Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "DelFly Micro : Kameralı Otonom Uçan Robot"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Bir oyun oynayalım istedik, expresyon ile. Sonra dedik bu oyuna başkaları da katılmaz mı, beyin fırtınası yapmazlar mı? Bir hikayeye başladık, bir yerde bıraktık diğeri devam ettirdi. Bu hikayenin nereye kadar gideceğini merak ediyoruz. Bayrak yarışı gibi. İster bir cümle, ister 10 cümle. Diğerinin bıraktığı yerden devam etmek tek şartımız. Neden böyle bir şey yapalım diyenlere ise “sen de haklısın kardeş” dışında sözümüz yok. Oynamak isteyenleri hikayenin başlangıcına, alt satırlara alalım.

\

NEVDALİST

Bir yazıyla başladı her şey. Duvardaki bir yazıyla. Kiracı aranıyor yazıyordu, başka hiçbir şey yok. El yazısıyla yazılmış, duvara asılmıştı. Adres Taksim’de bir caddeyi işaret ediyordu. Uzunca zamandır ev problemi olan genç kız “kurtuluyorum” diye düşündü. Kağıdı duvardan sökerek aldı, etrafa hızlıca göz gezdirdi. Olur da biri görürdü. Kimsenin kendisine bakmadığını görünce kağıdı kot pantolonunun cebine sıkıştırdı. Kağıt girmemek için ısrar ediyordu.

Merdivenleri indikten sonra tabelaya baktı. Tabelada şarapçı sokak yazıyordu. Genç kızın ise korkusu yoktu. Uzunca zaman önce korku denilen duyguyla vedalaşmıştı. Hele kaybetme korkusu hiç yoktu. Siyah düz saçlarını bir tokayla kafasında tutturdu. Ev sahibine ciddi, hanım hanımcık bir görüntü çizmek istiyordu. İçini görmemeliydiler. Zaten kimse birbirinin içini görmez, merak da etmezdi. O da bu dünyada sessiz akıp giden canlılardan biriydi. Kalbi atmaya, elleri terlemeye başladı. Heyecanlandığında ilk elleri terliyordu. Sonra kalbini bir el sıkıyor gibi hissediyor, sonra nefesini tutuyor ve en son rahatlıyordu. Henüz 23 yaşında bir kadındı. Aslında çocuk- kadın demek daha doğruydu. Henüz 23 çiçek açmıştı bu ömründe.

---Şırrakkk diye bir ses duydu. Kadının biri elinde kırık bira şişesiyle bağırıyordu.

---Ulan pezeveng seni doğrarım. Bir daha vermeyecem demedim mi?

Bu sefer korkuyu duydu. Evet duydu, hissetmedi. Kulağına sesi geldi, korkunun. Uğultu şeklinde, rüzgar şeklindeydi. Saçağın dibine iyice çöktü. Kadının uzun eteklerini toplayıp, koca kıçını sallayarak apartmana girmesiyle saklandığı yerden çıktı. Gideceği yer şu ilerideki yeşil boyalı evdi. Kapı numarasına bakmadan bunu anlamıştı. Yeşil psikolojide güveni simgeler demişti hocası. Sonra onu yeşile boyalı evine atmış, onunla yatmış ve gitmişti. Kız sadece "yeşil güvendir" diyebilmişti. Üstelik hocasıyla her karşılaştığında onun kendisini görmediğini fark ederdi. Yoksa hayal miydi bunlar?

Düşüncelerini kafasından kovdu. Koşar adımlarla yeşile boyalı eve yaklaştı. Kağıdı sıkıştırdığı cebinden çıkardı. Evet, bu apartmandı. Özlem apartmanı, No:8, Kat:9’du. Otomattan bir travestinin sesi duyuldu,

--Kim o?

EXPRESYON
Ses onu tedirgin etmişti. Hayatının geri kalanında farklı maceralar yaşamak istediğini aklına getirdi ama yine de başına bela almak istemiyordu. “Ne belası” dedi sonra kendi kendine. Hem zaten ev yeşildi, güvenin içine girecekti. Cevap verdi,

--Kiralık eve bakmak için gelmiştim.

Evet sadece bakacaktı ve öyle karar verecekti, evin fiyatı ve ev sahibinin cinsel tercihi daha sonra düşüneceği detaylardı.

--9. kata çık! dedi ses, ve kapı açıldı

Asansör çalışmıyordu. Tozlu merdivenleri o adını koyamadığı ve hiçbir şeye benzetemediği iğrenç kokuyu teneffüs ederek çıkmaya başladı. Her katta bir daire vardı ve her dairede farklı insanların yaşadığını kapılardan ve kapı önündeki ayakkabılardan fark edebiliyordu.

8. kata geldiğinde koku ortadan kaybolmuştu hatta güzel bir koku duyduğuna emindi. Belki de burnu alışmıştı ya da beyni ona bir oyun oynuyordu. Son merdivenleri çıkarken kafasını yukarı kaldırdı ve ona gülümseyen travestiyle göz göze geldi. Son basamağı da çıktıktan sonra çaktırmadan süzdü –bir travestiyi ilk defa bu kadar yakından görüyordu- çok uzun boyluydu.

--eğer biraz daha uzun olsaydın beni bile sollardın vallahi!

dedi travesti gülerek ve sanki dalga geçerek. İkisi de süzmüştü birbirini ve ikisi de en çok boylarına dikkat etmişti. Ancak bacak arasında fark edilen bir fazlalığı daha vardı travestinin. Kendini zorlayarak gülümsedi, ama travestinin söylediği bu cümleye daha sonra kahkahalarla gülecekti.

dairenin kapısını açtı ve tüm kelimeleri yayarak bir emlakçı edasıyla evde olan ve olmayanları gezerek anlatmaya başladı;

-- Kiralık daire bu. Isıtma yok, sıcak su yok, her oda güneş görüyor, mobilyalı, kirası çok uygun. Bavulunu al ve yerleş. Bir öğrenciye göre gerçekten çok iyi bir ev. Öğrencisin değil mi?

Öğrenci değildi, ama öğrenci olduğunu söyledi. Birkaç arkadaşı hariç ailesi bile onu öğrenci sanıyordu. Hızlı kararlar almayı seviyordu ve sanki evi başkası kapacakmış gibi birkaç saat sonra bavulunu getirip eve yerleşti. Adının Gizem olduğunu öğrendiği ev sahibi travesti ile o gün yarım saatlik bir sohbet etiler. Gizem’e ne iş yaptığını sormadı, ama biliyordu...

Üçüncü günün sabahı kapısı tıklatıldı. Bu gizem olmalıydı, ya da başka bir komşu.

--kim o?

--lütfen açar mısınız?

Ses yine bir travestinin sesiydi ama gizem değildi.


231 ahkam var

Ahkâmlar

uykulu, yorgun, monoton ve cızırtılı bir sesle tekrar sordu
-- kim o dedim?
-- ben de lütfen açar mısınız dedim. lütfen açın önemli, ben Berrak, Gizem'in arkadaşı
-- Peki bi dakka lütfen..

Çıplaktı üzerine giyecek bi şeyler bulmak üzere dolaba yöneldi, akşam neyini nerde çıkardığının farkında bile değildi, dolaptan eline ilk gelen kazağı üstüne geçirdi, bir de kot, çıplak ayakla kapıya kapıya doğru yürümeye başladı...

durmadan kapı böyle çalınacak mı diye düşünerek öfkeyle kapıya doğru gitti..daha geleli üç gün bile olmamışken birileri 'önemli lütfen açın' diye kapısını çalıyordu..neydi önemli olan?..uykusundan daha önemli birşey düşünemiyordu hayatta..
gerçekten önemli olmasını diledi..yoksa cıngar çıkarabilirdi..

Yazı harika yazılmış ama ben yine de kapıdaki Kimdi çok merak ettim.

haberx3

kapıyı açın artıkkkkk, delirtmeyin beni bu kasvetli salı gününde. pardon dayanamadım.

kapı açıldı.

oh şükürler olsun, ne kapıymış yau, daral geldi içime valla,

3 haber sıra sende. işte kapıdakinin kim olmasını istiyorsan o olacak.

yine pardon:))) dayanamayıp hep araya giriyorum.

kapıyı açtığı gibi geri kapattı:)

kapının arkasına yaslanıp derin nefes aldı. cesaretini toplayıp tekrar açtı.

kapı ikinci kez açıldı.

-eve taşınmışsınız dedi travesti
-evet öyle oldu dedi kadın
-gizem size yeterince açık davranmamış ve açıklamak bana düşecek galiba dedi

kadın merakla ve huzursuzlukla baktı

-burası benim evim konuyu size daha net açıklayacağım ama izin verirseniz içeriye gireyim. hatta buna alışalım ikimizde çünkü artık burada birlikte yaşayacağız gibi görünüyor. ha bu arada gizem kayıplara karıştı haberiniz olsun.

mansonılızed harikasın demeden edemedim.

alternatif yazdım boşa gitmesin. isteyen burdan devam etsin:)
ama olamaz! dedi yığılırken koyu yeşil kapının eşiğine. bir an için gördüğü sesini duyduğu tıpatıp babasıydı. ama travestiydi bu sonra kapı yumruklanmaya başladı. ses kalınlaştı. ismiyle seslendi ona bu sefer, babasının ikizi olduğunu ve kapıyı açmazsa kıracağını. bir yerlerden gece melek ve bizim çocuklar filminin müziği geliyordu, kapıyı açtı.

teşekkürler

len mantık çerçevesinde onun evi olsa anahtarını sokar açar, daatmayın konuyu,

gizem değiştirdi belki olum o yokken anahtarları ne çamur insanmışsın ayol. babalar gibi de oturdu mantık çerçevesine. hayret bir olay ya.

sen şimdi gizem berraka kızdı anahtarları değiştirdi, evi başka birine kiraya mı verdi diyosun yani, niye yapsın ki böle bişey? mantıki bi açıklaması yok bana kalırsa

bi sus efendi ol arkadaşım rezil ettin yazıyı

devam. hadi seyirci istemiyoruz, herkes katılsın.

kadın ve erkek arasındaki kişiyi içeriye aldı. ses aynı babasınındı. bir şey belli etmemeye çalışarak,

--gizem'e ne oldu diye sordu?

oldu ben rezil ettim de mi,
sen evine girerken kapıyı mı çalıyon müdür ?

abi bak husumet yaratmayalım cıngar cıkacak oyuna katılmıyon bozma bari.

manson'ın bıraktığı yerden devam:

Sonra hızla kızın yanından geçti ve söylenerek mutfağa daldı.
-- Dün gece bana geleceğini söylemişti. Onun yüzünden iki koca adamla sabaha kadar uğraşmak zorunda kaldım! Bunu daha önce de yapmıştı, bu defa pek şansı olabileceğini sanmıyorum. Kahve yok mu bu evde??
Kız sendeledi, üzerine doğru düzgün geçiremediği kazağının kollarını ellerine doğru çekiştirerek neler olduğunu algılamaya çalıştı. Acaba hala uyuyor olabilir miydi? Ne dediğini pek de bilemeden sesi titreyerek konuşmaya çalıştı, bir yandan da telefonun nerede olduğunu saptamaya çalışıyordu.
-- Bakın ben bu evi dün akşam tuttum, Gizem aldı bavulunu çıktı. Bana bir hesap numarası verdi. Her ayın 15’inde kirayı yatırmamı söyledi. 3-4 ayda bir ben uğrarım dedi. Sizi tanımıyorum ben, Gizem 3-4 ay sonra gelecek, onunla konuşursunuz bu konuyu.
-- Anlatamıyorum galiba, Gizem yok artık gelmeyecek. Berrak var artık.

Sıra bende şimdi, kimse devam etmesin karman çorman olacak yoksa..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

Hallam...

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

Nası kardeşi Hakan olayo, ben çözemedim bu işi..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

hımm

anam bu ne? beynim dumur oldu.

sıra büyücü de, yaz şekerim ben milleti tutuyorum.

sörsi bekleyin sırayla kardeşim. sörsi sen yaz kardeşim tutuyorum ben burayı.

lesor sen devam et.

hakan olmasin sen devam et.

arkadas su hikaye üstadlari nerdeler yaw

Puelladan devam anam:

Kız kırıldı kırılacak tabureye çökerken gözü kadının varislerine takıldı. İçinden çıkamadığı bir durum oluduğu vakit hep gözlerini bir noktaya sabitlerdi. Varislerin yolunu takip ediyor, bazen iğreniyor bazen devamını görmek için kadının eteğine yapışası geliyordu.
- Yani şimdi sen ne diyorsun, sadede gel!
Kadın blöfü görecek kadar tecrübeliydi.
-Diyorum ki, kazıklandın..Ya burayı benimle paylaşırsın ya da uzarsın.
-Ya para?
-Para mara yok..
-Bak, şimdii bee...
-eee, uzattın velet..Kafa şişirdin be anam..diyerek kızı kolundan kavradı.
Yıllardır içimizde biriktirdiğimiz, bastırdığımız öfkenin bir klik sesiyle salıverildiği durumlardan biri yaşanacaktı az sonra. Kız kendisine değen eli kavradığı gibi dişlerini bütün gücüyle geçiriverdi.

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

canı yanan berrak hırlayarak böördü
- hay ananı! seni pespaye sürtük seniii,
kız arkasına bakmadan mutfağa kaçıp kapıyı kilitledi, lanet olsun diye geçirdi aklından cep telefonu yatak odasındaydı,
tanrım bi de 3nci kattayız üstüne üstlük diye mırıldandı
mutfak penceresinden karşı bloğa baktı, 5nci katın balkonunda bir genç adam iplere beyaz donlar asıyodu,
tamam işte olmuştu, onuın dikkatini çekip yardım istemeliyim diye düşündü...

on dakika geçti ya da geçmedi yerde yan yana yatıyorlardı. saç baş darmadağan. berrak elinin tersiyle suratını silerken kadın üzerini başını düzeltmek üzere doğruldu.

telefonun sesiyle irkildiler. berrak alışkın hareketlerle ahizeye ulaştı

-buyruuunnn.... tabi hayatım, olur kocacım, kaçta dedin?...tamam canım kapatıyorum şimdi.

çıkmam gerek güzelim. o kaltak gizem eşyalarımı da götürmüş. telefonda söyledi. birkaç elbise almam gerek. geldiğimde sakinleşmiş olursan görüşürüz. katakulli yapmaya kalkma yavrum.

ha dın ne bu arada.

- rahime dedi kadın ne olduğunu anlamamış bir şekilde.

anaa kopanla ben aynı anda yollamışık ama. noolcek şinci.

Kim kimin üstünde anlamadım ben şindi..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

hadi buyrun !

çok duygusal oldu

tüm centilmenliğimle kopana bırakıyorum sahneyi. ben buyum işte.

hadi bakalım kopandan devam.

düello teklif ediyorum. kazananın yazdığı kalsın, diğeri gözyaşları içinde sahneyi terk etsin.

nevdalist, hiç spontan bir şeyler yazmak aklıma gelmedi bir türlü, ama güzel ilerliyor, okuyorum!!

Sahinden oricınıl sahinden misin yok ise ortalarda dolaşan bi dene var ıdı, o musun?
Kimsin kardeşim sen?

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

clicia karar versin buna bence, benimkini yada mansonunkini seçsin ordan yürütelim hadiseyi

orcinali bacım test ettim ben. nevdalist çok ordubozan gördüm seni. yalnız kadının adı rahime olsun çok kadınsı.

ortalarda dolaşan sahindenlermi türedi ?

Bence nevdalist bizi 16 milyar gözlü kara sineklere benzetiii içinden...Ağlarını ördü, bizde takıldık kaldık hastalıklı beyinlerimizle...
Komplu bu..Hastane yönetiminin aynaların arkasından bizi izlediğine 10 papeline bahse girerim..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

üstteki yorumum dikkatlerden kaçtı heralde,

bu yazıyı bir atasözü ile özetlemek gerekeysedı hangi atasözünü yazardınız ?

clicia buraya yumruk havaya diyorum.

bir tur daha atabilirsek doktor iyileşecekler. yalnız aralarından kaçanlar var. PBK, anthro biraderim gibi.

makaleci bir cümlecik patlat bari.

ay nü it..!

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

hayır sadece görmezden gelindi. ben çekildim hemi kopandan devam edilsin. kadının adı rahime olsun. sahinden gerçek. nevsalist ve expresyon komplocu.

anthro solaryuma gitti az sonra piiling bitince dönecekmiş haber salmış bana

Ben geliyorum. Hadiseyi kapmam lazım önce ama. Bi duello kaçağı ile uğraşıyodum da. Bana "Üç kişi ile duelloya gelinmez loo" deyuuu..

Logos spermatikus // laissez faire laissez passer // PLATONIK

hamdi beyin teklifini duyalım önce 1
hadiseyi kaptırmam 2
konuyu daatma ant, 3

elinde ansızın hissettiği acıyla kendine geldi jülide, patates doğrarken elini kesmişti ve biraz önce içine daldığı hayalinden böylelikle sıyrılmış oldu. kapı neden iki defa açılıp kapandı diye düşündü düşünü. bu hadise başına arada sırada gelirdi. bir keresinde kasiyerin karşısında hadi bu tarafa bu tarafa gelin işte orada bakın çiftleşiyor diye bağırmıştı. o sırada hayalinde serengeti'de aslanları inceleyen bir bilimkadınıydı. bu bölünmüş kişilik aynı, bir blogda tek bir hikayenin hakkından gelmeye çalışan insanların yarattıkları garip yaratık gibiydi ruhunda. ve ruhuna uzun zamandır tahammül edemiyordu. bir hayale daha yeri kalmamıştı. buçağı aldı ve...

kim o? senin hikaye bizimkini sollayacak mı ne?

neyse devam ediyorum kopanisti'nin yazdıklarından.

rahime karşı balkondaki adama

--yardım edin diye bağırdı.

genç adam 4 yıl önceye klicia ile tanıştığı güne gitti. onunla da böyle bir balkonda tanışmış, başına gelmeyen kalmamıştı.

siyah düz saçlarını kafasında tutturmuştu da gerçekte omuzlarında kuzgunun kanatları uçuşuyordu.
Rilke'nin deyimiyle daha da yaklaşıyordu kendine. "çocuk kadın". tesadüf müydü bu? içini okumasın diye sahibi bir evin yine kafasında tutturduğu bir Türkü ile -ayrımcılık olmasın "ır" demeli her tınıya düz hesap- istemeden savurdu siyahın mavisinde ipek yelelerini cinsini terkeyleyen dişi arslan misali...
durdu. ne güzeldi yükselen kokusu sakin sakin yükselen korkunun. hey!canlıydı.karar verdi. bu kez ve ilk kez korkunun kollarına sere serpe serilecekti.
doyurup da aç bırakan tatlı bir sevişmenin ardından sessizlikte saklanan "harika" sözünü çekici kıvrımlı dudaklarından iç gıcıklayıcı bir şekilde "merhaba" diyerek fışkırttı tek kişilik kalabalığa bütün korkusuyla. ne düşünüyordu ki? kapıyı açtığında...
... merhaba
... bilmenizi istedim, Gizem yok artık, dedi Berrak, şırıl şırıl inceden emin bir sesle.
... yok mu? !
... evet, Gizem yok artık, Bahar geldi...
... Bahar mı? kim o? dedi Reyhan. ıslak uykudan uyanmış güzelliğinde, ala gözünü zangoç memelerin kopçasından kurtamaya çalışarak...

bıçağı

yeni taşınmıştı mahalleye, annesinin gelinlik ayakkabılarını giyip, tenis raketiyle halı döverdi, mahalleli cesaret edememişti ''Hoşgeldin''demeye..
Çok sinirlendiğinde geğirme krizi tutardı..Önce başını balkondan aşağı uzatır tam bir inek edasıyla geğirirdi..

Derken mahallede yağız bir delikanlıdan hoşlanmaya başladı..Hususi onu görmek için ekmek almaya gider, bakkalda kepek ekmeği bulamadığı için sürekli kilo alırdı..

Ne biçim bir mahalleydi burası..Kalbi yanıyor, çocuğa kaş göz yapıyordu..ve 6 kez gittiği yüz okuma semineri, bir sonuç vermiyordu..Çocuk onun ilgisini görmezden geliyordu..Derkene mahalleden birinden onun ''gay'' olduğunu öğrendi, Habersiz aldığı traş takımı, ve açık arttırma sonucu bin bir güçlükle elde ettiği barış manço nun kol düğmelerini çöpe attı ağlayarak, sonra içi rahatladı birlikte dantela örüp ağda yaptılar, sonsuza dek..

ya hakkaten çok güzel şeyler yazıyosunuz da arkadaşlar, devam şeklinde yapmalıyız. yoksa hikaye durur ve karışır.

velhasıl benim yazdıklarımdan devam. adam 4 yıl önceye gidiyor.

hadi bakalım. mengü? lecteur? PBK?

nevdalist işi gücü bırak tuttum buradan devam diye eylem planı ve organizasyon hazırla. kolay gelsin güzel kardeşim.

bi önerim var
yazacaklarınızı bir wörd sayfasına yazın sona tarayın kopyalayın buraa çakın.
yoksa olay titan oluyo bi kol 3 kol üretiyo,

çok heyecanlıyız, sakince yazsak böyle olmaz. baktık kimse yazmıyor, araya girip çakarız yorumu.
benim ortak expresyon anladı işin vehametini, tüydü.

c47'de yer açın, bu akşama kadar kessin ben de oraya geliyorum.

ah o meşum kaza dört yıl önce demetaryalize olabildiği zamanlarda tanımıştı klicia yı. adından da anlaşıldığı üzre buralı değildi bu kız, uzaklardaaan uzaklardaaan geliyordu. ancak adam ki adamın adı da adam dı bir gün beykozda yürürken başına ismet usta düşmüştü. o gün bu gündür gezegenler arası seyahat yalan olmuştu kendisine

Ara ara kuş dili kurslarına gittiler beraber, dedi ki

Begen, agaz ögencege, hikayegecigiğiğijgihihimi (neyse bu kelimeyi boşver) yagazdıgım segevgigiligi Negevdagaligist ciğgigim..

c47 de tek bi boş odamız var, o boş odada da tek bi boş yataamız var,
dolu olan diğer yatak clicia isminde bi ingilize ait, kendi halinde tüm gün tez yazıyo, bazen kalkar bi dolanır sona tekrar döner tezinin başına

adam, üzerinde gömlek kravat pantolon, elinde beyaz bir donla, tam da donu ipe asacakken öylece kalakaldı. karşı dairedeki kız yardım istiyordu. üzerinde sadece bir yün kazakla, bir kız ne kadar yardım isteyebilirdi ki?

hiç bir erkek yün kazak gıymış bir kıza yardım etmeyı sevmez..

biraz zorlasa kendini hemen orada olabilirdi adam, gözlerini kapadı ve kızın bulunduğu odanın ardiye dolabında açtı gözlerini. kapıyı itti ve balkonda çaresizce etrafına bakınan kızı gördü. klicia ya öyle benziyordu ki. lanet olsun. çok sevmişti onu. onu korkutmamaya çalışarak balkon penceresini açtı.


kopanisti DİYOR Kİ, (10 dakika önce)
c47 de tek bi boş odamız var, o boş odada da tek bi boş yataamız var,
dolu olan diğer yatak clicia isminde bi ingilize ait, kendi halinde tüm gün tez yazıyo, bazen kalkar bi dolanır sona tekrar döner tezinin başına
hayat suda başladı salus per aquam

Kop, giriş çıkışları deklare etmeden önce kendi aramızda hasbihal etmemiz daha doğru sanıyorum..Henüz clicia isimli biri koğuşumuza giriş yapmamıştır. Yapıp yapmayacağını litfen ilgili merciiler olan bizler ile konuşunuz.
Kısacası kendi başına hareket etme, röffteşambrından tuttuğum gibi havada 10 takla attırırım..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

çok ağır konuştun müdürüm, açık ortamda bana fırça atman hoş deil, bi odaya çekip yapabilirdin, ben ki bu koğuşun bu günlere gelmesinde emeği olan biriyim bilirsin

Beebeemsin..
Benim ses tonum beylee bilmezmiş gibi konuşma, hem bak bakalım yatağının altındaki büyük kırmızı kutuda ne var???

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

inanmıyoruuummm, frambuazlı dondurmaaaa

Ben aldım önceden Lesör öyle bir kutu yok artık:))
Güzel birşey bıraktım yerine sadece Kop a özel '' minik deniz atı''..

Kahrımanmerışdan özel olarak getirttim..
Sırf senin için..
Ya!! Böyle işte!! Taaazzziikli su yeme pahasına yaptım bunu...

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

allahım duygusal anlar bunlar.

ağlamak istiyorum sayın seyirciler avrupa böyle gol görmedi.

sörsi var ya, işte bu an benim bittiğim andır

endırsın sondaj aletini getir bu anı ölümsizleştirmek istiyorum.

Asebiyim ammaa kalbim pamuk gibin..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

Pamuk,dedin de fasulye koymuştum en son pamuk tarlasına Anthro bir baksın cinlenmiş mi..diye

jülide'nin bıçağı elinde televizyonda gece melek bizim çocuklara reklam girmişti. adam kız'a nasıl oldu da bu kadar çabuk geldiği konusunda yandaki boruları gösterdi parmağıyla. o anda üstünde durmadı kız, evden acilen çıkması gerekiyordu. içerden berrak'ın telefon konuşmasını dinlemişti. oranın belalı pezevenklerinden kesik necmi'yi çağırmıştı berrak bağıra çağıra. elinde kocaman bir yara açmıştı kız kanıyordu, tepinip küfür ediyordu. kendi eviydi, kapıyı kırmak istemiyordu.

kimse devam etmezse ben bitireceğim hikayeyi. :)

run lecteur run...

herşey bir rüyaymış oysa.

Gol mu?dedi, tv nin karşısında içkisini karıştıran yaşı yetmez çocuk kadın.
...olmaz ki! bu kadar tez kaybedilir miydi serengetide doğan arslan yavruları luxor'un kumlu kapılarında? diye düşündü unutmadan utancını.
kimdi? kimliği nereye kaçmıştı?
aniden bir dize geldi aklına hesapsız yazılmış bir şiirden:
"bilinir mi kaç kişilik yaşadığım"...

buzdolabından çıkmıştı sankim dedi dışından.
halla! modern zamanlar müzesi miydi c47 bilmiyordu ki... yer yokmuş dedi Berrak uzaklardan
nasıl olur buna dayanamaz bu can!
yer mi yokmuş? Rüya değildi şaka ertesi 2 Nisan’da yaşanacakları hayal etti. Evet, evet kesinlikle Chealse’yi görmeye çalışacaktı tanrı.
Kim o? dedi çocuk? Tanımıyorum onu! Hiç işim olmaz! Elinde feneri dayanmıştı günah kapısına! Kabul buyursa yüce Allah kesinlikle doğurtacaktı bu ecnebi veleti…
Heyhat!
Delikanlı gelmişti! Yaşadığıysa bir rüyanın sıcaklığıydı harbiden…
Kim o? Adınız? Ah! Evet, az önce ve biraz sonra yine gelecek o…
Meraklı bekler … gelecek gelecek…

Evet..
... odaya döndüğünde yatağının üstüne kırmızı bir kutu gördü. Nereden gelmişti acaba bu. Üstünde "endırsın'dan sevgilerimle.." yazıyordu. Yatağa doğru ilerlerken ahşap parke gıcırtıları kulak zarında ameliyata girişmişti. "Allahım.. keşke ben kutuya ulaşana kadar bu kutu patlasa" dedi içinden. Bu yürüyüş anı hiç bitmeyecek gibiydi. Aşilin tosbaası gibi hissediyordu kendini. Yolun yarısına ulaşıyordu.. sonra kalan yolun yarısına.. sonra onunda yarısına... ama gıcırtılar bütün gerginlik veren frekanslarıyla beyninde çınlyordu...

Logos spermatikus // laissez faire laissez passer // PLATONIK

jülide iki gün sonra evinde ölü bulundu. polisler içeri daldıklarında televizyon hala açıktı.

kutunun içinde çıkmış olan kara mamba asla bulunamadı.

the end

kutuyu da bi daha asla gören olmadı artık

the end dedik usta.

Reyhan kokusunu tanımıştı Gizemin.Rahime de yanındaydı bu kez…
Evet, gelen O idi. gözlerinde saklanmıştı kimliği. tıpkı Berrak’ta olduğu gibi. Reyhan mıydı Gizem kokan yoksa. Aman canım! dedi. Evet, aniden sakındı. Çok aniden olmuştu her şey. Elinden damlayan kan yüreğinden pompalanırken filizlenen ekmek tahtasına – ah! evet ne çok zaman geçmişti- güldü, ne komik dedi ve ne hüzünlü? Bir kararda duramayan zaman bir gelip bir gidiyordu. Neydi bu bir’in derdi? Zamanı gelmişti. “Şimdi” demek geldi içinden. İstisnasız küfürü savurdu kendine hepsinden önce. zamanı gelmişti ve o gitmeliydi.
Şenol geldi aklına. Sırası mıydı şimdi? Ne fark eder, hatırladı sözlerini, hem suyun insanıydı Şenol, Karadenizli. “Ben gol yiyeyim hem de çok gol, yeter ki maçı biz kazanalım” demişti bir defasında.
Ferah bir iç çekişle biz bize olduğu zamanları andı hafiften eskiden... Onlar andı! kimliklerin ve kişiliklerin karışmadan aynı bedende yaşadığı zaman olmuştu. Tuhaf, dedi şu zaman.
Eyvallah ı olmazdı ya olur olmaz bilmeden “eyvallah” dedi hürmeten.
Uyandı. Yine rüyadaydı. “oh, çok şükür”, dedi. Allah’tan maça zaman vardı. Kısmet dedi. Siyahtan beyaza aktı. Yola koyulmuştu bile. İsterse kaleye de geçerdi. Kazanan kazansın da kaybeden daha iyi kaybetmeliydi.
Ellerine baktı. İlk elleri terlerdi. İşte yine aynı.Elini kaldırıp turkuaz renkli kapının arslan başlı tokmağını tahtaya yapıştırdı. “tok tok tok…”
“Kim o” dedi, içeriden bir ses. Heyecanlandı. Bu kez duyduğu net bir erkek sesiydi. Durdu kaldı.
Denize açılırken balıkçılar sabahın kör şafağında bir bir, birine sela veriliyordu, ve biri başı sonu belli olmayan bir partiden atmıştı kendini dışarı yalpalayarak, biri de salınıyordu hazanlardan kalma bir tebessümle bakarak etrafına, biri işe gidiyor, biri dönüyordu hayatın ritmini yakalamaya çalışırcasına ve biri de birden “kim o” dedi.
Eli ayakta ve kapıda bir çocuk kadın… tüm kimliklerini sayarken duyduğu seslerde kendine gelip tüm kimliklerini topladı bir bir.
“Kim o” dedi erkek, üçüncü kez…
Son son değildi.
Daha maça az zaman daha vardı…

(Nevdalist ve Expresyon fikriniz ilham müptelası etti beni neredeysem. neredeysem uygun bir açık hava akıl sağlığı koğuşuna kapatılmama karar verildi yakinen. tercihan denize nazır bir ada olsun olacaksa:) selam saygı, bir kaç kelam işte...

the end demişti

İngilizce dediği için belki..Sen bide türkçesini yaz..

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

bırak döksün içini yav. bi kıyak olsun.

oyun hiç bitmez! başlığa dikkat sayın kopanisti :)
bu sebeptendir ki "the end" ya da "fin" gibi şeyler bu yazıya göre değidir.

oooo bize gelince the end dedik oluyo ama
gideyim endru nun yılanının zeirini burnuma çekeyim de geçici körlük yaşayayım görmiyeyim bunları

Bayılazzamm.

Esvap serdim sicime, uyma yalının piçine..

kıyamam ulen dağıtırım bünyemi kopanellam sıcak ekmek bandırdığım tereyağım kaymağım.

yes, evet, affirmative, thank u, kıyak, c, yak, cıyak, iç dökülsün,dış sökülsün, let it be, bırak, oyun, game, set, no end, hiç bitmez,never ever finished, match.
ecnebi ve yerli lisan hususunda sadece iki tanesi hakkında ihtisas sahibiyim. Fransız dilini çözemedim... şimdi yazmıyorum artıkın sonaa yazarım. over!

ooomaaygaaadd!
mamma miyaa!