Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Son haftanın yıldızları!"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
0

Oda arkadaşı (11)

Sustuğunda bastım son sigaranın ağzını kirli kül tablasına… Derin derin baktım sigara paketinin kırmızı köşesine. Hiç de bir şey düşünmüyordum derin veya olağan dışı. Hiç de hüzünlenmiyordum, bilmediğim bir dünya düşüyle. Yine de dalgındı yüzüm, bakıp kalmıştı gözlerim anlamsız bir yere. Görüntüler anlam bulmak yerine ortalıkta dolanıyorlardı sadece. Korku ve sevinç kaplamıştı içimi birden bire. Sadece bilmediğim bir duygunun içinde gezmekti güzel olan. Öyle sakin huzurlu ve şaşkın kalmamı sağlayan… Eski günler aklıma geldi sonra. Beraber yaşanmış her ne varsa. Yok olacağını bildiğim veya hiç olmamış olanlar. Gülüşler ve kahkahalar. Ağlayışlarım ve gözyaşlarımın gözüme gelmesiyle görülmüş bulanık anlar. Hiç de bir şey düşünmüyordum gözüm daldığında. Sadece doğumları vardı acıların. Komik gelen acınacak mutluluklar çocukluğumdan… Belki biraz aşk sesi, belki taşkınlığımdan… Acıkmalarım ve tüm susuzluklarım, isteklerim ve biraz da pişmanlıklarım. Onun ve benim ayrı ayrı yaşadıklarım. Açık kaprisler ve gıdıklayan yalanlarla. Nereye gittiğini bilmediğim bir trene atlamanın heyecanında… Kırmızı köşe… Dalgın, kendi kendine… Çıplak ve çaresiz, güçlü ve gizemli… İçimde “intikam” diye bağıran cılız sesin erimesi. Sadece biraz sevgi, uyuşmuş beyinler için, yaralanmakta olan bir melek kanadının çığlığıyla… Birden karanlık doğdu içime, kalkıp gitmek istedim, koltuğumdan başka herhangi bir yere.

Hiç cesaretim kalmamıştı oturduğum yerden kalkıp yatağa kıvrılmaya. Hiç gücüm kalmamıştı koltuğun üzerindeki aynanın tozunu almaya. Yorgun, üzüntülü, gergin görünüyordum, kimdim ben, kimdim, neredeydim? Cevap aradım, bulamadım. Sadece uzaktaydım, sadece yanlış zamanda uyumaktaydım. Yetersiz cevaplar ve azgın sorular içinde, kıvranıp duruyordum yalnızca…
Çırpınıp yükselirken arkasına bakmadı, ellerimle beslediğim kuşum. Kaçmıştı sonunda özgürlüğünü baltalayan hain kafesinden. Kalbime büyük bir boşluk, gözlerime derin bir merak bıraktı… Şimdi kafesin telleri gibi yalnızlığım, orada ve orada değil. Şimdi esrarın gözyaşları gibiyim. Acı ve sulu, keskin ve sıcak. Derin ve tuzlu. Hem yakıp hem yanacak, dudaklarımı yara yapacak…

Kısık ışıklı loş bir odamız vardı. Koltuğa kurulmuş onu bekliyordum. Duman, küçük helezonik kıvrımlarıyla kendi içine bükülüyor ve aynı zamanda her tarafa dağılıyor, odanın içinde yeni, benim dışımda bir yaratık gibi kendini var ediyordu. Birbirimize baktık ve kısa bir sessizliği davet ettik odaya. Radyodan bir ses işitildi… “hoş geldin rüyama.”

Saat: 00: 15’te şaşkındım…

-Son-


2 ahkam var
Önceki yazı: Oda arkadaşı (10)
Sonraki yazı: elbette sana...

Ahkâmlar

yalnızlığın en uzun dakikaları.....

tiriger zinciri daatma olayının 2 dakka öncesi, balataları sıyırma hadisesinin 1 saniye sonrasındaki olağanüstü egzantirik durum vaziyetleri...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu