Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "panasonic lumix dmc fx37"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

İnsanlarda ve hayvanlarda bulunan belli başlı içgüdülerin içinde en göze batmayan olarak nitelendirilebilecek olanı temizliktir. Temizlik genel bir içgüdüdür. Kediler, köpekler yemek yedikten sonra uzunca dilleriyle suratlarını yalarlar ve bunun sebebi açıkça yemek artıklarının (organik olan her şeyin) zaman aşımına uğradıktan sonra mikrop üretmeye başlaması sayesinde bulundukları bünyeye zarar vermeleridir. Hayvanlar farklı yollar ve yöntemlerle kendilerini temizlerler, dışkıdan sonra anüslerini ve yemekten sonra ağız kenarlarını (kendilerine göre çeşitli antibiyotikleri içeren tükürüklerini salgılayan) dilleriyle dezenfekte ederler. Peki, bünyenin sahip olduğu bu bilinç nereden kaynaklanır?

Burada, öncelikle tanrı inancına sırtını dayayıp, mutlu huzurlu yaşayan ve aynı zamanda meraklı insanları da “dinsiz, inançsız” olarak nitelendiren kişilerin vereceği tepki genellikle ezberlenmiş birkaç cümleden ibarettir. “Temizlik imandan gelir” diyecek ve bu lafın arkasında durmayı gurur kaynağı haline getireceklerdir. Benim düşündüklerim “iman”ın da ne olduğunu araştırmayı isteyen aşırı meraklı insanlara hitap eder. Bu kişiler de bir saldırı - savunma aksiyonu içerisine girip, din savunucularının işlerine geldiğinde hayvanların yaşamlarının önemi olmadığını belirtip, işlerine geldiğinde ise onlarında insanlarla ortak olan veya kutsal olarak bilinen tavırları sergileyen hayvanların hareketlerine sebep arandığında başka türlü konuştuklarını düşüneceklerdir. Düşündüklerimin dinsel veya ateistsel bir tarafı yoktur. Bunlar sadece kendimce düşüncelerdir ve hiçbir kesime saldırı niteliğinde algılanmamalıdır.
Hücrelerin oluşturduğu bir bütün olarak canlı organizma mikroplara karşı savaşırken mikropların kendilerine (oluşturulan tek parça bünyenin kendisine) zarar vereceğini (verdiğini) çok daha önceki bir zamandan öğrenmiş ve buna karşı aldığı önlemlerle ayakta kalmayı başarmış, soyunu sürdürmeyi gerçekleştirmiştir.
(İnanç tartışması yapmak isteyen gönüllüler tarafından düşünüldüğünde bile mikroskobik canlılarında hayatları vardır ve onlar da sadece yaşam savaşı vermektedirler. O halde bizim sağlıklı yaşamamızı ve sınanmamızı veya herhangi bir görev için getirilmemizi isteyen veya emreden ya da buyuran bir tanrının, mikropların kolayca ürediği ve bizden ya da hayvanlardan çok daha çabuk çoğaldığı bu dünyaya bizi göndermesinin mantıklı olup olmayacağı tartışma konusu olabilir.)
Bu durumda mevcut içgüdülerimiz ve (mikroskobik canlılar tarafından)soyu tüketilmemiş olan tüm hayvanların içgüdüleri, bu mikroskobik savaşlarından (doğal deneme – yanılmanın varlığı burada sorgulanabilir) arta kalan gözle görülemeyecek tecrübelerin kalıtımsal hücrelere işlenmesi ve türün devamında bünyede hali hazırda mevcut bulunacak güdülenme sistemlerinin örnekleridir. Yani mikro kozmosta yaşanan savaş, galip gelen tarafın bir dahaki savaş için edindiği tecrübelerle hazırlamış olduğu ve yenilen tarafta (varsa) hayatta kalmayı başarabilen canlıların bir dahaki sefere farklı yöntemler denemesi sonucu ortaya çıkan bu olay “gelişim” dediğimiz kavramın nesnel halidir.
Bu gözle görülmeyen savaşların sonunda birçok hücrenin bir arada bulunup, bütünleşmesini ve kombine bir şekilde hareket etmesini sağlayan güç, kazanılan zaferlerin bir sonraki savaş için önlem almasıyla ortaya çıkar. Bu önlemler karşılığında gerçekleşen hareketlere içgüdüler denebilir.
İnsan olarak bakıp görünen bir dünyayı incelediğimizde sebebini bile araştırmaya ihtiyaç duymadığımız içgüdülerimiz, organizma atalarımızın çok önceleri bir araya gelip, tek bir amaca hizmet etme çabası gösterdikleri biyolojik sayılabilecek mikro - savaşlara dayanır. O dönemde bile var olma savaşı içine giren ve kendini var etmek, bir bütünün parçası olmak, güçlenmek ve yaşamak için atılan sinerjik adınlar şimdi de hızlı bir şekilde gerçekleşmeye devam ederler. Gelişimin ve nesnel değişimin nasıl olduğunu inceleyen evrim teorisinin alt yapısını dolduracak geçerli dayanak budur.
İçgüdülerin hayatta kalma ve var olma ilkeleri sağlama alındıktan sonra bir araya gelip oluşturdukları bünye sonrasında bir engelle daha karşılaşır. Bu engel tüm dış etkenlere karşı alınan tedbirlerden ve profesyonel bir savaş takımı haline geldikten sonra “eceliyle ölmek” dediğimiz şey, yani var olma savaşının sonudur.
Organizmanın ölümünü sağlayan “hücrenin kendini yenilemesi” olayının bitmesi, yavaş bir şekilde meydana gelir. Hücre bir süre sonra kendini yenileme güdüsünü yitirir. Bu olay savaşmak için bir zamanlar kendiliğinden edindiği sistemin karşılığıdır. “Madalyonun diğer yüzü” olarak akıllara kazınabilir.
Evrende her şeyin kendi karşıtını doğurmasının sonucu olarak düşünülebilecek bu tepkinin tam karşılığı savaşma güdüsünün sona ermesi halidir. Bünye bilinçsiz bir şekilde evrenle barıştığında sistem çöker ve canlı organizma ölür. Bu durumda temizlik, dış dünyada bünyenin dışındaki, bedene zarar verebilecek olan şeylere karşı alınan savaş tedbirleriyken, hayvanlarda en ilkel içgüdülerden biridir.
İnsanı değişmiş bir hayvan olarak ele alırsak özellikle erkeklerin içgüdülerinden ne kadar uzaklaştığını fark edebiliriz:=)


2 ahkam var

Ahkâmlar

Organizmanın ölümünü sağlayan “hücrenin kendini yenilemesi” olayının bitmesi, yavaş bir şekilde meydana gelir. Hücre bir süre sonra kendini yenileme güdüsünü yitirir. Bu olay savaşmak için bir zamanlar kendiliğinden edindiği sistemin karşılığıdır. “Madalyonun diğer yüzü” olarak akıllara kazınabilir.
Evrende her şeyin kendi karşıtını doğurmasının sonucu olarak düşünülebilecek bu tepkinin tam karşılığı savaşma güdüsünün sona ermesi halidir. Bünye bilinçsiz bir şekilde evrenle barıştığında sistem çöker ve canlı organizma ölür.

özellikle bu kısım çok mantıklı geldi.... deniz mutfakta biri mi var :7 kim soktu bunları kafana kanka:D:DD

Ne sikimden bir güneş var bu gece..., Ürkütüyor şişe seslerini yüreğimden...

Uzaydan bakıldığında, biz insanlar da dünyayı kemiren, gözle görülmeyen mikroplarız.. İnsan vücudunda oluşan bir kanser belki de bir imparatorluk..
Mikroplar da kendi dünyalarında sürekli hareket halinde değiller mi..

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

serbest: son ahkâmlar

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu