
aciz hafsalalarımızın etiketlere herzaman ihtiyacı oldu evet.
yani bunun diğer insanlarla herzaman bir ilgisi olacak değil.
bazen sadece ve sadece kendimize orjinal olmak istedik.
aman allahım..
ne kadar şanlı metabolizmalarız biz böyle.
baharın bize sadece bolluk müjdelemesi ve dolayısıyla yavruların bekaasının sağlanabilmesine olanak sağlayacak olması sebebiyle bizi üremeye teşvik etmesi gerekirken biz ne yaptık?
renklerin büyüsüne kapılıp kelebeklerin peşinden koşturup çiçekler için şiirler yazdık.
çok insanız.
çok fazla.
keşke birazda kedi olabilsek.
yada aslında olduğumuzun farkına varabilsek..
gerçekten çok isterdim.
istanbul'un küçük kız kardeşiymiş sonbahar.
yıl sonuna yakın şöyle bir görünür, zerafetini gösterir,sonra da birden yaşlanıp kaybolurmuş.ertesi yıl yeniden doğar, yeniden ölürmüş. başka hayatlarda ve başka vücutlarda...eteği yalnızlıkmış, bluzu hüzün. kolyesi kuru yapraklardan, bileziği ıslak topraklardanmış.
en çok da ablasını sevmiş sonbahar; kalabalığını dışarı taşırdıkça, o dengesiz abla...yeni sokaklar ıslanmış içlerinde, yeni caddelerden geçerlermiş birlikte.
en çok da sonları sevmiş küçük kız; başlarkenki heyecanı hep son anlarda büyümüş.başlamış ve bitmiş.
en çok da kendine hayret etmiş; onca ayrılığı, onca yalnızlığı kendine nasıl da yük etmiş...
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.