Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan zamazing.org'da: "Bileğinizi koruyan kurbağa"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Sağ yanağı boyunca ilerlemiş ve ince bir iz yapmış olan gözyaşı, şimdi alt dudağının dibinde birikmiş ve damlamak üzereydi. Dudakları her zamankinden daha kırmızı ve parlaktı. Yüzünün buruşmasıyla bir olmuştu içimin sızlaması. Ona yalvarır gibi baktım ağlamaması için. Elinde değildi, bıraktı kendini…
Ağlarken sadece gözyaşı döküp hıçkırmıyor, aynı zamanda yüzünde derin ve buruk bir ifade oluşturuyordu. Evrensel bir acı ifadesi… Bu derinliğin geldiği yer çok saf olmalıydı. Bir çocuğun ağlaması vardı onda. Ah o çocuklar ve o an için ilgilendiği şeyin elinden alınmasıyla bir olan ağlamaları. Saf, çoğu zaman gereksiz ama iç acıtıcı ve fazla ciddiye alınmış ağlamalar… Saçını okşamak istedim ama izin vermedi buna. Refleks bir hareketle elimi itti ve kaşlarını çattı. Benim ona her dokunuşum onun yaptığı bir hataymış gibi hissettirdi bana. Boynunun göğsüyle birleştiği yer içimde ona sarılma isteği uyandırıyordu. Sarılamıyordum yinede, aramızda yasaklar ve kurallar oluşmaya başlamıştı çoktan. Onu üzen bendim ve onun için üzülen de bendim. (Çiçekleri seven biri çiçek toplamamalı.) Altında eskimiş ve lekelenmiş pijamasıyla çok samimi görünüyordu. Saçları dağılmış, makyajı akmış ve burnu kızarmıştı. Ayağında biri başka diğeri başka terlikler ve üzerinde ona çok büyük gelen gömlekle yatağın kenarında oturmuş, ellerini başına koymuş ve bir şeyler düşünüyordu. İçten ve gerçekçi, yalın ve hüzünlüydü. Tam benim kadınımdı. Bakışlarındaki anlam, sesinin tonu, teninin yumuşaklığı, göğüsleri ve ruhu…

Sinirlendiğinde takılıp kalıyordu kızmış olduğu şeye. Kızmış olduğu şey olmamak için uğraşıyordum çoğu zaman. Sırtındaki küçük benlerin yerlerini ezberlemiştim, onları ellerimle gözüm kapalı bulabilirdim. Bir anlamı yoktu. Onu sevmek için onun kurallarını öğrenmem gerekiyordu. Ona öğretilen kurallar ve onları öğreten kişilere öğretilen kurallar. Sevmek için gerekli kurallar… Ellerini indirdi, yüzünü bana çevirerek burnunu çekti ve aceleci bir şekilde konuşmaya başladı. “Hemen gitmek istiyorum buradan!”

Cevabımı beklemeden ayaklandı ve giyinmeye başladı. Gitmesini istemiyordum, hata yaptığını, hata yaptığımı veya hata yaptığımızı düşünüyordu. Ne düşündüğünü hemen hemen belli ediyordu. Kollarından tuttum ve “yaptığımız şey doğruydu” dedim. Silkelenip kurtuldu benden. Tuvalete girdi bağırarak. “Defol, yüzünü görmek bile istemiyorum.”

Hızlı düşünüp doğru karar vermeye çalıştım. Onu kaybetmek istemiyordum ve kaybetmek üzereydim. Hatta belki kaybetmiştim. Nefret dolu bakışlarla çıktı tuvaletten az sonra. Yüzünü yıkamış ve gözyaşlarını su damlalarıyla karıştırmıştı. Belli ki ağlayan bir yüz yerine yıkanmış paklanmış bir yüzü tercih etmişti aynaya baktığında. Makyajı temizlenmiş yüzüne güçlü ve kararlı bir ifade yerleşmişti. Küçümseyen gözlerle baktı bana. Önümden hızla geçti sonra, orada yokmuşum gibi hissettim. Çantasını açtı ve içindeki yüzlerce şeyin arasından kâğıt mendilini buldu, onu çıkartıp yeniden fermuarı kapattı. Mendille yüzünü ve alnını sildi. Sert ve çabuk hareketlerle giyinmeye başladı. Köşede durmuş ve ne diyeceğimi düşünüyordum. Orada yokmuşum gibi…

