Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "Puzzle Magnet Yapımı"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
50

“O” İşte “O”ooooooo

Doktorlar çağırdı,gittim odalarına
-Buyrun Oturun Lütfen
-Peki (Dağıtacaklar şimdi beni belli işte otur ayakta kalma söyleyeceklerimizden sonra sarsılacaksın sonra bayılırsın kafanı bir yere çarpar başımıza iş açarsın otur işte sağlam olsun)
-Sanırım hastanızın durumundan haberdar değilsiniz? Sizi çok umutlu görüyoruz o nedenle gerçeği bilmeniz gerektiğini düşündük.
-(İşte şimdi bittim ben “O”nun gidişine hazır ol diyecekler.Nasıl sustursam şunları?) “O”nun bu hastalığı ancak moralle yeneceğini biliyorum o nedenle elimden geleni yapıyorum.
-“O”nun tüm ciğerlerini sarmış ve dağınık durumda ancak bir kütle var ki hızla büyüyor (söyleme işte biliyorum ben ne olduğunu ama kabullenmek ağrıma gidiyor sus söyleme ağlamamak için dudaklarımı parçalıyorum boğazımda yumru nefes alamıyorum sus dedim sus) damara gelerek parçalamasını bekliyoruz.O nedenle hastanızı bir an bile yalnız bırakmamalısınız
-geldiğimden beri hiç ayrılmadım yanından…(Konuşamıyorum artık sadece gözlerimi silerken kafa sallıyorum biliyorum der gibi bir sessizlik şaşırıyorlar bana günlerdir dimdik ayakta duran hiç ağlamayan kadın şimdi ağlamasını kesemiyor diye.Çok uğraşıyorum ağlamayı kesip konuşmak için ama kendime geçmiyor hükmüm o da doktorların sözüne inanıyor mu ne? Yok inanamaz.Doktorlar beni teselli etmeye çalışıyor ama buna bile izin vermiyorum konuşamıyorum ama işaret parmağımla hemşirelerin resimlerindeki gibi susun işareti yapıyorum ve susuyorlar.Derin bir nefes alıyorum.)
Dünyada örnekleri var bu konu ile ilgili çok araştırma yaptım milyonda da bir olsa mucize şansı var ve ben o mucize hakkımı kullanmak istiyorum.Ben “O”nunla bu hastaneden yürüyerek çıkacağım.Şimdi müsaadenizle “O”nun yanına gitmeliyim.( bir şey söylemelerine fırsat vermeden atıyorum kendimi odadan dışarı hastanede tek başıma kalacağım yer wc önce kendimi toparlamalıyım yoksa bu halde “O”nun odasına nasıl gider ve gözlerine bakabilirim ki?)
Wc boş hıçkırıklarımı salıyorum rahatça ahhh bu nasıl bir acı yüreğim sökülür gibi fayanslara tırnaklarımı geçiriyorum manikürüm bozuluyor “O” bunu fark eder ve üzülür kendine gel aynada gözüm gördüğüm yüz korkutuyor beni rimellerim akmış “O” ağladığımı anlarsa kahrolur hemen düzelt saçını başını makyajını tazele,tırnakları saklarım bir süre ve ona çaktırmadan törpülerim hemen.
Ahhh aklıma neler geliyor senin yerine orada yatan ben olsaydım şimdi burayı ayağa kaldırırdın ben yapmaz mıyım senin için aynı şeyi yaparım tabii ki ama ayağa kalkması gereken burası değil…
SENSİN SENNNN!!!

50 ahkam var

Ahkâmlar

Volkan Konak

ah gurbet zalim gurbet

ağlatırsın adamı

gözümde yaş kalmadı

bıraksana yakamı

vay seni cerrahpaşa

içmem suyundan içmem

bir dahaki seneye

yolcuda gelup geçmem

yaş akar gözüm sızlar

ne kalur gerisine

herkesun bir dersi var

durur içerisinde

inanduk doktorlara

öyle böyle dediler

ayrılık defterini

elimize verdiler

doktorlarda ne bilir

ciğerun acisini

cerrahpaşa'ya koydum

canumun yarisini

:(

"bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur."

hastanede belki tek güzel olay vardır o da hasta yakınlarının dayanışmasıdır.
güzel dostluklar kurulur çünkü hepsinin ciğeri yanıktır,bilirler,anlarlar sen ne haldesin
çünkü seni kendi gibi bilirler.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

insanın sevdigini kaybetmesi zordur,

SESSİZ GEMİ

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,

Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

yahya kemal siirinde giden memnun ki der,
sanırım annesine atfen bu cumleyi yazmıs,
yahya kemalin annesi komsuları tarafından cok sevilirmis,olumunden sonra komsular cok uzulmusler,
komsulardan biri ruyasında onu gormus,ona geri gelsene demis,
yahya kemalin annesi "ben burada cok mutluyum,neden doneyim ki "diyerek cevap vermis,
iste bu yuzden yahya kemal siirinde su mısraları kullanmıs:
"Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden"

onlar memnun belki yerinden ama geride kalanlar için durum farklı oluyor sanırım.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...
07ebru DİYOR Kİ, (24 Haziran 2008 20:30)
onlar memnun belki yerinden ama geride kalanlar için durum farklı oluyor sanırım.

orası oyle,
ama onların mutlu oldugunu dusunmek acıyı hafifletir

yildirimyild doğru söylüyorsunuz da ondan bir emin olabilsek zaten.
herkes Yahya Kemal'in Annesi annesi gibi rüyada görüp haber alamıyor ki :(

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

evet dogru,
ama cocugunu kaybedenler bundan emin olabilir,
en buyuk acı evlat acısıdır,
eger cocugunu kucuk yasta kaybetmisse zaten cocugun mutlu olacagı kesin,

neyse huzunlu havayı bozmayalım,

yildirimyild hüzünlü havayı bozmuyorsunuz zaten ama sürekli irdelenmekten bu konuda da irdeleneceğinizi düşünmenize şaşırmadım doğrusu insan buna bile alışıyor sanırım.
en büyük acı evlat acısı tabii ki Rabbim kimseye yaşatmasın inşallah.
kimseyi sevdiklerinden ayırmasın.
yıllar önce iki muhabbet kuşu hediye gelmişti bir süre sonra bende başkasına hediye ettim ve bir olaydan dolayı ikisi birlikte ölmüş hiç üzülmedin oysa karınca bile ezilse üzer beni ya da bir ağacın dalı kopsa yine üzülürüm.
muhabbet kuşlarına üzülmedim çünkü onlar birbirlerini öyle çok seviyorlardı ki vakitlerinin çoğunu birbirleri ile ilgilenerek geçiriyorlardı eğer biri ölüp diğeri geride kalsaydı işte o zaman çok üzülürdüm.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...
yıllar önce iki muhabbet kuşu hediye gelmişti bir süre sonra bende başkasına hediye ettim ve bir olaydan dolayı ikisi birlikte ölmüş hiç üzülmedin oysa karınca bile ezilse üzer beni ya da bir ağacın dalı kopsa yine üzülürüm.
muhabbet kuşlarına üzülmedim çünkü onlar birbirlerini öyle çok seviyorlardı ki vakitlerinin çoğunu birbirleri ile ilgilenerek geçiriyorlardı eğer biri ölüp diğeri geride kalsaydı işte o zaman çok üzülürdüm.

cok guzel,

teşekkür ederim.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

bu fotoğrafı buraya koyduğum için pişmanım her gördüğümde o anı tekrar yaşamama neden oluyor.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...
07ebru DİYOR Kİ, (25 Haziran 2008 17:44)
bu fotoğrafı buraya koyduğum için pişmanım her gördüğümde o anı tekrar yaşamama neden oluyor.

bu yorumu okuduktan sonra bende kendimi kotu hissetmeye basladım

yildirimyild böyle hissetmene sebep olduğum için üzgünüm.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

insanın arasıra huzunlenmesi iyidir

haklısın hüzünlenmekte yaşamın bir parçası
acılar insana değer katar.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

yildirimyild görmeye dayanamadığım için resim artık yok.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

haklısın dayanmak zor,
insanın sevdigi birini kaybetmesi cok zor olmalı,
ama iste hayat boyle,
resim acıklıydı,
insallah obur hayatta kavusursunuz,
belki de o seni goruyor,
sen uzulunce o da uzuluyor,
kim bilebilir

yildirimyild haklısın,hayat böyle işte bu gerçeklerle yaşamak zorundayız.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

geçmiş olsun yorumları okuduğumda etkilendim son durumu nedir hastanızın merak ettim,ayağa kalktı mı?

Kendini yönetirsen, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.

sanırım hasta vefat etti

pot kırmış oldum daha çok üzüldüm şimdi başınız sağolsun.

Kendini yönetirsen, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.

ebrunun bası sagolsun

evet amin.

Kendini yönetirsen, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.

pot kıracak bir durum yok ortada KRISTALLER
sağolun.

yildirimyild umarım sende iyisinidir:)

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

SEVDALIMHAYAT senin iyi olmana da nasıl sevindim bilemezsin hep iyi ol inşallah.

Aşk ve sevgiyle kalın ki yaşadığınızı hissedin...

seni gorunce daha iyi oldum,
hadi artık yazılarına tekrar don,
insanllah uzun surmez,
yazılar oksuz kaldı

SIDIKA'NIN AĞIDI

Sıdıka Emirdağ'ın soylu ailelerinden birinin kızıdır. Öğretmen olan Şahin Bey'le evlendirilir. Ancak, Sıdıka evliliklerinin
ilk yıllarında hastalanarak ölür. Kızının ölümüne çok üzülen annesi tarafından şu ağıt yakılmıştır.

Altından al giyer üstünden yeşil
Topla siğilerin camur bulaşır
Koltuğu kitaplı şu öksüz eşin
Hindi gelin yarın varır ulaşır

Gurbanlar olurum kibar kızıma
Ben neyleyim alnımdaki yazıya

Döşeği bindallı yorganı gutnu
Vallahi Sıddığım Emin'den datlı
İki kızdan bir oğlandan gıymatlı

Gurbanlar olurum kibar kızıma
Ben neyleyim alnımdaki yazıya

Seleğ'in evide mezara yakın
Gızım kibarıdı evine yatır
Kendinden böyüğe verirdi akıl

Gurbanlar olurum kibar kızıma
Ben neyleyim alnımdaki yazıya

Gızım senin ne talihsiz başın var
Kipriğin ucunda ganlı gaşın var
Koltuğu kitaplı kibar eşin var

Evine gel kibar kızım evine
Ben ne deyim senin kibar eşine

Garı depe depe geldin mi eve
Göse'nin gızıda çok etti sene
Algutnu guşanmış ipek siğine

Evine de gel kibar gızım evine
Ben ne deyim senin kibar eşine

Edepsizliğin başladığı yerde edebiyat biter. Mehmet Akif Ersoy

Emirdağ'ın ağıtları çoktur.

Dünyanın ninnisi olmuş sirenler.

emirdaglılar baba adamlar

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti
..........
..........

Can Yücel

H.E

:)

Farzet Hiç Ayrılmadık

Farzet hiç ayrılmadık
Gözümde tütüyor
Gözümü tütsülüyorsun hala
Hep birlikteyiz sanki
..........
..........

Can Yücel

H.E

bu da yakışırdı aslında

Çile

Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...

Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.

Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok) un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.

Bir bardak su gibi çalkandı dünya;
Söndü istikamet, yıkıldı boşluk.
Al sana hakikat, al sana rüya!
İşte akıllılık, işte sarhoşluk!

Ensemin örsünde bir demir balyoz,
Kapandım yatağa son çare diye.
Bir kanlı şafakta, bana çil horoz,
Yepyeni bir dünya etti hediye.

Bu nasıl bir dünya hikâyesi zor;
Mekânı bir satıh, zamanı vehim.
Bütün bir kâinat muşamba dekor,
Bütün bir insanlık yalana teslim.

Nesin sen, hakikat olsan da çekil!
Yetiş körlük, yetiş, takma gözde cam!
Otursun yerine bende her şekil;
Vatanım, sevgilim, dostum ve hocam!

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın,
Benliğim bir kazan ve aklım kepçe.
Deliler köyünden bir menzil aşkın,
Her fikir içimde bir çift kelepçe.

Niçin küçülüyor eşya uzakta?
Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?
Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?
Sonum varmış, onu öğrensem asıl?

Bir fikir ki, sıcak yarada kezzap,
Bir fikir ki, beyin zarında sülük.
Selâm, selâm sana haşmetli azap;
Yandıkça gelişen tılsımlı kütük.
Yalvardım: Gösterin bilmeceme yol!
Ey yedinci kat gök, esrarını aç!
Annemin duası, düş de perde ol!
Bir asâ kes bana, ihtiyar ağaç!
Uyku, kaatillerin bile çeşmesi;
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak.
Teselli pınarı, sabır memesi;
Size şerbet, bana kum dolu çanak.

Bu mu, rüyalarda içtiğim cinnet,
Sırrını ararken patlayan gülle?
Yeşil asmalarda depreniş, şehvet;
Karınca sarayı, kupkuru kelle...

Akrep, nokta nokta ruhumu sokmuş,
Mevsimden mevsime girdim böylece.
Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş,
Fikir çilesinden büyük işkence.

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Evet, her şey bende bir gizli düğüm;
Ne ölüm terleri döktüm, nelerden!
Dibi yok göklerden yeter ürktüğüm,
Yetişir çektiğim mesafelerden!

Ufuk bir tilkidir, kaçak ve kurnaz;
Yollar bir yumaktır, uzun, dolaşık.
Her gece rüyamı yazan sihirbaz,
Tutuyor önümde bir mavi ışık.

Büyücü, büyücü ne bana hıncın?
Bu kükürtlü duman, nedir inimde?
Camdan keskin, kıldan ince kılıcın,
Bir zehirli kıymık gibi, beynimde.

Lûgat, bir isim ver bana halimden;
Herkesin bildiği dilden bir isim!
Eski esvaplarım, tutun elimden;
Aynalar, söyleyin bana, ben kimim?

Söyleyin, söyleyin, ben miyim yoksa,
Arzı boynuzunda taşıyan öküz?
Belâ mimarının seçtiği arsa;
Hayattan muhacir, eşyadan öksüz?

Ben ki, toz kanatlı bir kelebeğim,
Minicik gövdeme yüklü Kafdağı,
Bir zerreciğim ki, Arş'a gebeyim,
Dev sancılarımın budur kaynağı!

Ne yalanlarda var, ne hakikatta,
Gözümü yumdukça gördüğüm nakış.
Boşuna gezmişim, yok tabiatta,
İçimdeki kadar iniş ve çıkış.

…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..
…………………………………..

Gece bir hendeğe düşercesine,
Birden kucağına düştüm gerçeğin.
Sanki erdim çetin bilmecesine,
Hem geçmiş zamanın, hem geleceğin.

Açıl susam açıl! Açıldı kapı;
Atlas sedirinde mâverâ dede.
Yandı sırça saray, ilâhî yapı,
Binbir âvizeyle uçsuz maddede.

Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik;
Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur.
İçiçe mimarî, içiçe benlik;
Bildim seni ey Rab, bilinmez meşhur!

Nizam köpürüyor, med vakti deniz;
Nizam köpürüyor, ta çenemde su.
Suda bir gizli yol, pırıltılı iz;
Suda ezel fikri, ebed duygusu.

Kaçır beni âhenk, al beni birlik;
Artık barınamam gölge varlıkta.
Ver cüceye, onun olsun şairlik,
Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta.

Öteler öteler, gayemin malı;
Mesafe ekinim, zaman madenim.
Gökte saman yolu benim olmalı;
Dipsizlik gölünde, inciler benim.

Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök!
Heybem hayat dolu, deste ve yumak.
Sen, bütün dalların birleştiği kök;
Biricik meselem, Sonsuza varmak...

(1939)

Necip Fazıl Kısakürek

H.E

yakışmış.

Madem Uyku Yarı Ölüm! Canıma Gecedir Kast eden!

teşekkürler.

H.E

Şimdi az sakalı olan
Cemaate pişdar olur
A’rabi ye mana veren
Hemen ehl i inzar olur..

Yezid in de dili Arap
Bunlardaki sade serap
Ruhu olsa bile harap
Suret ehl i efkar olur..

“Adam” bulmak sehl değil
Emin değil, ehil değil !
Kazib yalnız cahil değil;
Alim dahi mekkar olur...

Mutebersin paran varsa
Unutulur kim fakirse
Böyle meclis mescid kursa
Ondan ancak dırar olur..

Kah şehvet kah şöhret için
Oyuncak olmuş ite din !
Hakiki kemal çok çetin
Lafta herkes ebrar olur..

Yüklesen altun semeri
Neyler kırk yıllık hımarı ?
Puşta versen Zülfikar’ı;
Sanma Ali Haydar olur...

Akıncı'm talib i irfan
Ahmaklarla sohbet ziyan
Der ki; zamaneye uyan
Amelleri murdar olur…

CESMISIYAH çile şiiri hem çok güzel hem de tam konuya oturmuş.

Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.... Andre Gide

PrtScnSysRq bağlantısı olduğu noktada haklısın.

"seçimini zekice yapmak yarılamaktır zafere giden yolu; diğer yarısı kayıtsızlıkla fethedilir. bir yanda istediğin her şeyi söyleyebilirsin,öte yanda mecbur değilsin. ben bir şekilde ikisini de yapmayı becerdim. bu yüzden benimle bir sorununuz varsa size aittir."

sözler tükeniyor ya bazen, tükendiği yerdeyim:(

Nê DêRSİn ? Tãßi SêViYêLi ßir SêKiLDê . TêRCiH HãKkı SêNiN

hastanın yakınları için de acılı bir durum.
hem bu acıyı yaşayacaksın hem de hastana moral vermek zorunda kalacaksın ifa edilmesi gereken zor bir rol.

Sabahın öksüz olduğu vakit de çıkmalı dışarı

hastanın başında kalan kişiyi değiştirme şansı yoksa yani uzun süre hastaya aynı kişi bakıyorsa bir süre sonra hastaya bakan kişinin de sinirleri iflas ediyor.

Edepsizliğin başladığı yerde edebiyat biter. Mehmet Akif Ersoy

hastanın en yakını zaten onu kimselere bırakmıyor genelde...bu durumlarda çok fedakar oluyorlar...Allah hepsine kolaylık versin

amin gerçekten hasta bakanların durumları hastalar kadar perişan oluyor, hastanelerde sandalye üzerinde uyumak günlerce hep o ortamda kalmak bitiriyor insanı.

Yalan olsa bile bazen bir rüya yeter. Kendimi kandırabilirim,ikimiz de görürsek eğer

hem de nasıl:(

Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.... Andre Gide

bitmez bu acı, dinmez bu gözyaşı...

Yakalım Gemileri...

kimseyi hastaneye düşürmesin inşallah hem hasta olarak hem hastaya bakan kişi olarak.
hastaya bakan kişiler ziyaretçi saatini hastadan daha çok bekliyorlar.
ateş düştüğü yeri yakıyor. hem kendi hastana üzülüyorsun buna ilave olarak etrafındaki hastaların durumunu izliyorsun.
moral falan kalmıyor.
tek avuntun ziyaretçi saatinde gelenler oluyor.

Yalan olsa bile bazen bir rüya yeter. Kendimi kandırabilirim,ikimiz de görürsek eğer

her acıyı taşır bu beden
yıkık dökuk viran olsa da
taşımasada taşıtmalı
var olmamız bu demek..

özürsüz özürler

güçlü olmak zorundayız.
olsak olmasak bile yaşanacaksa yaşanacak.
ne kaçarı var ne kurtuluşu.
sabırlı olmak lazım.
Rahmet içinde yatsın tüm ölenlerimiz.

H.E

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu

network siteleri