Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 10marifet.org'da: "BONCUK KAPLAMA"

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

tuttum
64

Öldü, Nasıl Bilirdiniz?

Köy enstitüleri öldü, nasıl bilirdiniz?

A) Türkiye’nin kaybettiği en büyük değerlerden biri,
B) Ülkemizin kaçırdığı trenlerden en önemlisi,
C) Eğer hala yaşasaydı bizi, dünyaya yön veren bir ülke konumuna getirecek olan projeydi,
D) Bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi
E) Komünist yuvasıydı

E şıkkını seçen zat! Bu yazı sana göre değil, tek etmende fayda var.

\

İlk olarak köy enstitüleri fikrinin ortaya çıkışından kapanmasına kadar geçen süreci hızlıca ele almamız gerekiyor. Kaderimizmiş gibi kolayca unutan toplumumuza hatırlatıcı olsun.

Köy Enstitüleri düşüncesi ilk olarak 1. İzmir İktisat Kongresinde filizlenmiştir.1924 yılında Türkiye’ye çağırılan John Dewey, kalkınmanın sağlanması için gerekli olan eğitim hamlesinin başlatılmasıyla ve eğitim hizmetlerinin köylere götürülmesi ile sağlanabileceğini belirtmiştir. Ve nihayetinde ilk olarak 1936 yılında deneme amaçlı açılan köy enstitüleri ile köy eğitim hizmetleri başlamıştır. 4 yıl sonra 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı Kanun gereği yasallaşmasından sonra Hasan Ali Yücel önderliğinde ve İsmail Hakkı Tonguç’un yardımlarıyla gelişiminde hız kazanılmıştır.

\

Köy enstitüleri karma öğretim sistemine dayanıyordu ve öğretim süresi beş yıldı. İlk üç senelik eğitim süresi sonunda başarı düzeyleri yüksek olan öğrenciler, öğretmenliğe, geri kalanlar diğer köy hizmetlerine yönlendirilecekti. Enstitüler bunun yanında birer tarım atölyesi ve sağlık ocağı olarak işlev görüp, yeni gelen çeşitli tohumların ve tarım araçlarının denemeleri ilk olarak buralarda yapılacaktı.
Köy Enstitüleri, temel olarak aldığı eğitim metodları bakımından hala eğitim bilimcilerince dikkatle incelenen bir modeldir.
Enstitüde gösterilen dersler üç grupta toplanıyordu. Derslerin; %50’si genel kültür ve bilgi içerikli dersler (matematik, fizik, kimya, Türkçe, yurttaşlık bilgisi, yabancı dil, öğretmenlik bilgisi, tarih, coğrafya, müzik, resim, araştırma, kitap-konu inceleme, tartışma, gezi vb.) %25’lik kısmı ise tarım dersleri ve pratiği (tarla ve bahçe tarımı, balıkçılık, arıcılık, su ürünleri, kümes hayvancılığı, ipek böcekçiliği vb.) geri kalan %25’lik kısmı ise teknik dersler ve pratiği şeklindeydi (demircilik, ev ve el sanatları vb.)
\
Bununla birlikte enstitülerde, özellikle halk kültürüne verilen önemden ötürü Ruhi Su ve Aşık Veysel gibi üstatlar okullarda öğretmenlik yapıyorlardı.
Enstitülerde öğrencilere verilen eğitimin yanı sıra, köylülere de bulundukları köylerin modernleşebilmesine yönelik bilgi ve beceriler sunuluyordu. Buraya kadar olan kısımdan da anlaşıldığı üzerine ülkeyi kalkındırarak ve geleceği aydınlık bir ülke konumuna getirecek örnek bir eğitim projesiydi. Soruya cevabı; A,B,C,D olan sayın hafif okuyucusu, görmüş olduğunuz gibi, doğru cevabınızla puanınızı katladınız. Devam etmekte fayda var.

Kuruluşunun ardından gün geçtikçe anadoluya yayılan enstitülerden birini zamanın cumhurbaşkanı İsmet İnönü ziyaret eder. Bu ziyaret esnasında İnönü bir kız öğrenciye çantasında ne olduğunu sorar. Öğrenci çantasını açar ve öğrencinin çantasında; biraz ekmek, bir parça peynir ve dünya klasiklerinden bir kitap olduğunu görünce sevinçle yanındakilere şöyle der:

“Ne zaman Türkiye’de erinden generaline, köylüsünden Cumhurbaşkanına kadar herkes ekmekle kitabı bir araya getirebilirse, gerçek kalkınma başlamış demektir”

Aydın kişi Hasan Ali Yücel ise köy enstitüleri hakkında şunları söylemiştir:

“Biz, istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz. Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır. Bu, imamdır. İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir. Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder. Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur. Biz imamın yerine, köye devrimci düşüncenin adamını göndermek istedik.”

İşte bu düşünce ve aydınlanma sürecinden rahatsız olanlar o zamanlarda da mevcuttu. Köylülerinin aydınlanmasından rahatsızlık duyan köy ağalarının, Cumhuriyet karşıtlarının ve din istismarcılarının çıkarlarıyla bağdaşmıyordu bu düşünce. Onlara göre bu kurumların derhal kapatılması gerekiyordu.
Nihayetinde bu görüşe sahip zatlar tarafından ortaya atılan “oralarda komünist yetiştiriyorlar” “komünist kızlar, erkekleri baştan çıkarıyor bu okullarda ” gibi söylemlerle 1950’de kapatma sürecine gidilmiş ve Demokrat parti iktidarı tarafından 1954 yılında kapatılmıştır.

\

Eğer köy enstitüleri bugüne kadar kapatılmamış olsalardı; gidemediğimiz köy, okulsuz öğrenci, kullanılmamış kaynaklar, açlık sınırındaki insanlar, kapatılmış fabrikalar ve en basiti töre cinayetleri olmayacaktı.

Hala Batılı bilim çevrelerinin doktora tezlerine konu olan, UNESCO tarafından tüm geri kalmış ülkelere çağdaş bir kalkınma modeli olarak öngörülen köy enstitülerini kapatan zihniyetler ise o zamandan günümüze kadar açmış oldukları binlerce Kuran kursuyla, yüzlerce imam-hatip lisesiyle aydın mertebesine ulaşmış bireyler yerine ne yazık ki ''kul'' yetiştirmeye devam ediyor.

Tüm bunların sonunda, UNESCO’nun

“bütün gelişmekte olan ülkelere örnek olacak bir eğitim sistemi”
diye övgüyle söz etiği Köy Enstitüleri modeli, Türkiye eğitim sistemi tarihinin dünya eğitimine bir armağanıdır. Ve Türk-eğitim sistemi tarihinde yıldız gibi parlayacaktır.

yine yararlı bir video sunayım sizlere:
Uğur MUMCU'nun Köy Enstitüleri Konuşması


95 ahkam var
Önceki yazı: MEMENTO MORI (!)
Sonraki yazı: Biraz Sessizlik

Ahkâmlar

tebrikler xerre. çok güzel bir araştırma.

"hinc illae lacrimae"

hiç kime bana kahvemi bıraktırıp bir yazıyı okuttramaz..
yazı güzel olmuş..
kahvemi yine bırakmadım :)

EUQON,bir bu kadar yazı dahi az gelir..ama genel itibari ile pek! bilinen bu konuyu, hatırlatmaktı düşüncem..
sahinden, teşekkürler..içiniz efendim tabiki kahvenizi(:..
teşekkürler yorumlarınız için..

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

xerre, Köy Enstitülerini hatırlatmakla çok isabetli bir şey yapmışsın diyorum ve tebrik ediyorum.
ben A - B - C - D seçeneklerini seçiyorum, hepsini birden.

helal olsun xerre...
ne zamandır bu konuyu merak ediyordum...neden kapatılmış, aydınlanma yollarına neler oldu???

çok sağol...

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

sevgili @çilek seçeneklerinizden dolayı mutluyum(ki hala E diyebilecek insanlar bile varken), ve asıl mutluluk farkında olmakla ilgili..
sevgili @makaleci kapatılmada ki yegane sebep kuvayi milliye gibi bir süreç olmasındandır..daha güzel açıklama için sevgili
Uğur MUMCU'nun Köy Enstitüleri Konuşması'nı tavsiye ederim..
teşekkürler yorumlarınız için efendim.

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

Gericilik, yobazlık, köktendincilik bu ülkeyi mahvediyor. Buna rağmen hiçbir zaman ümidimi kaybetmedim. Bugünler de gelip geçecek, elbet bir gün muasır medeniyet seviyesine ereceğiz.

ben de böyle umuyorum, ummak istiyorum

O yâr benim, ben O yâr' in... Kime ne ?

buralarda yetişen ve biraz bilinçlenen gençlerin komünist olmasından korkularak kapatıldı, malum o zamanlar komünizm tüm heybetiyle dünyada yaşıyordu!

Bazen aklıma gelir, dedem anlatırdı rahmetli onların zamanında köy enstitüleri birçok alim yetiştirmiş, kimileri öğretmen olup yurdun başka yörelerine gitmişler, oralarda devam etmişler mücadelelerine, keşke kapatılmasaydı. Soruyorum rahmetliye neden kapattılar dede diye yavrum çekemediler, içlerine sinmedi gavurların diyordu. Hangi gavurlar, içimizdekiler mi dışımızdakiler mi... Komünizm mi köyde komünizmin ne işi var... elinde dünya klasiğini okuyan köylü kızımız günün birinde Suç ve Ceza'dan etkilenip komünist olacak demek ki... Çok güzel bir yazı olmuş, eline, diline sağlık xerre...

Türkiye'nin en büyük kaybı. teşekkürler xerre, bu konuyu hep hatırlamak lazım çünkü hiç bir zaman geç değildir. keşke bugün bu sistem tekrar başlayabilse ama niyetler farklı olunca, beklenenler gelmez oluyor..

Matbaa şeytan icadıymış peh...

Matbaa şeytan icadıymış zamanında... Peh

Müdahale etmek zorunda hissettim.
1- Dünya üzerinde köylülükle tarımla kalkınmış ülke yoktur.Bütün sanayileşmiş ülkelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların nüfüsunun genel nüfüsa oranı cüzidir.(A.B.D. de %2, İngiltere'de %2 v.b.)
2- Köy Ens. CHP nin fişist kanadı (Recep Peker v.b.) tarafından desteklenmiş bir projedir. Köy Ens. örnekleri Nazi Almanyası gibi ülkelerde vardı ancak sosyalist ülkelerde bile muadil bir örneği yoktu.
(Daha detajlı bilgi için; Asım Karaömerlioğlu'nun Orada Bir Köy Var Uzakta isimli çalışmasına bakabililer.
http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1225
)
3- Ve bir de lütfen bu ahkama tepki verecekseniz medeniyet çerçevesinde cevap veriniz.

Müdahale etmek zorunda hissettim.
1- Dünya üzerinde köylülükle tarımla kalkınmış ülke yoktur.Bütün sanayileşmiş ülkelerde tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların nüfüsunun genel nüfüsa oranı cüzidir.(A.B.D. de %2, İngiltere'de %2 v.b.)
2- Köy Ens. CHP nin fişist kanadı (Recep Peker v.b.) tarafından desteklenmiş bir projedir. Köy Ens. örnekleri Nazi Almanyası gibi ülkelerde vardı ancak sosyalist ülkelerde bile muadil bir örneği yoktu.
(Daha detajlı bilgi için; Asım Karaömerlioğlu'nun Orada Bir Köy Var Uzakta isimli çalışmasına bakabililer.
http://www.iletisim.com.tr/iletisim/book.aspx?bid=1225
)
3- Ve bir de lütfen bu ahkama tepki verecekseniz medeniyet çerçevesinde cevap veriniz.

Moderasyon uyuma!!!!!!!
yazilar okunmuyor, listede bulunan 5 tane yazi okunmuyor
Torna ayari gerekiyor hafif server a

Sinkaf da Edilmez Cezayirlinin Curumune. 30 dk Anestezideyim,donecem sonra

Ben iktidar olsam yeni projelerimden birisi köy enstitülerini canlandırmak olurdu..

17 sene önce işim gereği Hasanoğlan'a gitmiştim. Eski köy enstitüsünden izleri gördüğümde içim yanmıştı. okul hala eski günlerini özlüyor gibiydi... acısını daha çooooooookkk çeker bu ülke... enstitülerden yetişmiş hocalarda bir bir tarih olmakta... çok çok çok teşekkürler xerre, harikasın...

lorienn

Milli eğitim bakanımız "Köy enstitülerinin kalıntılarını ancak temizledik" dediydi. Şimdi ben "böyle bir adam benim eğitim bakanım olamaz" dersem ampul kafalım bana da sittir git memleketten der mi acep?

düzelllll

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

Yorumum uçacak, ancak ben yine de yazayım. Köy enstitülerini bulunduğu dönem içinde değerlendirmek gerekirse, eğitim ve dil seferberliğinin başladığı; savaştan yorgun çıkmış bir ülkeyle karşılaşıyoruz. Günümüzdeki Çin gibi, kendini yeniden yaratmaya çalışıyor. O dönemki halk evleri de aynı kategoridedir. Halk evleriyle birlikte köylerde halk odaları açılmış ve daha sonraysa Köy Enstitüleri kurulmuştur. Bir sürü köye okullar yapılmış, Türkçe seferberliği başlamıştır. Köy Enstitüsünden mezun olan öğretmenler o dönem sadece bir öğretmen olarak değil, aynı zamanda bir idareci gibi yetiştirilmiştir. Köylerde sadece eğitim değil, çevrenin iyileştirilmesi konusunda da çalışmışlardır.

CHP'nin kendi tarihi içinde yaptığı en doğru iştir. Yüzyıllarca eğitimsiz kalmış bir toplumu yeniden canlandırmaya çalışmışlardır. Ayrıca yine çok önemli bir ayrıntıyı not düşmek gerekiyor. Köy Enstitülerini kapatan CHP'dir. Bilinenin aksine DP değil. Bunun sebebi ise CHP'nin içindeki muhaliflerin SSCB ile ilişki geliştirmesi, yakınlaşmasıdır. Bunun sonucu olarak CHP'deki sağ kanatın muhalifliğiyle kapanmıştır. Yani komünizm olgusu doğrudur ve korkulacak bir boyut değildir.

