bir yazi. Necdet Şen'in uyuz solcu-popülist attırmalarından biri. Bu seçimlerde "halkçı" partilerden aday olur belki de. Evet, bu milletin şu anki hali boktan ve biz de bu boktanlığın bir parçasıyız. Kendisi sanıyor ki, sadece kendisi gibi uyuz aydınlar böyle şeyleri düşünüyor, hissediyor. Kendisi gibiler arasında prim yapmak için kurnazca ve samimiyetsiz laflar döşenmiş. Ertuğrul Özkök şimdi bu yazıdan alıntı yaparak bir köşe yazısı daha çakar. Tam onun kalemine yapılmış bir muz orta.
Başlıktaki sorunun cevabı şu; EVET EVET EVET
Gittiğim memlekette 1 hafta geçirdim. Bakınız kısa ve düzensiz gözlemlerim;
500 km yolu 1:30 dakkada gidebiliyormuş insan. Hemi de trenle. Hemi de yarım saat ara ile kalkan trenlerle. (Biz trneleri bi sabah bi akşam kalkar, 40km hızla gider zannederdik)
Üstelik de o tren biletini alırken sırada beklerken 1000 tane angut, ayı, ilkel nesne- ne derseniz deyin- önüne geçmiyormuş sıranın.(enayi lan bu gavurlar)
Araçlar kırmızıda duruyorlarmış. Dahası kaldırımdan ayağınızı atar atmaz araçlar ne kadar hızlı olurlarsa olsunlar langadank duruyorlarmış yayalara yol vermeye.
Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda bile beyaz pantalonla dolaşılabiliyormuş çamur olmadan. Hatta aynı pantalonla yere bile otursanız leke bile olmayabiliyormuş.
Havaalanında yurduna dönünce 1000 kişinin balgamı ile sıvadığı toprağını öpmeye kalkan adamla sırada iken senin gözüne baka baka önüne geçmeye çalışan adam aynı adammış. Geliş salonu normalde kimse giremezken bürsürü mühim şahsiyet ile doluymuş.
Çok yazardım daha ama yol yorgunuyum.
Bence sorun Türkler-gavurlar sorunu değil.
Çağdaş insan olabilme ve ilkel kalma- hatta evrimini tamamlayamama- sorunu.
Linkteki entel dantel yazı da tipik -halktaki adı ile- aragazı, azıcık da popülizm kokulu içeriksiz amaçsız yazı türü.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.