Gezi Notları:
1 )Bosna Air'in Saray Bosna-İstanbul uçağı, küçük ve pervaneli olanlardandı, rehber duraksadığımızı görünce, "Kalkış sırasında ön koltuğa yolcu oturtmuyorlar, uçak burnunu kaldıramıyormuş" diyerek içimizi rahatlattı.

2 )Saray Bosna'nın Başçarşı denilen tarihi merkezi, kendi kendinize "Yanlışlıkla Bursa'ya mı geldim?" diye sormanıza neden oluyor.



3 ) Saray Bosna ve Mostar küçük şehirler olmasına rağmen adım başı mezarlık ve şehitlikle karşılaşıyorsunuz. Savaştan sonra 5 kadına 1 erkek düştüğünü söyleniyor

4 ) Saray Bosna ve Mostar'da bazı evlerin duvarlarında kurşun delikleri hala görülebiliyor, kimi parasızlıktan kimi unutulmaması için tamir ettirmemiş.

5 )Saray Bosna'da 1. Dünya Savaşının çıkmasına neden olan suikastin işlendiği köprüyü görebiliyorsunuz

6 )Mostar'daki köprünün onarımına Türkiye'nin de katkısı olmuştu, Türk konsolosluğu köprünün hemen yanında, yani hala sahip çıkılıyor.

7 )Bosna Hersek'te tekkeler bizdeki gibi yasak olmadığı için bazı camilerde Türkiye kökenli tarikatlarla karşılaşabiliyorsunuz.
8 )Saray Bosna'dan Mostar'a uzanan Neretva nehri kıyısında yaşamak istiyor insan.
9 )Bosna Hersek ve Hırvatistan'a vizesiz girilebiliyor ancak yakında durum değişebilir. Tura katılan 4 kişi kayıplara karıştı, geri dönmediler.
geçenlerde trt de ilgili bir belgesel seyretmiştim. top mermisi -kurşun kovanları,gaz maskeleri, askeri üniformalar,miferler vb. savaşa dair kalıntıların hediyelik süs eşyası olarak çarşılarda satıldığını öğrendim.
yapılan röportajlarda savaşın üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen halkın olanları hala dün olmuş gibi aynı acıyı yaşayarak anlatmaları gerçekten beni çok etkiledi.ateş düştüğü yeri yakarmış derler ya cidden öyle...
bir de bosna'da günlük konuşma dilinde, osmanlıcadan kalma deyimler ve kelimeler hala varmış.
(bu gerçi bilinen birşey gibi, ama bunu bilmek güzel)
Bürek, hayde, kahva ve birçok şey var.
Ama en komiği çok ciddi bir toplantıda kalkarken, birinin "Hayde" demesi. Orada ciddi olarak kullanılıyor ama benim herseferimde güleceğim tuttuydu.
Kaymaklı köfte diye bişey var, inegöl köfteye benzer bir köfte kaymakla birlikte yeniyor, hiç fena diildi.
hırvatistan, deniz kıyısını komple almış ve bosna'ya arada minicik bir parça bırakmış. kıyıda ilerlerken sınırdan girip çıkıyorsunuz, kontrol bile etmiyorlar. bu arada teşekkürler serdarsabri, gayet keyifli bir yazı olmuş.
O da enteresan, Neum adlı 20 km'lik bir kıyı şeridi Hırvatistan'ı ikiye bölüyor, Hırvatlar bir Hırvat şehrinden diğer Hırvat şehrine geçmek için Bosna Hersek topraklarını katetmek zorunda kalıyorlar. Bosna Hersek'te fiyatlar Hırvatistan'a göre 3'e 4'e bir kat daha düşük olduğu için Hırvat'lar dahil tüm turistler alışverişlerini buradan yapıyor. Bu duruma içerleyen Hırvatistan bu toprak parçasını by-pass eden bir köprü yapma girişiminde bulunmuş ama Bosna'lılar konuyu insan hakları mahkemesine götürüp köprü yapımını durdurmuşlar diye duymuştum.
Neum,1699'da o zamanki Hırvat Dubrovnik Cumhuriyeti tarafından saldırgan Venedikliler'le komşu olmamak için bir anlaşma ile Osmanlılar'a bırakılmış, oradan da Bosna-Hersek'e kalmış. Şu an, Neum Bosna-Hersek'in, Hırvatistan'ı delerek, denize açıldığı yegane nokta.
6) köprüyü UNESCO ve Dünya Bankası'nın desteğiyle bir türk firması yaptı. çalışanlarının, sanırım köprünün bitmesi üzerine küçük baş bir hayvan kesmeside yine "barbar türkleri" gündeme getirmişti.
7) Türkiyede bile yasak olmasına rağmen bir çok tarihi cami bu tarikatların elinde zaten. ve hiç saklanma gereği bile duymuyorlar :-)
Elinize sağlık serdarsabri. Verileri sağdan soldan toplayıp, yazmak yerine, şahsi gezi, röportaj, vs. yazıları yazmak zahmetli ve ama daha değerli bana kalırsa.
Bosna'da ki tarikatlar ile buradakileri karıştırmamak lazım.
Bosna'da yabancıların sıklıkla yaptığı bir espri var.
-Bosna'da bir müslüman ile bir hristiyanı birbirinden nasıl ayırırsın?
-Pazar günü kiliseye gitmeyen hristiyan, cuma günü camiye gitmeyen müslümandır.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.