Hazırlandıktan sonra sokak kapısına doğru ilerledi ama ondan önce davranıp kapının önünde durdum. Yalvarır gibi bir ses tonuyla ona “gitme” dedim. Güçlü bir ses ile söylemek isterdim. Ezik ve arabesk bir ses çıkıyordu ağzımdan. “Bana engel olma” dedi. İstediğim şey onun mutlu olmasıydı ama o mutlu olmak için beni terk etmek istiyordu, istediğim şey bu değildi. İstediğim şey onun mutlu olması değil miydi? Değildi…
Beni her gördüğü saniye benden biraz daha nefret edeceğini düşünerek kapının önünden çekildim. Bakışlarıyla bana bunu anlatmıştı. Kapıyı çarpıp gitti! Arkasından bağırdım, duymadı ya da cevap vermedi.

Yalnızdım evde, az önce ne kadar çok şey yaşanmıştı burada. Bütün o kahkahalar, sarhoşluklar, aşk…

Boş bir evdi artık, orada köşede boş boş düşünerek evi daha da boş bir hale getiriyordum.
Aynaya baktım. Sol yanağım boyunca ilerlemiş ve ince bir iz yapmış olan gözyaşım, şimdi alt dudağımın dibinde birikmiş ve damlamak üzereydi.


14 ahkam var

Ahkâmlar

betimlemelerin güzel, ifadelerini kendinden emin bir şekilde kullanmışsın, samimi duygularınla yazı lezzet kazanmış ve hikayenin geneli karşısında sessiz kalmak sanırım en iyisi bu yüzden susuyorum...

hata bulamadım, uyku sersemi olmamdan kaynaklanıyo olabilir, sona bi daha okuyayım

best artık farkedilir bir biçimde daha iyi yazıyorsun..ama yinede çok telaşlısın, daha sakince yazabilirsen çok daha güzel olacağı belli..olayı bütün his yoğunluğuyla anlatmaya çalışırken, bazen abartılı tasvirler göze çarpmıyor değil..'hata yaptığını, hata yaptığımı, hata yaptığımızı düşünüyordu' demek yerine sadece 'hata yaptığımızı düşünüyordu' demek biraz daha hoş gelir kulağa zannımca..tabi bunlar benim naçizane fikirlerim..'yüzünü ve alnını sildi' ye gerek yok misal, yüzünü sildi desen kafi..sonra çantada yüzlerce ne olabilir ki? ha sen şimdi tutar yüz küçük tel toka dersin:), diyecek söz bırakmazsın bana..o çantayı yazının içinde kafana geçirecek diye öyle korktum ki:). boşalt biraz o çantanın içini.

valla absence, uğuru kaçmasın diye ben eleştiri yapmadım, -malum hafifin kaka çocuğuyum- ama sen bunları bulmuşun ki ben daha neler buldum ama tırstığım için yazamadım, ben yırttım sen düşün şimdi başına gelecekleri bu eleştirel bakışından sonra:)

kop, yanımda ol beni yalnız bırakma:).

ok, marak etme sen!

absence of mind bu bestin ilk yazılarından yeni yazılarından değil arşivine bakarsan görürsün.

tamam zorkedi, o zaman şöyle diyelim, best hep güzel yazıyormuş da haberim yokmuş..oldu mu?

zorkedi, best'in arşivcisimidir? yada bestin arşivine bakarsan görürsün deyicisimidir?

madem öyle kim diriltiyor bu eski yazıları, bestin yeni yazdıklarına zor yetişiyoruz biz:)

yeni yazdıkları yeni mi peki, içimi bi kuşku sardı şimdi benim...

Bende şunu fark ettim artık yorumlarınız daha güzel, yazıları geliştirip değiştirebilecek güçte yorumlar,hepinize teşekkür, benim için çok değerli. Özellikle Absence of mind'a.

Not: hastayım arada bir uğrayabiliyorum.

hayatı HAFİF'e alın...

ya best hasta diye mi böylesin:)..ateşten ne dediğinimi bilmiyorsun.ama teşekkür falan edersen yüzüm kızarır benim, hiç bir laf edemem yazdıklarına:)..şaka bir yana elbette ki amacım yazıya bir nebze de olsa katkıda bulunmak..ama tüm bunlar ben iyi yazarım manasında anlaşılmasın..kendi yazdıklarımdan bir yazıyı üç ay sonra sen bestloser niki ile yayınlasan yine aynı seyi yaparım:)..geçmiş olsun.

kop sanırım sataşmak senin kan hücrelerinde var ne diyeyim daha...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu