
*
Başka bir şehirdesinizdir, kafada pek çok sorun, yetişecekmiş gibi görünmeyen işler,
garip bir yalnızlık hissi ve süpriz!
-Merhaba!
-Hı?!
-Hatırlayamadın herhalde?
-Ee, e, evet, evet tabii ki hatırladım ('yalan, nerden hatırladın?') nasılsın?
Gerçekten hatırladığında burkulursun, hayat, kimleri, nerelere savurup atmış, bir zamanlar
o kadar yakın olanlar şimdi ne kadar uzak anılara dönüşmüş. Bu kadar çabuk mu? Daha yaşımız
ne ki?
*
Bir düğün, bir tanıdık daha gidiyor (?), Allah mesud etsin. İnsanlar. Kimi tanıdık, kimi
değil.
Birden bir çift göz, diğerlerinden farklı, diğerlerinden başka anlamı olan..
Bakamazsın rahatça, belki bir an kaçamak.
Evet, düğün bitti, burdan ötesi vijdan azabı, hayırlı olsun!
*
Nefret anları..
-Tamam mı, geldin mi?
'Tanrım, bu kadar duygusuz, bu kadar ruhsuz, bu kadar hain soru mu olur? Bu alçaklığı hakedecek
ne yapmış olabilirim?'
-Geldim, lanet olsun! Gelemez olaydım!
*
Gülümseten anlar..
Bir cafede bacak bacak üstüne atmış, çayını yudumlarken, yan masadan bir kızın sana baktığını
farkedersin, kız eğilip arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldar, sonra ikisi birden 45 numara
ayakkabılarına bakıp gülüşürler..
*
Bir düşünce..
'Açık toplum açıldıkça bayağılaşıyor mu?'
*
Son düşünce..
'Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olsun'
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.