Bugünlerde hababam debabam bendeniz ve emre aydın dinleyen ben, evimde yalnızlığımla sohbet etmek istiyorum bir parça. Vesselam hiç uygun olmayan bir dönem. Yorgun hissettiğimden bugün işe gitmedim. Telefonlarımı kapattım, nasıl büyük bir zevk. Deli zevk alıyorum ulaşılamamaktan, emrivaki konuşmalardan. Yalnızlık niye marjinal olsun ki?
Dün artık trafikten korkmadığımı farkettim, yaşamın sonlanmasını sonlanma olarak görmediğimden...
Metro çıkışında bir kadın elinde bebeğiyle dileniyor. Ne yapılabileceğini düşündüm. Nasıl bir ölüm olurdu. En iyi çözüm yüksek dozda birkaç iğne yapmak olabilir. Ama ete düzgün vurmak için bunu öğrenmek lazım. Ölme taktikleri düşünüyor beynim etrafımdakilere için de çözüm usulü. Ölmek bu kadar zor mu diye...

Niye insan dilenecek hale gelmiş de hala çekip gitmez bu dünyadan..
-------------
eczaneden diana 35 almam lazım. Kapanmasına 30 dk var. Geliyorum.
-----------
SESSİZLİĞİMİN DİBİNE BATMAK İSTİYORUM
SUSmak, yazmak. Çalışan, gülümseyen, insanları mutlu eden bir ben. İçimden gelen ne? Hiç biri yalnız olmak. İnsan yalnız olmayı özler mi, ister mi?
Her şeyi çok yapmacık, çok sıradan, sistemin içinde vıcık vıcık insanların kendini bulamadığı bir koğuşta görüyorsa... O zaman istemek normal.
Ders çalışmam gerekiyor. Kaldığım dersi 150 alabilecekmiş gibi çalışmam lazım geçmem için ya evet. Ben de tam onu istiyordum. Bir yandan karnım ağrıyor. İçtiğim şarabın etkisi geçse ağrı kesici alacağım.
Kedim kültablasını devirmiş, yeri temizlemeye niyetim yok, onu taramaya, patilerine ilaç sürmeye, poposunu silmeye niyetim yok. çöpü dışarı koymaya, kahvaltılıkları kaldırmaya,giysilerimi uygun bölmelere koymaya, ojelerimi silmeye, yüzümü yıkamaya, gece kremimi sürmeye, evi toparlamaya, çiçeğe su vermeye niyetim yok. hiç iş yok desem bu kadar iş var.
Sorumlulukları, zorunlulukları dışarı bırakabilir miyim? Bugün seks partnerim dedi ki, ‘sen de yaşam gücüne bayılıyorum. Kendi başına nasıl mücadele ediyorsun.’ Tabii, ne demezsin, ben di mi – diyemedim. Sustum.
Annemlere gitmek istemiyorum, kimse gelsin de istemiyorum. Dostum dediklerimi de özledim diye yanmıyorum. Niye böyleyim onu da düşünmeyeceğim. Niye ölemiyoruz hocam, arkamdakileri derbeder etmemek için katlanıyorum. Devam ediyorum. Hayal kurmaya çalışıyorum, gidip alış veriş yapıyorum. Şu arabayı bu sene alır mıyım diye düşünüyorum kapitalist sisteme dahil olup, işe girip piersinglerimi çıkarttım. Buluşalım deyip unutuyorum ya da unutmak istiyorum.
Yattığım adamlardan ikinci gün sıkılıyorum. İkinci gün başka ten arıyor tenim, başka bir adamı evime çağırıyorum başka bir adamı arzularken. İkinci gün gene ona doymuş başka tenlere aç bir ten ben.
Kardeşim diyor ki ‘Abla, sen abi gibisin. Ablalar böyle olmaz. Porno seyredip azdım demez.’
Yorum yok. susuyorum. İkna etmeye kalkışmam. İkna olan diline hakim olurdu. Söz dilden çıktıktan sonra ikna teselli değildir. Kedim dahi bana ağar geliyor. Oysa şu sıralar buldoğum gelecekti. Bilmiyorum ki, belki de ilaç odur. Sanki Yumyum ilaç oldu da. Kimi, neyi kandırıyorsun?
Artık aşık olmak da istemiyorum. Beni düşünüyor mu sorularının yanıtı da almak istemiyorum. Biliyorum ki, hepsi YALAN! İnanmıyorum. Faiş hata hayatın kendisi. Boğulduğuz sulardan içiyoruz kimsenin haberi yok.
Ömrüm hicran oluyor, hevesim gitti 2006 da, liseyi bitireli on yıl olmuşken. Hayatın anlamı kalmadı. Kimse yok gibi, bir tek gerçek var o da simülasyondan başka bir şey değil.
Yalan söylemiyorum. Herkes saklar ve gizlenirken. Yalanlarım, sırlarım, kandırmalarım, çapkınlıklarım, puştluklarım su yüzünde. Saklamıyorum. Politik olmuyorum. Denemiyorum oysa deneyebilirim. Beni saklamadıklarımla kabul edeceksen et, yoksa siktir ol git diyorum.
Dangalak kabul etmeyenler de çok komik. Ey ahali, bunu ve bunları herkes yapıyor. Sadece ben saklamıyorum. Bakireyim demiyorum. Azgınım tekiyim. Bana ben dahi yetmezken ve bana ben dahi fazla gelen bir hayatta yaşıyorum. Evet hala yaşıyorum.

Kimse kendine bakmadan diğerine bakıyor mahremiyet denen tılsımın kalmadığı gezegende ölmeden toprağımızı kapatıp üzerimize ağıtımızı okurken ağlıyoruz. Entelektüel geçiniyoruz en büyük adilikleri biz yaparken...
Kendi geçtiğimiz yerlerden binlerce kez geri dönüyoruz gittim geldim diyoruz karşımızı görmeden henüz. Her şey trajikomikse kavramın anlamı da kalmıyor.
Doymayan özlerimize başımızı bastırıyoruz son kez öper gibi geçiyoruz kendimizden hiçbir şeyin değişmeyeceğini bilirken...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.