
Hepimizin olmuştur, oyuncak trenler...
Kimimizin en fiyakalısından; sesli, pilli veya elektrikli, evin tam orta yerine kurulan ve aylarca oynanan... Veya en basitindedir kimimizinki; plastik, etiketle yapıştırılmış vagon pencereleri vesaire...
Ama ne olursa olsun, nasıl olursa olsun çuf çuf .... ! demişizdir, akraba çocuklarına da dedirtmişizdir, göstermişizdir bak çuf çuf geçiyor diye!
Şimdi bunların dehşet saçtığı ve toplatıldığı haberi burada...
Çok acıklı, sadece çok sevdiğimiz ve bizim bile hınzırca özlediğimiz bu oyuncaklara olan nostaljiden dolayı bir üzüntüden öte;
acaba başka hangi oyuncaklar canımıza okuyor onu bilemememiz çok acı verici.
Üzerinde bildiğimiz o etiket olmalı alırken ama, en iyi dediğimiz firmalardan da böyle birşey çıkarsa ne yapacağız biz?
Servet gibi paraları yatırdığımıza üzülmüyorum ama hangi zararları ile mahvolduğumuzu bilmeden çocuklara mutluluk verdiğimizi düşünüyoruz...
benim hiç olmadı... zaten aynı yerde dönüp durması sıkıcı gelmiştir hep... sanırım Türkiye de toplatılmaz.. o kadar da duyarlı olabileceğini sanmıyorum bizimkilerin.. elimizden geldiğince tercih etmemeye ve ettirmemeye calısalım bari..
iceberk;
haklısın olmamış olabilir:)
ben de toplatılacağı konusunda çok ümitli değilim ama dediğin gibi almamaya, aldırmamaya çalışalım bari:)
benim vardı, ben bahçede oynarken eniştem kum yüklü el arabasıyla trenin tam üzerinden geçti. tren bozuldu, ben üzüldüm...
çin malı vakasi,
allah allah ne tuhaf çocukken o kadar oyuncağim olmuştu ama nedense hiç trenim olmadi,bu acaba bende bir psikoz a neden olmuştur ?:)
:)))
hiç zannetmiyorum...
zira uzmanlar; çocukların
çok fazla fonksiyonlu, armut piş ağzıma düş tarzı sadece bir tuşa dokununca çalışıveren oyuncakların değil,
bez bebek, tahta topaç, tahta el yapımı arabalar gibi basit aksamlı oyuncaklarla hayal güçlerinin daha da zengin bir şekilde büyüyecekleri, dolayısıyla çok daha tahayyül gücü yüksek bireyler olacakları yolunda görüşleri var,
ben de aynı paralelde düşünmüyor değilim:)
valla makaleci sağ ve sol komşumuz marangozdu .bi dünya güzelce kesilmiş tahta getirirlerdi saolsunlar ,her türlü oyuncak imece usulu yapilirdi.güzel günlerdi yaaa.sonrada imece usulu yaptiğimiz oyuncak için kim oynuyacak diye kavga eder o güzelim ekip ruhunu ,bok ederdik :)
ben yap-boz ları severdim. envayi çeşit yapbozlarım vardı. resim tamamlanan ufak parçalardan oluşan iki boyutlu yapbozlarım vardı. artık yerlerini ezberlemiştim, süre tutar bazen öyle yapardım. bir de lego tarzı(ama lego değil), 3 boyutlu yapbozlarım vardı, istediğim şeyleri yapmaya çalışırdım.
sonra biz büyüdük, küremiz ısındı, ayılar uyuyamaz oldu...
maket arabalar, transform oyuncaklar...
bana lafmı sokuyorsun zulcenaheyn ,benim hala maket arabalarim var bi sürü hemde :))
haa yapbozlari sevmemeiştim hiç ama itiraz ediyorum.zaman kaybi olarak görmüştüm,yapip bozacaksam diye uğraşip yapiyimki.
sevgili haritametod defteri;
ahşap oyuncaklar hakikaten özlem dolu:) radyodan ajans dinlemek gibi :)
ama zulcenaheyn haklı biraz:)
çünkü o puzzle'lar bi sürü süslü püslü oyuncaktan bin kat faydalı; zira motor gelişim denilen beynin birimlerle, ölçümlerle yani mantıkla ilgili gelişimine katkıda bulunuyorsun ve bozduktan sonra yerlerini asla kolaylıla hatırlamayacağın için:) tekrar yapmaya çalışmak aynı keyifi verebiliyor, yani bir kere oyna-hevesini al ve at bir köşeye türünde oyuncaklardan asla değil:)
ya dalga geçmeyiniz sayın haritametod:)
sadece bir an öteki uyduruk oyuncaklara isyanım arttı ve bu puzzle'lların aileler tarafından çocuklara yeteri kadar anlatılmadığına da isyan ettim:)
duygularımı da yazıverdim:)
birilerine bilgi vereyim değil yani:)
PEMBE PANTER VE MAVİŞ BEBEK!
başka hiçbir oyuncağımı hatırlamıyorum:)
pembe panterimin boyu benimle aynıydı:)))ve ben onun arkadaşım olduğuna çok inanıyordum:))))))
maviş bebeğin de annesi olduğuma:)
hatta maviş bebeğin, pembe panterle benim çocuğumuz olduğuna:)))
dayım şahane bir tren getirmişti yurt dışından. o kadar ilgisiz kaldım ki olaya, ertesi gün kaldırdı annem kutusuyla, erkek kardeşim biraz büyüyünce o oynadı:)
pembe panter, tek geçerim:)
yok artık kopanisti!
abi misketin de mi yoktu? ya da şu bakkalda satılan hani tekerlek modeli, sürdükçe çın çın ses çıkaran sopanın ucuna takılı işte ya, anlatamadım tam, adı da yoktu aletin, ondan da mı yoktu?
yoktu valla, ossuruk ağacından yay/ok yapar savaşçılık oynardık, ben parayla alınan oyuncaktan bahsediyom
anladım kopanisti.
ben de çamurdan kap kacak yapardım. fazla uzun ömürlü olmazlardı ama tek günlük evcilik oyununu çıkartırlardı:)
belli işte biz savaşçı, siz de evcisiniz
şöyle bi istediğim gibi doktorculuk oynayamadım ya ona yanarım:)
çilekcim;
benimde en favorim pembe panterimdi ve sürprizzzzzzzzzzz: şu an bebeğim oynuyor:)))
ve bir tanede sıradan tüylü bir ayıcık onunla da şu an bebeğim oynuyor valla inanamıyorum, sanırım hep evde oynadığımdan toza toprağa pek girmemiş:)
kopanisti;
vallahi çok doğru bir tespit bence;
bizde evcilik ve anaçlık sizlerde de avcılık, ve evin ekmeğini getirme durumu var yani,
doğadan geliyor ben kabul ediyorum şahsen,
çilek sen?
makaleci, ne güzel ya:)
benim pembe panterin içi dışına çıkmıştı ve bir taşınma faslında kayboldu:(
ben de maviş bebeği saklıyorum hala. olmadı yaşlanıp bunadığımda ben oynarım yine:)
ayyyyyyyy:)
çok cici...
çocuğun olursa ilerde; tam diş çıkarma aşamasında faydalı olabilir, dişler çok kaşınıyor çünkü:)
görünüyor canım. derin yarayı deştin, diyecek birşey bulamadım:) ondan sessiz kaldım.
sen benim için dilemeye devam et arkadaşım:)
@makaleci
mesaj sorununla ilgili çözüm önereyim dedim, özelden. ama mesaj alımını engellemişsin. neyse.
sorunun "internet explorer" den kaynaklanıyor olabilir. (bu site tahminime göre linux tabanlı. )
onun çün, "mozilla firefox" tavsiye edebilirim...
ah canım:(
özür dilerim,
ama yara berelik bir durum yok,
daha ömür uzun olacak seninde bebeğin:)
yengeçlerin hisleri doğru çıkar:))
tutturamadın bu sefer saho:))))
ben tren sevmediğimi ilk yorumumda belirtmiştim:)))))
ÇİLEK : 1
SAHİNDEN: 0
hadi ya..ben şaka yapmıştım..çocukken babam her hafta bir oyuncak tren alırdı..kardeşimle kavga ederdık..fena halde severdim..şu an alan olsa yıne severım :)
sahinden çileği böyle mat edemezsin:) çileeeeeeek!
kopanisti sen de her konuda kızlar valla süper bir fikir jimnastiği:) kova burcu idin değil mi?
şimdi deluxe olanları çıkmış..trenın içinde yuzme havuzu var..henuz turkıyeye gelmemiş..düşünsene ankaraya trenle gıderken havuza gırıyosun..
kopanisti; kaçmasın kocasından ona gidiyor olsun:)
sahinden;
trene de mi havuz? süper! ben şu queen marry falan var ya onlarla muhakkak seyahat etmeliyim diyorum, süper gemiler!
eşimde sıradan otel seyahati onlar diyor, mühim olan yelkenli:)
Çocukluğumda evimiz tren garına çok yakındı. (tahmin edersiniz ki şehrin dışında) şehirden eve dönerken trenler bizim evin oraya temizlenmeye gelirdi, biz de o ternlerle eve giderdik. hatta trenlerle (gerçek trenlerle) o kadar oynamaya alışmışım ki tren geçerken parmaklıklara tırmanıp trenin geçişini izlemek gibisi yoktu hatta bir gün bu merakım yüzünden parmaklıklar5dan inerken ayağımı cam kesmişti:) Bir de ne kadar tehlikeli olsa da tren yolundan yürümek ayrı bir zevkti. Tren gelince en köşeye kaçılır, kulaklar eller yardımıyla kapatılır ve trenin o korkunç sesinden bir nebze de olsa uzaklaşılırdı.
results;
o tren yolundaki yürüyüş çok dramatik gelir bana da:)
ayağının kesilmesine üzüldüm:(
tren garına yakın olunca o gürültü nası oluyor? ama bir süre sonra alışılıyor sanırım:)
alışmak ne kelime, hem tren hem uçak sesine çok alışık büyüdüm ben. hiç unutmam memleketten kuzenim geldi bir gün, uyuyoruz gece bir çığlıkla kalktı deprem oluyor diye, halbuki tren geçiyor. biz de o kadar alışmışız ki hiç duymuyoruz bile sesini...nasıl özledim o günleri...en son geçen hafta tren yolculuğu yaptım seneler sonra... gerçekten hüzünlü makaleci o geçen trene bakmak:(
evet çok iyi anlıyorum, bazı şeylerle mozaikleşip birlikte büyüyünce sonra ayrışmak ayrılmak zor oluyor:)
konuyla ilgili ses ve görüntülerde arada bir görüldü mü hüzün basıyor:)
ama öyle değilmi:(
hepimizin çok özlediği nostaljik kareler var:
ben mahalle çocukları total olarak aşağı inerek, yere tebeşirle çizilmiş sek sek oyununu çok özlüyorum, yakantop oynayıp eve kan ter içinde anne su! diye gelişimizi özlüyorum:)
O seksek oyunu için yassı taş aranır, bulunur oynanır yetmez arkasında envayi top oyunları oynanıp akşam edilir.Bir de anneler ezan okununca çocukları içeri alır:)Ezan bir eve giriş saatidir:)Bir de gece saklambaçları çok zevklidir değil mi makalece...ahhhh
o yassı taşın kimde kalacağı ile ilgili çemkirilir kızlar arasında; söz yarın getireceğim aşağıya inerken:)
ezan okununca sessiz bir anlaşma varmış gibi eve yaylanılır:)
yoksa anneler balkonlardan ev önlerinden bağırır, akşam oldu, eve ! diye!
akşam yemeği yendikten sonra; hele bir de lojman gibi güvenlikli bir yerdeysen tekrar aşağı inilir, saklambaç oynanır, gelemeyenlerin zillerine basılıp annelerine yalvarılır:)
anneler sokak lambasının dibinde durun diye ikazı unutmazlar:)
acayip günlerdi ya!
bi de ip atlanır, ortalık sakinse anneler de gelir atlar:) (benim abim çok meraklıydı ip atlamaya o da ayrı bir muamma:))
o yaşlarda kız erkek yokki bizde onların misketleriyle, arabaları ile oynardık:)
çok hoş anılar hakkaten
Bizim lojmanda hep erkekler vardı, onlarla araba, top , misket oynardık. Bi de annem futbol oynatmazdı bacakların çarpılır diye ama gizli gizli yine oynardım:)
özeline mesaj atayım dedim ama kabul etmiyormuşsun, babamın eskiden çalıştığı kurumun lojmanı demekle yetineceğim:)
pardon results:)
bağlantıda hata oldu, sayfada hata oldu (halen oluyor ara ara)
haklısın kurum belirtmemekle,
ama güzel bir ortam oluyor hakkaten:)
sevgili makalecinin beklentisini karşılamk üzere ilk yazımı yazmaya koyulmuşken hayal kırıklığına uğrattı beni hafif:((o kadar da yazmak için motive etmiştin beni sevgili makaleci üzgünüm:()
sakın şevkin kırılmasın:)
bende aynı şeyi yaşamıştım;
onun için önce word' de yazıyı hazırlayıp, resimleri de hazırlayıp yazı yolla bölümüne öyle giriş yapıyorum ve bir defada yolluyorum,
yoksa tuhaf şeyler olabiliyor:)
iyice merak ettim,
muhakkak draft elindedir,
bir an evvel yolla:)
yazamadım ki hiç, sayfa hata verdi başlayamadım bir türlü kısmet değilmiş başka zaman artık(o kadar da içliydim ):(
ilk önce wordde yaz results...
kirilmasin sevkin yaa bak ne güzel makaleciyle de kanka olmussunuz. yaz da o da okur ben de okurum daha bir dolu kisi okur
valla results ben gündüz bi yazi yolladim daha yayinlanmadi. bir bucuk günü bulur diye düsünüyorum. bazen böyle durgunluk oluyor. ama belki hepsi birden yayinlanirsa arka arka koyarlar yazilari. seninki de cikar o zaman.
okuyacagim yazini... begenmek ne demek yaa sanki hepimiz profesyoneliz de... can SIKINTISINDAN ben yaziyorum iste. hosuma gittigi icin
haftasonu olduğu için yarım gün falan geçebiliyor sanırım;
ama çok ahkam kesmeyeyim ama dediğim gibi yarın gün içinde kontrol et, hangi bölüm için, serbest mi?
serbest yazdım makaleci. Aslında çok güzel keşif yazılarım var çok ilginç konular ama daha tamamlanmadı, bitsin hepsini tek tek yollayacağım. İmdattttt çığlıklarını duyar gibiyim:)
ya ben hic kesif yazisi yazamadim. ama ben geyik insaniyim.kesif yazamiyorum. bir kac defa yolladim kesif icin serbestte yayinlandi:)
yok yok ! burası bol bol yazmak için var olan bir yer zaten:))
çok sevindim hakikaten:)
kimse de imdat demesin , herkes yazsın:)
madem trenler hakkında bol bol konuşacağiz,bir merakim var onu sorayim bende bileniniz vardir,öküzler trenlere niye bakarlar yada varmi böyle bir şey gerçekten.yoksa bir rivayetmidir,onca tren gördüm,ayriyetten öküzde gördüm ama hiç ikisini bir arada görüp durum tespiti yapma olanağim olmadi.varsa bunu yaşayan yazsin hele de bilelim gerçekleri.
Çocuk - Baba! öküzler trene niye bakarlar?
Babası - Bak yavrum, bunun çok hazin bir hikayesi vardır, anlatayım da dinle:
..............Bir varmış, iki varmış, üç varmış...
Vaktin birinde bir köyde, gariban fakat yakışıklı bir Öküz yaşarmış.. Bu öküz birgün, su içmek için köyün çeşmesine inmiş.. Bir de bakmış ki, çeşmenin başında güzeller güzeli bir inek... Görür görmez aşık olmuş ve başlamış yanık yanık böğürmeye..ÇEŞMENİN BAŞINA, BİR İNEK İNMİŞ,
EĞİLMİŞ KUYRUĞUN, SUYA DÜŞÜRMÜŞ,
MEVLAM BU İNEĞİ, KİME YAR ETMİŞ,
GELMEZ OLAYDIM, MÖÖ )
GÜZEL YÜZÜNÜ, MÖÖ ) 2
GÖRMEZ OLAYDIM.. MÖÖ )
- Möö, möö! Güzel inek! Sana aşık oldum möö!.Yakışıklı öküzü gören güzel inek de, yüreciğinden vurulmuş ve karşılık vermiş:
- Müü, müü! Ben de sana müü!.Güzel inek suyunu doldurmuş, evine doğru nazlı nazlı seğirtmeye başlamış, tabi bizim öküz de ardından.. İnek nereye, öküz oraya.. İnek nereye, öküz oraya... Güzel inek, arada bir ardına bakıp, yakışıklı öküzü süzüyormuş ve bir yandan da ağzından bir sevda türküsünün nağmeleri dökülüyormuş:
BANDIRA BANDIRA YE BENİ
DOYAMAZSIN TADIMA,
YAKIŞIKLI ÖKÜZÜM
AŞIK OLDUM BEN SANA..Derken, dünyalar güzeli inek, lüks bir ahırdan içeri girmiş ve kapıyı kapatırken dışarıya sümüklü mendilini atmış.. Yakışıklı öküz, hemen yerdeki mendili almış ve içine bakmış. Mendilin üzerinde sümüklerle ‘‘Seni seviyorum’’ yazılıymış ve bir de cep telefonu numarası..
Yakışıklı öküz, oradan geçmekte olan kör, sağır ve dilsiz bir dilenciye, o güzel ineğin kimin kızı olduğunu sormuş. Aldığı cevap korkunçmuş; İnek, köyün ağasının kızıymış ve Ağa tam bir hıyarağasıymış.. Fakat bizim Aşık Öküz’ün gözü hiçbirşey görmüyormuş, “ Ağa’ya bir, Paşa’ ya iki ” diyerek dalmış Ağa’nın havuzlu dubleks lüks ahırına ve başlamış Ağa’ ya karşı çığırmaya:EVLERE ŞENLİK KIZINIZ VAR
BİZİM DE O’NDA GÖZÜMÜZ VAR
BELKİ BİRAZ DA NAZINIZ VAR
ALMAYA GELİCEZ VALLAHİ
ŞANSINIZ YOK BİLLAHİAğa, öfkeyle yerinden doğrulmuş ve genç öküze böğürmüş:
- Möö! Ulan öküz! O gariban haline bakmadan, koskoca bir ağanın kızını istemeye utanmıyor musun lan hayvan! Defol ulan, defol!
Gariban öküz, gözyaşları içinde evden çıkmış ve acılı acılı söylemeye başlamış:
YIKILMADIM, AYAKTAYIM
DERTLERİMLE BAŞBAŞAYIM.
HIYARAĞASI AĞALARA
YENİLMEDİM BURADAYIM.Öküz - Möö, ulan möö! Hainlere, zalimlere ve de şerrefsizlere yenilmedim, buradayım. Yarimi cepten bi arayayım..(dıt dıt dıt) Alo aşkım! Ben meçhul sevgilin.. Seni babandan istedim ama, vermedi hıyarağası.. Bu gece kaçırıcam seni, hazırla bohçanı..
