Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 22dakika.org'da: "60. emmy ödülleri: adaylıklar açıklandı"

Ön Sayfa yazıları gösteriliyor. (Çok tutulanları ya da tüm yazıları göster)

\
Gitar hakkında pek bilgisi olmayan müzikseverler ve gitara yeni başlamış kişiler için perdesiz gitar hakkında birkaç kelam etmek istedim.

Gitar çalımında sapta bulunan perdelerin işlevi çalınan sesin tonunu ayarlamaktır. Yani bir müzisyen sapta kimi yerlere basarken ses, müzisyenin parmaklarından değil de aslında perdelerden geliyordur.

Sapta bulunan her perde -ki klasik gitar diye tabir edilen gitar 18, elektro gitarda genellikle 22 adet bulunur- nota olarak yarım sese tekabül etmektedir. Böylelikle verebileceğiniz en küçük aralığa sahip ses bir tam notanın yarısı kadar olabilecektir.

Perdesiz gitarda ise adından anlaşılacağı üzere perdeler bulunmaz. Ses, ilk elden yani müzisyenin parmaklarından gelir. Dolayısıyla perdeli bir gitara nazaran daha yumuşak tınılar duymak mümkündür.

Normal bir gitardaki yarım ses verebilme sınırlandırılması da otamatik olarak ortadan kalkmaktadır. Türk Müziği ve Arap Müziği'ne özgü koma diye tabir edilen iki sesin 9 ila 21 aralığa bölünmesiyle oluşan seslere ulaşmak mümkündür. Ancak tahmin edeceğiniz üzere böyle hassas farkların bulunduğu bir yapıda istenilen, doğru sesleri verebilmek oldukça güçleşmektedir. Bu güçlük, müzisyenin ustalığını, müzik ve enstruman bilgisini ön plana çıkaran bir unsurdur. Bu konu üzerinde yapılan hatalar da entonasyon olarak nitelendirilir.

Temel olarak perdesiz gitar yapımı iki şekilde olur. Birincisi böyle bir yapımın markalarca pek benimsenmemesinden dolayı ülkemizde orijinal bir perdesiz gitar bulmak pek mümkün değildir. Sıfırdan yapım ise lütiye, enstruman yapımcıları tarafından gerçekleştirilen imalatlardır ki özel yapım olduğu için maliyeti biraz yüksektir. İkinci yol ise normal bir gitarın perdelerinin sökülmesi veya sap kısmının değiştirilmesidir.

Sap değişimi oldukça riskli ve ustalık gerektiren bir iş olduğu için pek tavsiye edilmez. Perdelerin sökülmesi ise gitardan anlayan biri tarafından kargaburnu ya da gitar için üretilmiş gereçler ile kolaylıkla yapılabilir. Daha sonra perdelerden kalan boşluklar ağaç dolgu macunu ile doldurulup "0" ya da "1" numara zımpara ile zımparalanır. Tellerin yüksekliği biraz düşürüldükten sonra "sonsuz perde" alemine geçiş yapılır.

Gitar türlerinin hepsini perdesiz gitara çevirmek mümkündür. Dolayısıyla gitarın çeşitlenmesi ile yapılabilecek müzik türünde de geniş bir yelpazeye rastlamak mümkün. Türküden, etnik caza kadar birçok türe ulaşabiliriz.

Dinlemek isteyen arkadaşlarımız için elbette ilk olarak Erkan Oğur'u yazmak gerekir. Kendisi gerçekten dinlenebilecek, öğrenilebilecek, örnek alınabilecek yegane insanlardan biridir. Çok şükür ki kendisinin elini sıkma, birkaç dakika sohbet edebilme şerefine nail olmuşluğum vardır. Ancak kendisi adına maalesef pek elle tutulur bir link veremiyorum, belki şuradaki adres biraz fikir sahibi olmanıza yardımcı olur. Internette onunla alakalı birçok efsaneye rastlamak mümkün. Şunu söyleyebilirim, kendisi perdesiz gitarı ilk yapan kişi değildir. Klasik gitarın perdelerini söken ilk kişi olduğu doğrudur. Ancak o zaman koşulların yetersizliğinden dolayı patent konusunda sıkıntılar çekmiş ve klasik perdesiz gitarın patentini alamamıştır.
İkinci olarak yazabilceğim Türk müzisyenlerden biri de Cenk Erdoğan'dır.

Aslına bakarsanız burada yabancı müzisyenler de olabilirdi ancak yabancı müzisyenlerin perdesiz yorumları bana pek içaçıcı gelmediğinden isim ya da link verme gereği duymuyorum. Ancak yotube gibi sitelerde arama yapılırsa birçok sonuca ulaşmak mümkün.

Biraz daha fikir sahibi olmak isteyen arakdaşlarımız için şu ve şu siteyi önerebilirim.


17 ahkam var

Ahkâmlar

bu perdeli perdesiz mevzuu konuşulurken bas gitarı özellikle ayırmak gerek. atası kontrbas biraz ağırca bir alet olduğundan daha kolay taşınabilmesi ihtiyacına yönelik olarak tasarlanmış. ilk bas gitar perdesiz olarak üretiliyor ama daha sonra perdelere ayrılıyor. son olarak, perdesiz bas gitar dendiğinde ilk akla gelen isim jaco pastorius'tur hatta fender firması rahmetliden esinlenerek bir perdesiz bas üretmiştir. ayrıca mfö konserlerinden takip ettiğim üzere özkan uğur da bu konuda takip edilesi basçılardan.

portfolyo: truetypelies | blog: blog

basla ilgilenen ve henüz dinlememiş olanınız varsa victor wooten ı şiddetle tavsiye ederim...tektir benim için...bu da kendi web sitesi..

insanlar konusa konusa anlasır; birileri hep konusur, birileri hep anlar...

kötü bir zamanda yazmışım, oldukça yavan kalmış. neyse boş bir vakitte düzenlemek lazım.
madem bas gitardan gidiyoruz ben de yerli müzisyenlerden gürol ağırbaşı tavsiye edeyim. şuradan örnekler de dinleyebileceğimiz albümü gerçeketen güzeldir. Pavane'yi erkan oğur'la çalmıştır. kopuz ve e-bow burada da harman gezdirir insanı.

verdiğiniz bu bilgiler çok değerli. ilgili kişiye de tarafımdan iletilecektir. teşekkürler...

lorienn

bas konusunda ilk başta baslar perdesizmiş sonra perdeli olmuş kontrabas taşıması çok zormuş o yüzden bass gitar yapılmış durum o kadar basit değil. şimdi şunu gözden kaçırmayalım ki o kontrbas aslen yaylı bir alettir. çello viola gibisinden değişik boyutlarda olanlar da vardır benim bildigim kadarıyla en buyukleri kontrbass. yani ulen biz bu kontbassı taşıyamıyoz belimiz koptu ulen naapalım ya diye düşünüp, buldum ulen neden bunun biraz küçüğünü yapmıyoruz nefis fikir valla heryere de götürürüz ulen bunu nasıl daha önce düşünemedik şeklinde olan bir yaklaşım konuya uzak bir yaklaşımdır. ama ben uzaktan takılıyorum bu bana kafi diyecek olanlar icin de uygundur. bass gitarın oluşumu elbet bahsi geçen kontrbasslarla ilintilidir. fakat herşeyden önce en önemli nokta şudur ki müzik yapısal olarak bazı olmazsa olmaz bölümlerden oluşur. bunlardan biri de basstır. sahnede hangi tür müzik yapılıyorsa yapılsın (digital loop saçmalıkları dışında) bass sesler için mutlaka bir enstruman vardır. müziğin türü önemli değil bass olmadan müzik olmaz. o yüzden bass gitar da sahnelerdeki yerini mutlak koruyacaktır. tabiki istisnai durumlar vardır ama bir grupta bass olmadan davul olamaz. bass muzikte davulun uçup gitmesini engeller mesela davulcunun ayagı ve pedalla caldıgı kick olabildigince bass ile beraber hareket eder. o yüzdendir ki bir grupta bassçı ve davulcunun diğerlerinden farkı bir iletişim içinde olmaları şarttır.