Radikalde okuduğum bir yazının başlığı aklıma geliyor.

Bu ülkede eğitmenler vardı.

imzamı kaybettim, hükümsüzdür

ilk olarak yorumlarınız ve unutmama çabasına olan katkınız için teşekkürler..

Dünya üzerinde köylülükle tarımla kalkınmış ülke yoktur

@jamesjoyce düşünülen kalkınma tarım ve köylülükle değildi nihayetinde.
genel kültürden tut da, beceri müzik kitap okuma derslerine kadar hepsini barındırıyordu program..ve kitap okuma dersleriyle herseyden önce öğrencilerin iyi bir okur olmasını sağlıyordu..iyi bir okur nedemek, herşeyin bilincinde olmaya açılan kapı değilmidir. ve enstitüden çıkan köy çocukları en azından bir enstrüman çala biliyor olmaları çok mu sıradan bir durum..bu örnekleri kıyaslaya bilmek için tam da şurda bir düşün, bak etrafına, köylere , köylerde ki çocuklara, kaçı kitap okuyor..zaman buyken hala bizim kaygımız değil mi, eğitimde eşitlik seferberliği ve eğitimin köylere ulaştırılması.. kaygımız olmasına rağmen halen okulu olmayan çocuklarımıza ne yapabiliyoruz..yine mi aynı düşünce de başımızdaki! savrulan emirlerini hava da kaptığımız..
ve kapanmasına sevinen ve hatta öncü olan kişilerin "köylü uyanırsa halimiz ne olur" demesi çok mu anlaşılmaz kaçıyor..
ve son olarak köylü zaten tarımla uğraşmıyormuydu hiç bişey yokken,ve sadece amaç köylünün eğitilmesi iken sen şimdi diyebilirmisin, şu anda , yıl 2007 ve bizim ülkemizde eğitim sorunu yoktur..
tavsiyem: bu konuyu birde enstitüde okumuş yaşlı bir amcan/teyzeden dinlemen olacaktır..ve inan anlatırken gözleri dolacaktır..

tüm bunlardan bağımsız söyle bir alıntı geçeyim:

zamanında Arifiye Köy Enstitüsü'nde, öğrencilerden beethoven, schubert, haendel, offenbach dinleyen alman ve isviçreli profesörler enstitü müdürü süleyman edip bey'e şaşırarak sorarlar:
-bunlar köylü çocukları mı hakikaten?

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

@redogre karşına tek olarak çıkıp böyle söylersen o sekilde rica! edebilir belki ama tek değilsen, yanında kimi görürse onu da alıp gitmeni söyleyebilir(:
@nevdalist evet chp'nin kapanmasında ki en büyük etkisi yine suan ki gibi oy kapbetme endişesi içinde bulunması olmuştur..

ama söyle bir geçmişe bakıp da "neler yapmışız biz" diyebilmenin buruk gururyla, istedikleri ölçüde ne de güzel untturuyorlar diye isyan etmek geliyor..

yorum ve beğenileriniz için ben teşekkür edrim..ama burdaki amaç sadece unutulmasını geciktirmektir!

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

kimsekimbu

abdullah gül cumhurbaşkanı olmasın ya da cumhuriyet elden gidiyor diye örgütlenip mitingler yapılıp siteler kurulacağına, köy enstitüleri tekrar açılsın diye örgütlenelim bence.
edit: diğerlerinin gereksiz olduğunu düşündüğümden değil, bunun daha gerekli olduğunu düşündüğümden böyle yazdım.

Konuya oteki bir acidan bakmak da oldukca faydali olur sanirim: http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=75802,10,2

Ben de A,B,C,D seçeneklerini işaretliyorum. Köy Enstitüleri bu ülkenin yoksul çocukları için belki de tek kurtuluş umuduydu. Düşünsenize köyünüzden çıkıyorsunuz ve klsaik müziğe kadar dünyanın her türlü güzelliğiyle iç içe bir ortama giriyorsunuz. Ardından bu güzellikleri köyünüzdeki kardeşlerinize sunuyorsunuz ve bu paylaşım dalgası koca Anadolu'yu sarıyor. Ama buna müsade etmediler, bu gün de buna müsade edeceklerini sanmam. Anadolu halkının uyanması nedense birilerini ürkütüyor!?

Gerçkçi ol, imkansızı iste! - www.okanyuksel.net

güzsel yazı ve araştırma için çok teşekkür ederim xerre

hafifçe

Ülkemizde, her konuda olduğu gibi, eminim Köy Enstitüleride istismar edilmiş yada edilmeye çalışılmıştır ancak yeterli ve doğru denetimle bu merkezler ülkemizdeki bu bölünmüşlüğü daha doğrusu farklılaşmayı en aza indirecek kuşakları yetiştirebilirdi. Belki köylerdeki kızlarımız zihinlerindeki ve sosyal koşulları arasında sıkışıp intihara sürüklenmezlerdi yada erkeklerimiz bu suni uçurum karşısında bocalayıp yanlış yollara girmezlerdi. Keşke demekten başka ne kalıyor geriye?

yorumları da okudum yazının yanında, ama aklımda kalan unutamadığım bir şey var, aksarayda çalışırken biri ile tanışmıştım, köy enstitüsü mezunu idi nasıl gözleri dolarak anlatırdı o günleri bana, ve şimdi aksaraydaki urumu düşünüyorum da :((, 3-4 yıl önce idi bu şimdi ne yapıyor amcam bilmiyorum, ama sokakta bile fark ediliyordu onun başkalığı

Fark etmekle fark ettiğini göstermek arasında ince bir fark vardır.

@ kazma penguen;
"Öteki açı" dediğin şey penguenken nasıl kazmalık yapabildiğin mi? Bu kadar salakça bi referansı nasıl verirsin. Engin beyin faşitlik öğretiyolardı derken insanlara aşılanan "ulusal bilinç"i kasteddiğini nasıl farketmezsin?

Ben sana başka bi öteki açı göstereyim mesela; Cumhuriyet sonrası kapatılan tekkelerden sonra imam yetiştiremeyen daha doğrusu imamlık mesleğini öğreten meslek okullarına öğrencilerin pek rağbet etmemesi ve bu nedenle yetiştirilen din bilgini sayısındaki düşüş nedeniyle DP tarafından "din elden gidiyo.", "Cenazelerimizin namazını kılacak imam yok.", "O okullarda kızlarla erkekler yanyana nasıl eğitim görür", "Boş zamanlarında bir araya gelip şarkı söyleyip raks ediyolar" gibi söylemlerle halkı galeyana getiren "kazma"lar yüzünden Chp'nin Köy Enstitülerinde geri adım atmasına sebep olacak hizipcilik yapılmıştır. Zaten Köy Enstitülerinin kapatılıp yerine; ilk göze çarpan boş arazilere bir cami yanına da bir imam hatip yapmak suretiyle belirlenen "eğitim yapılandırılması"ndan bunu anlaman gerekiyordu...

O dallama Engin beyine de söyle; evet eğer Köy Enstitüleri şu an bile kurulsa ülkesel anlamda kalkınmaya katkısı olacaktır. Hiç değilse bu kadar imam izdihamı olmazdı... Üstelik "tarımdan kim zengin oldu?" diyen arkadaşa da; "tohumsuz tarım ürünü üreten "bazı" ülkelerin varlığından haberdar değil misin arkadaşım?" diyerek kınamak istiyorum. Üstelik verilen eğitim sadece tarımla ilgili de değildi...

ARjin_nam†AR {fine day to exist}

Neden mi kapatıldı?

"Bindiğim eşşeğin benden akıllı olmasını istemem!" diyen millet vekilleri sayesine.
(kaynak meclis tutanakları, uğur mumcu'nun bir kitabı vardı hatta bu konuda)

Tarım toplumu - kalkınma? Peki köy enstitüleri neden kuruldu? Bu insanlara ihtiyaç duydukları eğitimi verebilmek için. Atatürk'ün bir lafı vardır: eğitim işe yaramalı ve hayatı kazandırmalıdır. Köy enstitüleri büyük ihtiyaçlara gerçek ve hızlı çözümler sundular, o sebeple kapatıldılar.

Gördüğüm şudur: köy enstitülerinden mezun kişiler çevreleri, memleketleri ve dahi dünya ie alakalıdırlar, üretkendirler, aydındırlar, paylaşımcıdırlar. Ve en önemlisi köyden gelmelerine rağmen kent soylu özellikler sergilerler, yani fikriyatta şehirlirdirler. Gazete okurlar, kitap alışkanlıkları vardır.

Cumhuriyet idealine inanmışlardır, kendilerini sorumlu hissederler ve eylemcidirler (burada eylem yapmaktan behsedilmiyor, yerden eğilip çöpü alır, üç km. ellerinde taşır, çöp kutusu bulmadan atmamakla kalmazlar, bir de ilgili belediyeye dilekçe verirler).

Onları özledim...

Kazma_Penguen, ben bu linkine, durumu hala kavrayamış insanların söylemlerine, cevap vermeyecektim, ama sevgili @arjin_namtar'ın açıklamasına sunları ekleyebilirim..aç bi yazarına bak. bak da, kendisini engin(ar!) sanan ampul kafalı! birisinin sağa sola pirim adına yaptığı söylemlerden ibarettir.
@nicoteen çok güzel bir örnek olmuş,

burada eylem yapmaktan behsedilmiyor, yerden eğilip çöpü alır, üç km. ellerinde taşır, çöp kutusu bulmadan atmamakla kalmazlar, bir de ilgili belediyeye dilekçe verirle

@esrikgemi haklısın, ve diyorum ki en basitinden töre cinayeti olmayacaktı ki ne büyük bir adım olurdu, şimdi atılsa bile..
@aggali cidden o gözleri dolarak anlatışları iç burkan bir durum, belki de eskiye özlem değil de, kapatılma sonrasında ki yeni nesil ve yapılan oyunlarla kandırılan halkımız için ağlıyorlardır içten içe..
@mstkur bunun bizim bilincimizle, vekillere sen benim vekilim değil misin, ben 1 ytlye mazot istemiyorum,Köy enstitülerini geri istiyorum demekle olacak birşey olsa gerek.demeye bile gerek yok aslında ama işlerine gelmiyor..
@siyah zeytin ve okanyuksel, unutulmaması şartıyla, ben teşekkürlerimi sunuyorum..

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

Köy ağaları kendinden bilgili köylüyü nasıl koyun gibi güderdiki tabi kapatacaklardı.Birçoğu sonraları köy ağalığından
başka mesleklere geçti zaten.....

Dedesi Köy Enstitüsü Mezunu olan biri olarak söylüyorum :Topu topu çocukluğumun 10 yılını birlikte geçirmemize rağmen bana öğrettikleri her an aklımdadır .....

Ve anladıklarımdan çıkan sonuç şu başlangıçta anlattığım ağaları çok korkutmuş olmalılar ............

Yazı için çok teşekkürler xerre çok iyi yapmışsın eline sağlık.

Paranoyak olmam takip edilmediğim anlamına gelmez. www.openartmag.com

Sayın Engin Ardıç'ın bilinçli bir liboş olması bu yazıyı yazmasına vesile olmuştur sanırım. Yoksa o günün şartlarını hiçe sayıp böyle bir linki buraya veren arkadaşlar da herhalde o yazıyı hangi kafayla okumuşlarsa inanmışlar. Yahu 1940lı yıllardan bahsedildiğini bile unutmuşlar. Ortada sanayi devrimine katkıda bulunacak ne doğru dürüst mühendis, ne idareci,ne eğitimci olmadığını bile kavrayamamışlar ve de senelerdir sermaye sahiplerinin kalemşörlüğünü saldırgan bir tavırla yapan bu zatı kendi yazısında yazdığı gibi budalaca buraya taşımışlardır. Yok efendime söylüyüm köylü köyünde kalsın, dışarıdan ithal sanayi devrimine katılmasın, bilinçli işçi sınıfı oluşmasın komple teorilerine yazısının ilk fırsatını bulduğu yerinde şimdiki iktidar sahiplerine sırnaşan Engin Ardıç'la beraber kapılıp bu hususlardaki yorum kabiliyetlerinin Tuğba Ekinci'ninkinden sadece yarım gömlek üstünde olduğunu bizlere kanıtlamışlardır. İyi de etmişlerdir aslında. Yoksa bilemeyecektik E şıkkını dolaylı yollardan işaretleyenlerin ne denli basiretsiz ne denli düşünceden yoksun olduklarını. Tarımla bir yere gelebilen ülke yoktur deyu burda Mehmet Altan'ın papağanlığını yapan kader arkadaşlarının da acaba hiç mi Steinbeck okumadıklarını merak eder dururum. Aslında bu arkadaşlar " Efendim biz E şıkkını işaretliyoz, olayın teolojik boyutuna da girmiyoz, girsek de cıkamayız zaten diye yazsalardı, önlerinde İsmail Dümbüllü'nün seyircileri önünde eğildiği gibi gayet samimi eğilir hiç sesimi çıkarmazdım. Sadece bu konuyu buraya taşımakla ne kadar iyi ettiğini xerre arkadaşımıza arzeder ve yatağıma girer uyurdum. Saygılarımla...

Madde mi ağır mana mı çözemedim, belki bi on bayram daha gerektir bilemedim!!!

İyidir-Kötüdür, bunun hükmünü tarih verecek.

Halkı yanlış yola sapmasın diye devletçi ve bürokrasi diktasının tek tip eğitim vermek üzere ürettiği, halkı; "özgür bireyler" değil, "devletine Atatürke ve devletin başındaki bürakrasi sultasına karşı tapıcı" kullar oluşturmaya yönelik planları uygulamaya çalışan kurumlardı.

Bu çerçevede Osmanlıdan kalan izleri silerek ulus devlet - cumhuriyet ilkelerini yerleştirmeye gayret etmiştir. İkinci dünya savaşı sonrası faşistlerin kaybetmesi ile kapanması zaten kaçınılmazdı. Menderes kapatmasaydı muhtemelen inönü ya kapatacak ya da işlevini değiştirecekti - ki zaten demokrasiye geçiş ile işlevselliğini kaybetmişti.

Ha bence köy kent projesi gibi insanlığın akışına ters bir projeydi. Uygulanması romantik ama pratikte başarılı olamayacak bir şeydi. Olmamasının tek sebebide budur zaten.

Eğitilmiş bireylerin köylere gidip bilgillerini insanlarla paylaşması onları biliçlendirmesi, daha iyi verim için tarımın doğrularını yanlışlarını öğretmesi - ki paylaştıkları şeyler içinde tarım sadece bir tanesi (ahşap işçiliği - metal işçiliği vs...)- , başlarındaki ağalara boyun eğmemelerini sağlaması çoğu insanı rahatsız etti (sanırım bu rahatsızlık hala geçerli)....

(Komünist olduklarını düşünenler zaten zamanında her koyun olmayana komünist dememişlermiydi?)

Paranoyak olmam takip edilmediğim anlamına gelmez. www.openartmag.com

köy enstitülerinin kapatılışı türkiye'nin şu anda ne yapacağını bilemez durumunun tek sebebidir. köylünün kendine güvensiz tavrı bilgisizliğinden kaynaklanmaktadır, kendi kendine doğruyu bulma arayışlarının sonucu da köylü kurnazlığına varmaktadır. kurnazlık ise kapitalist düzenin yakıtıdır. bir insan düşünün gözlerinizin önünde , hem cahil (köylülerin dededen gelme pratik bilgileri dışında şu anda üstüne koydukları tek şey,tarım ilaçları ve yeni tarım makineleridir ki burada da yaratıcı bir taraf yoktur.) ,hem kurnazca konuşuyor ve sizde bunun farkında bir şehir insanısınız.konuşmaların nereye varacağı başlangıcından belli oluyor. ne yaparsınız? üzülmez misiniz bu duruma?
cami deyip doğruyu bir imamdan öğrenmek yerine okul deyip öğretmenden sanatçıdan bilimadamından öğrenmek neden bu kadar korkutucu.

takalar...

Korkutucu çünkü, bilinçli bir yönlendirme söz konusu.
Kente göçmemiş köylü, kendince kurnaz olabilir, ama naiftir. Saftır. Kirlenmemiştir. Eğitim almak onunda hakkıdır fakat bu bir yönlendirme ile birlikte verildiği zaman hoş olmaz.

Köy enstitülerini bitirmiş gözleri pırıl pırıl parlayan gerçekten insanlara faydalı olmak isteyenleri saygıyla karışılıyorum. Ki gerçekten bir çoğu mezunları böyledir. Ancak herkesi doğrusu biraz da kendisinedir. Eğitimli olmuş olmaları gittikleri yerde kara çarşaflı gördüklerinde "kara fatma" demelerini gerektirmemeli.

Gittikleri bölgelerin bilim ve kültürü artırırlarken fikri yapısına baskı yapmamalılardı.

Zira birincisi gerçek bir fazilet örneği iken ikincisi bir tür faşizanlık oluyor.

:) İmamlar yönlendirmiyolar di mi cemaati, sayın ikuzgun?
Efendim o insanlar doğru bulduklarını nasıl savunuyolarsa yanlış bulduklarını da yermekten çekinmemişlerdir. Karşı tarafa "dinsiz" dersen o da sana "kara fatma" der :)
Ki o eğitim kurumlarından hiç dindar adam çıkmadığını düşünmen de saçma...

ARjin_nam†AR {fine day to exist}
Bu çerçevede Osmanlıdan kalan izleri silerek ulus devlet - cumhuriyet ilkelerini yerleştirmeye gayret etmiştir.

@ikuzgun;

ümmetçilikten ulus-devlete geçiş kötü birşey mi?. Atatürk, Türk halkının artık kul değil birey olması için de savaşmıştır.

ulus devletin iyi bir şey olduğunu söylemeyemem.

Ümmetçilik-İmparatorluk-Federal Devletler- İsyanlar
vs
Ulusculuk - Küçük ve güçsüz devletler - İç savaş

Her ikisininde artı ve eksileri var muhakkak.

Ulus devlet emperyal devletlere göre daha küçük kalmak durumunda. Büyümek genişlemek, dünyada söz sahibi olabilmek için kısıtlayıcı özellikleri değil birleştirici özellikleri ön plana çıkarmak bence şart.

Ulus devletler elbette ırkçı devletlerdir denilemez, ancak soy bakımında kısıtlayıcılıkları muhakkak vardır. Olmadığı iddia edilse bile kabul görmesi oldukça zordur. Örnek vermek gerekirse;

1925 öncesinde Kuzey Irak tezimiz, Kuzey Irak'ın bir kürt kenti olduğu, kürtlerinde bize bağlı oldukları yönünde idi. Bu sebeple defalarca plebisit yaptırma teklifi yapılmıştı. Kürtler Türkiyenin bir ulus devlet olmayacağı ve kürtlerin de ülkede söz sahibi olacağı konusunda ikna edilmişti.

Kürtlerin tercihini gören ingilizler buna "kürtlerin cehaleti" gibi bir sebeple karşı çıkmıştı. Yinede güney-doğu bölgelerimiz kürtlerin talepleri doğrultusunda bizde kalabilmişti.

Fakat sonradan ne oldu da türkiyeyi tercih eden kürtler isyana başladılar? 35lere kadar sayısız isyan çıkardılar? İsyanların bastırılması sonrasında bile memnuniyetsizlikleri neden devam etti?

Ulus devletin daha güçlü ve daha iyi olup - olmadığı konusunda bir hükmüm yok, ancak savım şu ki; ulus devletler etkileri bakımından daha dar sınırlar içinde yaşıyorlar. Dünyanın liderliğinde daha az söz sahibi olabiliyorlar.

Ülkelerin kısa-orta ve uzun vadeli hedefleri ve bu hedefleri gerçekleştirmek için iç ve dış siyasette izledikleri stratejileri olmalıdır.

Türkiyenin hedefi 70 yıldır, dar alanda kalmak, başının çaresine bakmak, dünyanın karışık işlerine(dünya savaşları ya da global dengeler) bulaşmamak idi. Bu hedef devam ettirilecekse ulus devletten asla taviz verilmemeli. Ancak hedeflerimiz de değişiklik söz konusu ise yöntemlerimizi de değiştirmemiz de normal olmalıdır.

Bu kapsamda, atatürkün, ulus devlete geçmesini eleştirmiyorum. Zira o geçmese 1850lerden beri osmanlının başını yiyen ekip bunu muhakkak yapacaktı. Herşey konjektür bağlımlı değerlendirilmeli. Ancak atatürkün halkın birey olması için savaştığını da pek düşünmüyorum. Zaten birey olmanın da çok iyi bir şey olduğu tartışılmalıdır.

bu ülke yönetimine gelenler ne zaman işkembeden atmayı bırakıp ciddi olaylara yönelmek isterlerse emin olun kısa süre sonra siyaseti de bulaştırıyorlar. boku bokuna gitti işte bu proje. seneler önce başlayan sağ sol davalarının gğnah keçisidir. ve şimdi arkasından nasıl bilirdiniz diye soruyoruz. çok iyi bilmezdik öğrendik. öğrendiklerimizin en başında şu geldi "elalemin z..i ile gerdeğe girilince böyle olur"

üzerinde söylenecek o kadar şey var ki.. ve fakat ne söylenirse söylensin hep eksik kalacak.. dünya tarihindeki en akıllıca planlanmış kurum örneklerinden biridir bana göre.. maliyet ve performans gözönüne alındığında sihirli sonuçlar çıkmaktadır ortaya.. bunun yanında işin birde idealizm kısmı vardır ki ne zaman düşünsem boğazım düğümlenir..

bütün bu güzel duygular içindeyken, o yüzsüz sırıtışı takınıp koltuğuna yaslanmış fotoğrafı ile kendisine enginardıç denen tanımlayamadığım organizma çıkar abuk subuk, tutarsız, tespit saydığı laflarla saçma sapan konuşur.. ben de çatlarım hırsımdan.. köylünün işçi olması istenmiyormuşda, işçi sınıfı oluşmasın diye yapılmış da.. ne saçmalıyorsun bre..!!!!!

niye okudum ki bu herifi.. bi de olaya farklı açıdan bakmak lazım falan demiyorlar mı.. yav bunun neresi farklı açı..??

neyse.. @xerre teşekkürler bu önemli konuyu araştırma konusu olarak hatırlattığın için.. bu ülkenin idealist adamlara ihtiyacı var.. o adamların yetiştiği kurumlar kapansa da yine de yaşayacaktır o ruh.. "köylülükle, tarımla kalkınan ülke mi olurmuş" diye soranlara da bir doz ziraat marşı öneriyorum.. köy enstitüleri marşıdır.. yemeklerden önce günde iki defa.. dinlemek yetmez.. okuyunuz güftesini de sakin bir kafayla.. belki hazmedilmeyen bir takım değerler oturur böylece yerine..

50 senedir hala aynı sözlerle karşı çıkılıyor enstitülere.. ama belki sakin bir kafayla marşını dinlemek uyandırır uyuyan kuzuları.. keşke.. keşke..

unutmaz ve unutturmazsanız benim teşekkürlerim sizlere olacaktır..
@sahlanankoc teşekkürler hatırlattığın için, bende sözleri geçeyim madem:
sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine
milletin her kazancı milletin kesesine,
toplandık baş çiftçinin atatürk’ün sesine,
toprakla savaş için ziraat cephesine..

biz ulusal varlığın temeliyiz,köküyüz.
biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.

insanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak.
en yeni aletlerle en içten çalışarak,
türk için yine yakın dünyaya örnek olmak,
kafa dinç, el nasırlı, gönül rahat, alın ak.

biz ulusal varlığın temeliyiz,köküyüz.
biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.

kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği,
yıkıyor engelleri ulus egemenliği,
görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği,
bizimdir o yenilmek bilmeyen türk benliği.

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

AB tarafından yutturulmaya çalışılan "tarımdan size fayda yok haydi sanayileşin" söylemlerinin uluslararası trade sitelerine girip baktığınız da gıdada ne ararsanız karşınıza Türkiye'nin çıkmasıyla bir ilgisi var mıdır? Yoksa bizlerde mi karpuzu dilimle satın almak istiyoruz ?! her karışı, hem altı hem üstü değerli topraklarda yaşıyoruz değerini bilmek ve unutmamak lazım.. Ülkeler arası ilişkilerde dostluk vb. olmaz sadece çıkarlar vardır. Dışardan gelen her sesi böyle değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Değerini bilemediğimiz bir diğer kurumda Devlet Planlama Teşkilatı sanırım. O kadar çok hatırlanacak konu var ki aslında...

@ ikuzgun;
Devleti olmayan bi tane topluluk vardı -artık o da tartışılır- örneklerken onu kullandın aferin sana... Da istisnalar kaideyi bozmaz...

Kürtler, Türkiyenin bi ulus devlet olmayacağı ve Kürtlerin de ülkede söz sahibi olacağı konusunda ikna edilmişti
zahmet olmazsa bunu bana açıklar mısın?

Şu birleştirici "ümmet"le "imparatorluk" sıfatıyla ortalıkta takılan devlet varsa ben de bilmek isterim...

ARjin_nam†AR {fine day to exist}

Ümmet deyince akıllara "kötü" çağrışım yaptığını zannediyorum. Böyle bir çağrışım varken de ümmetçilik hakkında "iyi yönleri" ve "kötü yönleri" şeklinde bir değerlendirme yapmanın makul olmadığını düşünüyorum.

Imperialism : Emperyalizm -> İmparatorluk Hükümeti.

Örnek vermeye gerek var mı?

Orada bir köy yok uzakta� O köy artık kente ve iktidara geldi

Atatürk "Köylü efendimizdir" demişti ama Ankaralılar da, İstanbullular da kimin asıl efendi olduğunu çok iyi bilirdik.
İyi eğitim almış kent çocukları büyüyünce mühendis, doktor, kimyager, yargıç olacaktık. Anadolu'ya yol, su elektrik, ilaç, sağlık hizmeti ve adalet götürecektik. Onlara okullar açacak, okuma yazma öğretecektik.
Bizim aydınlığımız sonunda onları da çağdaşlığa taşıyacaktı. Bu arada yurdu demir ağlarla örecek, barajlar yapacaktık.
Bu beklenti 1950'lere kadar böyle sürdü gitti.
Köylere fazla bir şeyler götüremediğimiz için, köylüler kentlere gelmeye başladılar. Onların çocukları da okumaya, meslek sahibi olmaya ve siyasete girmeye başladılar.
Sonra anlaşıldı ki, onlar biz eski kent çocuklarından daha fazla yol, daha çok baraj, daha çok elektrik santralı yapabiliyorlardı. Onların görev aldığı siyasi partilerin icraatı, eski kentlilerin partilerinden daima daha fazla oluyordu.

Anadolu kaplanları
Derken devletçilik bitti.
Bir baktık ki onlar girişimci olarak da çok başarılıydılar. Anadolu'nun esnafı tüccar, zanaatkarı sanayici oluyor, ihracat yapabiliyordu. "Kırsal kesim" diye bilinen yörelerdeki organize sanayi bölgelerinden, "Anadolu kaplanları" çıkmaya başlamıştı.
Bu gerçeği çaresiz kabul ettik.
Ama onları yeterince aydınlatamadığımızı düşündüğümüz için de hep endişelendik. "Hasolar, Memolar ülkeyi nerelere sürükler?" diye her seçim sonucunu şaşkınlık ve üzüntü içinde karşıladık. Halkın kendisi gibi olana oy vermesini bir türlü kabullenemedik.
Darbelerle partilerini kapattık. Onların temsilcilerini yasakladık, mahkum ettik.
Seçilmemişleri iktidara getirdik defalarca.
Ama toplum bir kere değişme sürecine girmişti. Bunu durdurmak mümkün değildi.
Mühendis olup, Anadolu'ya yol, su, elektrik ve her çeşit çağdaşlığı götürmeleri beklenen eski kentliler, artık "toplum mühendisi" olmayı yeğ tutmaktaydılar.

Her şey paylaşılıyor
Eski köylülerin gerçekten efendi olmalarının dayanılmaz ağırlığı, biz eski kentlilerin üzerine çökmeye başlamıştı. Onların inançları, gelenekleri, dayanışmaları ve dirençleri, "rejim"in tehlikede olduğu şeklindeki kuşkumuzu güçlendiriyordu.
Uzun yıllar "merkez"in sahibi biz olmuştuk. Şimdi merkez de, iktidar gibi, kentler gibi paylaşılmakta. Hatta her seçimde bizim payımız daha da küçülmekte.
Bugün giderek artan endişemizin nedeni ortada.
Biz onları bize benzetemedik.
[Köy enstitülerinin amacı...]
Ya onlar bundan sonra bizi kendilerine benzetmeyi hedefliyorlarsa?
Bundan sonra uzun bir süre bu endişenin yansımalarını her alanda göreceğiz.
Bunun tek çözümü onların da bizlerin de, Avrupa Birliği üyelik hedefini paylaşmamız, çoğulcu sivil demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne birlikte sahip çıkmamız olabilir.
Sırf onlara reaksiyon olsun diye yabancı düşmanlığını, içe dönmeyi, ulusalcılığı ve militarizmi alternatif politikalar biçiminde sunmayı denersek, bilelim ki eskisinden daha büyük kayıplarla bu süreci yaşarız.
Onlar dünyalı olur. Biz "3'üncü dünyalılık" açmazında erir gideriz. [alıntı]

Beyaz-Gri Türkler vs. Siyah Türkler ***Son Perde***

[alntı] yazısına gelene kadar içimden sürekli "helal olsun ne kadar güzel yazmış, işte gerçek bir yazar" dedim :) ancak bir baktım alıntıymış :)
Paylaştığın için çok teşekkür ederim @Muhalif Demokrat.
yazarı kim?

alıntılarda kaynak gösterme zorunlu değil mi? ben yanlış mı biliyorum.

sayın yetkililer lütfen bir açıklama yapın.

Aynen, tam da blogda bahsetmeyi düşünüyordum.
Ee kimdir bunun yazarı nedir link? Nerden (ç)alıntı?

http://www.milliyet.com.tr/2007/08/28/yazar/zmbarlas.html

ALINTI MALINTI AMA GERÇEKTEN UNUTTUĞUMUZ,HATIRLANINCA İÇ SIZLATAN BİR OLAY.YENİDEN GÜNDEME GELMESİ İYİ OLMUŞ DİYE DÜŞÜNÜYORUM.ÖZELLİKLE VİDEO YU İZLEYİNCE DAHA ÇOK BEĞENDİM.TEBRİKLER XERRE

KENDİNİZE GÜVENİN,O ZAMAN GÖRECEKSİNİZ Kİ GÜVENDİĞİNİZ KİŞİ OLMUŞSUNUZ!!!!

@xerre iyi ki böyle bir konuya değinmişsin.Köy enstitüleri bugün varlığını devam ettire bilselerdi ; Türk toplumu ve bireylerinin çok daha çağdaş olacağı kesindi.

Uğur Mumcu yaptığı yorumlarla o zamanlarda bile ülkenin geleceğini görmüş.

Her tercih başka birşeyden vazgeçiştir...

@gkaraarslan alıntı olan yazı değil..belirttiği üzere @Muhalif Demokrat'ın yorumu..

"Hangi iktidar din sömürüsüne dayanmış, mutlaka yıkılmıştır."

hemen yanında oturan Aziz Nesin'in de konuşmasını aradım ama bulamadım..
teşekkürler unutmayan ve unutmayacak olanlar için..

gülüşmekte olan ülkeler var..ciddiyim!

Hala aynı çıkar çatışması birçok konuda varlığını sürdürmeye ve hatta yenileri peydah olmaya devam ediyor.
Çok faydalı bir eğitim sistemi,beynini örümcek ağı sarmış kimselerin ilkel düşünce silsilelerinden kurtulamamış ve bir enkaz haline getirilmiş.
Ve hala kazın ayağını göremeyenler var..

tipik klasik, guduk cumhuriyet 'aydini' refleksi burda da kendini yamyamlik ve cirkeflik olarak gostermis.
Adamin biri koy enstituleri hakkinda elestirel birseyler karalamis, icinde hakaret yok, incitici, ad hominem ogeler yok.

ve pek cumhuriyetci, cok ataturkcu, super mitingperver, aydinlik genclerimiz, baslamislar hakaretler, sahsa yonelik kufurler saydirmaya. adamin ne kazmaligi kalmis ne de penguenligi ne gericiligi ne dangalakligi ne liboslugu.

koy enstitulerinde de boyle kafa goz yararak tartisin bir konuyu diye ogretiliyordu heralde.aferin size. mankafalar.

ulke ile ilgili meseleleri ne zaman futbol fanatigi gibi tartismaktan vazgececeksiniz acaba? senin takim ilerici benim takim gerici salakligini bi kenara ne zaman koyacaksiniz?

hic ataturk'e de dil uzatmayin, hic oyle buyuk onder, ulu manitu diye gidip sagda solda anayasada yaltaklanmayin kendisine. zira bizzat kendisi boyle bir egoistlige yanasmamistir. devrimleri de inkilaplari da turk milleti yapmistir. ataturk degil. ataturk olsa olsa anca bu milletin, yine bu millet icin elinden geleni yapmis bir ferdidir. her sehit gibi.

bu sebepten, ataturk'u sahiplenip de, biz ilericiyiz, cumhuriyet mitingcisiyiz, siz gericisiniz ataturk dusmanisiniz gibi aptalca islere girmeyiniz. aklinizi basiniza devsiriniz. ataturk'e tapinma odunlugunu da birakiniz.

senden mi öğreniciiz. zızzt erenköy.

sen ne yapmış oldun şimdi catacuta?

Kapandı çünkü ögretmenlerin hepsi ruhi ve aşık veysel gibi insanlar değildi. Koyundan çoban sürünün hayrına olmaz.

Benim için sağcı solcu kominist faşist fark etmez aslolan insandır. Kominist yuvasıydı şıkkını seçtim kapandı iyi oldu. aynı şekilde aşırı sağcılarda köylere okul kurup halkı kendileri gibi taraflı egitmeye kalksaydı onada karşı çıkardım. eğitim kimsenin tekelinde olmamalı

komünist

tamam kapatıldı.hala doğuda ilkönce çocuklara türkçenin öğretildiği köyler var.

gerçekten ilerledik mi,işe yaradı mı?

Henüz yorumların tümünü okuyamadım lakin teferruatlarını çok merak ettiğim bir konuydu...Hem mevzuyu yazana hem yorumlarla içeriğini zenginleştirenlere çok teşekkürler

Allah sizi kahretsin, lafı iyi olmuş kapatılmış yok kominist yok mankafa diyen ülkem gerici ve hatta süper zeka hindikuşlara selam niteliğinde algılanmalıdır, yazıyı yazan arkadaşa hürmetlerimi sunuyorum... Bilgi iyidir... Bilgi fena sayılmamalıdır. Bilgi herzaman tekelde olmuştur! Olmasın diyene Cocacola demek istiyorum (sarifli olanından/logotype-unutmadan yazı başlığı bile olabilir).

Şişesine film yapıyorlar, bir portakal vermezler asla! Neden? Bu iyibirşey'dir de ondan. Bilgi buna yakındır, tutacaksın kelin perçeminden sökeceksin bilgiyi anasını da satacaksın yoksa adamı domaltırlar günümüz dünyasında her sabah aynı renge uyanırsın!

Korku belanın anasıdır. Ben bilgiyi Fem'de de almıştım. Yurdunda kaldım üniversite hazırlık yıllarında. Beni yobaz yapacaklar endişesi taşımadım (kendine güveneceksin, tekel ise günaydın). Kovuldum sonra (kendim istifa ettim) müdürün odasında sigara tüttürmek suçundan (pijamalarla indi avni, şans). Örnek ben değilim ancak hakareti ettiğim kişilerin sünepeliklerine bir set çekmek istedim.

Ulan hercai sarhoşlar,
Korkunuza gelmek istiyorum, bedava bilgi armut ağzıma gelmeden şiş ne? Kafana şişer gelir mesafeye bağıl!

Bu yazı ve türkiyenin kaderinde oynanan zemin işbu korkularımızdır. Çok önemli gördüğüm bu husus bir taksiciden aldığım naçizane bilgi ile sonlansın temennisindeyim;
Olay şu, Almanyaya giden türk işçilerinin atılma ve yalnız kalma psikolojisinde fena çalıştıkları hiç gebeşlik etmedikleri idi.

Özellikle çelişkili korku anlayışını ortaya koyuyorum, bu iyi kötü anlayışından uzak günlere dileklerimle...

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

öldü nasıl bilirsiniz
öldü fasıl bilir misiniz
yerine çıstak reenkarne oldu

nasıl bir mevsimmişsin sen lan
gelmeyi bilmedin
bir lüfer akının bile yok
turfanın yüzünü görmemiş taze fasulyen
nasıl mevsimsin lan sen

yaşarken haberin yoktu madem
bari şimdi öldün
kendini nasıl bilirsin
içinde kalsın mevsimin

Enstitülerin kapatılması gerçekleşmeseydi Türkiye belki darbe görmeyecekti. Çok önemli bir konu okumaya yeni fırsat buldum ellerine sağlık Xerre.

hayatı HAFİF'e alın...

Yorumların hepsini okuyamadım, mutlaka daha önce söylenmiştir, benim senaryoma göre köy ağaları, ağalıklarına devam etmek için köylünün hangi partiye oy vermesi gerektiğini belirleyen insanlardır. Bu yüzden köylülerin cahil kalmaları hem ağaların hemde bağlı oldukları siyasi partilerin işine gelir. Enstitülerin kapatılmasına önemli sebep olarak gösterilebilir bu.

hayatı HAFİF'e alın...

Hangi okul, hangi enstitü ne yuvası? Tekeli mi, mitingi mi? Atatürk mü tekel de, oduncunun kızı Hüsniye mi? Binlerce insan ölürken netekim, bir darbe geldi başıma... Ali Kemal ile Aydın Doğan arasında bir fark göremiyorum ama köy enstitüleri ile köy çocuklarına ucuza dersane olanağı tanıyıp haremlik dersliklerde okutulan FEM dersaneleri arasındaki farkı görebiliyorum catacuta.

dilsizler bana danışır, kelebeklerin aklı benim..........

Bu farkı herkez görüyor buddhala...

Yorumunda ne demek istiyorsun, bana geliyor isen ya yorumumu anlamadın yahut ben yanlış yorumluyorum. İstinaden açıklama;

Bir tekel ortadan kalktı özgür bilgi edinim tırıvırısına şerh düşmek istemiş idim! Yukarıda bir garibaldi bu şekil atmış tutmuş!

Yukarıda benden başka dersane adı diyen olmadı sanırım. Fem demişken açıyım, belletmenler vardı yurtta. Oturtup ders çalıştırmak birkaç bişey sormak adına. Aynen harem-selam durumları var. İlgilenmeyen adama sadece çevreye uyumsuzluk hissi veriyorlar. Örneğin hiç oruç tutmam elamanların çoğu oruçlu, yukarıda allah var ne yalan söyliyim sadece bazıları şaka yollu takılırlardı çocuklar aynı çocuklar ne solcusu öcü ne milliyetçisi ne sağcısı "Bilgi" ve bilmeye dair nerede hangi kaynakta ne var korkusuzca almalı demek istemiştim! Kendine güvensiz duruş köy enstitülerini anlamaktan bihaber korku ile komünizm yakıştırması yapmış yukarıda Calcuta!

Laf madem buralardan açıldı bir yurt anımı paylaşayım, insan zekası ile Yök'ün tanımına uyan başarının neyi ölçtüğünü gösteren şu anı;

Belletmenlerden biri her yıl sınava girip farklı branşlardan derece alıyor idi sene 97, şöyle ki bir yıl matematik birincisi olup Boğaziçine gidiyor hazırlık ertesi Dil puanından derece yapan süper çalışkan belletmen (bu tabire çok gülerim:).
Bu adam bana cennetle ilgili bir vaka anlatmıştı, yanlış duymadınız vaka! Ona çeşitli sorular yöneltince dedi ki bu soru beni aştı Kıbrısta sempozyuma katılıp hocama soracağım, sordu da!
İşte bu benim tüm sınav sistemine hasktir dediğim andır.

Değil enstitüler birkaç düzgün eğitim politikası bile (import harici) izlenebilse/korunabilse idi hal böyle olmazdı kanatindeyim.

Buddhala umarım ben Calcuta anlamışımdır!

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

Ayrıca yine tekrarlıyorum bilgi herzaman tekelde bulunur... Malesef güç de budur/din de budur/herşey budur, insan için "Bilgi"... Ta ki biri düşünene ve dengeleri altüst edene kadar. Hani diyorlar ya tek kutuplu dünya felan, yahut kutsala ne diyorlar "Kitap"! Nerede gerçek tarih? Nerede lan bilgi? Savaşlar tek ilerleme metodu ise bu insanlar sindirilmiş demektir, heyacandan akılları çalışmış değil!

Demek istediğim savaş zamanı hayalperest ve uçuk projeler gündeme taşınır o kadar, hep varolan o projeler yaşama şansı bulur... Şu an türkiyede kafası çalışan adam çıldırıyor ise işte sana tekel!

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)