
Geriye dönüp bakmak bile gelmiyor artık içimden peki sizlerin geliyor mu ? Gelse de hoş da ne değişir ki değişen zaten hayatımız, yaşantımız içinde hızlanan zamanımız. Hızlanmış olan düşüncelerimiz, sıyrılıp kendinimizi boşluga bırakmamız. Yamaç paraşütü ile dolanmamız haydi gel tekrar tekrar dönelim Karaburnun da ben paraşütün olayım sende dümenim ol. Götür uzaklara git gidebildiğin yere ... Gidemezsin ki
ne oldu ? Korktun mu
Hani hiç bir şeyden korkmazdın, ölümden sonrası yalan derdin. Ne oldu ? Hızla akan zamanın ardından yetişemez olduk birde sürüklenmeye başladık akıntılar ile birlikte paraşütümüz rüzgarın bizi götürdüğü ve bıraktığı yerde seni bekliyorum. Bu gece...
Ne oldu ?
Ne hızlı varıyoruz
ama sona değil başlangıca..
Hızla akan zamanın ardından yetişemez olduk
Biz yetişemiyoruz ama zaman bize yetişiyor. Tam bitti dediğimiz noktada yeni başlangıçlara paraşüt açıyoruz, hepsi bu..
Nostalji, belki biraz ele geçirilme ve tatsızlığı pektabi yaşantımız...
Nerede koptu film?
Yada birbakıma heyacanı yitirmemek adına kaçılanlar? Hep yakalar adamı/kadını üstü çizili sorular.
Geyik biryana kendine duyulan güven ve heyacan arasındaki bağlantı asıl korkutucu olanı, bireyin özelliğini yitirmemesi için desteklenmesi...
İş bu noktaya sarmak isterdim ancak bu desteğin yıpratıcı oluşu onu çok değerli kılıyor/bu defa biz kaçmaya başlıyoruz (her zaman olağan tepkimiz işte).
Nerede koptu film?
Senin tahmin ettiğin yerde. Fakat kopuk olan film değil yaşantımız. Değerli arkaaşım. Kendine olan güven insan kendisine bile güvenemiyorsa neden yaşar ki ? Doğru yada yanlış sonu ne olursa olsun her ne yaşanılırsa yaşansın güveniyorum kendime. Fazla güven iyi değil belki ama sendromlu hayatın içinde bu benim için fazla değil... teşekkürler.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.