İnek - Kaçır beni öküzüm, kaçır!Tam o anda kızın babası olucak hıyarağası gelmiş ve kızını kapsama alanının dışına çıkartmış. Ve hemen alelacele kızını, köy sosyetesinden zengin bir öküze vermiş. Güzel inek, kahrından aids olmuş ve öyle ağlamış öyle ağlamış ki, rivayete göre gözyaşlarından Van gölü oluşmuş.. Derken, düğün günü gelmiş-çatmış. Genç Öküz, düğün meydanına gelerek salya sümük Mö’lemeye başlamış:
NİKAHINA BENİ ÇAĞIR İNEĞİM
İSTERSEN ŞAHİDİN OLURUM SENİN
BU ÖKÜZ KİM DİYE SORAN OLURSA
ESKİ BİR TANIDIK DERSİN SEVGİLİM.HAYALLER KURARDIK BİRKAÇ GÜN ÖNCE
HIYARAĞASI BABAN AYIRDI BÖYLE
SANA MUTLULUKLAR SÖZÜM ÖKÜZCE
AT ARTIK İMZANI, GİT BU ÖKÜZLEZalim Ağa, yeni damadı ve adamlarıyla birlikte, yakışıklı öküzün ağzını burnunu kırarak yakışıksız hale getirmişler. Güzel inek, bu sahneyi görünce, kahrından grip olmuş ve yine rivayete göre, öyle ağlamış, öyle ağlamış ki, bu gözyaşlarından Karadeniz oluşmuş..
Acımasız Hıyarağası, kızıyla, damadı olucak öküzü, bir daha rahatsız edilmesinler diye trenle şehre göndermeye karar vermiş.. Bunu duyan Genç Öküz, dört nala seğirterek tren istasyonuna gelmiş fakat, Öküzoğluöküz geç kalmış, tren çoktan hareket etmiş gidiyormuş.. Zavallı Öküz trenin ardından gözyaşları içerisinde bakakalmış ve ölene kadar yerinden hiç kıpırdamamış...
Güzeller güzeli inek, gittiği yerde, sevgilisinin bu şekilde öldüğünü duyunca, kahrından kör, sağır, dilsiz ve topal olmuş.. Ve yine rivayete göre öyle ağlamış, öyle ağlamış ki, bu gözyaşlarından Atlas okyonusu oluşmuş. Tabi güzel inek, yüzme bilmediğinden dolayı, kendi gözyaşlarında boğularak ölmüş...
İşte o gün bu gündür, bu gariban Öküzle, güzel İneğin
hatırasını yadetmek için, bütün öküzler, tren geçince öylece öküz öküz bakarlar....
... ve öküz, "Tren gelir hoş gelir leyy leyyy limi limi leeeyyy" türküsüyle sevdiceğini sonsuza dek beklemektedir...
Tren gelşr hoş gelir, leyy leyy limi limi leyy
Bekleme öküz boş gelir leyy leyy limi limi leyy
Hıyarağası kızını vermezse leyy leyy limi limi leyy
Öküz de trene boşverir...
:)
yury
ilgili link' te de anlatıldığı üzere; oyuncakların yni en azından şu an, tren oyuncakların zehirli bir bileşim karışımı ile dolu olduğu ve çocuklara zehir saçtığı bu yüzden de toplatıldığı haberi,
dolayısıyla delirdim,
dedim ki,
çocuklarımıza daha açıklanmayan ne oyuncaklar oynatıyoruz
:)
yury
ilgili link' te de anlatıldığı üzere; oyuncakların yni en azından şu an, tren oyuncakların zehirli bir bileşim karışımı ile dolu olduğu ve çocuklara zehir saçtığı bu yüzden de toplatıldığı haberi,
dolayısıyla delirdim,
dedim ki,
çocuklarımıza daha açıklanmayan ne oyuncaklar oynatıyoruz
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.