Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan bildirgec.org'da: "Yüzüklerin efendisinden bir gerçek"

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

Film afişi
Film afişi
9. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Pan'ın Labirenti'ni gündeme getirdi. Bu peri masalında 20. yüzyılın acımasız geçmişi gözler önüne seriliyor. Türkçe altyazı ile İspanyolca yayınlanan film "En İyi Yabancı Film" de dahil 6 Oscar'ı evine götürmüş idi. Ayrıca "En İyi Yönetmen" Oscar'ını da hakettiğini söyleyenler az değil. Bu dalda hiç Oscar alamayan Martin Scorsese'e kıyak yapıldığı bir gerçek.
Pan ve Ofelia
Pan ve Ofelia
Filmi anlatmak istersek işe Ofelia'dan başlamalıyız. Öksüz İspanyol kızın annesi Francisco Franco'nun ordusunda görevli bir yüzbaşıyla evlenmiştir. 1944'te Yüzbaşı Vidal'in isyancılarla mücadelenin yürütüldüğü kampına doğru yola çıkarlar. Ofelia kampa vardıklarında, yol boyunca kendilerini takip eden bir böceğin peşi sıra ormanın içinde bulunan taş sütunlara gider. İşte büyülü ve ölümcül derecede ciddi olayların başladığı yer burasıdır.

Ofelia'nın Pale Man ile karşılaştığı sahne
Ofelia'nın Pale Man ile karşılaştığı sahne

Yetişkinler için masal konseptine uyan filmde İspanya'nın diktatörlük altında yönetildiği, karanlık dönemi, savaşın tüm acı gerçekleri ve bir peri masalı eşliğinde öyle bir harmanlanmış ki, bir an masal dünyasında hayallere kapılmanın verdiği hazzı yaşıyor, bir an sonra ölümün soğuk yüzüyle karşılaşıp irkiliyorsunuz.

Yüzbaşı Vidal
Yüzbaşı Vidal

Fantastik öğeleri kanlı sahnelerle birleştiren Pan'ın Labirenti orjinalliği ile şimdiden klasikler arasına girmiş durumda.


16 ahkam var

Ahkâmlar

İyi bir sinema izleyicisi olarak özellikle en iyi makyaj,en iyi sanat yönetmeni ve en iyi sinematografi dalındaki ödüllerin kesinlikle layığını bulduğunu düşünüyorum.Film kesinlikle çocuk filmi gibi değerlendirilmemeli.aksine içerdiği şiddet sahneleri göz önünde bulundurularak çocukların izlememesi gereken bir film bile diyebiliriz.Y tu mama tambien'den hatırladığımız Maribel Verdu Mercedes rolü ile filme inanılmaz tat katmış.Nana de Mercedes büyüleyici.Kemanla çalınan versiyonu da mırıldanarak söylenen şekli de çok güzel.Filmin sonunda gözyaşlarıyla buluşmak çok olası.Filmin sonunda bir an için ne oldu şimdi tüm bunlar gerçekten var mıydı yoksa Ofelia'nın hayalgücü müydü diye düşünüyor insan.Yukarda resmi de bulunan garip yaratığın bulunduğu sahnede ki resimler ve müzik uyumu çok etkileyici.İzleyin derim.Mümkünse sinemada.Olmadı büyük ekranda.Son dönemlerde yapılan en kaliteli yapımlardan biri.Benzerleri içinde ise Big Fish'den sonra en güzeli hatta görüntü ve çekim olarak belki ondan daha iyi.

gerçekten dram ve masalın buluştuğu bir film.özellikle bitki kökünden canlının iyileştirici etkisin hayal edilmesi sonra çocuk yiyen canavar ve tebeşir oldukça etkili.tarzı sevenler için 'terebithia köprüsü 'de masalla dramın buluştuğu gerçekle hayalin karıştığı güzel bir film olmuş.

ı'm the ARCHITECT...

Çok güzel bir filmdi, İzlerken zaman zaman sıkıldım gerçi ama gerçek ile masal uyumu gerçekten kıvamında olmuş.

evet ödülleri kesinlikle hakediyor filmdeki şiddet sahneleride çok yerinde kullanılmış masalın akışına kaptırmışken bi anda tavşan avlayan baba oğulun sorguya çekildiği sahne soğuk duş etkisi yapmıştı, tek beğenmediğim nokta çocuğun oyunculuğuydu,biraz daha geniş mimiklere sahip bi çocuğun oynatılması uygun olurmuş kanımca

ben izlerken ağladım.

