Yer:Tepebaşı Asylum
Bölüm: C47 Koğuşu
Grup ismi/sayısı: Arctic Monkeys/3
Saat: 14.30
Günlük Kayıt Takvimi: Şişman Abdül, Sevdalı Necla, Bungalov İbrahim.
Referans edilen hastalar-Ön Bilgi:
Şişman Abdül: Yaş 32-Erkek-Kasap-Sosyopati-2 sene 3 ay
Sevdalı Necla: Yaş 46-Kadın-Şarkıcı-OKB-1 sene 6 ay
Bungalov İbrahim:-Erkek-Rehber-Narsist Kişilik Bozukluğu-3 ay 15 gün
Seans konusu: Güven
Hastalara güven ile ilgili bir cümle yazmaları söylendi.
Sırasıyla şöyle:
ŞA- Sadece ölülere güvenirim ben. Keçinin toslamayacağı tek yer kasaptır.
SN- Güvendiğim dağlara karlar mı yağdıı?
Bİ- Cevap vermeyi reddediyorum.
**İnteraktif yapalım şu işi.
Wiki;
Bireyin başkalarının haklarına ve kurallarına sürekli olarak saygısızlık etmesi, saldırıda bulunması ve buna bağlı olarak gelişen davranışlara verilen isimdir. Genelde erkekler arasında daha fazla görülür. Araştırmalar bu hastalığın temelinde genetik etkenler olduğunu göstermektedir. Fakat aynı zamanda sürekli uyuşturucu kullanımı ve kötü aile ortamı (karışık, ihmalkar, sert ve saldırgan aileler) bu hastalığın oluşması riskini arttırmaktadır. Sosyopat kişiler genelde hastalıkları olduğuna inanmaz ve sorunun ya başka insanların kendisini kabul etmeyi becerememelerinde ya da başkalarının özgürlüğünü kıstılamayı istiyor olmalarında arar. Sadece kendilerine inanırlar ve çevrelerinde küçümseyecek insanlar olduğunda, kendilerini en rahat hissederler. Dünyayı tehlike ve hayal kırıklığı ile dolu bir yer olarak görürler. Dolayısıyla sürekli kötü niyetli insanların kendisini kullanmasına ve suistimal etmesine karşı korunmak zorunda hissederler. Sosyopat insanlar başka insanların elindeki gücü alması gerektiğine inanır, böylece hiç kimse bu gücü kendisine zarar vermek için kullanamaz. Diğer taraftan kendi gibi olmayan ve çevresini kontrol etmeyen insanları kullanılmaya açık, zayıf ve savunmasız olarak düşünürler.Yaşamak için başkalarını manipüle etmek, aldatmak ve başarmak için gereken her şeyi yapmak onlar için çok normaldir. Sonuç olarak sosyopat kişiler şüpheli, gizli kapaklı ve hatta kanunlara aykırı davranışlarda bulunurlar, çünkü kuralların kendileri için geçerli olmadığına inanırlar. Sosyopat kişiler genelde diğer insanları tehditlerle ya da saldırgan yaklaşımlarla korkuturlar. Her hangi bir baskı, otorite karşısında, ya da finansal problemler karşısında fazlaca öfkelenirler. Genelde başkalarına verdikleri zarar karşısında duygusuz ve umursamazdırlar. Bu acımasızlık, insanlarla ve hatta sevdiklerini söyledikleri kişilerle olan ilişkilerinde bile esası oluşturur. Çevrelerindeki kişilere sürekli ve düzenli olarak üstünlük ispatlama ihtiyacı duyarlar. Herkesin kendilerini kullandığını düşünürler, bu gerekçeyle sömürüldüklerine inanırlar. İlişkilerine sadık kalmak, başkalarına karşı duyarlı olmak ve dürüst olmak konusunda zorluk yaşarlar.
Sosyopatlar, vicdan ve ahlakı yüzeysel olarak tanımaktadırlar. Gelişkin sosyal zekayla birlikte, kendisi ve etrafını tahrip edici sonuçlar üretebilmektedirler. Ahlaki davranmayı bile kendisine ve etrafına karşı bir saygı-güç nesnesi haline getirmek için gerekli bir performans olarak görmektedirler ve kendisinden asla beklenmeyecek anlarda bu performansa son verebilmektedirler. Kendini ve davranışlarını, etrafına topladığı insanları da inandıracak şekilde rasyonalize etme kabiliyetleri vardır. Düstürları; bencil hayatlarında hayatta kalma, güçlü olma, kendini iyi hissetme refleksleri olduğu için, kendisi için dahi doğru ve iyi olan eylemlerin faili olamazlar.
Belirtiler;
1. Düşünmeden ani hareketler ve doğabilecek sonuçlara karşı umursamazlık 2. Kişisel çıkar ya da zevk için yalan söyleme, aldatma ve kanunsuz işler yapmak 3. Başkalarının duygularını umursamamak, empati yapmamak 4. Sinirlilik ve saldırganlık 5. Güvenlik ya da sorumluluk üstlenmek gibi konulara tamamiyle kayıtsız kalmak 6. Acıma duygusunun olmaması
-Senden başlayalım Abdül, ne dersin?
ŞA-ıhımm..
-Sence ölülere güvenmek biraz saçma olmaz mı? en nihayetinde..ımm..ölüler!
ŞA-yook, çok normal olur...babama bile güvenmem ben. Bak şimdi, kelle paça olsa şuracıkta, misss..onda da güvenmem..kendi ellerimle yaparım. Hazırlansın soframa konsun istemem..
-Bu biraz farklı ama.
ŞA-neresi farklı be?
-Güvenmek, bir şeye inanmak, ondan emin olmak ve bunu eyleme dönüştürmektir. Güven, bir insanın kontrolü dışındaki olaylardan zarar görmesini önleyen veya olumsuz etkilerini azaltan bir süreçtir. Anlıyor musun?
ŞA-Kelle paçanın 3 ayrı tarifi var bende bilir misin? Nenemden kalma..
Obsesyon (takıntı): kişinin kontrolü dışında tekrarlayan düşünce ve uyaranlardır. Hastalar bunun çok anlamsız olduğunu, kendilerini çok rahatsız ettiğini ancak bu düşüncelerden kurtulamadıklarını belirtirler. Bu takıntılar hastada iğrenme, korkma, şüphelenme veya anksiyete gibi duyguları da beraberinde getirir. Hastalar bu düşüncelerin kendi beyinlerinin ürünü olduğunun farkındadır. Sık görülen obsesyonlar şunlardır: * Kirlilik : çevreden kan, tükrük, mikrop veya semen gibi kir bulaşması veya kişinin çevreye kir bulaştırması * Kendi başına veya yakınlarının başına bir kötülük geleceği düşüncesi * Kontrolünü kaybetme ve saldırgan davranışta bulunma korkusu * Tekrarlayan ve kontrol edilemeyen cinsel düşünceler * Dinle ve ahlaki değerlerla aşırı uğraşma v.b.Kompulsiyon (tekrarlayan davranışlar): hastalar takıntılı düşüncelerden kurtulmak için akıllarına başka düşünceleri getirirler veya bazı davranışlarda bulunurlar bu tür düşünce ve davranışlara kompulsiyon denir. Takıntılı düşünceler anksiyete artışına neden olurken kompulsiyonlar anksiyeteyi azaltır. Ağır OKB hastalarında bazen bu kompulsiyonlar tüm günü alabilir. Sık görülen kompulsiyonlar şunlardır:
- Temizlik: saatlerce el yıkama, banyo yapma veya tekrar tekrar ev temizleme gibi. Bu şekilde el yıkayarak günde bir kalıp sabun bitiren veya çamaşır suyu ile elini yıkayan hastalar sıktır.
- Tekrarlama: takıntılı düşünce ile oluşan sıkıntıyı gidermek için tekrarlayan davranışta bulunma veya akıldan başka düşünceleri geçirme gibi. Yakınlarının başına kotü bir şey geleceğini düşünen bir hasta bunun olmaması için halen yapmakta olduğu davranışı ikinci kez yaparak bu düşünceden kurtulabilir (yolda yürürken aynı yolu geri dönüp tekrar yürümek gibi)
- Kontrol etme: evine bir şey olacak veya yangın çıkacak korkusu ile tekrar tekrar kapıyı veya tüpün kapalı olup olmadığını kontrol etmek gibi.
- Biriktirme: işe yaramayan bir çok eşyayı biriktirmek gibi. Örneğin bazı kişilerde yeterli yerleri olmadığı halde gazeteler, boş kavanozlar veya konserve kutuları gibi işe yaramayan şeyleri atamama davranışı görülebilir. Son birkaç yıldır yurdumuzda gazetelere yansıyan çöplük evler buna en güzel örnektir.
- Sayma: yolda yürürken kaldırım taşlarını sayma veya araba plakalarını okuma, günlük işleri yaparken belli sayılarda tekrar etme v.b.(örneğin kazağını beş kere giyip çıkarma veya aynı yere üç kere gitmeme gibi)
- Tamamlama: bu kompulsiyonu olan hastalar bir dizi davranışı mükemmel olana kadar tekrar tekrar yaparlar. Örneğin kirlilik takıntısı olan bazı hastalar el yıkamadan önce lavaboyu, musluğu ve sabunu yıkar (genelde belli sayıda) daha sonra belli sayıda elini yıkar ve elini yıkadıktan sonra tekrar aynı işlemi tekrarlar.
- Aşırı tertipli ve düzenli olma: örneğin çalışma odasında herşeyin simetrik durması veya masanın üstündeki herşeyin belirli bir sıra ile dizilmesi gibi.
-Anlaşılıyor ki, güvendiğin insanlar seni yarı yolda bırakmış necla.
SN-Sarı saçlı hemşireye oje bul bana dedim ve bunu ne zaman söyledim biliyor musun? tam 2 gün..2..2..iki..iki..iki..gün önce.
-Ne renk istedin?
SN-kırmızı
ŞA-Bizim buzluğun çengelleri hep kurumuş kan kaplı. Temizlemiyorum da, öyle duruyor.
SN-ayyy, yarabbim..Sen koru, nolur çengele asılmayalım ölü hayvanlar gibi..Sen koru Allahım...
-Tamam..şimdi sana sorduğum soruya gelelim, olur mu? Bu yazdığın bir şarkı sözü öyle değil mi?
SN-Evet. Fikoya güvenmiştim zamanında. Herşeyimi ona emanet etmiştim..Allah korusun,yarabbim sen koruTepebaşında gülsüm sokakta çalışıyodum o vakitler. İyi de kazanıyodum, sesim de güzeldir, bak okuyayım...Kimseyyeee e-tmeeemmm şiiiiikaaaayyyettt ağlarııı...
-bu çok güzeldi gerçekten, sesin çok puslu. devam et..Fiko seninle mi çalışıyodu?
SN-Fiko güvenlikti. İri yarı, esmer bi gençti. 20 yaş küçüktü benden anlayacağın. Ama seviyordum, pek kuvvetliydi, tak tak tak, allahım sen koru,koru,koru yarabbimmm, nolur öldürmesinler... Hemen üst sokakta evim vardı, 7 kilitli, sağlam evdi haa...oraya yanıma taşındı. sonra da paralarımı alıp kaçtı pezevenk. pezevenk..pezevenk.pezevenk.
-Çoğu kez yaşanan deneyimler güvensizliği pekiştiriyor ne yazık ki. Dosyanda okuduğum kadarıyla pek çok erkek yaşatmış bu hayal kırıklığını sana.
SN-Sevdalı Neclayım ben..
1 - Kendisinin baskalarindan cok daha onemli oldugu duygusu icindedir. (gosterdigi basarilari, sahip oldugu becerilerini cok daha olaganustu olarak gorup, yeterli bir temeli olmamasina karsin cok degerli ve yuksek bir sahsiyet olarak bilinmeyi bekler.)2 - Dusunceleri, hayalleri buyuk bir guc, engin bir deha, kusursuz bir guzellik ve mukemmel, sonsuz sevgi uzerinedir.
3 - Ozel, benzeri olmayan biri olup, kendisini ancak cok zeki ve ustun nitelikli kisilerin anlayabilecegini dusunur ve sadece bu kisilerle iliski kurup, dostlarini bu kisilerden secmeyi dusunur.
4 - Cevresindekiler tarafindan cok begenilmeyi bekler.
5 - Hak ettigi duygusu icindedir. Sahsina ozel, basvuran diger kisilerden farkli bir tedavi uygulanacagi dusunceleri ve davranislari icindedir.
6 - Diger insanlarla karsilikli iliskilerinde bencilce, cikar dusunerek hareket eder. Baskalarinin zaaflarindan yararlanip, hedeflerine ulasmayi gozetir.
7 - Kendini diger kisilerin yerine koyup, onlarin hissettikleri, dusundukleri ya da ihtiyaclari konularini anlamaya ve bunlara saygi duymaya isteksizdir.
8 - Genellikle baskalarinin basarilari, yaptiklari, degerleri ve onlarin genel olarak varliklarini kiskanabilirler. Digerlerinin de kendilerini kiskandigini dusunurler.
9 - Kendini begenmis, ukala ve kustahca tutumlar icine girerler.
Kendilerinin cok onemli, vazgecilemez olduklari seklinde bir dusunce icerikleri vardir. Halk arasinda "Buyuk daglari ben yarattim" denen tavirlar icindedirler, gosterisci ve kendini metheden konusma ve davranislar icindedirler. Bunlarin karsiliginda bekledikleri ilgi, ovgu, hayranlik ifadeleri ile karsilasmadiklarinda hayrete dusup, hayal kirikligi ve mutsuzluk donemleri yasayabilirler. Baskalarinin da kendi basarilarindaki katkisini gozardi edip, onlari hesaba katmazlar. Otorite ya da ust duzey kisilerle ilesim kurmak icin cabalayip, baglanti kurduklari bu kisilere abartili nitelikler atfederler. Bu sekilde kendilerini de bu kisilerden varsayarlar. Daima bir kurumun en yetkilisi ( bashekim, profesor, mudur, komutan, isveren vs.) gibi en yetkili ile iletisime gecip, digerlerinin fikirlerine aldirmazlar.
Devamli olarak birseyde ne kadar iyi olduklari, oradakilerin kendilerini nasil elustunde tutup, deger verdigi, sevgi ve saygiyle karsilandigi uzerinde dusunurler. Cevrelerinden surekli ovgu, alkis beklerler. Sira beklemek, izin istemek, yol vermek onlarin sozlugunde olmayan kavramlardir. Cunku kendilerine gore herseye haklari vardir ve daima bir oncelikleri oldugu dusuncesi icindedirler. Baskalarindan bu konularda destek ve yardim goremediklerinde ofkelenirler. Baskalarini kendi isleri ve keyfi icin kole gibi kullanabilir, yakin cevrelerini ust duzey ya da kendilerini pohpohlayacak kisilerden secerler (en guzel, en taninmis kisiyle gorunmek, arkadaslik etmek, bu amacla o tur kisilerin bulundugu sosyal klup, derneklere girip, faaliyetlerde bulunmak gibi).
Diger kisilerin icinde bulunduklari durumlar konusunda asagilayici, elestirici, ilgisiz ve hafife alir bir tavir sergilerken, kendinin karsilastiklarini derinlemesine aktarmaya calisarak cifte standart uygulayabilirler.
Herkesin basarisina haset edip, onlarin hic birseye layik olmadiklari, kendilerinin de isterlerse kolayca onu yapabileceklerini dusunurler.
Kendilerine yapilan en ufak yapici elestiri ya da duzeltme, ekleme ve oneri bu kisileri agir bir sekilde yaralayabilir. Bu durumda kucuk dusmus, mahvolmus, ortada birakilmis hissesebilirler. Bu durumda aniden hiddetlenip, kirici olabilirler. Bunlardan oturu sosyal iliskileri bozuk olup basarilari devamli olamaz. Baskalari ile yarisma gerektiren islerde yenilme riski nedeniyle, bu islere karsi isteksizlikleri is ve sosyal hayatta beklenen duzeyin altina dusmelerine yol acabilir.
-İbrahim, bu bir cevap sayılmaz biliyorsun.
Bİ-Konunuzu yersiz buluyorum.
-neden?
Bİ-hay, birde neden diyorsunuz? Özgüven konusunda problem yaşıyor gibi bir halim var mı? Yetişkin, güzel bir işi, parası, kültürü olan biriyim ben. Siz bunu anlayamazsınız.
-Bir deneyelim istersen. Özgüven dışında senin insanlara güvenmen hususuna gelelim mesela.
Bİ-O kadar çok arkadaşım var ki..Hiçbiri ziyaret etmiyor beni ama onlara ihtiyacı olan kim? Değil mi ama? Burada bu cahil hemşireler çıldırtacak beni, niye tıkıldım kaldım burada onu da anlamıyorum doğrusu. Şimdi tatil yapıyor olmam gerekidi. a-hah-hah, o kadar hızlı çalışıyor ki beynim, konudan konuya atlıyorum. Onlara güveniyorum elbette, benim için herşeyi yapacaklarını biliyorum, etrafımda olmayı seviyorlar, beni seviyorlar.
-Korkuların var mı?
Bİ-Benim mi? Var, şu azman adamdan korkuyorum mesela..Beni kesecekmiş gibi bakıyor, kıskanç. Kasap işte..
ŞA-Kurşunkalem gibi herifsin, senin neyini keseyim ben.
Bİ-Utanmadan hakaret ediyor birde. Sen kiminle konuşuyorsun biliyor musun, şişko?
-Arkadaşlar, yeter ama...Neclacım 10 oldu, saydım ben..hı hı evet, 10 kere vurdun tamı tamına...
Bİ-Ayy, fena oluyorum...Kolum uyuşuyor, ne biçim yer burası ilgilenen yok..Çıldıracağım, ayyyy..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.