
‘Ey hat! Koku vizyonda’ dedim kardeşime. Acil gitmeliyiz!
Acaba kitabın tadını verir mi?
Veremez dedi içimde bir ses. Kitap o kadar güzeldi ki, o lezzet zor dedi. Oysa umarım o lezzeti verir diyerek tuttum sinemanın yolunu...
Romanın arasında kaybolduğum gibi kaybolacak mıydım, filmin arasında akıp gidecek miydim, dim, dim???....???
Çok sevdiğim bir adamı ilk defa koklarmış gibi tat aldım ilk iki saatten. Son yarım saati saymazsam romana yakın bir tat aldım. Son yarım saatte yönetmen saçmalamış, velakin romanın güzelliğini alamadı. Kafamda katilin kim olduğunu anladıklarında çıktım sinema salonundan ve film bozulmadan kaldı bende.
Ey hat! İşte bu zat-ı muhterem boşuna yaşamamış: Patrick Süskind

Bilhassa, kimlik görüldüğünde ortaya çıkar. Senin kim olduğun kadar dışardan denildiğinin bileşkesisindir diyor Brian Fay.
Bu anlamda oldukça olgunlaşmak uğruna vermek lazım sözün önüne geçmek var’olabilmek için.
Köleydi, kahraman filmde. Asılda da farklı mı diye düşündüm. Köle değil miyiz tüketmek için yaşarken, karşılığında ruhumuzu verirken, vaz’geçerken...?
Kölelikten kurtulmanın tek yolu ise, _asıl berbat olan- köle olduğumuzu kabul etmek. E ne demek bu, köle yapması gerekenleri yapmazsa ceza vardır. Şimdi de öyle olmadığını kim söyleyebilir? Sınavlar, görevler, roller, çalışmak, sorumluluk, zorunluluk... sistemin dışında dışında dış- lanırsın. Var- olmanın yolu yok olmaktan geçiyor. Ruhunu vermek pahasına, ruhunu satın almak için çalışmak.. Rezil, ama gerçek...
rahm eylemedi şimdiye dek kimseye gerdun
heyhat sana merhamet eyler mi sanırsın
muallim naci
koku... roman da iyiydi, filmi de...
tepkini göze alarak, şu bin kitap okumana değinmeden yapamıycam doğrusu!
sevişmekten, bin bir türlü fanteziden nasıl vakit buldun da
o kaddar kitabı okudun... tebrik edip, şapkamı çıkarıyorum!
"misyoner" pozisyonunda sayfa çevirmeye kalktım da, seks muharebesinde bir gazi sıfatıyla onore edilmeme ramak
kalmıştı...
bu kitaptaki karakterin, diğer karakterlerin hayatlarından tam anlamıyla çıkarken, gerisinde bıraktığı felaketler takılmıştı, hep aklıma...
filmde, acaba nehrin üzerindeki evi nasıl yıktılar? diye meraklandım şimdi...
Filmin en güzel ve romandan kendini ayırarak ortaya koyduğu son yarım saat, yönetmenin ve ünlü senaristin ağırlığını koyma sekansları ile dolu olan film gerçek bir başarılı uyarlama. Hele hele o grup seks sahnesi bu kadar mı olağan dışı saflıkta çekilebilirdi şapka çıkarıyorum. Biz de hamamcıların bile ayaklandığı düşünülürse müftülüğü veya herhangi resmi kurumu şu sahneye soksak aynı hızla bize girer diye düşünüyorum.
Yorumumda bahsi geçen hamamcılar grubu gerzek başkanı uzak bir arkadaşımın amcası olup zamanında kendisine götümle gülmüşlüğüm ve hamamda her zaman cinsel temasın bulunduğunu bunun bir sır olmadığını iletmiş olmaklığım vardır bununla gurur duymamakla beraber efkar'a kapıldığımı da belirtmeliyim...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.