Kemerlerinizi sıkıca bağlayın ve koltuklarınıza yaslanın.
Unutmayın koltuklarına oturduğunuz bu uçaklar çok güvenli,
her yıl kafasına yıldırım çarpıp ölen insan sayısı kadar az kayıp
veriyor uçaklar, ya da otomobillerde can verenlerden.
Amerika'da yıl başına uçak kazalarında ölen insan sayısı 600 ve her sene bu sayı giderek azalıyor.
Yıldırım çarpıp ölen insan sayısı yılda yaklaşık 500.
Araba kazalarında sadece Amerika'da yılda 40000 kişi.
En azından istatistikler böyle söylüyor...
Farkettiniz mi bilmem ama haftalardır yağmur yağmıyor.
Etrafımız sözde sisten görünmüyor. Neden mi? Küresel ısınmadan bahsediyoruz.
Yeni Zelanda'da balinalar karaya vuruyor, kimisi vurgun yemiş kimisi de intihar etmiş.
Sibirya'da ayıların ukusu kaçmış. Hayvanları bile depresyona sokmuşuz bakalım bizi neler bekliyor.
Bu soluduğumuz hava mı?
Her gün petrol kullanan arabaları kullanmaya devam edelim, organikleri fırınlarda yakmaya devam edelim .
Her şeyi seçiyoruz, ince eleyip sık dokuyoruz, sonrasında bu hayatı seçebilecek miyiz? Seçin televizyonları, arabaları, koltuk takımlarını vs.
Nükleer enerjiye geçelim evet, daha az karbon dioksit emisyonu yaydığı söyleniyor,
tamam geçelim ama çok güvenli yapın ama burada milyon dolarlardan bahsediyoruz.
Herkesin gözden kaçırdığı bir şey var ki o da
Rüzgar enerjisi.
Birim enerji üretimi maliyeti açısından oldukça ucuz olan rüzgar enerjisi ile ilgili
Almanya, Danimarka, İspanya, İngiltere
gibi ülkelerin neler yaptıkları ortadadır. Bin Mega Watt'lardan bahsediyoruz burada.
Danimarka % 80'ini rüzgardan sağlamayı seçmişken biz ise sadece üşüten rüzgardan yakınıyoruz.
Rüzgar sörfü olanağından bahsetmiyorum bile...
Türkiye de ise kurulu güç 50 MW değerlerinde.
(bakınız Bozcada, Çeşme, Bandırma ve diğer bağımsızlar...)
Türkiye, buna uygun mu? Evet, Türkiye'nin rüzgar atlasına göre en az 1/3 lük yüz ölçümü rüzgara müsait.
Türkiye'nin hali hazırda her türlü engeller göze alındığında bile 10 000 MW'lık rüzgar enerjisi kapasitesi var
ki burada denize kurulabilecek offshore rüzgar enerjisi sitemleri hariç.
Avrupa %20 lik yenilenebilir enerji kullanımı oranına ulaşmayı hedeflerken şu anda Türkiye %30 doğalgaz kullanım oranı
ile dünyanın çoğu ülkesinde görülmemiş bir kullanımı benimsemiş olması da ayrı bir tartışma konusudur. (Rusya Hariç)
Peki rüzgar esmezse? Haydi oradan! 10 yıllık ölçümlere göre ki bu 10 dakikalık verilerle tutulmuş, yılın en fazla
10 günü rüzgar az estiğinden rüzgar türbinleri kapalı konuma geçiyor ki eneji hidrojen olarak depolanırsa bu sorunun üstesinden gelinebilir.
Rüzgar enerjisini hala Don Kişotluk olarak görüyorsanız
varın korkun yeldeğirmenlerinden.... Tüten bacalardan çok daha estetikler en azından.
Kyoto protokolünü imzalamamış Amerika bile ne yatırımlar yapıyor rüzgar enerjisine (unutmadan bu protokolü Türkiye de imzalamamıştır.)
Bunlar ortadayken, elimizdeki kaynakları kullanmazken safsatalar da çıkmıyor değil, ErkeK devirdaim makinası gibi,zamanında yakıtsız uçak yaptık diye ortaya çıkanlar gibi, onlar ki profesörleri despotlukla suçladılar, şimdi nerdeler?
Bilim muhafazakar mıdır? Bilim sürekli sorgular, otoriteyi reddeder ama nasıl? Önce yapabileceklerimizi yapalım sonrasında uzay gemisi bile yaparız.
Bknz. türk zaferi ne zarif yanıyor be azizim..
Bol sulu, akaryakıtlı günler...

