Eski Türk filmlerinde klişe sahnelerden biridir.
Köylü gızı fatma şeere inmiş, giyimi ve konuşma şekli
dolayısıyla şeerlkilerin alaylı küçümsemelerine maruz kalmıştır.
Evet, farklı farklı yörelerimizdeki şive farklılığından dolayı hepimiz
bazen gülebiliyoruz.
Peki medeniyet merkezi şehirlerimizin durumu nasıl?
çiğdem:Çiğdem'in ayçiçek çekirdeği olduğunu bilen ey güzel İzmir'liler:
Zehra'nın kabak çekirdeği, Halide'nin badem,
Necibe'nin kabuklu fıstık olduğunu neden bilmezsiniz?
bebe: Ankara'da böyle bir adet var.
Üçüncü şahıslar hakkında konuşurken,
olur olmaz herkes herkes "bebe" diye anılır.
Nedir bu lafın arkasındaki psikolojik gerçek?
-ak, -ek : Yapak, edek, gelek, gidek...
Hadi ordan lan salak!
Pis Türkçe katili!
Bıçağın yokken karpuzu nasıl yediğini de biliyorum...
daha çok tuhaflık var ama şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Bu arada İstanbul Türkçe'sine dokunmadım
ki zaten içler acısı.
Argo ve küfür hoşumuza gidiyor ama,
dilimizi kaybederken kendimizi de kaybediyoruz
bence.
itiraz ediyorum,
ayçiçek çekirdeği ise neden güneşfıstığı, uranüsleblebisi yok
biz çiğdem demeğe devam edeceğiz, gönül koymayın
hayalci,
Ankara' da yaşarken en çok bu bebe kelimesinden nefret etmiştim............
fena:(( ne alaka şimdi o bebeyi bir bulayım soracam ona! diyen birbirinden bahseden iki erkek üni. öğrencisi bile oluyordu, tuhaf birşey:((
bir de k' leri g söylemek...((
gene ısırmış hemşerim garıyı, yardım caaarın!!!
gibi!
:)
Arkadaşlar, söz ettiğiniz konular yöresel ağızlardır. Ağızlar da dilin bir parçasıdır. Her zaman tvde gördüğünüz karadeniz ve bilhassa güneydoğu illeri ağızları gibi popüler olmadıklarından sizlere garip geliyor. Lütfen, dikkat. İşgüzarlık yapmanın alemi yok.
örnek olarak; Erzurum'da (yani benim memleketimde) çekirdek, çiğdem diye adlandırılan şey sımışka diye kullanılır.
Yöresel ağızların dışında; bölgelere göre dile alışkanlık olarak girmiş kelimeler ayrı şeydir. yine örnek olarak söz ettiğiniz "bebe" gibi. Ankara yöresine ait bu kelime benzeri kullanım, farklı yerlerde farklı şekillerde dile getirilir. Bu sinir bozabilir tabi; hele bir de söz konunsu bebe sizseniz :D tepki bunaysa ne ala., öteki türlü yani; yöresel ağızlara ait kelimelereyse burada yanlış yapılmakta derim.
Yöresel lisanların türkçe'yi bozduğu fikrine katılmıyorum. Erzurum'da semizotuna pirpirim derler geliyorum=celirem ne yapıyorsun=needirsençi
gelmiyorum=celmirem
"torpak başan" gibi deyimler vardır ve bu o yöreye ait güzelliktir. Türkçe'yi katledenler inan6666'nın da dediği gibi aydın geçinen insanlardır. Zira milyonlarca okur bir aydın(!) ın kaleminden çıkmış olan kelimeleri doğru olarak kabul edip türkçe'ye kalıcı rezaletler eklenmesine destek olurlar...
arkadaşlar ben de asla katılmıyorum yöresel şive ve özel kelimelerin Türkçe' yi katlettiğine,
hatta inan' ın dediği durum çok doğru, net...
lisanımızın içerisine özenti kelimeler katılarak, hatta yabancı sözcüklere sıkça yer verilerek mahvediliyor...
ben yukarıda ,
bazı kişilerin ( bilerek ve isteyerek ) birilerini rencide etmek için, yöresel ayrımcılığa kucak açmak için yaptığı inadına konuşmalardan bahsettim...
quare: Erzurum'un coğrafyası içinde dahi ağız farkları vardır. Senin söz ettiklerin genelde kulaktan dolma bilinen söyleyişler. Şehir merkezi, doğusu, kuzeyi ve güneyi bile birbirinden oldukça farklıdır. Kuzeyi karadeniz ağzının etkisinde, doğusu Azeri lehçeleri etkisinde, güney ve batıya doğru Kürtçe lehçelerin etkisi vardır. Neyse ya nerelere soktunuz beni.
Geliyorum kelimesinin Erzurum'daki ağız farklılıkları:
Celirem
Gelirem
Gealiram
Geliram
Gelirım
vs vs. diye gider bir fiil çekiminde.
Turkcem aridir, dilim ballidir,
diksiyonum karakterimdir...
sizi Hakki Devrimizmciler SIZI
ambiyans=hava, ortam.
perspektif=bakış açısı
empoze etmek=dayatmak
mantalite=anlayış zihniyet
jenerasyon=nesil,kuşak
pelesenk= ağza dolanmak , aynı şeyi tekrarlamak
oki, okiş, oke, ok...
Türkçe'yi katleden, sorgulanması gereken kelimeler bunlardır. Ülkemizin belli yörelerine ait şiveler değil...
Nebilim bir erzurum'lu olarak o söylediklerini de eklemek aklımdan geçti lakin konunun apayrı bir şekle dönüşeceğini düşündüğüm için vazgeçtim :)
pis turkce katillerinin 2. sini bekliyoruz
sabirsizlikla
Çiğdem ve bebe örneklerinin Türkçe'nin katliyle bir ilgisi yok. Bunlar yöresel isim ve hitap şekilleri. Çiğdem, ay çekirdeği, japon, çitleme, gündöndü gibi bisimler aynı şeye farklı yörelerde verilen isim. Hepsi de gayet Türkçe.
"Bebe" hitabını 9 yıldır Ankara'da yaşadığım halde hiç duymadım. Ama Gakkoş, Dadaş gibi bir sıfattır olsa olsa. Türkçe'nin kakliyle bir ilgisi yok.
ODTÜ'deki "hocam" bile bir Türkçe katli değil, ne yazık ki. O, bir neslin katli.
"Yapak / edek" örneğindeki şey ise yöresel şivelerdir ve bu "yöresel şive" ve "yöresel ağız" bir dilin katlinin değil bir dilin zenginliğinin örneğidir. Ama bu şive/ağız sadece konuşma dilinde olur. Eğer bu şekile yazıyorsanız katl caizdir :)
İstanbul Türkçesi konusunda söyleyecek bir şey kalmadı artık. Zira İstanbul kalmadı.
Evet haksızlık ettim.
Yöresel şive ve ağızlara dokunmak istemezdim ama
bu çiğdem ve bebe ve gidek meselesinden iyice rahatsız oldum sanırım.
Bu arada karadeniz yöresinden:
mancar: lahana,
malay: un ve suyla yapılan bir tür bulamaç,
bakraç: bakır...
gibi sözcüklerin de kulağa hoş geldiğini ve,
-dilimizi bozmak bir yana- güzelliğini ve zenginliğini
kanıtladığını söylemeliyim.
quare'nin yorumundan sonra;
benim yazılarımda da bayağı hata olabileceğinin
altını çizeyim (kelin merhemi...).
Katkılarınız için hepinize teşşekkürler arkadaşlar.
yazınızdan ne sonuç çıkarmamız gerektiğini anlamadım. yöresel ağızlar mı türkçe'ye zarar veriyor? şehirlerde kullanımdan kalkan kelimeler mi türkçe'yi katlediyor? yoksa şehirlilerin köylü ağzıyla dalga geçmesi mi sorun yaratıyor?
Herkes birşeyler söylemiş. Çoğuda doğru şeyler. inan666666 bile en başta doğru birşey söylemiş..:)
daha çok tuhaflık var ama şimdilik aklıma gelenler bunlar.
hayalci lehçe diye bir şey var biliyorsun dimi? O bahsettiklerin lehçe ile alakalı onuda biliyorsun..
Başlığı görünce gerçekten Türkçe katliamı yapan forum gençliğinden bahsedeceğini düşünmüştüm. Şöyle ağızları var ki; böyle bir lehçe olduğunu sanmıyorum. Varsa da benim haberim yok..
-ne dion, -napıon, -yavash, nasılsın sorusuna iiilik vs. vs. sayısız çoğaltılır..
O nedendir ki; bahsettiklerin Türkçe'nin salakça kullanılmasından değil; lehçe çokluğundan. 1 yazmışsın muhtemelen seriisi olacak bir yazı. Eğer yine böyle yazacaksan 2 yi yazmana gerek yok bence. Ya da bahsettiğim tarafa yönelebilirsin. İlla 2 yi yazcam diyorsan..
makaleci sende sal şu yazıyı, neresinden tuttun Allah aşkına:)
amat otobos nece gitmeyor oo? alanyalılar böyle konuşur ne yaparsın yok napan vardır. kim bu demezler endee neci?
Dil anlaşma aracıdır insanlar birbirlerini anlıyorsa bu katil oluyor anlamına gelmez. konuşma dili ayrı yazma dili ayrıdır. bizler de Türkçe yazıyor gibi görünsekte yazım bilgisine dikkat etmiyoruz.
ona bakarsan Atatürk de 1 gecede tüm ülkenin dilini değiştirdi. insanlar osmanlıca konuşup yazarlarken sabah bir kalktılar Türkçe oldu. lehçe farklılıkları olmak zorunda bu halkın dili. böyle gelişmiş böyle gelişecek.
konuşurken sorun değil ama yazarken dikkat edilmesi gerekli. hoş o da olmaz gerçi ya.
EfgaN ve diğer arkadaşlar...
Evet biraz haksızlık yaptığımın farkındayım.
Zaten son yorumumda belirttim.
Bununla birlikte sizin yorumlarınız da şive-ağız-lehçe meselesine açıklık getirdi.
Bununla birlikte bir tür "kavramlara saplanma" diye tanımlayabileceğimiz bir sözcük kullanma alışkanlığımız da var.
Olur olmaz heryerde herkesin üçüncü şahıslara "bebe"
diye hitap edildiğine şahit olun da görün.
Ya da patronunuzun "okey mi yavrucuuum!".
Bazen de diyorum ki,
şivedir, lehçedir diye herşeyi kabul etmeli miyiz?
Bunun için örnekleri olur olmaz heryerde sıklıkla duyduktan sonra cevaplamalısınız.
EfgaN, ptk serisi için başka bir yazı yazmayı da düşünüyordum, şimdi bir yazı konusu daha var;
üçleme yapabiliriz yani.
Ama maalesef şimdilik şunu yazabiliyorum:
502 Bad Gateway
nginx/0.4.13
hayalci. neyi anlamadın? bebe ya da okey mi yavrucuuuum! tabiki de lehçe farklılığından kaynaklanmıyor.. Bahsettiğim forum gençliğinin gerçek hayata yansıması bu. Benim anlatmaya çalıştığım;
-ak, -ek : Yapak, edek, gelek, gidek..
Hadi Ordan lan Salak!
Pis Türkçe katili!
Demişsin ya sen..
Bunlar lehçe den dolayı oluşan tabirler. Salaklıktan veya Katilikten değil. Çarşamba'da da (Samsun) yapiiin, ediin, gidiin, geliiin.. Derler. Anladın?
Bir de şöyle derler bu gibi durumlarda..
Misal:)
Çaktıınn! Kapişş;)
hayalci şöyle düşün; sen kozmopolit bir şehirde doğmuş iyi eğitim almış okuma ve yazma kurallarını öğrenmiş birisi olarak "bu böyle değildir doğrusu budur" diyebilme yeteneğine sahipsin. ailenin ve çevrenin de etkisi var. bir de seni karadenizin adı bilinmeyen bir köyünde olduğunu varsayalım ;) o zaman işler nasıl olacaktı?
ona bakarsan benim de yabancı isimli Türk firmalarına ayarım kaçıyor :D
bu mantık ile Karacaoğlan'ı, Dadaloğlu'nu, Aşık Veysel'i, Yunus Emre'yi de türkçe katili yaparız arkadaşım.
"ilmünde gark oluban ben beni bilimezin
dilile söyleyüben sıfatun iremezin"
.....
"ilm ü amele olmagıl mağrur
Hak kabul etdi kefen soyanı"
....
"varduğumuz illere şol safa gönüllere
Baba Tapduk manisin saçduk elhamdulillah"
....
"ben yürürem ilden ile dost soraram dilden dile
gurbetde hâlüm kim bile gel gör beni ışk neyledi"
....
"gel iy gözüm ağla gülmezem ayruk
cânum dosta gider gelmezem ayruk"
Zannedersem yukarıdaki dizelerin kime ait olduğunu herkes biliyordur. Herhalde bugünün okumuş yazmış birçok köşe erbabı, prof vesair bilumum titr sahibi eşhastan daha iyi ve daha saf bir türkçedir Yunus'un dili. Öyle mi?
(Kaynak: Türk Edebiyatı Dizisi YUNUS EMRE DİVANI (Cilt 1)
Y. Doç. Dr. Mustafa Tatçı)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.