
- asilma garaja gider
- yurru de ense trasini gorelim
- bunca yillik yogurtcuyum boyle kase gormedim
- naylonu fazla hışırdatma(fazla gürültü yapma anlamında)
- marsilyaya vali oldun (tavlada mars olunca)
- x falanca olmazsa ahirete kefensiz gideyim
Hep karşıma çıkar mübarek,hiç sektirmez, gördüğü yerde el eder. Bi hafta sonu çay bahçesinde görür beni. Sorgusuz sualsiz yanıma oturur
Çayy,ikk-kiii, der
Hemen Sevtap ablaaa, der garson uzaklardan.
Düşünürüm, yanıbaşımdaki en can, en hakiki kadındır. Jargon un emekçisidir. Görmüş geçirmiştir.
Öyle bişey söyle ki, şuracıkta başımdan aşağı kaynar sular dökülsün,der
Eyvah, kafamın içinde debelenen milyon kelime, yanyana gelmeye,hizaya girmeye, anlamlı cümle oluşturmaya çalışır, içine ederler beynimin.
Cevabımı beklemez.
Anam küçükken ölmüş, bi vesikalık fotoğrafı var başka da çehresini görmüşlüğüm yok. Peder hokkabazın teki. Hiç sevmem ihtiyarı. Düzenbaz, ikiyüzlü, pejmürde biri işte. Acırım da be..Ne bileyim işte..Kötülüğü çoktur bana. Ana yok, şefkat yok, iki göz odanın içinde peder bana bakar ben pedere bakarım. Konu komşunun hakkı var üzerimde. Biraz büyüdüm mü, ele avuca geldim mi üzerime kalır her bok afedersin. Yemek, çamaşır, bulaşık. Evlenmez de köftehor. Üvey ana da görmedik vesselam. Mahalleli sever ama anlamazlar beni. Peder okula göndermedi. Okuma yazmayı kendim söktüm bilir misin?
O anlatır aklıma takılır bir replik
“Maşallahın var,
kaş desen kaş, göz desen göz. Allah beğenmiş de yaratmış.. İstediğin gibi bir ev tutardım sana, içini de dayar döşerdim. Arabanın geliri de cep harçlığı olurdu diyor "kötü" adamlardan biri nebahate.
Elde edemiyor tabii, dayağı yiyip oturuyor aşağ.
Evlendin mi hiç, derim
Tebessüm eder.
Başını sallar.
Susarım. Sevmiş besbelli. Çok sevmiş.
Öldü, der
Başın saolsun,derim.
Yaslanır arkasına.
Bi kahkaha patlatır.
Bana prenses derdi namussuz, der
Güleriz beraber.
Pek hoşlanmış benden, pek sevmiş beni. Az konuşuyormuşum. Halbuki bilmiyor ona soracağım ne kadar çok soru var. Kurcalamam.
Adam akıllı bişey öğrenemem onun hakkında ama herşeyi biliyormuşum gibi hissederim. Öyle tarifsiz hissederim ki saygı duyarım. Acı duymam ne hikmetse. Acıma da değil, saygı.
O anlatana kadar hiç bişey sormam, soramam.
O da böyle kopuk kopuk anlatır içindekileri. Kurcalasan her cümle 3-5 paragraflık açıklama ister. Ne yapalım, böyle geldi, böyle gidecek...
haydi nebahat abla,
atla arabana atla,
gazla ablacımm gazla..."
"Kılı kırk yaracaksın da ne olacak anam babam, gaza frene basar gibi ayağının altında çiğneyeceksin hayatı"
süper replik
bravo büyücü. şurada künyesi var filmin, naçizane katkı mahiyetinde şeyedeyim.
Saol Eq.
Tamamı varmış verdiğin linkte....
“Haydi Nebahat abla // ‘Doç’ arabana atla // Dümenimiz yolunda // Gazla ablacım gazla //**// Taksim, Şişli, Sarıyer // Durmadan hemen gider // Ablacım ne olur // İstinye’de duruver //**// Saçları dalga dalga // Canım Nebahat abla // Sevdiğim İstinye’de // Gazla ablacım gazla.
koltuğa uzanaraktan, eski türk filimlerini izler gibi hissettim okurken..ne de hoş.
Hicran açmıştır sînede yara
Zavallı gönlümün neş'esi kara
Tali'in (talihin ) zulmeti yol vermez yâr'a
Bahtım kara,gün kara,sünbül karaSabret gönül bir gün olur bu hasret biter
Çekilen acılar cânım,gün olur geçerBir gül için bülbül giymiş karalar
Sînem üzre göz göz olmuş yaralar
Bu dert beni iflah etmez paralar
Benim derdim dermanı bilen yokSabret gönül bir gün olur bu hasret biter
Çekilen acılar cânım,gün olur geçerMakam:Mahûr
Beste:Sadi Hoşses
Güfte: Karacaoğlan /Sadi Hoşses
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.