Aramızda kırık dökük ince bir ip... Giderek inceliyor. Gün be gün... Aramadığın, aramadığım altıncı gün...
Seviştim, sen değildin seviştiğim. Sevdim mutlu mu oldum, hayır! Peki seninleyken İstediğim gibi sevilebildim mi, hayır!
Hayal kuramıyorum. Antidepresan alıyorum 10 gündür yine, saatlerce ağlamamak için, ölmemek için, yaşama karışabilmek için...
Merak etmiyorum desem yalan, var mıyım hayatında? Benim yarım kadar buruk musun? Kalbim ağrıyor düşündükçe!
Dün aniden evde bir tıkırtı duydum, çok korktum, aramayı düşündüğüm ilk insan sen oldun. Ruhsuz bir insandan ne beklenir ki.. Ya da benim istediğim kadar hissiyat taşımayan birinden... aramaktan vazgeçtim, kendimi suçlamamak ve yine aynı kısır döngüye yapışmamak için... Çaba sarfetmemen bizi buralara getirdi. Şimdi akşamlarımda sen yoksun, evimde giysilerin, eşyaların yok. tahmin edeceğin gibi tamamını attım.

Telefonumdan numalarını sildim. Ama hafızamdan hayır. Bakalım sevgililer gününde hödüklüğünü bir kenara bırakıp, hiç göndermediğin o çiçekleri gönderir misin? Ya doğum günüme bir tepki verir misin, bilmiyorum...
Önce yeryüzünün en güzel sesi, kalplerdeki büyü olurlar... Günü geldiğinde ana, baba, yardılar... En sonunda kalbimizde saplı bıçaktılar…
"Sessizlik giderek uzuyor. Boğulan bir sessizlik var aramızda."
bu cümle hikayeyi kendi başına anlatabiliyor
sessizliğimiz çığlık çığlığa bağırmakta...
Sessizlik; çığlıklarını duymamak için direnen kalplere haykırmakta! Her ne kadar sessiz kalmaya çalışsa da...
sessizliğimin çığlığı sesine karışmıştı, ve sen farkında bile değildin çığlığın altındaki isyanımın...
Çığlık isyansa; o bile sessizliğe hüküm giymiş... Farkına vararken bile tereddütte kalacağımız... Akabinde bir ses gelmiş; gecikmemiş...
Biz bile gecikmişken...
Hem sökülmüş,
Hem dikilmiş...
Hem varmış,
Hem yokmuş...
Günlerden bir gün tadında...
Pes ediyorum :))
Şimdi ben bu satırların altına ne desem boş...
yanlış hatırlamıyorsam shadowy'nin sözüydü bu : bağıra bağıra susmak...
bazen sessizlik en anlamlı konuşmadan, en güzel cevaptan daha çok mutlu eder seni,
bazen sessizlik en kırıcı sözden, en ağır hakaretten daha çok acıtır canını,
hiç bir sessizlik sonsuza kadar sürmez...
söylenmemiş sözler boğazında düğümlendikçe,
boğazında düğümlenen kelimeler canını acıttıkça,
neden, nasıl diye düşündükçe,
cevap bulamadığın sorular beynini kemirdikçe,
kendi başına acının üstesinden gelemeyince,
çığlıkların sessizliğe son noktayı koyar.
belki de bu çığlık sonrasında daha uzun bir sessizlik ve sensizlik getirir...
Sanırım shadowy' nin sözü " avazım çıktığım kadar susmuşum" idi...
Doğumgünümde bir demet pembe karanfil... üzerinde küçük bir not. mavi dolma kalemle, güzel el yazısıyla yazılmış...
'özelsin. Öyle kalacaksın'
hiç inandıramadı beni özel gördüğüne. öyle davranmadı. lafın önemi var mı? küçük bir çiçek iş bitirir mi?
her şehir dışına gittiğinde aramadı. her seferinde kavga ettim. ben gittim gene aramadı.
'bitti. değişmiyorsun, anlamadım ben böyle sevgililikten'
ben sana hiç yetmedim. mutluluklar dedi. sıyrıldı işin içinden. ne aramak var ne de kendini ilişkinin devamı için kanıtlama derdi...
şimdi, bir cümle yeterli midir? 'özelsin. Öyle kalacaksın'
şimdi, sessizliğin içinde kendimizi başkalarına bırakmak için uzaklaşıyoruz birbirimizden... usul usul sessizliğe gömülüp, birbirimzi düşünüp lakin aramayıp sessizliği aşk'a tercihleyip devam ediyoruz hissiyatsız bedenlerimizde solumaya...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.