Son zamanlarda beni rahatlatan bir şey var. Tamamen patolojik. Tamamen farkındayım. Bunu psikoloğuma dahi söyleyemedim henüz.
Canımı çok sıkan bir şey var. Sıkıntılarıma tuz biber oldu. Sürekli vajinamın kenarında doktorların ne olduğunu anlayamadığı uçuk vari bir şey çıkıyor. Bütün psikolojimi alt üst eden bir şeydi bu. Kendimi yalnız hissettiren, bu dünyada ne çok sorun var dedirten... aman be, ne kadarına dayanacağım diye ‘deneniyor muyum acaba’ dedirten... Olumlu bir insan olmama rağmen.
Sonra bu yaşama daha ne kadar dayanabilirim diye bir düşünce geldi oturdu içime.
15 hayır. Çok uzun. Sadece içimden geçenler bunlar. Bitmeyen bir ses gibi. Kendi kendine benden ayrı konuşuyor gibi. 10? Gene uzun. 5. evet. Beş sene katlanabilirim.
Sonra ne oldu biliyor musunuz? Ne zaman bu yaşama daha ne kadar dayanabilirim dediğimde beni rahatlatan o yanıtı duydum. Merak etme, çok kalmadı, zaten. Tuhaf bir şekilde, daha az üzülmeye başladım.
Bağlarım zayıflıyor. Sağlamlaşır mı bilmiyorum. Ben güçlüydüm. Dünyaya geldim ve ne yapabilirsem göstereceğim diyordum ve dört ödülüme sahip olurken de gösterdim. Sonra ne oldu da, içimde ki hırs ve mücadelem istifayı basıp beni yarı yolda bıraktı?
Herkes beni coşku dolu ve olumlu bilir ama bu yıl içinde değişti ruhum azar azar. Sonunda öğrendim annemin biyolojik anne olduğunu ve benim terkedilmiş olduğumu. Ve yalanın kendisinin, ailem olduğunu..
Göz yaşlarımı tutmaya çalışmadığım bir dönem gelecek mi? Biter mi bu durum? Bu da bir dönem mi?
Nasıl olsa gideceğim ya, radikal şeyler yapacak gücü buluyorum bazen kendimde. Mesela, çok tanımadan evliliğe evet diyebilirim düşüncesi...
Toparlar mı bünyem yeniden?
Tanrım al bu acıyı içimden! Sevişiyorum, dans ediyorum, gülüyorum, umut ediyorum, para kazanıyorum, YALAN! Ölmek istiyorum. Ve içim bunu söylerken yakalıyorum kendimi. Acı duyarken. Yaşamak için mücadele ederken..
Herkese olumluluk veren ben, kimse fark etmiyor, fark ettirmiyorum, ben gitmek istiyorum ve bu yüzden iyice ruhsuzlaşıyor ilgisizleşiyorum.
Ölüm yaşıyan tüm canlılar için kaçınılmaz bir akibettir.
Sen istesen de istemesen de,bu olacak,hormonlarının
baskısı altında yaşamayı bırak bence,,neyi yapmayı is_
tiyorsan sana zarar vermeyecek olan, her şeyi yap,
dünyanın güzel olan yanı bu..
(Bu dünya hayatı bir kelebeğin ömrü kadar kısa)..
Astral varsa ben soygundan vazgeçiyorum.
Hayır! Bankanın güvenlikçisini beğenir, al başına belayı. Onu isterim, onu isterim diye tutturur. Soygun yerine güvenlikçiyi kaçırmak zorunda kalırız, benden söylemesi.
6. başaşağı bi kedi öp
ölmek istiyor olabilirsin, bakalım O henüz ölmeni istiyor mu?
ölümü fazla düşünmesen iyi edersin, çünkü zaten birgün bizi gelip bulacak.
eğer sen onu erken arayıp bulmaya kalkışırsan ve işler pek yolunda gitmezse artık neden dans edemediğini, sevişemediğini, gülemediğini, hatta umut bile edemediğini kendine sorar durumda bulabilirsin kendini...
bardağı dolu tarafından görmek,
içindeki boşluğu sorgulamak yerine
evrendeki varoluş sebebini sorgulamak,
shibumi'yi okumak,
yaşadığın sokağa bir ağaç fidanı dikmek,
aşık olmak,
bir çocuğu sevindirmek,
banka soymak ;))
düşün, şu an zaten özgürsün.
astral lutfen oleceksen bunu vajinani kullanarak yap. ne bileyim bir dimanit sok da orada patlasin. geri de kalanlara da bir teselli olsun gidisin bari.
"vajinada uçuk vari bir şey" ha?!
astral'cim oralını, analını, oda arkadaşlarının al takke ver külah anlarındaki iç sıkıntını, bekaret serüvenlerini ve "puştluk dozunu" okumuş ve senin seksolojik evrimini
hatmetmiş "hafif" camiası için vajinandaki "uçukvari şey"in
tecessümü gayet tabii bir hal değil midir allah aşkına?!vaktiyle rumuzuna akrostiş şeetmiş
bir adem olarak derim ki; bu gidiş, iyi gidiş değil!
yazdığın yazı dikkatimi çekti ve diğer yazılarınıda bir göz attım. İlginçtir ki hepsine yakın cinsellik ve sex hakkında. Ne diyim ki tabiki uçuk çıkar:)
kopanisti & nevdalist !
nereden çıktı şimdi bu astral? çalacağımız bütün parayı harcasak bile onun bilinçaltında oluşmuş olan "uçuk vari" şeyi tedavi ettiremeyiz... siz ne derseniz uyarım ben de ama bence bir daha düşünmekte fayda var...
bu arada herkese ;
astral'ı seversiniz sevmezsiniz ayrı ama buradaki yazısı bence çok da fazla polemiklere açık bir yazı değil ve sanırım bize düşen tek şey geçmiş olsun demek...
astral ;
silkin ve kendine gel bence... çünkü "game over & insert coin " yazısı çıkınca sağa sola saçtığın jetonlar için pişman olma ihtimalin oldukça yüksek...
son söz: geçmiş olsun
benim amacım, işten sonra denize açılacağız ya,
Astral da biraz arınır, kendine gelir, deniz, tabiat, dinginlik, balık, ahtapot, güneş, ege, akdeniz falan..
tabi bunlarda libidoyu arttıran afrodizyaklar ama, tehlikeli olmaz umarım.
bir insan kazanmak para dan daha önemlidir diye düşündüm a bakımdan,
astral'ı kazanamayız, vazgeçelim. Kadın ve erkek arasında çünkü. İlk önce cinsiyet problemini çözeceğiz, sonra uğraş durrrrrr
Onun yerine biz, güzel güzel paraları alıp kaçalım, diyorum.
RAKIrokaBALIK: Bu kopanisti de çok humanist. Hayır! Çaldığımız paraları fakirlere dağıtalım, Robinhood olalım derse yandık.
yapmaz o öyle... şimdi astral bunu astrolojik olarak etki altına aldıda ondan böyle... parayı bulup altına omega'yı çektikmi ne astra kazır o artık ne vectra...
koşalım gidelim bas gaza heeey!!! diye bağırmazsa gel yanıma
Astral'cim boş ver anacım be... hayatı, kendini sorgulayıp durma. kendine bir iyilik yap. uzun süredir nelerden yakınıyorsan onlardan uzak durmaya çalış bir süreliğine. tümden değil. oruç gibi yani. sex mex olağan şeyleri abartma kafanda. çok takınca ruh halin bozuluyo. sen farketmiyosun ama bak nerelerinden neler çıkıyo... yassık sana bak buradan kısmet neyim çıkar. özelini çok anlatma benden tasviye... kendini sev ve koru...
RRB, bu saydıkların araba markasıysa bana uyacak şeyler zaten diil.
işin bitiminde ayrı yönlere dağılmak en iyisi derim,
o zaman siz gaza basın
ben yelken basayım
önce bi astral seyahat organize edip astral'a bakıp geleyim bakalım napıyo, meraklandım ses seda yok.
o bizi kaale almaz gibi gözükür ama okur için için...o zaten "yazar" ve çekilir... sonra kan gövdeyi götürür,kuzey&güney savaşları çıkar etc... ama o sessiz ve derinde izler olayı... ama olsun... biz burada kendi aramızda da olsa yazarız...
ya şimdi bu yelken mevzusu olunca benim de içim gider... yakarım arabaları vururum kendime yakamoz tadında gecenin tuz kokusuna... ayrı yönlere felan dağılmayalım be aaaabiiii !
:)))
Kaainat'ın desbut ve karamsar poyrazı sarmış harmanını,gözlerini gökyüzüne dik ve içine giren oksijeni midende hisset!ve deki;Ben insanoğluyum,sağlıklıyım ve önümde süprizler beni bekliyor...Ölüm yazılmış bir bekleyişin akla gelmesi olduğunu hisset.
Ve ölümü bekleme
benzer bir hastalıktan dolayı ben de ölmek istemiştim ama hala yaşıyorum.
patalojik iyilikler geçici olabiliyor, önemli olan tıp doktorlarının iyi bir tedavi planı yapması, buna inanmak. psikologların eline düşersen yanarsın pamuk gibi....
anacım siz endişe etmeyin astral iyileşti. o yazı aralık 2006 dan kalma. turp kimin maaşallahhhhhhhhh! tü tü tü....
ölmek istiyorum demekle ölünmediğini bilmeyen yoktur heralde. konuşmak kolay harekete gelince fos... tutan mı var ? buyrunuz ölünüz. böylece kalanlara daha fazla soluyacak hava ve temiz su bırakmış olursunuz fena mı? ki anladığım kadarıyla bu çok eskiden yazılmış bir yazı sonralarında da görüldüğü gibi astral tavşanı turp gibi zıplamaya devam etmiştir. yani kısaca yazılanlar boş ve gereksiz konuşmaya güzel bir örnektir
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.