Her geçen gün birileri bu yaşadığımız dünyadan ayrılıyor. Kimi büyük bir devlet adamı, kimileri emekli, bazen sevdiğimiz bir sanatçıyı kaybederiz bazen de evcil hayvanımızı. Bu dünyadan giden bütün sevdiğimiz dostlarımız, ağabeylerimiz, yakınlarımız için göz yaşı dökeriz. En fazla 1 hafta ağlarız gidenlerin arkasından ve sadece aklımıza getirmek istediğimizde hatırlarız bir resme bakarken mesela… Etrafımızda ne çınarlar yitip gidiyor ve bazen farkına bile varamıyoruz. Her geçen saniyede yüzlerce aileden feryatlar kopuyor dünyada ama kulaklarımızı tıkıyoruz.
Son yolculuğuna uğurladığımızda, görevimizi yapmış olmanın verdiği huzurla evlerimize dönüyoruz ve bir daha açmamak üzere bir defteri kapatıyoruz. Yeni bir tanesi konuyor önümüze ve biz ona yazmaya devam ediyoruz. İyisiyle kötüsüyle mutlaka hatıralarda bir şeyler kalıyor ve diyoruz ki “o bunu başardı” ya da “o bize bu eseri kazandırdı”. Bu cümleleri söylediğimizde içimize bir buruk kıskançlık dalgası giriyor neden o bunu yaptı da ben yapmadım diye. “O heykel benim heykelim olabilirdi.”, “Yüz yıllar boyunca insanlar heykele bakıp benden konuşa bilirdi.” ya da “Neden o neden ben değilim?”
Neden o?
Çok basit bir cevabı var bu sorunun. Çünkü o öldü. Sen hala yaşıyorsun. Bir kitap yazabilecek kadar ömrün var hala. Birisine bir iyilik yapacak kadar nefesin var. O olamamanın sebebi; o arkasında insanlığa bir sürü armağan bıraktı. Ya sen?
Sen ne yaptın insanlık için? Senden sonra gelecek nesil için hangi taşın altına elini soktun da, şimdi gelmiş “Neden o?” diye soruyorsun?
Bir gün yolumuz mutlaka ölüler diyarına düşecek. Bundan şüphemiz yok ama biliyorum ki o diyara gidene kadar bizler bu dünyada yaşıyoruz ve çekip gittiğimizde kendimizden bir parça bir şey bırakırız. Belki bi’ kitap, belki bi’ film, belki bi’ şarkı, bir şiir, bir dize…
Bizler tarihin derinliklerinde kaybolmuş, diğerlerinden çok ama çok uzakta bu dünyada bıraktıklarımızla yaşıyor olacağız.
yazıya döktüklerin ehemmiyetli şeyler...
hiç bişeyi olmadan yaşayıp, bırakacak hiçbişeyi olmadan silinip gitmek de güzel olabilir...
yorum tutma aparatı eksikliği var site de..
kopanisti tabiki hayatta bırakacak bir şeyleri olmayan insanlar vardır ama umuyorum ki onlarında ellerine fırsat geçse bir şeyler bırakmak isterlerdi bu dünyaya
Sessiz Gemi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu.
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden.
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden
Diyen Sair ne de güzel demis...
Bir gün tanıdığım bir iş adamı dedi ki:
Benim patronum bana 3 şey öğretti bırıncısı akşam evıne gıttığınde ;
1.kendin için ne yaptın
2.ailen için ne yaptın
3.çalışanların ve bu ülke için ne yaptın
bu soruları sorduğun sürece varsın,sorgulayamadığında ise yoksundur,senın var olabilmemde bu sorular da gizlidir. ellerine sağlık d.j.v.
onu diyen patronu tanıyorum, çalışanları için hiç bi bok yapmamıştır,
haklı olabilirsın kop.benım tanıdığım,okul,sosyal yardım,bilinmesını ıstemedığı bir yığın öğrencıyıde yıllarca okutmuştur.amma senınkı gibi tanıdıklarım da çok katılıyorum.
anladın sanırsam lorienn:)
Dejavular peydah oluyor,eğlenelim gayri iyidir iyidir.
Dejavu oluyoruz
hiç bir patron çalışanını düşünmez, çalışanının sırtından para kazanır zengin olur, köşeyi döner... o yaptıklarını da vergiden düşsün diye yapar hayrına deil...
haklısın bu konuda da çok hikaye anlatabilirim.ama yazının formatını bozmayalım.
cpgulen bu arada nasılsınız?
efenim yazının formatında eser bırakmak var, bizim konuştuğumuz konu da o , ama siz bilirsiniz...
patron sadece kendini düşünür, ne üülkesi, ne çalışanı ne devleti önemli deildir onun için
O çobanlar "koyun" gördüklerini önemsemez
Koyunlar da çobanları iplemiyor işte bir müddet sonra
çalışan da patronu umursamıyor artık zaten.Her alanda üstünlük eziciliğini vahşice koruyor.
kahve sahibiyle çaycıdan tut da,şirket sahibinden elemana,ülke yöneten adamla vatandaşa,öğretmenden öğrenciye kadar
Bu böyle geldi böyle gidiyor..
iyimiyim.d.j.v. sızı özledik.zannetmeyın var olmayanlar bir çırpıda unutuldu her daim fardındaydık bılesın.mutlu oldum sızı görünce..
biliyormusunuz;her iş yeri 50 kişiden fazla işçi çalıştırıyorsa 3 özürlü yada eskı hükümlü çalıştırmak zorundadır bu yasal zorunluluktur.ben bazı patronların özürlülere sızın sigortanızı ödiyelim ama işe gelmenıze gerek yok diyorlar bu ne acı dır anlatamam .......
herkesin konunun özünü anladıgına sevindim. yazdıgınız şiir ve patronlarla alakalı yorumlarınızda çok güzel ama dünyaya bir çivi çakmak için patron olmaya gerek yok unutmayalım ki çekici tutan o patronun işcisidir.
yazıyı yeniden yeniden okudugumda ufak tefek hatalar yaptıgımı farkettim bir iki kelime ekledim ve çıkardım hatalar yüzünden özür diler yeni halini daha keyifle okuyacagınızı ümit ederim şimdiden herkese teşekkürler.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.