiğğğhaaaaa.....!

eline saglık @zen..

hasta la victoria siempre

zen ustam.... yine harikalr yaratmışsın... olmaz böyle bir şey... ciddi söylüyorum aştın sen aştın... ne olur çırağın olayım kabul eyle....

lorienn

Estağfurullah, lorienn insanı... Hepinize paylaşımlarınız ve yorumlarınız için teşekkür ederim..

untouchable olup da bişilere dokundurmak güzel olmalı...hoşuma gitti...iyi geldi...

Sabiha'nın gençlik yıllarından bir resmi
Sabiha'nın gençlik yıllarından bir resim

kutlarım kendisini bu kadar zenginliğe karşı kendi saçını bile kendi kesiyor, çok mütevazı, tam size layık.

Efendim, kendisi bir su böreği yapar valla parmaklarınızı yersiniz. Bu arada domates 750 oldu, orda durum nedir...

pazar gunu 1 ve 1,25 gibiydi, halen hormonludur. değil midir?

domates üreticileri miting yapmak istedi.polis biber gazı ile mudahele etti.buna kızan domates üreticleri tüm domateslere biber aşısı yaptı.domatesleri yiyen halk polise tepki gösterdi. valiyi istifaya çağırdılar. vali açıklamasında : dometescilere biber gazı sıkanları araştırıyoruz dedi.bunun üzerine basın mensuplarıda valiliğe yürüdü. ''biz fakiriz domates peynirdemi yiyemiycez vali istifa'' diyerek eylem yaptılar.domatesciler artık domates üretmıyceklerini söylediler ve valiye 3 kğ. hıyar gönderdiler.vali bu durum karşısında çok içerledi ve 16 tüp biber gazını yüzüne sıktı.
işte durum bu :)

Maalesef kopanisti hormonsuz sebze kalmadı, bir de biliyorsunuzdurda geçen öğrendim ki ekmek ne kadar yamuksa, o kadar az katkı maddesi oluyormuş içinde, fırıncı arkadaş söyledi..

inanırmısın ben de hiç öyle paketlenmiş hepsi aynı boy ekmeklerden hiç almam, giderim fırından nerde yamuk yumuk kalın kabuklu köşeleri sert ekmek var onu alırım, dış görünüşüne tezat çok lezzetli olurlar. bir de diğerleri hep ellenip seçildiğinden bunları kimse ellemediğinden dolayı daha hijyen olurlar.

Çok sevgili asil insan zen mutlu öykünü okurken çok mutlu oldum, ellerine, dimağına sağlık...

hamurdaki maya gibisin wallahi ...yanliz sizin bu ask , galiba son dinazor tarafindan yenilen son ask ,birdaha yasanmamak üzere dinazorun midesine indi.....
ve dünyada böyle saf, naif, cikarsiz bir ask, yada yasami bir baskasina adamak gibi bir uygulama yok.taze bitti baska manva bakin pilissssssssssssssssssszzzzzzzzzzzz

Sen St. Petersburg'u bırak, git köyde yaşa. Bilmiyorum bütün hayal dünyam yerle bir oldu. Matyus ve Taykovski abilerimiz görse ne derdi?
Ayrıca mutluluk u. zen insanı, size yakışmadı. Sanki biraz zorlama olmuş. Felaket tellalcısı gibiyim ama, herkes sevgi yumağı zaten. Bari siz olmayın.

iki gün öncede acı öykü vardı duygu humhuması yaşattın 48 saatte,ellere sağlık üstad zen

köy filmi geldi aklıma, orjinal adı; the village idi galiba...

Yorumlarınız ve paylaşımlarınız için teşekkür ederim hafif insanları...

yine papatya zemanındayız

mutluluk sevgide gizli, bu öykü mutlulukta ya da mutluluk isteğinde...

kimse yoktur kimsenin kimsesizliğine

yahu, bu adamın bir tane düzgün yazısı yok mu? Allah akıl fikir versin.

İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza

Rica ederim, hepimizden akıllıdır o..

''Kendilerine ingilizce "where re u from" dedim. O da bana gülümseyip türkçe 2 kilo domates ve yarım kilo siyah üzüm istediğini söyledi.''

Koptum gece gece :))

kopanisti DİYOR Kİ, (09 Mayıs 2008 12:32)
yine papatya zemanındayız
hayat suda başladı salus per aquam
en sevdiğim;PAPATYA...
sözcükler dile getirmeli seni,yönetmeli değil

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

İlgili Yazılar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu