(20+)
Psikolog içeri girdi ve hastasının, koltuğunun üzerinde her zamanki gibi şizofren hareketler yaptığını fark etti.
- Hoş geldin Necati.
- Hoş bulduk.
- Bu gün nasılsın bakalım?
- Her zamanki gibi, bunalımlı, nefret dolu ve hırslı… Neye bağımlı olduğunu bilmeyen bir bağımlı gibiyim. Bana yardım edişlerin hiç işe yaramıyor, sen dâhil herkesin beni kazıkladığını düşünüyorum. Bu yüzden insanları ve o yüzden de dünyayı ve hayatı sevmiyorum.
- Çok düşünceli bir gününde gelmişsin bu defa.
- Düşünce mi? Hayatım düşüncelerden oluşuyor doktor, bunu kastediyorum.
- Geçmişe bir dönüş sana iyi gelebilir.
- Her seferinde olduğu gibi çocukluğumu anlatayım sana ve kahve falı bakan bir teyze gibi hurafeler uydur.
- Bu kez amacım çok farklı.
- Şimdi ne olacak, bir çırpıda huzur doldurabilecek misin içime? Sanmıyorum.
- Rüyanda anneni becerirken gördüğün oldu mu hiç kendini?
Hasta Necati bu lafa çok sinirlenmiş ve gözleri kan çanağı gibi olmuştu. Yüzü kızarmaya başlamış ve nefes alıp verişi hızlanmıştı.
- Küfür mü bu?
- Sadece bir doktor hasta diyalogu…
- Beni kızdırmak için kurulmuş bir cümle mi?
- Seni kızdırıyor mu?
- Hayır.
- Peki rüyanda anneni becerirken kendini gördün mü?
- Evet, çok defa…
- Uyandığında ne hissettin?
- Kendimden nefret ettim, kendimi aciz buldum ve kimseye anlatamayacağım şahsi sırlarımın olduğunu düşündüm.
- Bunu her hangi birine anlatmak utanç verici miydi?
- Anlatmak değil düşünmek bile utanç vericiydi, bir an önce unutmaya çalıştım.
- Her seferinde aynı duyguları mı yaşadın, yani ikinciden sonra, üçüncü veya dördüncü görüşünde ne hissettin?
- Kendimden yine nefret ettim, aynı şiddetle.
- Bunun senin dışında bir gücün mü yönettiğini hissettin?
- Evet, galiba bunun gibi bir şeydi. Ona hâkim olamadığımı düşündüm ve işte bu yüzden de aciz hissettim kendimi. Hâkim olabileceğim bir şeye hâkim olamadığım için sadece kendimi suçladım.
- Daha sonra rüyana hâkim oldun mu?
- Ne arıyorsun doktor, bir düşünce suçu mu?
- Sadece iradenin büyüme biçimini inceliyorum.
- Sanırım oldum çünkü yıllardır öyle bir şey görmüyorum.
- “Sanırım” derken emin değil misin yani?
- Emin değilim çünkü her an görebilirim yine.
- O halde kontrolün sende olduğuna nasıl emin olabilirsin?
- Buna asla emin olamam.
- Ama ben artık bir şeye eminim.
- Neymiş o doktor?
- Hastalığının sebebinin ve ilacının ne olduğuna…
- Bir doktor için bulunacak en iyi şey budur herhalde, şimdi bana da anlatır mısınız, Hipokrat yeminine dâhil değilse?
- Anlatırım ama anlatırsam ilaç boşa gidebilir.
- Ne biçim cevap bu böyle?
- Gerçekleri mi istiyorsun?
- Evet doktor, öleceksem bile ne zaman olduğunu ben bilmeliyim.
- Ensest, doğal bir oluşumun karşısında duran ahlak tarafından koyulan ve bütün dünyada ortak olmayı başaran tek sözel kuraldır. Tüm ülke ahlaklarında işler.
- Ne var bunda? Gayet normal.
- Doğal olarak senin kendini annenin üzerinde görmen daha normal...
- Bundan zevk mi alsaydım, ne demek istiyorsunuz?
- Demek istediğim şu; içimizde yerleşmiş çok fazla doğa dışı kural var. Strese ve kendimizle çelişmeye bizi iten şeyler bunlardır. İnsanın içinden geldiği gibi yaşayamaması, annesini becerememesi ve hatta bazen kravat takması… Bu gibi trajikomik büyük ve küçük ahlaklar insan psikolojisinin zeminini oluşturur.
- Benim zeminim sağlam değimli sizce?
- Senin zeminin herkesinkiyle aynı.
- Sağlam mı o zemin?
- Değil.
- O zaman bir şeyler yapmalısınız, psikolog olan sizsiniz ve parayı veren biziz.
- Bu bir psikologun çözeceği iş değildir. Belki sosyologlar veya dinciler ya da devlet siyaseti, ama kesinlikle psikologun işi değildir buna müdahale etmek.
- Sizin işiniz nedir doktor?
- Ben sadece hastamın hastalığının sebebini bulur ve ona göre bir ilaç yazarım.
- Nedir benim ilacım peki?
- Kendini daha iyi tanımak tabiî ki... İçinden gelen şeylerin doğal olduğunu düşün ve sadece sebeplerini merak et. Bu seni rahatlatacaktır. “O içinden gelenlerin seslerin hepsine uy” demiyorum. Sadece iki tarafa birden uyum sağlamalısın. İçinden gelene ve dışarıdan gelene… İlacın budur ve bundan sonra bunun için çabalayacağız. Tamam mı?
- Peki yine annemi rüyamda görürsem ne yapayım.
- Onu becer!
Hasta Necati koltuğundan hızla kalkıp cebindeki usturayı çıkarttı ve keskin usturanın ucunu doktorun gırtlağına dayayıverdi.
Bir hamleyle doktorun arkasına geçmiş ve kontrolü eline almıştı.
-Bir daha söyle o cümleyi!
Bu lafı tekrarlayıp bağırmaya başladı ve doktor şaşkın bir şekilde bakakaldı. Gözlüğü yamulmuş ve kocaman burnunun ucundan terler damlamaya başlamıştı. Yüzü pancar gibi kızarmış ve heyecandan elleri titremişti.
-Bir daha söyle anneme ne yapmam gerektiğini!
-Sa-sadece bi- bir yo-yorum yaptım be-ben. Lüt-lütfen…
Kekeleyen doktor gırtlağındaki usturanın baskısının ağırlaşmış olduğunu fark etti ve iyiden iyiye korktu. İçeride olanlardan habersiz şaşkın sekreter büyük ihtimalle yine msnden sevgilisiyle muhabbet ediyor veya yemek molası için dışarıda oyalanıyordu. Doktor ondan yardım isteyemeyeceğini düşünürken usturanın boynunu yardığını fark etti. Şah damarını ortadan ikiye yaran bıçak oluk oluk kanların boşalmasına sebep olmuştu. Doktor ölmekte olduğun anladı ve son nefesiyle “ananı s.kiym” diye bağırdı.
Yerlere damlayan kanlar küçük bir gölet oluşturmuşlardı.
Bir kaç saat sonra polis katili bulmuş ve ellerini arkadan kelepçelemişti. Katil Necati çok soğukkanlı ve sakindi. Kolundan tutup götürdükleri katil, adliyenin koridoruna geldiğinde yine bağırmaya başladı.
-Bırakın beni, deliyim ben raporum var, hapse atamazsınız beni. Ananızı becerin, ananızı becerin…
Yargıç kararını verdi Necati sadece annesini seven bir deliydi. Onu tımarhaneye kapattılar. O günden sonra Necati her gece rüyasında babasını gördü.
Olan doktora oldu yani...Valla Necati'nin ki sevgi değil psikopatlık bence.
şah damarı kesilen bir kişinin boğazından oluk oluk kan boşalmadan önce usturanın ilk kesme noktasından vücuda son dokunduğu noktaya doğru bir yön belirleyecek şekilde inanılmaz derecede bir tazyik ile ve yaklaşık 2 metreye kadar ulaşabilecek mesafede kan sıçrar. bu durum, şah damarında kesik oluşurken bile kalbin hala normal ritmde kan pompalıyor oluşundan kaynaklanır ve çok güçlüdür. ne zaman ki; vücuttaki kanın belli bir kısmı yeterince fışkırır ve pompalanan kan azalır, o vakit oluk oluk boşalma hali; daha sonra da tansiyonun sürdüğü vakte kadar kan akışı devam eder.
ufaraktan bir mantık eklentisi, iznin olursa! ;)
best tek bir pürüz görüyorum. bir insan özellikle şah damarı kesilen bir insanın ölüm anında "anananı s." demes hiç gerçekçi değil. ve gereğinden fazla insanı öykünün dışına çıkarmaktan öte savuruyor. yani bu tam tiyatro sahnesinde her şey yolunda derken oyunculardan birinin alakasız bir davranış ve de ses tonuyla oyunun seyrini alt üst etmesine benziyor. kişi ölüm anında ya susmalıydı ya da kendini ifade etmeliydi bir başkasına saldırmalıydı. gerksiz bir güç gösterisi. şık durmamış.
betimlemelerinde iyisin, kurgunun gidişatında kahramanlar üzerindeki dengeyi kuruşunda iyi. tek sorun doktorun söylediği "ananı s." ifadesiyle faile saldırısı.
yaa yapmayın ya! yazıyı olduğu gibi okursanız içindekileri sentezleyemezsiniz ama! yazının derinine inip, yazarın okura vermek istediklerini ve içindeki derin anlamsal bütünsellikteki felsefi düşünce yapısının sosyal imgelemlerini kavramaya çalışın bence...
insan anatomisi ve işleyişi kriminalciler tarafından böyle anlatılıyor. kurbanlıkları izlemek yerine crimenight'ı seyretmeyi tercih ediyorum.
sayın kop hiç bir yazı olduğ gibi okunamaz, ve olduğu gibi okunan yazılar okunmuş sayılmaz. zaten şu söylediğin bir yığın şeyi anlayarak okuduğum için pürüz dediğm şey dikkatimi çekti. bize sunmuş olduğun kurallara uyarak okursan benim gördüğümü görürsün ve best olan eleştirim benim eleştirm. kusura bakma kop ben yazıya sadece bakanlardan değilim onu ruhumun her zerresinde sindirendlerdenim. yani oyunu gereğinden fazla kurallarına göre oynarım. sanada tavsiye ederim. ve ayrıca eleştiriler subjektiftir, objektif değil, ve eleştiriler eleştiriye açık değildir.
eleştirileriniz için teşekkür ederim. Oradaki küfürü yazarken çok düşündüm, kendimi sebepsiz yere bir sapık tarafından öldürülen doktor olarak düşündüm ve aklıma söyleyebilecek başka bir şey gelmedi:) Nasıl olsa yeraltı edebiyatı tadında oldu, daha önce bir kaç yerde ne kadar bilimsel de olsa ahlaksız kurguları oturttum diye oradaki küfürü mantık çerçevesinde düşünmemiştim. Ama bunlar düşünülmeli tabi ki bu uyarılar sayesinde öykü yeniden düzeltildiğinde daha mantıklı olacaktır. Vaktim olursa uğraşırım. Teşekkür ederim.
Ya bu arada bir şey söyliycem, hafif eski görüntüsüne kavuşacak diye yazıları göndermeme kararı almıştık, nooldu? Ben bir sürü yzı yazdım göndnermedim. Site eski haline gelmeyecekse onu söylesinler bari?
yok yok karar kesin göndermiyoruz, sakın sen de göndereyim deme, oyunbozanlık yapma, böyle iyi, bak gönderme sakın ha boykottayız ona göre,
necati gibi bir sevgilim olduğunu düşündüm bir an :)
@kopanisti, tamamdır bunlar son yorumlar, umarım eski haline döner.
@arseli, öyle bir sevgilin olacağına hiç olmasın daha iyi:)
bir de o nasıl psikolog öyle ki hastaya anneni becermek gibi birşey söylemiş? ayrıca psikolog amerikalı filan da biz dublaj yapmışız gibi olmuş.
Valla hayatımda büyük bir heyecan olurdu sanırım. Bir gün habelere manşet olurdum kesin '' sevgilisi tarafından öldürülen genç kız son nefesinde bile necati dedi '' diye :) ahh Necati ahh :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.