imza

erkan ogur konusunda gercekten fazlasıyla ileri bir düzeydedir. yurt dışındaki bir çok gitar ilgili dergi erkan ogur ile roportaj yapabilmek icin fırsat kollamaktadır. kendisi missisipiyi bir kaç defa tekneyle arşınlamış oradaki yerli bluescularla beraber müzik yapma fırsatına erişmiş gerçekten üstün bir müzisyendir. ve müziğin kaydedilince müzik olmaktan çıkıp başka bir hal aldığını düşündüğünden olsa gerek ki müziği ile ilgili heryerde kolay kolay birşeyler bulunmaz.

imza

@ be_goodie
basın olusumu konusunda yukarıda ki acıklama için konuya uzak demişsin ama baska acıklama yapmamıssın. aha tam öğrenicez derken basın müzik içinde yerine geçmişsin..
hatırladıgım kadarıyla elektro bas a geçiş, hem orkestra da bas ın duyulabilirliğini arttırmak hemde elektronik aletlerin (efekt, yüksek ses vs..) artılarından faydalanabilmek için olabilir..
ayrıca sadece tasıma yüzünden olsaydı bu geçiş koca aleti tasımayayım derken bir de amfi tasımakla ugrasılmazdı heralde..

insanlar konusa konusa anlasır; birileri hep konusur, birileri hep anlar...

mesele biraz hedeften şışıyor ancak, ayrı bir yazı konusu olabilecek bas gitar için şunu belirtmek isterim: öncelikle günümüz bas gitarlarının klasik batı müziğindeki kontrbas, veya çello ile fiziksel anlamda bir akrabalık taşımaları mümkün değil. çünkü ilk bas, elektrikli olarak fender tarafından 1950ler'de üretilmiştir. akustik bas ise kendine 1990lar'daki müziğin değişimi, yani 1980'lerdeki disko müziğinin tüketilmesiyle yer bulabilmiştir. dolayısıyla herhangi bir elektrikli enstrumana rastlayamayacığımız klasik batı müziğinden, amerikan gitar üretimine fiziksel bir katkı olması zor.
elbette yaylı grubundaki çalgılar ile bas gitarın müzikal bir akrabalığı vardır. neticede her iki grup da bas sesler verebilmek için üretilmiştir. ancak ayrım, akustik ve elektro tınıları olarak karşımıza çıkabilir. nitekim blues icrasında hem elektro bas gitar görmek, hem de kontrbas görmek mümkündür. bu müzisyenin vermek istediği sesler ile ilgili bir durum.
yalnışım varsa kusuruma bakmayın.

iceberk bulamadığın şey aslında okudugunun içinde yani kontrbası kucultelim heryere tasıyabilelim değildir olay olay muzigin oldugu yerde bassın da olması gerektiginden kaynaklanır yani amac kontrbassı tasımak degil muzilte olmazsa olmaz olan bassı taşımaktır

imza

ha hasan ali, ha ali hasan

insanlar konusa konusa anlasır; birileri hep konusur, birileri hep anlar...

off ya abi gerçekten durumu öyle görüyorsun tekrarlıyorum eskiden klasik müzik motzart falan filan zamanında bass sesleri için orkestralarda bu bahsettiğimiz enstrumanlar kullanılıyordu ama sonra yukarıda da söylendiği gibi bass gitar denen alet çıktı. modern müzikte bass seslerini çalabilmek için, kontrbas cok büyük taşıması zor diye değil öyle olsa bass gitar tellerinin altında da yayla çalınabilsin diye o yüksek köprü sistemi olurdu. tabi bass gitardan da uğraşırsan yayla sesler çıkartabilirsin ama bass gitarın yapısı yaylı kullanmak için uygun değildir. ama off ya ben kendi kendimle çelişmeye başladığımı farkettim evet dediğim gibi ben konuya uzağım bana bu kadarı yeter diyen birisi için ha ali hasan ha hasan ali haklısın ve tabiki de ilgili olmak zorunda değilsin. bak yukarda da sen demişsin 'hatırladığım kadarıyla bass gitar bassın daha fazla duyulabilmesi içindi' falan filan demişsin. doğru ama bak senin de söylediğin gibi kontrbassın daha fazla duyulması için değil bass seslerinin daha fazla duyulması için amaç bir bakıma aynı tabi öyle olacak amaç müzik çünkü. bass sesleri için üflemeli aletler de var. vurmalı aletlerin de bass sesleri için kullanılanları var. evet alet akustik ise tabiki bass bir sesi iyi verebilmesi için büyük olması gerekiyor. ama sonra elektro durumu başka bir hal getirmiş müziğe enstrumanlara herşeye.

