Birsürü günlük yazdım bu gece. Onun günlüğü, kaygılarımın gunluğu, benim günlüğüm, bilinçaltı günlüğüm... Yorgunum ama tatlı bir yorgunluk değil, nasıl bir yorgunluk bilmiyorum. Benim yorgunluğum, bilinç altı yorgunluğum, tarihimin yorgunluğu, kaygılarımın yorgunluğu... Uzar ağda gibi, tadı şeker gibi(bitter pill) ama yapıştıkça bir rahatsızlık... Oturma odasını boyadık. O artık soğuk-ruhsuz-donuk görüntüsünden kurtuldu. 2 gecedir her yanım su bazlı plastik. Haftalık mutfak temizliğimi yaptım. Moonsco Hızını alamayıp tuvaletin tavanını oturma odasıyla aynı renge boyadı. Odam fazlasıyla dağınık. Şu anda masamda çalışma gayretime şaşıyorum. Disketler, cdler, sigara paketleri, kitaplar dergiler, anahtarlık, saat, mesajgeldi diye yırtınması beklenen bir telefon, tornavida,kalemler ,cakmak, notlar off daha saymak istemiyorum... 5 dakika onceki dialog; Esmer kız odaya girer ve masanın üstündeki saati eline alıp; -nekadar güzel saat ama geri kalmış. Esas kız ; geri kalmamış pili bitmiş ve durmuş!
Düşündüm, pili biten herşey durur! Benim pilim (bitter pill) var mı? Kaybettim sabrın formülünü elimde olanlarla yetinmeye çalışıyorum. Hayat içerisinde bir çok durum-olay-kişi kinder sürpriz yumurta ve içini açınca her zaman güzel bir oyuncak çıkmayabilir...( çıksın lütfen) Az önce klawyemin altında Oruç Aruoba'nın De Ki İşte isimli kitabını gördüm. Azcık okudum bilmem yıllardır kaçıncı defa. Gece, sabaha vurdu saatin 03.16 olan kısmını. Birazdan davulcu gelecek ama bugun ona bağırmayacağım. Aslında kendimi elimde davulla sokaklarda düşündüm komik olurdum ama İstedigim kadar gürültü yapabilirdim. Üstelik tokmağa ihtiyacım da yok bagetlerim hala duruyor. Sigaram ve stoğum bitti. Moonsco'nun odasına gidip 25 tane sigara istemek istedim sonra bu isteğimin sonucunda sabah boğazımda hissedebileceğim acıyı düşündüm ve 5sigara ile masama döndüm. Zaten yeterince acıyor (bitter pill). Aha geldi adamım! sokağımın güzide davulcusu. Nasılda çalıyor Dave Lombardo halt etmiş. Ama bigun kafasına yiyecek elimden fırlayan birşeyi... Saat 04 oldu. Evin en sadık zombisi olarak hala yaşıyorum ve yaklaşık 7saat sonra lanet olası ofisime gidip lanet olası işlerimi yapacagım. Aslında sanırım gene yapmayacagım. Agaa bööle gecmez ki hayat. (Ordaa bi adaaaam vaaar- adamın içi daaapdaar- beyni başı patlaaaar!) Aklın pili yoktur, aklın yolu vardır.Hatta aklın yolu birdir ama sonuçları her zaman akıllı olmayabilir zaten benimkin de şu ara kazı ve yol çalışmaları var.
ps: günlüğünden wallpaper yapan kaç tane ezoterikten biriyim bilmiyorum ama aklın pili olmadığı gibi yalnızlığında pili olmadıgı kanaatine vardım. Şimdi gidip Nostradamusun kehanetlerini okuyacagim bakiim benden bahsetmiş mi?
Evimde yılların neden bu kadar uzun sürdüğünü düşünüyordum. Ramazandı. Davulcunun nameleri benim hiç çıkamadığım oruçları ve insanların aptal arınma denemelerini düşündürdü.Kendimi kızgın hissettim sarhoştum... şu beyinsiz insanların içine hapsedilmiştim. Davulcunun peşinden koşar buldum kendimi.Ne kadar para verdim hatırlamıyorum.Kendimi sokaklarda avazım cıktıgı kadar bağırır ve davul çalar hatırlıyorum...Çok başarılı olduğum kesin uyandırma konusunda derin budalalık uykularından insanları...duydukları en ağır ramazan namelerini, gördükleri en kız davulcu bağrınıyor! Alkışlar ıslıklar küfürler ve davulcunun bana yalvarışları... Benden bahsetmeyin..Beni tanimiyorsunuz,benden nefret etmek zor,pismanliklariniz faydasiz...
kaynağını hatırlayamıyorum ama aklımda kaldığı kadarıyla, protestanların dinde yaptıkları ilk reformun orucu zorunlu olmaktan çıkarmak olduğunu okuduğumu hatırlıyorum. ayrıca hristiyan kültüründe de oldukça yerleşik olması ilgi çekicidir, örneğin hem ingilizce'de hem fransızca'da kahvaltıyı karşılayan sözcükler oruç bozmak anlamındadır (break+fast, de+jeuner) bununla birlikte davulcu gibi atraksiyonlara girmemiş olmaları ayrıca ele alınmalı.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.