Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan yenimecra.org'da: "Tıkla! Bebeğin klip yıldızı olsun"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Onu gördüm, dövmesinin bir kısmı gözüküyordu bluzunun altından. Siyah hırkasının işlemelerini izledim, düğmelerini saydım ve toplamış olduğu yarı kısa saçını açtığında yüzünün nasıl duracağını hayal ettim. Onu gördüm ve dudaklarının şişkinliğinde kayboldum, ağız hareketlerinin her birini nasıl da anlamlandırıp kendime göre etkileyici bulacağımı tahmin ettim ve kudurdum. Mimiklerinin kusursuzluğundan kıskançlık triplerine girdim ve belli etmemeye çalıştım. Göz kenarlarındaki incelerek büyüleyen sihirbaz değneğini fark ettim, bakınca taşa çeviren mucizevî bir kötü güç, anında, habersizce etkisi altına alan bir bağımlılık gibiydi gözleri…

Onu gördüm ve dedim ki: “İşte hayatımın kadını, işte birkaç ömür sıkılmadan yanında yaşayabileceğim dişi, rüyalarımdaki gibi, kozmik eşim, muhteşem kişi…”
Sırıttı ve ruju parladı. Dişleri muntazam ve bembeyazlardı, sanki her iki dakikada bir fırçalıyormuş gibi. “Nişanlımla tanış” dedi ve kızgın suratlı garip saç traşlı adamı gösterdi bana. Bana doğru yürüyordu adam, dövecekmiş gibi sert ve sinirli tavırları vardı ve korktum. “Eheh merhaba, bilmiyordum nişanlı olduğunuzu.” Dedim. Gülmeye çalıştı ama beceremedi, “artık biliyorsun” dedi. Arkamı dönüp masalardan birine oturdum ve kahve siparişi verdim. Sadece kahve içmeye gelmiştim, niyetimin bu olduğunu göstermek için elimden geleni ardıma koymadım. Yalnızca fincanıma baktım, onun içine dikkatlice şeker koydum, çay kaşığından dışarı bir damla bile kahve dökülmemesini sağladım, fincanımı karıştırırken düzenli ve sistematik daireler çizdim bileğimle. Çay kaşığını özenle çıkartıp peçete ile kuruladım ve fincanın altındaki bardağın kenarına simetrik bir şekilde yerleştirdim. Ellerime baktım ve kahve bardağını kaldırdım ellerimden biriyle. Garson kıza veya kafe’nin sahibi adama hiç bakmadım ve ne dediklerini hiç dinlemedim bu arada. Oraya kahve içmek için gelmiştim. Bir yudum aldım kahvemden ve ayırmadım gözlerimi, bir yudum daha… Derken hayatımın kadını geldi yanı başıma, kıkırdayarak ve alay kutlamaları yaparak kendi içinde. Bakamadım heyecandan yüzüne… Temiz kül tablasını uzattı ve bir süre bekledi, kendime geldim ve yarım sigaramı söküp aldım pis küllüğün kenarından. Üstüne temizi koydu, ikisini birden tek eliyle arkasına götürdü ve temizi geri getirip masaya koydu. Arkasını dönüp gitti, onu gördüm, parça parça aynalarla kaplı kemerinin, kot pantolonunun iliklerinin içinden geçişini izledim. Kafasının arkadan görünümündeki yukarı doğru toplanmış saçlarının kök yerlerinde belli belirsiz ensesinin yumuşaklığını hissettim. Onu gördüm, omuzlarındaki meleklerin dansını izledim. Kalçalarının beline doğru nasıl da inceldiklerini gördüm. Arkadan sarılmak istedim beline… Ruhum kabardı ve ayağa kalkmamak için zor tuttum kendimi. Nişanlısının gözleri üzerimdeydi. Bana ve bir an önce bitirmem gereken kahvenin fincanına bakıyordu sevimli görünmeye çalışmayarak. Onu görmüştüm yetmişti âşık olmaya görmek. Son yudumunu aldım kahvenin acı içinde… Onu bir daha göremeyecek olabilme ihtimalinin beni fırlattığı karanlık köşede… Onu görmüştüm ayağa kalkarken gelinlikler içinde, hayali bir görüntüde gülümserken hak ettiği mutluluğun üstünde… Onu görmüştüm hiç ulaşamayacağım süslü bir gelecekte.
Parasını verdim kahvenin, “iyi günler” diyip çıktım oradan. Mutluluk dilemek istemedim içimden nedense. Kahvenin tadı dilimin ucundaydı, biraz buruk, şekerli ve acı…


6 ahkam var

Ahkâmlar

Bende ilk paragrafı Feride Çetin için düşünmüştüm sonradan kutluğ atamana aşık odluğunu duydum şimdi gözümde kabadayı da oynayan hatun var bende onu görücem senin gördüğün biçimde biraz buruk, şekerli ve acı...

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

hadi bakalım gözlere kuvvet:=)

hayatı HAFİF'e alın...

okurken dilime takılanlardan
1.toplanmış ve yarı kısa saç: merakla soruyorum best, burda neden 'uzun saçlarını' demiyorsun da yarı kısa saç diyorsun.kahramanın gerçek ve sen hiç bir niteliğini değiştirmek istemiyor musun?
2.dudaklarının şişkinliğin de değilde dolgunluğunda kaybolsan daha iyi olmaz mıydı?
3...ağız hareketlerinin her birini nasıl da anlamlandırıp kendime göre etkileyici bulacağımı tahmin ettim ve kudurdum..(kendine göre) etkileyici bulacağını tahmin etmeden, doğrudan etkileyi olduklarını hissedip öyle kudursaydın ya...iyice uzatmışsın işi:)
4.....Dişleri muntazam ve bembeyazlardı, sanki her iki dakikada bir fırçalıyormuş gibi...her iki dakikada fırçalanmış diş benzetmesi çok abartılı zannımca..ne biliyim işte şık durmuyor.tabi bu benim hissiyatım, sevenler çıkabilir,ama beni yazının akışından çıkaran bir cümle.

aşk gidilemeyen uzaklarda olurmuş hep. hep kimsesiz kalmakmış dokunulsada hissedilemeyen dudaklarda.

Haklısın Absence, ilk aklıma gelenleri yazmaya çalışıyorum, çoğu cümlenin bir daha yüzüne bakmıyorum ondan oluyo bunlar.

hayatı HAFİF'e alın...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu