Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "Pilli network ile site hakkında röportaj"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
0

Sınav Bilgi Ölçmek Değil Midir?

Okulun çivisi çıkmış, cumartesiye ders, vize koymalarını geçtik, bir de final koyuyolar. Bir mi dedim, pardon iki olucaktı. İnsaf be kardeşim, finallere çalışın diye 3 gün bi ara veriyosunuz, bırakın bari haftasonu çalışalım. Gidip bi de en kazık sınavları koymuşlar cumartesiye.

Neyse günlük, konu bu değil zaten. Calculus hocası son vizeleri okumuş, final çıkışı kağıdınızı alabilirsiniz, hatta itiraz edebilirsiniz dedi.

Finalden çıktık, kağıdıma baktım, "Bu ne?!". Öğrenci işte, kaç yaşında olursan ol, kaçıncı sınıfta olursan ol sınav stresi vs. dikkatsizlik yapabiliyosun. Sen git 45 derecelik açıya pi/2 yaz. E soruda göstermişim, dikkatsizlik olduğu belli, kaldı ki konu ve soru 45 derecenin kaç radyan olduğuda değil. 3 katlı integral çözücen. Sorunun geri kalanı doğru, hocamız gitmiş koca sorudan puan vermemeyi uygun görmüş. Gerekçe daha da ağırıma gitti. Kopya çekilmiş dedi. Başka bi kaç kişide daha aynı hata varmış, e ba-na-ne! Ne kopya çekicek durum var ne de ihtiyacım var. Ayan beyan kopya cekmissin dedi bana. Gelde delirme. Baska bi soruda da sin^2x+cos^x=1 yazıcağım yerde ben sin^2x'i falan tek tek integralini almaya kastım. Kağıda "simitçi bile bunun 1 olduğunu bilir." yazmış. Green's Theorem bilmez ama simitçi, ben biliyorum orda doğru yapmışım.

Eğitim anlayışı öğrencinin bilgisini ölçmek değil midir ya da bu olmamalı mıdır? Konuyu bilmeyen biriyle, bilipte dikkatsizlik yapan iki insanın kağıt üzerinde aynı notu alması bana pek eğitim anlayışının içinde gelmiyo.

24 ahkam var
Sonraki yazı: değil mi?

Ahkâmlar

ya abi okurken ben sinirlendim ! çok uyuz ötesi bi durum! abi zaten sana akedemisyenin verdiği cevaba bakılırsa eğitimin ne denli arka planda oldugu sadece sonuca dayanan cevabın kabul oldugu bir eğitim sisteminde önümüz pek de parlak görünmüyor. Ondan sonrada diplomalı işşizler derler. Sen ezberlet terimleri Türkiye de çoğu şeyin mantıkdışı oldugu gercegine daynarak ne yazık ki eğitimden bundan payını almış duurmda.Ben bile okudugum üniversiteden umudumu kestim. Sadece sınıf geçmenin amaç oldugu bir sistem var.Takmıorum takarsan kafayı yersin sen onnar gibi oyna fakat kendini daima bilimin ellerine teslim et

erins

ben bu duruma fena halde kafayi takmis durumdayim.

zaten ilk okuldan beri 3er saatlik zaman dilimlerinde denenip durmuyo muyuz? nedir bu kardesim? yani 3 saatte ne yaparsan o kadar supersin. yapamadin? e tamam sen salaksin o zaman zaten. gecen gun hesapladim ilkokuldayken anadolu lisesine girmek icin 3 saat, ortaokuldayken fen lisesine girmek icin 3 saat, lisedeyken universiteye girmek icin 3+3 saat ve en son olarak da bu sene LES icin 3 saatimi kendiminim ne menem bisey oldugunu bi takim kisilere ispatlayabilmek icin harcamisim. yani ben o 15 saatte uyurdum mesela? stres olmazdim mesela? kendime yararli, sevdigim biseyler yapardim mesela??

universite ayri bi durum zaten. bilim yuvasi bilmem ne? vizeden finalde gecemedin mi? hikayesin o zaman. butun donem sen ne etmissin? bu cocuk nerede hata yapmis bi bakayim? herkesin hayatiyla boyle kolayca oynamayayim? biraz anlamaya calisayim? yok!!! o kadar bencil ve devekusu kisilikler var ki etrafimizda hep bi `ben aslinda iyiyim` demeye calisiyoruz. demeye calismak istemiyoruz ama mecbur birakiliyoruz.

ben hep universitenin farkli bir yer olacagini dusunmustum ama degilmis! cok sukur ki bu ulkede hicbirsey beni artik sasirtmiyor...

Bir öğretim görevlisinin 300-500 kişinin final kağıdına 1 haftada bakması gerekiyorsa, böyle sonuçlar çıkması çok doğal. Sizin dediklerinizin olabilmesi için, görevlinin öğrenciyi tanıması, nerde hangi hataları yapacağını, neleri bildiğini bilmesi gerekir. Bu da şu anda imkansız tabi (bazı güzide üniversiteler dışında). Yani olay yine devletin fakirliğine geliyor, bilim adamlarına yeterli maaşı veremediği için devlet üniversitelerinde çalıştıramıyor.

bence hersey para degil. belki de oyledir bilemiyorum. ama kimse kimseyi zorla ogretim gorevlisi yapmaz, ve tahminimce yapamaz. bilerek ve isteyerek ogretim gorevlisi olup sonra da `devlet bava para vermiyor` demekle de olmaz bu isler. bugun bu ulkede hersey o kadar acik meydanda ki, `aa ben bilmiyodum bu kadar az maas verdiklerini` mi diycekler? "ogretim gorevlisi" bu tamlamayi iyice bi guzel dusunmek lazim...

Ters anlamışsın, bir daha oku yazdıklarımı. Ben çok sınav kağıdı okuduğu için daha çok para talep etmesi gerek demiyorum, öğretim görevlilerine devlet üniversitelerinde yeterli maaş verilirse kadro yeterli sayıya ulaşır, böylece bir görevliye 500 öğrenci düşecegine 70 tane düşer. Böylelikle görevli, öğrencisini az çok tanır, kağıtlarını okurkende baştan savma okumaz diyorum. Ayrıca "500 sınav kağıdı biraz daha para karşılığı 1 hafta içinde daha güzel okunur" da nasıl bir zihniyet, onu da çözebilmiş değilim.

ben seni yanlis anlamadim. durum zaten bastan sona yanlis. tek mevzu para degil. once insanin icinden gelmesi gerek. bu her is icin gerekli. ve en onemli kismi, dedim ya ogretim gorevlisi olma bilinci bence.

gectigimiz persembe matematik sinavina girdim. hocamiz donem basindan beri gayet asabi ve sanki biz ona kotu bisey yapmisiz gibi davraniyordu. tabi ki insan. tabi ki insanin hayatinda kotu donemler olur. ama ben mutsuzum diye kimsenin hayatiyla oynayamam. soyle bi durum oldu ki sinav girmeyen bi cocuk siniftan gec cikti. sonra biri sordu ki hocam sinav kac dakka? hocamiz da dedi ki diger sinifa 55 dakka demistim ama simdidegistim artik 35 dakka, simdi gidip diger sinifa da soyliycem diyo. bu belki de en kucuk ornek. hangi amacla nerede bulundugumuzu unutmamaliyiz. hayatta bircok sey para demek olabilir ama henuz hersey degil. ben buna inaniyorum ve inanmak istiyorum. ogrenciler tek tek tanimasi gerekmiyor. onlarin ogrenci oldugunu dusunmeli. yaptigi isi angarya olarak gormemeli. istedigi icin yapmali. zaten en bastan ne kadar kazanacagi belliydi o yuzden bunun sucunu kimsede aramamali ve ogrenmek icin orada bulunanlardan intikam almaya calismamali. kimse kimseyi kandirmasin. onemli olan istemek, yaptigi isi onemsemek ve sevmek... neyse cok konustum... yolla.

Hala aynı yerdesin. Ben kimsenin yüzlerce final kağıdını çok kısa bir sürede okuma eylemini "severek" yapacağını sanmam. "Bunu bilerek geldiği için yapmalı" demek de çok saçma birşey olur, o zaman hiçbir iyileşme beklemediğimiz, kaderimize razı olduğumuz anlamına gelir. Sonuç olarak bu durumun sebebi, şahsi sorunları olan (ki bir kısmı için bu sorunların sebebi olarak da aynı şeyi gösterebiliriz) öğretim görevlilerinin dışında ortak dert devlet üniversitelerindeki öğretim kadrosunun yetersizliği, öğretmen/öğrenci oranının düşüklüğüdür.

Bak işte buna;

başımda altın tacım, hem susuzum hem acım, yarimi bana verin, gerisi anam bacım.

gidiyom elinizden, kurtulam dilinizden, yeşil baş ördek olsam, su içmem gölünüzden.

der, susarım.

sınıyor? o var bi de. işlevsel olmayan bilgi kimin ne işine yarar? o da var. sen aaiiii diye selam ver hocana, bakalım ne diycek. sinir oluyor insan otomatikman, eşek diyesi geliyor adama (adam diyorum ama kadındır belki).İyi uyu, bol portakal ye, dalma sen de öyle sınav zamanı :)))

alın size bi akademisyen ve bilgi ölçümü daha.. canım okulumdaki tarih hocalarından birinin sınav sorusu: "Atatürk'ün samsun'a çıktığı geminin direği kaç cm'dir?" ya ben bunu bikaç kişiden duydum, hoca ise yalanlıyo.. neyse.. söyleyin bakalımm.. kaç cm?? sizin "bilgi"niz yeterli mi, ölçelim:p

alın size bi akademisyen ve bilgi ölçümü daha.. canım okulumdaki tarih hocalarından birinin sınav sorusu: "Atatürk'ün samsun'a çıktığı geminin direği kaç cm'dir?" ya ben bunu bikaç kişiden duydum, hoca ise yalanlıyo.. neyse.. söyleyin bakalımm.. kaç cm?? sizin "bilgi"niz yeterli mi, ölçelim:p

hocaları bu tür soru sormak zorunda bırakan öğrenci zihniyetini kınıyorum. bütün öğrencilerin işine geliyor böylesi.

biz mi "bizi bu kadar acayip durumlarda bırakacak sorular" sorulmasına neden oluyoruz??? nası basarıyomuşuz bunları?

bölümün önüne gelip "ulan agzına tükürdüğümün okulu , senin sayende yaşlandığımı hissediyorum. Tüm şerefsiz hocaların ,sorunlu kişiliklerin manyak öğretim üyelerinle kal ben bir daha bu bölümden içeri ayağımı atmayacağım bambaşka bir alanda master yapacağım" demiştim .

Girmedim bir daha içeri. Bu işin tek çaresi içinizden küfredip "ulen ben burayi bir bitireyim var ya " demektir . Allah hepinize kolaylık,zihin açıklığı versin . Bir an önce bitirmeniz dileklerimle .

secureman; ondan sonra ne yapacaksın, evropaya gider yerleşirsin di mi? sen hele bi kurtul buralardan.

radyokafa; o adamın fazla seçeneği olmadığı için öğretim görevlisi olmak durumunda kalmış olabileceğini düşündün mü? sen de onun açısından bakmayı denesen bir kere...

arz-talep'le işleyen, parayı hazırlık ve 1. sınıf öğrencilerinden kazanan özel üniversitelerde, böyle sorular daha da bi yaygındır. öğrenci ister, hoca ösese gibi bir test verir, 5 cevaptan biri doğrudur, tek doğru vardır. yukarıdakilerin hepsi doğruysa, onları teker teker, ayrı ayrı işaretleyemezsin, e)hepsi'ni işaretleyeceksin. bunu da öğrenciler seve seve kabul ediyorlar emin olun. bi de uğraşıp kompozisyon mu yazacaktılar..

bir insanin ogretim gorevlisi olmaktan baska bi secenegini olmamasi durumu benim su an icin aklima pek yatmadi acikcasi. bununla ilgili bildigin bir ornek varsa, ki sanirim var, anlatabilirsen belki hersey biraz daha netlesebilir.

tesekkur ederim.

evropaya yerleşmedim.imkanım vardı ama gitmedim anam , buralardayım ben. ama üniversite ortamından uzakta, mutlu . bana göre mekanlar değil oralar.seven arkadaşlar devam etsin.

Sınav yalnızca bilgiyi değil beceriyi de ölçmelidir. Ülkemizde salt bilgi ölçmek amaç olduğundan simitçi bile bunu bilir denilmektedir. Oysa öğrencinin bu işlemi yapıp yapamayacağına karar verilmelidir. İTÜ'de matematiğe yüksek becerisi olan bir arkadaşımızın sonucu kısaltmadan bıraktığı için 0 aldığını bilirim. Ders notlarının serbest bırakıldığı sınavlar iyi birer örnek teşkil ederler. Bence mühendislik öğrenimi (eğitimi değil!) veren fakültelerde sınavların bu şekilde yapılması ve matematiksel modellerin ve çıkartımların yorumlanması istenmelidir diye düşünürüm. Öyleyse vurun.

Edebiyat dersinde bir şiir okursun ve açıklıyacaksın. Ben şunu anlıyorum burada, bunları çağrıştırıyor bende. -HAAYIIR olmaz. Şair burada bunu anlatmış. !!! Nerden biliyorsun yaa? konuştun mu kendisiyle. Şiir nedir yaa. Bana böyle hissettiryor ve ben böle sevicem bu şiiri! Ezberci eğitimin belirgin bir örneği

Hocalar Herşeyi Bilir! mi?

Hayır bilmiyorlar. Geçen derste bir soruyu yapmaya çalıştı hoca 2 saat uğraştı yapamadı. e ben napayım senin okuyupta not verdiğin sınav kağıdını.

Sen bile yapamıyorsun bazen. Ya hiç bilmiyorsun FF alMALIsın. Yada ben geçmeliyim dersten. Ne ya bu karmaşa böyle.

Okuldaki öğrenci sayısı arttıkça para da aynı şekilde artmıyorsa idare edilemez. Bunu yanında, nüfus arttıkça, eğitime olan talep de artar ve fakat iyi öğretmen yetiştirmek o kadar hızlı işlememektedir. Bu sebepten otomatikman kötü öğretmen sayısında artış olur. Ayrıca, sınıflardaki öğrenci sayısı da arttıkça, verilen kalte de düşecektir, zira hoca deris en aptala göre anlatmak durumundadır, bir konuyu anlatırken ne kadar insan var ise, anlamadım hocam bir daha anlatır mısınız? diyecek insan da o kadar artacaktır. Ayrıca, var olan sistem tembel, ezberlemeyi seven, gözlerimi kaparım vazifemi yaparım, yaşasın sistem, mantığı güden öğrencileri kolladığı için bişiler öğrenmek için çırpınan kişiler soyutlanır, okullardan soğur ve gördüklerine göreceklerine pişman olurlar. Öyle anlar vardır ki, üniversite hayatımda azım açık kalmıştır. Hem öğrenciler hem de hocalar -aynı derecede- mandaval davranışlarda bulunmaktadırlar. Ne sistemi, ne de öğretmenleri sadece suçlayığ öğrencileri bu gerçekten soyutlayamayız.

O yüzden artık üniversiteye gidenlere tek dediğim: "çalış, takip et ve biran önce bitirmeye bak yoksa nanaysın!"

Ayrıca iş dünyası da aynı yüzsüzlük ile üniversite mezunu olmayanı adam yerine koymama terbiyesizliğini göstermektedir. Zira toplumdaki insanlar da öyle bir anlayış içinde ki bu anlayış yüzünden ne zekalar öldürülüyor ne sanatçılar para uğruna üniversitelerde harcanıyorlar. Yazık ki ne yazık.. ama nüfus fazla işte. Kaynaklar da az olunca, her zaman böyle sorunların çıkmasından doğal birşey olamaz.

Sevgiler

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu