
Pazar günü elimde bir şişe ucuzundan şarap ile ev partisine arzı endam ettim.. Ben gittiğimde herkes masanın başında ellerinde renkli hamurlar yaratıcılıklarını göstermeye uğraşıyor, kurabiye yapıyorlardı. Gerçekten de eski birkaç dost görmek iyi oldu.Ve bir iki de daha önce tanışıp merhabalaştığım insanlar işte..
Beril elinde bir şişe ile yanıma geldi, boşalan bardağıma bak bu kavun şarabı seveceksin diye teklifsizce boşaltıverdi, dur dedim ne yapıyorsun, zaten sarhoş olmaya meyilliyimm , bişi olmaz yahuuu dedi... Gerçekten çok sevdim bu kavun şarabını..
Nihayet kendime oturacak bir yer bulmuştum, bu çizmeleri giymeseydim diye düşünürken daha önce yine böyle ortamlarda üç beş lafladığım adam yanıma oturdu. Nasılsın dedi, iyiyim dedim. Duydum dedi, bu aralar bunu çok duyuyordum, sanki o konudan bahsetmeden duydum demek yeterliydi, rahatsız edici bir sözcük gibi söylemekten kaçınıyorlardı. Evet dedim, hayat devam ediyor dedi, gülümsedim hııı ediyor dedim.. Daha iyi olacak biliyorsun dimi dedi, hem sen çok güçlü bir kadınsın biliyorum.. Nerden biliyorsun diyecektim, demedim.. Sen beni süslü püslü bu partilerde görüyorsun, evde salya sümük ağlayıp sızlarken, işten omuzları düşmüş bir şekilde eve giderken merdivenleri tırmanmaya çalışırken görmüyorsun.. Çok uzamıştı sessizlik birşey söyleme gereği duydum.. İyiyim yaa dedim, hergün daha iyi oluyorum, hayat beni yorsada.. Hayat yorsun bırak dedi, sen hayata ihanet etmede..
Anlamadım, dedim, hayata nasıl ihanet edilir, hayatı yaşarken insanların ihanetine uğrarsın dedim..
Bak dedi anlatayım ister misin? Tabi anlat dinliyorum dedim..
Kapat gözlerini dedi.. Peki dedim.. Kendini dedi bir trende hayal et, aaaa dedim bende tam bir tren yolculuğu düşünüyordum, şaşkınlığıma o da şaşırdı.. Tamam dedim trendeyim, uçsuz bucaksız ovalar, karlı dağlar arasında gidiyorsun, için o kadar hoş oluyor ki bu manzara karşısında, sonra birden yeşilliklerin arasından bir gelincik görüyorsun, gönlün ona akıyor, gitmek yanına, onu koklamak, bir ömür onun güzelliğine hapsolmak istiyorsun.. Dur durr dedim ben her bahar deli gibi otoban kenarlarında gelincik ararım.. Yahu sen falcı mısın?
Gülümsedi... Şimdi dedi durdur treni... Neden ? dedim.. Gelinciğin yanına gideceksin, çünkü onu istiyorsun. Hayır gidemem dedim, diğer yolcular ne olacak? Bırak herşeyi herkesi gelinciği istiyorsun.. Gülümsedim, gelincikle aşkımız bir bahar bile sürmeyecekken buna değer mi? İşte dedi hayata ihanet ediyorsun.. Durdum düşündümm, ben treni durduran olmak istemiyorum dedim, o tarladaki gelincik olmak istiyorum..
Uzun uzun gözlerime baktı, yüzüme düşen saç tutamına uzattı elini, sanki değerli bir mücevhermiş gibi kulağımın arkasına yerleştirirken, peki dedii, sen benim....
Sözünü bitirmesine fırsat vermedim, aaa saat kaç olmuş, ben gidiyorum dedim. Trene geç kalmış bir yolcu gibi telaşla koşarak ordan ayrıldım...
mistik yazılar.
molalar da okunması gereken yazılar slistesine mutlaka alınması gerekiyor blog yazarının tüm yazıları.
Thing; teşekkür ederim, senden bunları duymak iyi geliyor..
Buklet; Meyve şarabı, tatlı biraz ve buram buram kavun kokusu..
Sevdalımhayat; verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz:) Sizin duygusallığınız o yoksa ben aciz kulunuz öylesine (patinin deyimi ile) çiziktiriveriyorum işte...
kavun şekeri yüksek bir meyvedir, o yüzden alkolle birleşince fena çarpan bir içecek konumuna gelir, 1 kadeh tatlı yanında denenebilir bence...
tatlı şarap hafif tatlılarla içilir...baklavayı falan kastetmedim:) yani meyveli şaraplar yemek sonrası gelen tatlıya eşlik eder
hahaha. hakkat ya pisi pisi.. amma oynardık onlarla.. arkadaşların üstüne atardın, saplanıp kalırdı..
o yüzden işte hikayede ki kadın kahramanımız gelinciğe aksada gönlü gitmiyor yanına, biliyor ki sonu yok, biliyor ki şu ahir ömründe çektiği acı kalacak ona yadigar...
Ayrılmak koparmaktan daha acı verir, ne olur ki koparınca ölüverir zaten, oysa ayrılık acısı ile hergün bin kere ölmez mi insan..
Değer mi diyor ya kahramanımız, bilinmez ki bu sorunun cevabı, yaşamadan bilemeyiz.. Değer canım değer elbet değer birtanem aşk için herşeye diyenlerdenseniz değsin o zaman :))
Ama kahramanımız öyle değil işte, belki aşkın o bencil yanını sevmiyor. Sadece kendini düşünen bencil aşk onu korkutuyor.. Yada dediği gibi neden o fedakarlık yapsın, o tarladaki gelincik olsun istiyor..
Amann sevdalım yaa öyle iştee hikaye buu durma çok üstünde...:)
Kendini dedi bir trende hayal et, aaaa dedim bende tam bir tren yolculuğu düşünüyordum,ben de, bazen hayal ederimm:)
@linetcim ne cevherler varmış sende, ne güzel anlattın gelincik masalını, hiç nefes almadan okudum valla.:)
kelebekk, rüzgar çarparr yaahuu:)) ama o trene bineceğim merak etme:))
thing, ben kuaföre gitmem, yıkıyorum çıkıyorum saçlarımı:))
buklet, teşekkür ederim (ona göre bak yazdığımdan daha iyi rol keserim, film çalışmalarında dikkate al please)
linet DİYOR Kİ, (13 Ocak 2009 12:41)
kelebekk, rüzgar çarparr yaahuu:)) ama o trene bineceğim merak etme:))
@linet, haberim olsun:)

Gelincik soylu açar açtı mı,
direnir gün soyundukça
karalar bağlarsa bağlar içi ağam, sana ne!
Dışı kırmızı açar,
kırmızı kan kırmızı,
kokusu seni de tutar ağam!
Yangın buhuru soysuzluğunu sarar
Çocukluğumu hatırlattı bu yazı...
Gelinciklerden gelin ve damat yapardık çok şık olurdu...
Trenle yolculuk etmek harika bir duygu...
ben linetin yerine konuştum sanki, ama ferplexfolun güzel katkılarına dayanamam, araya güzellik katar hep arkadaşım...
bu yazıda benim için özel olan onlarca ayrıntı var. onların eşliğinde hikayeyi okumak güzeldi.
teşekkürler @linet...
not: Vivi keşke paskalyada da sizi davet etse de yine şöyle anlamlı bir hikaye dinlesek.
Sevgili pati, senin için özel ayrıntılar nedir bilmiyorum ama sevindim nedense...
Paskalyaya kendimi davet ettiriyorum hemen:)
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.