Türkiye'de alternatif yenilenebilir enerji ile elde edilebilen miktarın kısa ve orta vadede toplam ihtiyacın %10'unu, bırakın geçmeyi bulması bile hayaldir.
Kyoto'yu imzalayamayız çünkü Türkiye'de enerji üretmek için en ucuz çözüm, maalesef bitene kadar kömür yakmaktır. Türkiye petrolden doğalgaz'dan değil linyitten yana zengin. Makine, endüstri ve kimya mühendislerinin oturup minimum karbonmonoksit salınımıyla bunu nasıl yakacağımıza bakması lazım.
Benim enerji sağlamak için naçizane kaynak önerim tektonik hareketlerdir (depremler). Levha hareketleri sırasında ortaya çıkan muazzam enerji yakalanıp depolanabildiğinde dünyadaki enerji problemi ebediyete intikal edecek.
tamm kyotoyu imzalamayıp,mis gibi karbon monoksit'i ciğerlerimize çekelim, kömür çıkartıp yakalım/satalım ülke olarak kalkınalım ve bu kalkınmışlığımızla cebimize yansıyan gsmh payından ciğerlerimizi tedavi ettirelim ;) hatta iki tane yel değirmeni dikmek yerine tüm fay hatlarını süper iletken bobinlerle döşeyip " öyle demeyin kırıldığında 10 yıllık elektriğimiz olacak" diyelim :))) kömürün enerjisini onu yakmadan alan bir insanımız vardı şu anda amerikada, ceviz kabuğu prog. çıkarıp sabaha kadar kafaya aldıklarımızdan birisi :) inanmicaksınız ama şu adam onu alıp götürdü ilkemizden...
türkiye nin ab ye girmesi için gelecekte cıkartması gereken uyum yasalarından biri de mevcut enerji tüketiminin yüzde bilmemkaçını (ki bu türkiye icin tahminen % 5 olabilir) alternatif enerjilerden sağlaması zorunluluğu yasasıdır(yanlış hatırlamıyorsam).böyle bir yasanın türkiyede çıkması hayal gibi gözükmekte ama olur da çıkarsa gayet şahane olacaktır.
Şöyle bir örneğimiz ortada;
Bozcaada'daki rüzgar türbinleri adanın tüm elektrik ihtiyacını karşılamaktadır ve 30 katı kadar enerjiyi de Çanakkale'ye iletmektedir. Kendi kendini yaklaşık 7 sene de amorti eden ve çevreye hiçbir kirli atık vermeyen rüzgar türbinleri gerçekten çok cazip. İklimimiz ise tamamen buna uygun, gerekli yasalar çıkarıldığında rüzgar enerjisi üretimi coşacaktır.
Tübitak tarafından 2023 vizyon projesi gerçekleştrilirse yenilenebilir enerji kullanımı hedeflenen seviyeye ulaşacaktır.
Tam emin değilim ama Türkiye'de enerji yasasından dolayı kurduğunuz rüzgar tribünü için vergi vermeniz gerekiyor ki bu da amortisman süresini inanılmaz uzatıyor. Biodizel üreten köylüler tesisleri kapatmak zorunda kaldı izniniz yok diye bastıran devlet baba sayesinde...
Bir konuyu açıklığa kavuşturmak istiyorum, özellikle türkçe sitelerde rüzgar enerjisi ile ilgili yazılan yazılarda sıkça yapılan bir yazım hatası, rüzgar tribünü değil, rüzgar türbini.
Malum, tribün futbol sahalarında seyircilerin oturduğu yer oluyor, türbin için ise bakınız; -->
Allah da seni güldürsün reasonableman!:)
Çiftlik veya benzeri evler için küçük ölçekli rüzgar türbinleri hakkında Hugh Piggott'un bir sitesi var. Hugh Piggott sitesinde ve yayınlarında, kendi rüzgar türbinimizi, en az malzeme ile kolayca üretip, çalıştırabileceğimizi çok güzel bir şekilde açıklamış.
Uygunsuz gerçek (An Inconvenient Truth) filmi her ne kadar Al Gore propagandası da olsa bazı gerçekleri gözler önüne seriyor. Eriyen buzullar, fırtınalar, ısınmayla birlikte bazı bakterilerin koca ormanları yok etmesi, göçmen kuşların erken gelen ilkbahar yüzünden erken göç etmeye çalışması ya da kafalarının karışması, küresel ısınma sonucu dünyanın nasıl bir hal alacağı kurguları oldukça ilginç.
Çannakale rüzgar santrali bitmek üzere, kurulan türbinlerin bir kısmından elektrik üretilmeye başlanmış.
"Bu rüzgârın önünde kimse duramaz " haberinden de anlaşılacağı üzere ülkemiz bu enerjiye uygundur, gerekli istek de mevcuttur, ne duruyoruz...
Ne kadar buyuk?


En üstteki fotğrafta Repower'ın 5 megaWatt'lık bir türbin görünmekte ki bu Airbus A380'den daha büyük.
Türkiye'nin durumu, karşılaştırmalı olarak:




Bununla ilgili e2 de yayınlanan THE DAILY SHOW WITH JON STEWART programında bi espri vardı. Amerika'nın okyanus kıyısına yakın bir concon semtinde ki halk(halk dediysek de bunların hepsi bölgenin celebrityleri) denize 5 ya da 10km uzaklığa kurulacak olan rüzgar türbinlerine karşı protesto gösterisi düznlemişler. Gerekçeleri ise manzaraları bozuluyomuş(ki sahilden çekilmiş bir fotoğraf vardı türbinler dürbünle zor gözüküyordu)......e Allah belanızı versin yani ne diyim..
Evet dünyanın en büyük türbini 7 megaWattlara ulaşmış bulunuyor. Burada yazılan blog'a göre Enercon firması rekora imza atmış.

Bir binanın elektriğini karşılayacak kapasitede rüzgar tribünleri üretildiğini duymuştum. Tabiri caizse ev tipi rüzgar enerji tribünü. Bilgi sahibi olan var mı? Müstakil bir evin bahçesine konduracaksın bunu hem elektrik masrafın ortadan kalkacak hem de milli enerji tüketimine olumlu katkın olacak.
hmmm. saol tachyon. iyi oldu bunu öğrendiğim. zaten yukarda da söylemişsin ama ben farketmedim demek ki.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.