Çocuğun oyunculuğundan ziyade, karakterinin yaptığı aptalca hatalar çok sinirimi bozdu benim :)

evet oda var aslında o masadakileri yemesi filan kerizceydi :)) bide abi şimdi şojuun gördüğü bu hayal ürünü kahramanlar mickey mouse kıvamında olsa hadi anlarımda la o panın filan görüntüsü nası korkunç ööle bizim bu kızda hiç bi korku belirtisi tırsma ifadesi filan yok sanki gayet doğal bişeymiş gibi takılıyo ortada ne olursa olsun hep aynı donuk ifade mevcutdu kızda

Zaten kızın olaylar karşısındaki az tepkili korkusuz hali filmi gerçek mi hayal mi sorusuyla ayakta tutan detay.Hayaldünyasında yaşıyor kız.Korkup tereddüt etse o maceralara atılma tutkusundan yoksun olurdu.

aklımda cok kalan 2 sahne var birisi isyancı sanılan baba oğulun şişeyle burnunu kırarak öldürülmesi sonra da çantadan çıkan tavşanla masum olduğunun anlaşılması ama yine aynı soğukkanlılıkla tavşanların da bigüzel mutfağa götürülmesi..
2.si de yasak meyvayı yedikten sonraki canavarın halii hem komik hem korkunçtu..ben olsam masadaki gözleri cebime koyardım ve bütün masayı mideye indirirdim;)

yaw tamam kendi hayal dünyasından o kadar tırsmaması anlaşılırda spoiler: kız vurulduğunda bile aynı ifadeyle bakıyodu abi tamam korkmada acı filan çek bare

evet haklısınız ama orada kızın hayal dünyasında olduğundan bişey hissetmediğini vurgulamak istemiş olabilirler (mi acaba)

zannımca tamamen kızın mimik eksikliğinden kaynaklanıyor ne kadar hayal dünyasında olsa bile canı yanıyo sonuçta küçücük bir çocuksun ve gövdeni bir demir parçası deliyo rüyada bile olsan bir yüzün buruşur en azından o gözlerini ellerine takan yaratığın masasındakileri yerken perileri başından def etmeye çalışan arsız çocuk ifadesi bile zoraki sağlanmış diye düşündüm izlerken filmdir sonuçta yoruma açıktır haliyle herşey mümkün ama beni rahatsız etmişti bu mimik eksikliği

Rol için orjinal öyküdeki 6lı yaşlardaki çocuk yerine sırf bu kızı kullanmak için o yaşı 11e çekmiş yönetmen.Belki o yaştaki bir çocuk kullanılsaydı herşey daha doğal olurdu mimik ifade bakımından. Ben de woofwoofa katılıyorum.Buradaki tepkisizlik aslında kızın hayal dünyasına ne kadar dalmşı olduğunun işareti.Kız o an trans gibi bir ruh halinde.öyle ki acıyı bile hissetmiyor.

sonunda izleyebildim fantastikti
mandrake otundan(süte yatırılan ve kanla beslenen) tutunda incir ağacının karnındaki kurbağaya kadar bütün görsel temalar ve kurgu etkileyiciydi.
şiddet unsurlarıda itinayla yerleştirilmiş (hayal ve gerçek;bize göre) ve hayalperest kızımızdan son ana kadar uzak tutulmuştu(annesinin kanlı geceliğini saymazsak) ve şu ninni bana tanıdık geldi ama daha önce nerede duyduğumu hatırlayamadım

KMC
birisi isyancı sanılan baba oğulun şişeyle burnunu kırarak öldürülmesi sonra da çantadan çıkan tavşanla masum olduğunun anlaşılması ama yine aynı soğukkanlılıkla tavşanların da bigüzel mutfağa götürülmesi..

Aklıma kazınan sahne...

Beyaz-Gri Türkler vs. Siyah Türkler ***Son Perde***

En sevdiğim fimler arasında yer almasına kötü yönde bir eleştiri yapmak istiyorum. Plastik makyaj çok iyi olmasına rağmen ayrıntılara dikkat edince "Bu da gözden kaçar mı?" dedim. Yemek masasında oturan yaratığın uyandığında gözlerini eline alış anı çok kötüydü. Parmağın nerede bittiği ve plastik makyajın nerede başladığı anlaşılıyordu. Yaratık sanki parmaklarının ortası ile bir şeyleri tutabiliyor. Plastiğin içine kemik görevi yapacak sert bir cisim konulabilirdi.
"El Laberinto Del Fauno" dehşet verici şekilde güzel. İngilizceden sıkılmış bünyeye farklı tınılar duymak iyi geldi. Ne kadar fantastikte olsa bir başka açıdan savaşa tanıklık etmemizi sağlıyor.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu