
Ama yaşamak ağır geliyor bana. Peşimi bırakmayan sorulara beni tatmin eden cevapları bir türlü üretemedim. Kim ve ne olduğumu tarif edebilirsem kurtulacağım sanki. Çok çırpındım. Ruhumun derinliklerine yaptığım yolcuklar öyle bitkin bıraktı ki beynimi bilemezsin. Ama cevap koca bir sıfırdan öteye geçmedi. Çok yoruldum, anlıyor musun?
25 mart 19..
Bu soruların ardı arkası kesilmiyor artık. Belki de hiç yalnız kalmamalıyım. Kurtuluşu kendi ruhumdan kaçmakta bulabilirim. Evet, evet arkadaşlarla daha fazla vakit geçirmeliyim. Kendimi eğlenceye vermem lazım. Bu sayede unutur giderim tüm zorlu sorguları.
7 nisan 19..
Kendimi kandırmam ne işe yarar ki? Tüm sorular pencerelerden, kapı aralıklarından bana bakıp sırıtıyorlar. Nasıl bir işkence bu! Üstlerine gitmedikçe daha da büyüyorlar. Keşke biri elini verip kurtarsa beni bu girdaptan.
18 nisan 19..
Kaçamayacağımı anladım. Bana en büyük işkenceyi yapan yine kendi beynim değil mi? Karşıma geçmiş dayanılmayacak bir rahatlıkla sorguya çekiyor beni. Ondan kurtulmam imkânsız. Bu can sıkıcı durumla baş edemiyorum.
16 haziran 19..
Ölüm gelirse tüm bu sorular sıvışıp kaçacaktır. Tıpkı aydınlık gelince karanlığın kaybolması gibi. Bunu daha önce nasıl düşünemedim. Nasıl da rahatlarım o zaman. Aklına kötü şeyler gelmesin. Bedenime kıyacak kadar cani ruhlu biri değilim ben. Üstelik buna hakkım yok. Onu bekleyeceğim. Ona aşkla bağlanacağım. Her sabah güneşe ölebilmek ümidiyle merhaba diyeceğim. O gelince tüm sorgular bitecek. Bu korkunç eziyet sona erecek. Seni özlüyorum ölüm. Seni istiyor ve seni bekliyorum. Yaşama seninle bağlanıyorum. Lütfen geç kalma.
yahya kemal'in o çok sevdiğim şiirinden bir dize geldi aklıma:
ölmek değildir ömrümüzün en feci işi,
müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.
Rüzgar gibi sorular birbirini kovalarken,
simsek hizi ile cevap bulmak niye?
Seviliip, sayilip, bastaci edilirken,
bikkinlik, bitkinlik, uyusukluk ne diye?
Karanligin icinde onu beleyip ararken,
cevap sensin; her sey sen; senin icinde..
Vakti, mekani, zamani belli olmamisken,
kendine gel; hemen karar verme gitmeye..
Yaratan yaratip; yasamani arzulamisken,
ölümü, yasamamayi tercih etmek ne diye?
Tüm seni sevenler burda dururken,
hayrola sevgili kardesim sen nereye???
Sıram gelsin diye, pazarının kapısında,
Gölgem yerde iz etti, vakitlerce bekledim.
Yok yanağında bir bûsem, bir ömür de dolsa,
Lütûf diye bir nazâr, görebilmek istedim.
Bir kelâm etmesen, bahar gelmese de kışa,
Güzün sana değen, rüzgârı öpmek istedim.
Yatacak yerim yok, kuştüyü yataklarında,
Hasırında huzurla, ölebilmek istedim...
Bozüyük - 25.08.2007
koşmak..
nefes nefese durmadan..
en uzak noktalarda aramak..
yaşamak kan ter içinde bi hayatı..
gömebilmek bütün güzellikleri en derinlere..
melodilerin aşkını yaşamak..
en olmadık yerlerde ağlamak..
bütün kalabalık yalnızlıklara sövebilmek..
anlaşılmaz bir komedi yaşamak en sahte gülüşlerde...
süsleyebilmek en kurak bedenleri kır çiçekleriyle..
gevezeleşmiş bir suskunluğa bürünmek..
göbek taşına uzanıp bütün kötülüklerden arınmak..
tırnakları kesmek saçları taramak..
en fiyakalısından iyice bir giyinip kuşanmak..
bir tek isteğim var..o da tertemiz ölebilmek..!
Agathon
Olum dedigin nedir ki sonu gelmeyen tatil nico, guzellikler suni, bizi bekleyen baska gerrceklikler olmali,
Olum dedigin nedir ki sonu gelmeyen tatil nico, guzellikler suni, bizi bekleyen baska gerrceklikler olmali, Dunyada ki guzellikler de tadindan yenmiyor ha
Öyledir mutlaka. Ama su an yasiyoruz. Bence kiymetini bilmek lazim. Nasil olsa bir gün ölmeyecek miyiz zaten. O, zaman görürüz dediklerini:)))
Ölünce, papatya koklayamayacaksın..
Bir kız istesen de öpemeyeceksin..
Bunları düşündün mü, ÇATIKKAŞ..
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım
Aldığın bu hayat fena değil
ÜSTÜ KALSIN.
fevkul;
ölüm sana uzak olsun azizim
bâd-i cem alsın agzından
sür gemini yolun uzun,
heyaaa nidan avaz avaz,
yankılansın kulaklarımızda...
Oya-Bora yıl 92 yada 93 yazı, yer bodrum...
bizzzz dünyayı çok sevdik, ölüm bizden uzak olsun
aşık olduk yüreklendik
kader bizden yana dursun
hasreti çektirme tanrım
gözümüz yollarda kalmasın
ne istersen al götür amaa sevda bize aşk bize kalsın!!!
linet!!!!
Bugün çok damarıma basıyorsun bak:)
Ben o şarkıyı çok severim, şimdilerde bir grup şaşkın kızlar yeniden seslendirmişler diye içim acıdı. Şarkıyı mafetmişler..
Ben kimim, burda ne işim var sendromunu hala atlatamamış biri olarak...
Dejavu yoksa bir dejavu mu ??
Offf bilmiyorum, artık birşey de bilmek istemiyorummmmmm....
:)) Ben bir yüzümü yıkasam iyi olacak, tatilden sonra susuz kalmış gibi hissediyorum kendimi:))
zevkler ve renkler tartışılmaz diye saçma sapan bir söz vardır. Sanırım seninle doğruluğu kanıtlanacak kop:)
mak teşekkürler..
linet yüzünü denizde yıklarsın sen git güneşlenmeden direkt dal:)
Güneşlenmek hiç adetim değildir, en fazla 10 dk öyle yatabilirim.
"Ben varsam ölüm yoktur, ölüm geldiğinde de ben yokum..."
Ölüm nerden çıktı, yaşamak varken yaa...
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
Gençken yaşlı olmak istemek, yaşlıyken genç olmak istemek gibi bişi..
Robin Williams kişisinin Stend aplarından birinde dediği gibi;
To be or wha'?
kımse ölumu ısteyemez.o an geldiğinde gitmek istenmez bu sadece kendini kandırmak ve gitmek istemeyişin sonucu gelişen bır etkı /tepkı dıye düşünüyorum,bir sanıye bile olsa yaşamakgerekıyor.her dakıkadan keyf çıkarmanızı dılerım.
belkide biz ölüyüz onlar sağ.
hadisi şerif vardır; ölmeden önce ölün der.
uzak doğulu mistikler ise şöyle der; ölmeden önce ölürsen, öldükten sonra ölmezsin.
bugün değil, kendime bir doğum günü yazısı hazırladım, yakında görürsün, veda yazımla iliştiririm bir ara muhtemelen
ben yeni uyandım dejavucum!!o ünlemlerden bolca kullan, güzeldir, yakışır...boşver, her şey zamanında güzel
hafifçiler işte! ne pintiler, makaleci:)
sen boşver onları ben pavyon yakacağım senin için, üstüne şampanyalar patlatacağım.
sanırsam yeni bir hayat kuruyorsun. zordur, hep gitmek istiyorsun gidemiyorsun; sonra gittiğin gün daha beter oluyor. oysa hiçbir yere gidişin öyküsü bunlar demiştim bir zamanlar. bir bakıyorsun geri dönüp geldiğin yer kendi içselliğin.
o yüzden cesur bir kadınsın sen. bu sitenin de terk etmek zorunda olduğumuz sevgililer gibi olmasına gerek yok. dursun bir köşede, belki bir gün iki satır klavye tıklatmak istersin.
ayrıca ben kaçıyorum. sabah yine işe gecikirsem kessin kovulacağım:))
doktora git. Tanrının doğum günü kitabını al ve oku hemen. ölümün eşiğinden dönmüş ve anlamsızlık denizinde zamanında kaybolmuş biri olarak seni anlıyorum. Bu geçebilir. Tekamül ve öğrenmek için yaşıyoruz. Ermek için. ruhumuzu olgunlaştırmak için ve Tanrı için. Sana bir ruh üflendi, deneyimleyesin diye. Sana soruyorum: ' Eğer bugün sana akciğer kanserisin ve en fazla iki yıl ömrün kaldı denseydi, yine düşüncen ölmeyi arzulamak mı olurdu???'
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.