
Süresiz aşkların süreli birliktelikleri gibi ışıl ışıl çağlayan, içinden huzur geçen rüzgarların tadı gibi temizlenıyorum şimdi yavaş yavaş.
Düşüncerler değil düşüncesizliklerle kirlenen ruhumu yağmurlara vurdukça bütün kızıl bulutlar ruhuma iniyor gibi ürperiyorum.
Tanrıya dönüşü yaşıyorken sessiz sessiz dökülüyor kaşlarımın üntüne saçlarım.
Nan kokusundaki bereketlilik gibi düşündükçe o’na gidişimi hayal edebiliyorum sık sık.
Ben soyunuyorum sana dıyorum. Tüm lekelerimi çıkarmış ilahinin tınısını bekliyorum
Bir ses versen de gelsem diyorum. Etime sardığın ruh anlamını yitirdiği günden bu yana
Sesinin hasreti ile geceyi gündüz gündüzü gece ediyorum.
Bir yanda sarı siyah bir film şeridinden geçen et kokan bir hayat, bir yanda ahrimi ve ahrilerimi bütünleştirecek olan olan sen ebedi ışık.
bil ki.. bekliyorum sesini..
sahinden yüreğine sağlık, hep yalan olarak nitelendirdiğimiz ve hep en çok muhtaç olduğumuzu bu kadar güzel ifade ettiğin için, yüreğine sağlık
böyle de güzel yazar işte canı isteyince:)
çok güzel olmuş saho.
teşekkürler paylaştığın için.
bu soruların cevaplarını bulmadan ölmemeli.
:)sahinden yazını okumadım çünkü ağlamak istemiyorum, ama şöyle bir göz gezdirdiğimde anladım ki gitmek istediğin yere gitmek için daha çok erken...
hah işte bu. yazı zaten ağlatan yazı değil.
içinde espriler var.
yer yer kahkaha attırırken yer yer tebssum ettıren bır yazı.
okumanı tavsıye ederim :)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.