
Bu heykellere baktığınızda nefes aldıklarını hissediyorsunuz. Sanki Gulliver'in Gezisinde Devler Ülkesinde'siniz. Birazdan ayağa kalkacak ve sizi ezicek o, odanın köşesinde oturan 6.5 metre boyundaki adam. Sanki o, hasta ve boylu boyunca uzanmış kadın, hüzünle 'ben öldüğümde benim sığabileceğim bir tabut bulabilecekler mi acaba?'diye düşünüyor. ürpermemek elde değil.
Avustralyalı ünlü hipperrealist heykeltraş Ron Mueck'in yarattığı eserlerle aynı odada bulunmak büyük bir şans olsa gerek ve ne yazık ki ben öyle bir şansa sahip değilim.
Fiberglas ve silikon kullanılarak yapılan heykellerin yaratım sürecini merak edenler için ayrı bir bölüm açılmış Brooklyn Museum'da. Fransa ve İskoçya'da onbinlerce kişinin görmek için galerileri doldurduğu eserlerine yenilerini ekleyerek New York'a gelen Ron Mueck'in sergisi 4 Şubat'a kadar Brooklyn Museum'da ziyaret edilebilecekmiş.brooklynmuseum.org
Not: Konuya daha önce 3ayak'ta da değinilmişti.
Bu yeni keşif falan değil, yıllardır kullanılan bir teknik.
Hadi Petersburg'taki dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Hermitage'ı bilmiyorsunuz. Orada ki balmumu ve silikonlardan yapılmış Deli Petro'nun olağanüstü heykelini görme şansına erişmediniz. 5 yıl kadar önce İstanbul Bienalinde Aya İrinide sergilenen heykelleride mi hatırlamıyorsunuz. Hadi ondan da vazgeçtim, Marie Tussaud adınıda mı hiç duymadınız? Bu heykelleri yapan biraz daha depresif takılmış o kadar. Yoksa yeni bir keşif değil.
Yanlış anlaşılmasın, eleştirim keşif denilmesine
Michelangelo Musa’nın Hükmü heykelini bitirdikten sonra ondan canlanıp konuşmasını istemiş. Konuşmayınca sinirlenip çekiciyle heykelin dizini parçalamış:

Aşağıdaki Davut heykeli için de "O zaten mermer kalıbın içindeydi, ben sadece fazlalıkları yonttum" demiş:

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.