
Henüz çok küçüktüm, annemlerin yatak odasındaki saksafon biçiminde tasarlanmış antika küçük radyodan Müzeyyen Senar dinlemeye alıştığımda. Her sabah aynı sırayla o eşi benzeri olmayan, o zamanlardaysa özündeki fevkalade tadı henüz damağımda hissetmediğim şarkılar çalıyordu ve tek eğlenceli kısmının sıradaki şarkıyı tahmin etmekten ibaret olduğunu sandığım bastı bacak zamanlarımdı. Hilal Çelebi Demirağ’dan akşam oldu hüzünlendim ben yine dinlemeye ne dersiniz?


İyi de hüznüm yoktu ki benim. Sadece oyun arası kanayan dizlerimde, dirseklerimde hissettiğim o ufak yanmalar bellemiştim acıyı. Kanayan yüreğin acısı.. bu benim için pek bir şey ifade etmiyordu. Neydi peki bu müzikte beni çeken şey? Mahalledeki teyzelerimden, amcalarımdan sorup öğrendiğim ve hevesimi körüklemeye yetersiz gelen açıklamalardaki bu makam, hüzzam, hüzayum, hüseyni zemzeme, uşşak, nihavent neydi? “kürdi” terimini ilk duyduğumda yüzümün aldığı ebleh hali hele hiç unutamıyorum.
Velhasıl bu müziğe duyduğum aşk her gün bir kat arttı, merak da fellik fellik bu aşkın peşine düşünce farklı bir boyuta vardı. Efenim ilerleyen zaman diliminde Türk sanat müziği tüm hayatımı sarıp sarmalayan bir koza halini aldı. Derinlere olan ilgim, kendimce araştırmalarımın nihayetinde bu benzersiz müziğin okyanuslarında abis kesimlere savurdu beni. Bir tatlı huzur almak için senede bir gün pişman olur da dönerlermiş hani. Derlermiş ki hiçbir şeyde gözüm yok gel gitme kadın, ruhumu hicranına yakma. Mamafih zaman geçti daha da güzelleri yer etti gönlümde. “Sen kimseyi sevemezsin” diye sitem ediyordu kadın.

Biraz bundan kaynaklanıyor olsa gerek, hayatımın tam da bu noktasında sürüden koptuğumu fark edemedim. Seçtiğiniz, dinlemekten haz aldığınız, kulağınızın pasını silen müzik tarzı yaşam biçiminizi büyük oranda etkiliyor, şekil veriyor. Gittiğiniz mekanları, katıldığınız arkadaş toplantılarını, çevrenizdekilerin yaş ortalamasını, kullanılan üslubu, insan ilişkilerini, hatta mutluluğunuzu…
Büyüdükçe, rüzgar görmeyen yelkenimle, fırtınalı günlerde şarkıların limanına ne kadar da sığınmaya çalıştığımı gördüm(TSM baz alınıyor). Avuçlarımda hala kanamayan yaralarla ruhuma işliyordu inanki kimse...Sonra dedim ki bir gün sebep sensin gönüldeki ihtilale. Kimseye şikayet etme..
Neyse efenim.
Nicelik ve nitelik bakımından günden güne büyüyen ve geçmişten günümüze 590 makam ile gelebilmiş ve geleceğe de intikal edecek olan müziğimizin Orta Asya’dan ilk kopuzla başlayıp günümüzdeki en son haline ulaştığı evriminin son aşamasına buradan ulaşabilirsiniz.
Makamların insan ruh dünyasına, farklı halet-i ruhiyeye hitap edecek makamlar olduğunu, yakın çağlarda bile ruh hastalıklarının tedavisinde hastaları zindanlara zincirlerle kapatırlarken bizim Türk kültürümüzde TSM'nin tedavi amaçlı kullanıldığı şaşırtıcı bir gerçektir. Vücuttaki organlara tesiri (sırt tutulmaları, ciğer, göğüs, eklem, böbrek, akıl hastalıkları vs..) ve bu bağlamda da geliştirilmiş tedavi teknikleri varmış, hatta bu tedaviler haftanın belirlenmiş günlerinde belli zaman dilimlerinde uygulanmaktaymış. Ayrıca makamlar burçlara da ayrılmışlar.
Örneğin Rast makamı koç burcuyla ilişkilidir, gece yarısı ve seher zamanlarında salı günleri dinlenilmesi önerilmekle beraber fazla uyumayı engelleyici, düşük nabzı yükseltici, akıl sağlığını dengeleyici, felç illetine deva niteliğinde olduğu söylenmektedir. Hatta spazm çözücü özelliğinden ötürü otistik ve spastik hastaların tedavilerinde faydalı olduğu bilinmekte..
Ve son olarak..
Vurgulamak istediğim bir husus var ki, bilgim değil ilgim var. Elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Hatta bu yazıyı hazırlarken makamları, terimleri, dörtlüleri, diatonik ıskalayı, yanaşık ses gibi kavramları öğrendiğimce izah etmiş idim. Ama okuyucuyu sıkar düşüncesiyle kestim bir kenara koydum. Amacım yarım yamalak bildiğim bir konuyu burada ahkam keser gibi açıklamak değildir. Lakin ”okyanus” benzetmem laf salatası yapmak amacı güderek söylenmemiştir bu da önemli bir ayrıntı.
Saygılar…
yahya kemal beyatlı'nın, çok insan anlayamaz eski musikimizden ve ondan anlamayan, bir şey anlamaz bizden buyurdukları, 544 makama sahip olduğu söylenen engin bir okyanus bu, tesekkürler dejavuu88, birden ben de son demlerine yetişebildiğim o radyo günlerine ışınlandım sanki.
544 diye aklınızda kalmasının tek mantıklı açıklaması 590 makamın günümüze kadar gelemeyişi, gelişip varlığını sürdürememesi olarak düşünülebilir gaykedi, ayrıca rica ederim.
Kop düşünsene oktavlar arasındaki aralıklar bayağı kesirlere indirgeniyor, matematiğe dayalı bir denklemi var herşeyin. Okyanus ki ne okyanus.
Turk sanat muzigi deyince aklima saadettin kaynak gelir ve onun unlu muhabbet bagina sarkisi... nasil bir bestedir ki o; hala dillerden dusmez. Ustad bir gun fatih camisine gider, sabah namazindan sonra kenara cekilip uyuklamaya baslar, sabah fecrinde uykuya dalmak cok tatlidir, iste o tatli dakikalarda ruyasinda Hz Muhammedi gorur... kalkar ve baslar yazmaya;
muhabbet bağına girdim bu gece
açılmış gülleri derdim bu gece
vuslatın çağına erdim bu gece
muhabbet doyulmaz bir pınar imiş
ararım, ararım, ararım seni her yerde
sorarım ıssız gecelerde, sevdiğim nerde
açıldı bahtımın gonca gülleri
gönül bağında öter bülbülleri
aşkına sarayım hep gönülleri
muhabbet doyulmaz bir pınar imiş
ararım, ararım, ararım seni her yerde
sorarım ıssız gecelerde, sevdiğim nerde
evet... bir turk sanat muzigi soleninde soyleyen kisi tarafindan dinledim hikayesini, ben de cok sasirmistim, icki alemlerinde soylenen bu sarkinin baska bir hikayesi varmis, Saadettin Kaynak hafiztir, ben fatih camiinde imamlik yapti diye dinlemistim, wikipedi suleymaniye camisi diyor. peygamber askiyla yaziyormus adam:)
iyi de rüyasında gördüğünün peygamber olduğunu nerden biliyor, nasıl idrak etmiş, şaşılası bi durum... ve de inanılası deyil...
Efenim Fatih camiinde babası Ali Alaeddin hocalık yapmış.
Ama bu anlattığınızı bende ilk defa duydum, şaşırtıcı ve bir o kadar güzel.
Kop insana malum olur böyle şeyler, önceden görmen gerekmez bazı şeyleri hissetmen anlaman için. Keza peygamber efendimizi rüyada görmek adına belirli sayıda okunan dualar var
kopanisti ayni soruyu bende sordum ve arastirdim yani genel olarak Hz Muhammed`in (selam onun uzerine olsun) ruyada gorulecegine inanilir, goren nasil anlar diye sorduk buyuklere, evladim onu ancak goren anlar dediler. Peygamber icin yazilan siirler beyitler mevlutler(mevlut dedigimiz sey de osmanli zamaninda peygambere yazilmis siirlerdir, sonradan millet bunu dinlestirmis, aslinda islamda hic bir yeri yoktur, sadece gelenektir) o kadar cokki ve kullanilan ibare hep `sevgili` dir. Mesela bir tane ornek vereyim, insanin peygambere yazildigina inanasi gelmiyor ama Suleyman Arif Emre tarafindan peygambere yazilmistir.
Leblerimle emrine âmâdedir cânım benim
Al da bir bûseyle öldür, haydi cânânım benim...
Lâl olur birden dilim, bilmem neden, görsem seni
Görmesem kalmaz kararım, dinmez efkânım benim...
(leb=dudak, buse=opucuk lal=dilin tutulmasi)
Büyükleriminde olmuş TSM zamanları... Abdullah Yüce'nin Beşiktaş semalarından, "mikrofon kullanmadan" Üsküdar ahalisine verdiği konserler varmış...
bizim evlerde hiç hatırlamıyorum ben;dedemlerinkinde de hatırlamıyorum.sanat bizim aileye 2 beden büyük galiba..
@gkaraaslan büyük bir kayıp lütfen dinle TSM deki huzuru onun rahatlatıcı özelliğini hiçbir şarkıda bulamazsın. @dejavuu88 ellerine sağlık süper olmuş. Belkide ben sanat müziğini çok sevdiğimdendir. Zeki Müren'den bir eser
sağolasın link için akoni.ama link açılmıyo.
gkaraarslan hiçbir şey için geç değil bence bir göz gezdir. Sadece sözlerine bile baksan anlarsın nasıl güzel olduklarını.
Akoni teşekkür ederim, bende çok seviyorum, ruhun yaşlanmış senin diyorlar bana, ah komik insanlar ah
Bu da benden efenim
dejavuu sağolası açıldı link ama bir de takılmasa çok güzel dinleyeceğim:))
ya bunlar trt 4 de çalanlardan di mi?biliyom ben bunları,tv de annemler izliyorlardı usanmadan.yok yok bunlar bana göre değil.zaten içim kararmış.bana neşeli şeyler lazım.
O zaman size bunu öneriyorum
harikasın,süpersin,muhteşemsin...
Dejavuu88,
biraz dağınık olmakla beraber, faydalı olması açısından tebrik ediyorum.
bir güzellik de ben sunayım dedim.
Zeki Müren üstad'ın muhteşem ses ve yorumu.
Ayrıca burdan da bir başka üstad Malatyalı Fahri Kayahan'dan aynı eseri türkü formunda dinleyebilir arzu eden.
emsvizyon teşekkürler, naçizane hazırladım elimden geldiğince.
Katkılarınızdan ötürü mevlana yusuf sizede teşekkür ederim
dedem ve anneannem hep trt 4 ü izlerler ve dedemin atölyesine gittiğimde mutlaka müzeyyen senar ya da zeki müren eşliğinde çay içilir ..dedem o şekilde daha huzurlu resim yapar..her şarkıda başka bir çoktan ölmüş olan arkadaşını, köyünü; hayatta kalmak, eve para götürmek için yaptıklarını, daha birçok anısını gözleri dolarak anlatır bana...dedem sanat müziğine sığınır adeta; dostlarına sarılırmışçasına müziğine sarılır......Ortaokulda dersimiz gereği biraz öğrenmiştik makamları..komalarla bir çok makam elde ediliyor...türk sanat müziği kültürümüzün çok önemli ögelerinden biridir...içimde kalan şey müziğimizi çok fazla geliştirememiz...yanlış anlaşılmasın küçümsüyor değilim..yalnız Osmanlı zamanında müzik açısından pek gelişme olmamış.....
bana göre bu müziğin değerini artıran şeylerden olmuştur bu aynı zamanda..hala yıllar önceki tadıyla, hisleriyle dinleniyor....
.çok fazla ilgim olmamasına karşın bazen kaybedilen bir şeye duyulan özlemle dinliyorum ...milletimizin inceliklerinden biri türk sanat müziği ve makamlarımız...
tateos (tatyos) enserciyan (efendi)'nın güzelim şarkılarıyla yıkanmaktan buruk bir tat alırım.
keza dede efendi, zekai dede, hafız post, sadettin kaynak...
sağ olsun dejavuu88, unutturulan ve unutulmaya terk edilmiş derun musikimize dair ansiklopedik göndermeler yapmış. tazelendik...
müziğimize katkıda bulunan her ferdin ruhu şâd olsun!
"gamzedeyim devâ bulmam
garibim bir yuva kurmam"
ile "mâni oluyor halimi takrire hicabım" da ölene dek dinleyeceğim şarkılardır.
tatyos efendi'nin suzinak saz semai'i ise beni kendimden geçirir.
bu eseri en çok "aranje" edilen eseridir de...
özellikle okay temiz'in neyzen aka gündüz kutbay'la olan yorumu harikadır.
albümün adı zikir'dir. tuna ötenel de hem piyano (yanılmıyorsam) hem de saksafonla destek vermiştir.
muazzam bir musikî geçmişine sahip olduğumuzu unutturdular bize.
uzun konudur. sayfalarca yazılsa azdır.
türkiye'de şu anda klasik türk müziği yoktur!
defnedilmiştir.
son büyük icracı ise m. nurettin selçuk'tur.
zeki müren'in 60'lı yıllardaki radyo kayıtlarının dışındaki
çalışmaları piyasa işidir, gazino mantığı dairesinde değerlendirilmelidir.
transseksüel "diva"nın ilk dönem, müzeyyen senar'a öykünen okuma üslubunun keçiboynuzu tadı veren
ustayı taklit coşkusu, zamanla magazin dünyasının
cıvıklığına teslim olarak günümüze dek süren bir
pespayeliğin "fevkaladenin de fevkinde" mertebesindeki
kumpanyasıyla devam ediyor...
"abla"mızın genç erkek merakının takipçileriyiz artık.
nevzat atlığ mı?
murat bardakçı'nın "hamam müziği" olarak adlandırdığı
n. a. korusu tam anlamıyla içi geçmiş bir müzik icra etmektedir bence de...
hafız burhan'ı, m.n. selçuk'u duyan kulaklar günümüzdeki
çoraklığa ağlar ancak.
semra ersoylu, sabite tur gülerman kalibresinde bile ses
bulmak mucizedir artık!
haydi eller havaya!!!
ablanız kurban olsun size, canlarım benim!!!
dej nefis bir yazı olmuş. ellerine sağlık.
ser-hus ben bu dizeleri
muhabbet bağına girdim bu gece
açılmış gülleri derdim bu gece
vuslatın çağına erdim bu gece
muhabbet doyulmaz bir pınar imiş
köklü geçmişinden gelen gücü ile kendini yenilemiş ve en son mükemmel durumuna münir nurettin bey döneminde erişmiş.. ancak sonraki dönemde tsm'den doğan çocuklar (dejenere olmuş gurbet türküleri ile kurduğu akraba evliliğinden midir bilinmez) bir hayli çarpıktır.. özellikle zeki müren gibi büyük bir ismin dahi ilerleyen senelerde bu sakat çocukladan düzinelerle doğurması aslında sosyolojinin araştırma konusu olmalıdır..
ne olmuştur da tsm arabeskin altyapısını hazırlamıştır..? ne olmuştur da kendisini yalnızca devlet televizyonunun genellikle tercih edilmeyen bir kanalında (TRT-4) zorunlu yayın haline düşürmüştür..? ne olmuştur da şimdilerde revaçta olan, müziğinden ziyade travesti bir assolistin çirkef sohbetleri ve gönül eğlentilerinin magazinal içeriği ile gündeme gelen ve adına "alaturka" denen saçma sapan bir arabesk, türkü, klasik musiki kırması bir tarz haline dönüşerek tırmalamaktadır kulaklarımızı..?
sebep kanımca toplumun musikiye ihanetidir.. musiki ihanet etmez çünkü.. korkum ise çocuğumun musikiyi "alaturka" sanıp nefret etmesidir.. inşaallah ona farkı anlatabilecek kadar ömrüm vardır..
Şarkılar seni söyler dillerde nağme adın
Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın
En güzel günlerini demek bensiz yaşadın
Aşk gibi, sevda gibi huysuz ve tatlı kadın
Akşam oldu hüzünlendim ben yine
Hasret kaldım gözlerinin rengine
Gel mehtabım gel sevdiğim gel yine
Hasret kaldım gözlerinin rengine..
makam: nihavent
beste ve güfte: sadi hoşses
ağlamakla inlemekle ömrüm gelip geçiyor
seyretmekten bıkmayacağım bir film: muhsin bey
koklasam saçlarını bu gece tâ fecre kadar
acı duysam gözünün rengine dalsam da senin
kanatır ruhumu mâzide kalan hâtıralar
doyamam ömrüme ben kalbini çalsam da senin
Mefkud, ''son büyük icracı ise Münir Nurettin Selçuk'tur'' demiş, haklılık payı vardır, oğlu Timur Selçuk da bunu defalarca dile getirmiş hatta yeri geldiğinde üstadın bestelerini okuyarak rezil edenlere de paylarını vermiş idi.
ben nacizade bu işi çok iyi bilmeyen, yeni yeni zehirlenen biri olarak günümüzün en iyi icracısı olarak kabul edebileceğim Ahmet Özhan'ı hatırlatmak isterim...
Ahmet Özhan'ı hatırlatma eylemine bende küçük bir ekleme yapmak isterim izninle kop. Özel bir şarkıdır bu, ey gidi yıllar..
Güftekarı ve bestekarı: Yusuf Nalkesen
Seslendiren: Mediha Şen Sancakoğlu
Yalan değil
Hiç kolay olmayacak unutmak
Öyle zor öyle zor ki
Seni seni seni ah içimden atmak..
ben gamlı hazan
sense bahar
dinlede vaz geç
sen kendine kendin gibi bir
taze bahar seç ...
ah canım annem nasıl da güzel söyler bu şarkıyı.
yazılarının sonuna ısımlerını ekleyen kışılerde pskolojık sorun varmıdır sizce ?
gorunme çabası ?
benı kımse okumaz korkusu ?
.....
...
...
?
sen kimseyi sevemezsin,
sevmeyeceksin!
rüzgarların önünde kuru bir yaprak gibi sürüklenecek,
sürükleneceksin!
ama sınır oluyorum..
o zaman yorumlarının başına da dejavuuu yazsın.
bu yorumu kım yapmış acaba dıye duşunmeyelim ?
başkası olmaaaa kendın olll
böyle çok daha guzelsınnnnnnn
ya gel bana sahıcı sahcııı
yada anca gıdersınnnn
Makam: Hicâz
Usûl : Düyek
Beste: Dr. Alâeddin Yavaşça
Güfte: Selim Aru
Ağlar gezerim sâhili, sanki benimlesin
Ayda yüzün, geceyi öpen sularda sesin
Bilmek istemem şimdi, nerede, nasıl, kiminlesin
Dünyâ gözümde değil, çünkü sen gönlümdesin
yorumu hazırlayan : sahinden
yorumu sunan : sahinden
yorumu bulan : sahinden
yorumu yorumlaştıran : sahinden
Kapıldım gidiyorum bahtımın rügârına
Ey ufuklar diyorum, yolculuk var yârına
Ayrılık görünmüşken yâr tutmuyor elimden
Misâfirim bugün ben, gurbet akşamlarına
zeki müren'den
şimdi uzaklardasın
gönül hicranla doldu
hiç ayrılamam derken
kavuşmak hayal oldu
Makam: Kürdili-Hicazkâr
Usûl : Nim Sofyan
Beste: Selâhaddin İnal
Güfte: Sedat Ergintuğ
Çiçek nedir görmeden bozkırlara dalmışsan
Çaldığın kapılardan hep nasihat almışsan
Üstelik bu âlemde aşktan mahrum kalmışsan
Desene ki güzelim, sen hiç yaşamamışsın
Su verdiğin goncalar açmadan soluyorsa
Sığındığın geceler insafsız oluyorsa
Üstelik bu hikâye aşksız son buluyorsa
Desene ki güzelim, sen hiç yaşamamışsın
ADINI ANMAYACAĞIM
Muhayyer Irak
Bestekâr : İsmet Nedim
Güftekâr : Mehmet Erbulan
Aşkınla yana yana kül olsa da ocağım
Bu gönül sayfasını artık kapatacağım
Geçse de gençlik çağım / Boş kalsa da kucağım
Sözümü tutacağım / Adını anmayacağım
Kalbimden ben seni söküp atacağım
Bu gönül sayfasını artık kapatacağım
Geçse de gençlik çağım / Boş kalsa da kucağım
Sözümü tutacağım / Adını anmayacağım
Makam: oynak
Usûl : yuvarlak
hoşgeldin yüreğime gönlüme
hoşgeldinya yüreğime gönlüme boş gelme
el alem ne derse desin hadi hadi hadiiii hadii hadiii
düya dünya dön
hadiri lilili yar
hadiri lililill yar
hadiri lililili yar
yüzüm güldü sayende içim huzurla doldu
kaderimde yazan aşk oldun...
Uşşâk
Bestekâr : Türkü
Güftekâr : Türkü
Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine yavrum böyle mi yanar
Yanıma gel yanıma da yâr yanıbaşıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma
Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
Yanıma gel yanıma da yâr yanıbaşıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma
Telgrafın direkleri semaya bakar
O senin mahrum bakışın çok canlar yakar
Yanıma gel yanıma da yâr yanıbaşıma
Şu gençlikte neler geldi cahil başıma
Makam: Acemaşîran
Usûl: Semâi
Beste: Eleko Bacanos
Güfte: -
Gel ey denizin nazlı kızı nuş-i şarab et
Çık sahile gel sinede bir âlem-i âb et
Mestane bakışlarla beni mest-ü harab et
Çık sahile gel sinede bir âlem-i âb et
GÖNLÜM SEHER YELİ GİBİ
Hüzzâm
Bestekâr : Sadettin Kaynak
Gönlüm seher yeli gibi daldan dala essem diyor
Coşsam bahar seli gibi setler yıkıp geçsem diyor
Hazân vakti erişmeden ecel gelip yetişmeden
O çeşmeden, bu çeşmeden kana kana içsem diyor
Gönlüm seher yeli gibi daldan dala essem diyor
Coşsam bahar seli gibisetler yıkıp geçsem diyor
Bugün gördüm iki civan, dizimde kalmadı derman
Biri candır, biri cânân, hangisini sevsem diyor
Gönlüm seher yeli gibi daldan dala essem diyor
Coşsam bahar seli gibi setler yıkıp geçsem diyor
Makam: Hicâz
Usûl : Aksak
Beste: Yesâri Âsım Arsoy
Güfte: Yesâri Âsım Arsoy
Sazlar çalınır Çamlıca'nın bahçelerinde
Bülbül sesi var şarkıların nağmelerinde
Bir taze emel var şu kızın handelerinde
Bülbül sesi var şarkıların nağmelerinde
AKŞAMIN OLDUĞU YERDE
Hüzzâm
Bestekâr : Avni Anıl
Güftekâr : İlham Behlül Pektaş
Akşamın olduğu yerde bekle diyorsun, gelmiyorsun
Çünkü seni çok sevdiğimi biliyorsun, gelmiyorsun
Mevsimler gelip geçiyor, sen gülüyorsun, gelmiyorsun
Çünkü seni çok sevdiğimi biliyorsun, gelmiyorsun
ÖMRÜMÜZÜM SON DEMİ
Hüzzâm
Bestekâr : Selahattin Altınbaş
Güftekâr : Orhan Arıtan
Ömrümüzün son demi, sonbaharıdır artık
Maziye bir bakıver, neler neler bıraktık
Küserek ayrılırsak olur inan ki yazık
Maziye bir bakıver, neler neler bıraktık
Makam: Nihâvend
Usûl : Curcuna
Beste: Osman Nihad Akın
Güfte: Osman Nihad Akın
Yine bu yıl Ada sensiz içime hiç sinmedi
Dil'de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım dinmedi
Ben de şaştım nasıl oldu, yüreğime inmedi
Dil'de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım dinmedi
KALBİMİ KIRA KIRA
Muhayyer Kürdî
Bestekâr : Teoman Alpay
Güftekâr : Hikmet Münir Ebcioğlu
Senden bana ne kaldı/ Bir hatıradan başka
Bir daha geri dönmem / Yalan kattığın aşka
Kalbimi kıra kıra / Bıraktın bir hâtıra
Günahını yalancı / Dudaklarında ara
Gözyaşların boşuna / Düşmem artık peşine
Yansın yüreğin yansın / Şimdi de bende sıra
Kalbimi kıra kıra / Bıraktın bir hâtıra
Günahını yalancı / Dudaklarında ara
DERDİMİ UMMANA DÖKTÜM
Hicâz
Bestekâr : Şerif İçli
Güftekâr : Süleyman Nazif
Derdimi ummana döktüm, âsumâne inledim
Yâre de âğyâre de hal-i derunum söyledim
Âşina yok derdime, ben söyledim ben dinledim
Gözlerim yollarda kaldı gelmedin çok bekledim
Şarkılar seni söyler, dillerde nâme adın
Aşk gibi, sevdâ gibi, huysuz ve tatlı kadın
En güzel günlerini demek bensiz yaşadın?
Aşk gibi, sevdâ gibi, huysuz ve tatlı kadın
PİŞMAN OLUR DA BİR GÜN
Hüzzâm
Bestekâr : İrfan Özbakır
Pişman olur da bir gün dönersen bana geri
Gönül kapım açıktır çalmadan gir içeri
Sana sevgiler sonsuz, henüz geçmedi zaman
Gönül kapım açıktır çalmadan gir içeri
AH BU ŞARKILARIN GÖZÜ KÖR OLSUN
Kürdîli Hicâzkâr
Bestekâr : Avni Anıl
Öyle dudak büküp hor gözle bakma
Bırak küçük dağlar yerinde dursun
Çoktan unuturdum ben seni, çoktan
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Güzelsen güzelsin yok mu benzerin
Goncadır ilk hali bütün güllerin
Aklımda kalmazdı yüzün, ellerin
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Bir gülüşün var ki kaş çatar gibi
En sıcak sözlerin ayarlar gibi
Hiç bağlanır mıydım çoçuklar gibi
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
Sonunda tuz bastım gönül yarama
Nice dağlar koydun nice arama
Seni terkedip de gitmek var ama
Ah bu şarkıların gözü kör olsun
VEEEEEE SON OLARAAAAAAAAAAAAKKKKKKK
BAKIŞI ÇAĞIRIR BENİ UZAKTAN
Muhayyer Kürdî
Bestekâr : Selahattin Pınar
Güftekâr : Fuat Edip Baksı
Bakışı çağırır beni uzaktan
Varınca çatılır kaşlar, nedendir
Bir yandan hoşlanır azarlamaktan
Bir yandan gözünde yaşlar nedendir
Derindir alnımda gurbet çizgisi
Değişmez diyorlar bahtın yazısı
Gönlümün içinde var ki bir sızı
Her akşam yeniden başlar nedendir
Hasreti bağlayıp sazın teline
Yıllardır çıkmışım gurbet eline
Düşmüşüm bu yüzden elin diline
Üstelik yâr beni taşlar nedendir
Her son bi başlangıçtır...
Makam: Nihâvend
Usûl: Nim Sofyan
Beste: Ali Ulvi Baradan
Güfte: H. Avni Öza
Yemeni bağlamış telli başına
Zülüfleri düşmüş hilâl kaşına
Henüz girmiş onüç-ondört yaşına
Edâlı, işveli köylü güzeli
Gel seni, köylü kız, alıp kaçayım
Telli duvağına altın saçayım
Seni bu diyardan alıp kaçayım
Gözleri sürmeli köylü güzeli
Lorienn, kop, harikasınız:)
Lorienn bitişi harika yapmışsın nerden bildin o eseri sevdiğimi.
Zoey fasıl bitmez
sesiber teşekkürler öyleyse ne mutlu bana
Usulü:düyek
Makamı:kürdilihicazkar
Güftekarı: Ümit Yaşar OĞUZCAN
Bestekarı: Münir Nurettin SELÇUK
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı
Beni sensiz bıraktın
Beni bensiz bıraktın
yola cikmiş ariyorum
kaybettigim aşkimi
sakın bana umit verme
seveceksen başkasini
bana toz pembe gorunmez
sensiz dunyam çok karanlik
beni senden daha fazla
sevecek kimsem yok artık
ikimiz bir fidanin
guller acan daliyiz
sen benimle, ben seninle
bu hayati yaşamaliyiz
severek birbirimizi
hayatta hep gulmeliyiz
yaşamanin gayesini
seni sevince anladim
senden gelen her cefaya
bu canimi adadim
bil ki tahammul kalmadı
başka birini sevmene
sevme benden başkasini
razi degilsen olmeme
Makamı: Rast
Güftekarı: Mehmet ERBULAN
Bestekarı: İrfan ÖZBAKIR
Ömrümce hep adım adım
Her yerde seni aradım
Ben kalbimden başka yerde
İnan seni bulamadım
Kenarlarda, köşelerde, kadehlerde, şişelerde
Ben kalbimden başka yerde
İnan seni bulamadım
musiki solenleri, fasillar, sila geceleri (urfadaki herhangi bir turku gecesine katilacan abey...) cok eskiye gidersek dede korkutun dizi dibinde bohac-han oykuleri ve saz, kopuz esliginde soylenen turkuler. Osmanli Sarayinda yetisen musiki, oyle hemen halka inmiyor, saray muzigi olarak kaliyor uzunca bir donem. Elitimsi olmus halk tarafindan kesfedilmemis musiki, o yuzden avrupa elitleriyle hemen etkilesime girmis saray muzigi, bugun de biz hala o gelenegi surdururuz diyenler var. Dunyanin merkezi Istanbul ve lale devrinde cosuyor musikiler, koca medeniyetin artik kalan sermayesini mideye indirme devridir lale devri, musiki artik yayiliyor sehirlilere, durduramiyoruz buyuyor abey, koca bir muzik kulturu doguyor, hali altinda hala...kesfedilmeyi bekliyor. Kazak abdallardan musikiye gecen bir halkin muzik keyfi boyle abey, yeri geliyor tedavi de kullaniyoruz muzigi, vakiflar araciligiyla hayvan hastaneleri kuran adamlariz biz, deli bu deyip ya ilac ya da sopa degil muzik veriyormusuz, sakinlestiriyormusuz kaciklari.savas orkestrasi kurmak bizim aklimiza gelmis ilk. (Bosver simdi savasi abey, memleketimin poguna kurban olayim, ozledim diyorum bir turku gecesini,tey tey tey tey ...)
Bilmem makamını, güftekarını, bestecisini, söyleyenini...
Bilmem; belki en eksiğimdir, belki en fazlamdır...
Offf... Ki ne offf...
Ama sesi güzelelerden biri söylemeye başladı mı,
İster alkol ikindisi olsun ister en dikbaş zamanları...
Dedi mi biri;
"Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım
Bakışından süzülen işvene hayran olayım
Lutfuna ermek için söyle perişan olayım
Bakışından süzülen işvene hayran olayım"
Sanki hisseden ben, söyleyen de ben gibi...
Ne yelken kalır inmedik ne kırılmadık dümen.
Bİtirir düşünü, düşmeyenini, düşleyeni...
Benini...
Sevgili plakton bestekarı Fehmi Tokay olan ve benim çok çok sevdiğim bir tsm eseridir benzemez kimse sana ve aynı duygularla her defasında dinlemekteyim sizin gibi. En son Şevval Sam seslendirmiştir.
Yılları durduracak
Güneşi doğduracak
Dünyamı dolduracak
Bir sevgi istiyorum
Deli gibi sevecek
Ömür boyu sürecek
Gözlerimde tütecek
Bir sevgi istiyorum
Halimi anlayacak
Derdime katlanacak
Benimle ağlayacak
Bir sevgi istiyorum
Hiçbir şeyde gözüm yok
sen yanımda ol yeter
kapkaranlık odama
mehtap gibi dol yeter
yağmur vururken cama
dalarken gece gama
özleyen kollarıma
usulca sokul yeter
sızlayan her yerimin
şu çileli serimin
sahipsiz dertlerimin
çaresini bul yeter
bende musiki dinlemek istiyorum ama bu kültürü hiç almadığımdan çok yabancıyım. Ne ailem ne de çevrem TSM meraklı olmadığı için bende eksik kaldım. Arabesk ve pop hariç tüm müziklere ilgim var ama metal müzik ağar basıyor genellikle. Sanırım bu müzik yaşadığın yerin ve o insanlardan aldığın kültürle alakalı bir şey olmalı.
Bir rüzgardır gelir geçer sanmıştım
Meğer başımda esen kasırgaymış sevgilim
Gönül oyunudur bunun izi kalmaz demiştin
Meğer içimde yanan bir volkanmış sevgilim
Bir gün olur unutursun demiştin sevgilim
Hicranını uyutursun demiştin sevgilim
Unutmadım unutmadım
Aşka hasret, sana hasret bekliyorum sevgilim
Gönül oyunudur bunun izi kalmaz demiştin
Meğer içimde yanan bir volkanmış sevgilim
Acuıstıc, yumuşak bir geçiş yapman amacıyla kulağının aşina olduğu şarkıları dinleyerek başlayabilirsin.Eski filmleri seyretmeyi seviyorsan, filmlerde söylenen şarkıların çoğu buna uygun olur kanaatindeyim.
Belkıs özener ve zara yı tavsiye ederim.Muazzez ersoy dan uzak dur !
incir cekirdegi DİYOR Kİ, (8 saat önce)
Belkıs özener ve zara yı tavsiye ederim.Muazzez ersoy dan uzak dur !