imza

@be_goodie
elbette bu konuda seninle aşık atamam. ama şu kontrbas yani ecnebilerin doublebass dedikleri müzik aleti klasik müzikte farklı bir rolde; caz, bluesda farklı bir rolde değil mi? yani birinde yaylı bir çalgı olarak kullanılırken diğerinde parmakla çalınan telli bir çalgı haline dönüşüyor. kolay taşınabilirlik mevzuunun da öyle kolayca yabana atılmaması gerektiği taraftarıyım.

portfolyo: truetypelies | blog: blog

neyse ya.. sonuç olarak modern müziğe ayak uydurmuş işte..

insanlar konusa konusa anlasır; birileri hep konusur, birileri hep anlar...

indiancıım attığımız aşık olsun atalım cikerim.. aynı alet bir eserin bazı yerlerinde yayla farklı yerlerinde parnakları bandıra bandıra da çalınıyo olabilir. müzikteki bass seslere de bass ismi verilmiş burda sözü geçen enstrumana da bass diyoruz bu mevzunun soru olmasına sebep olan durum bu galiba . ve bir çok enstrumanın altosu var tenoru var bassı var baritonu falan var. bunların anlamı bildiğiniz gibi bir enstrumanın çıkartabildiği en tiz sesi ile en bass sesi arasındaki aralık. enstrumanlar bünyelerinde bu aralığın bazı yerlerini barındırabilirler. örnek saksafonun bu ses aralıklarının farkettiği çok çeşidi var hatta bu çeşitlerinin çaldıkları sesleri kağıda dökmek istersen farklı nota anahtarlarını kullanman gerekir. hayde giriyorum detaya allah sonumuzu hayıreylesin mesela portenin başında gördüğünüz anahtar sol anahtarıdır. ama bass sesleri kağıda dökmeye kalkarsan onları fa anahtarıyla yazarsın. neden çünkü hepsini aynı anahtarda yazmaya kalkarsan bir sayfalık satırların yani portenin bir satırı yarım sayfadan fazla tutar. bass bi alet kagıda bakıp notaları okurken diğerlerine göre farklı okur. hoop çıktım. alakasız bir örnek vereyim diye diyelim ki bass sesleri çıkartmak bir yerden bir yere yol almak olsun. şimdi amaç yol almak. bu yol arabayla da alınır trenle de balonla veya atla. şimdi eskiden atlar kullanılıyormuş sonra arabalar gelmiş yani atlar arabaya mı dönüşmüş? araba ot yemiyo benzinle çalışıyor ama ikisi de yol alıyor işte işin içinde modernize olmak var. ama arabalar atlara benzemiyor. tabi bi aramayla gazı kökleyip yol almak başka ama güzel bir hava da doğada atla gezinti yapmak da bambaşka.

imza

Steve vai in Erkan oğur dan perdesiz gitar dersi aldığı bile söylenir.

Ve hayatın bahçesine doğru bir yürüyüşe çıktıysan,görmeyi umduğun şeyleri görebileceğine inanıyor musun?

erkan oğur hakkında leziz bir kaynak. şurada da perdesiz gitarda türk makamlarıyla ilgili bilgiler mevcut. bu da perdesiz gitar festivali.

Baboş bildiğim kadarıyla ders vermiyor. Ama kendisiyle görüşebilen arkadaşların anlattıklarına göre muhabbeti, meşki varmış. "Hocam şurası nasıl olur?" diye soranlara "şöyle olabilir" şeklinde yanıtlayıp hoş sadalarla uğurluyormuş. Steve Vai'nin Erkan Oğur'dan ders almış gibi bir üsluba sahip olduğunu düşünmüyorum.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu