Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan torpilli.com'da: "zamazing'e yazı göndermeden önce okuyun"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

\
..
Yavaşça toparlıyorsun öykünü. Gitmeye karar verdiğini görüyorum... Bütün cümlelerin ansızın çırılçıplak kaldığını da! Sesini, kokunu, dokunuşunu, bakışlarını ve tebessümünü toparlayıp gitmek istiyorsun... Usulca noktalıyorsun bu öyküyü.

Ümitlerin var. Ümitlerini apar topar bir bohçaya dolduruyorsun. O ellerinde taşıdığın nehir, soluğunda taşıdığın rüzgar, o tenindeki serseri yaşam; hepsi silinecekler hayatımdan. O kendini alıp gidişin, bedenime birazdan şiddetli depremler bırakacak, biliyorum.

Kapıyı çarpıyorsun... Uzaklaşırken birşeyler mırıldandığını duyuyorum. Ne dediğini anlarsam daha çok incineceğim. Otomatik bilincim bu sabah radyoda duyduğum şarkıyı seçiyor, acilen söylemeye başlıyorum. Ellerim kulaklarımda; ne seni ne de kendimi duymaya tahammülüm var.

bu bir pilli patisözüdür!

Page copy protected against web site content infringement by Copyscape Şimdi senden kalanları kim toplayacak? Asansör en alt katta duruncaya kadar sırtımı kapıya yaslayıp, ruhuna çelme taktığın bu eve göz gezdiriyorum. Yastığın üzerinde başının bıraktığı çukurca izi düzeltmeye ne zaman cesaret edeceğim? Binadan hızla çıkıyorsun. Banyodaki traş bıçakları onları tutan parmakların; hatta aynaya bakan ciddi duruşun olmadan ne halt edecekler? Dizlerim titremeye başlıyor. Sendelemeden, pencereye bir varabilsem! Okumayı yarım bıraktığın dergilerdeki parmak izlerine dokunsam bir tesellisi olur mu? Yüzümün sol yarısı camın soğuk yüzeyine doğru yıkılıyor. Ya tohumları yeni filiz veren rokalar? Onlar sensiz bir sofranın hayalini bile kurmadılar.

Pencereye dönüp bakmıyorsun. Sensizlik ne pencereme vuracak yağmur damlalarına iyi gelecek, ne de soframda yarısı tüketilmeyi bekleyecek olan ekmeğe... Sokakta uzaklaşırken attığın her adımla sanki yeryüzü sarsılıyor. Beni uykumdan öpücüklerle artık uyandırmayanın yastıkta bıraktığı kokuya mı sevdalanacağım?

Rokaya su vermemişsin. İkimiz de yutkunup kalıyoruz.


29 ahkam var
Sonraki yazı: malaguena salerosa

Ahkâmlar

okurken bunu dinlemeli

hayat suda başladı salus per aquam

bu yazıyı açmadan önce winamp da düş sokağı sakinleri - ayrılık şarkısını dinliyordum. ikisi birlikte süper oldu bunuda bir deneyelim.

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

EVİME GELME AMA EĞER GELİRSEN

evime gelme ama eğer gelirsen...
evet tabii, dışarda değilsem evdeyimdir
ışık yanmıyorsa
yada sesler duyarsan
kapımı çalma,
Proust okuyor olabilirim
biri kapımın altından Proust bırakmışsa
yada güvecim için kemiklerinden birini,
borç para veremem,
telefonumu
veya arabamdan geriye kalanı kullanamazsın
ama dünki gazeteyi
eski bir gömleğimi yada sosisli bir sandviçimi
alabilirsin
yada gece çığlık atma huyun yoksa
kanepede uyuyabilirsin
ve kendini anlatabilirsin
gayet normal bu;

hepimiz sıkıntı çekiyoruz
ancak ben
Harvard'da okutacağım bir aileye bakmaya
yada av arazisi avmaya çalışmıyorum,
gözüm yükseklerde değil
birazcık daha hayatta kalmaya uğraşıyorum,
onun için bazen kapımı çalarsan da açmazsam
ve içerde bir kadın yoksa
belki çenemi kırmış
bağlayacak tel arıyorumdur
ya da duvar kağıdımdaki kelebekleri
kovalıyorumdur, yani kapıyı açmazsam
açmam, ve nedeni
henüz seni öldürmeye,
sevmeye, yada kabullenmeye hazır olmamamdır,
demek ki konuşmak istemiyorum
meşgulüm, çıldırmışım, keyifliyim
veya belki bir ip hazırlıyorum;
onun için ışık açıksa bile
eğer nefes alıp verildiğini, dua veya şarkı söylendiğini
radyonun veya atılan zarların
veya daktilonun sesini duyarsan
uzaklaş, sebep gün değil
gece değil, saat değil;
kabalıktan gelen cehalet değil,
hiçbir şeyi incitmek istemem, böcekleri bile
ama bazen ayırt etmesi zor
bir takım duygular sezinliyorum
ve mavi gözlerin, maviyseler eğer
ve varsa eğer saçların,
ve kafan-içeri giremezler
taki ip kesilene yada düğümlenene dek
yada ben yeni aynalarda
traş olana dek, taki dünya
durana dek yada ebediyen açılana dek...

CHARLES BUKOWSKI

"bittiği" zaman "gitmeli"...
"gittiği" zaman da "bitmeli"...
sanırım.

Gidişlerin ardından doğan hüzün kuşatmaları, gün gelsin de yerini sevincin muhafızlarına bıraksın...

içten

resim çok güzel.bir sürü anlam var orda.

KENDİNİZE GÜVENİN,O ZAMAN GÖRECEKSİNİZ Kİ GÜVENDİĞİNİZ KİŞİ OLMUŞSUNUZ!!!!

Nedir bu kendimizle olan çelişkimiz ??? Biten her aşk bizi kendimize getirir, artık sorunsuz bir sevda özlediğimizi huzur aradığımızı, güven duymak istediğimizi, asıl mutluluğun bu olduğunu haykırırız içten içe...
Bunları seçip sıkıldığımızı görünce de, fırtınalı, iniş çıkışlarla dolu, bir dargın bir barışık, sancılı aşkları özler olur, içinde bulunduğumuz sukuneti sorgulamaya başlarız...

Sahi aşkın kaç hali var ??? en güzeli yalın hali mi ??? -e hali, -i hali vs haller hiç denenmemeli mi ???, en kötüsü çoğul hali mi yani ??? Peki ben kaçıncı haliyim ha, kaçıncı hali ...

Gerçek bendedir, sadece benim beynimdedir, benim mahremimdir, benimdir....

Pilli pati
Çok etkilendim..
Bir yorum yapacak hal bırakmadın bende aslında, dip bucak süpürdü yazın içimden sana söyleyeceklerimi.
Sevilmek değil, bir başkasını sevmek mutluluktur. İnsanlar arasındaki en büyük fark da sevebilme yeteneğidir.Şartlar ne ölçüde farklı bir yol çizmiş olursa olsun bu yeteneğinle gurur duymalısın. Sen hayatı seven, güçlü ve bir o kadar hassas bir insansın seni tanımıyorum ama buna eminim. Sevmeyi, dayanmayı, sabretmeyi ruhunda böyle etkin kılabilen kaç kişi var ki

Ayrıca kop ve zoey müzik seçimleriniz harika
Ama bu..

--<{@La vie est bieN@}>-- Ağlama palyaço makyajın bozulur. Müjdat GEZEN

her gidiş bir bitişe.. her bitiş yeni bir başlangıca gebeymiş.
istesekte istemesekte..

Perdeler Kalkar Perdeler İner Azrail'e "hoşgeldin" Diyebilmekte Hüner

aslında kalandır terkeden...

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

@dejavu88 demek oluyor ki benim seçimim berbat kırıldım valla...

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

aslında kalandır terkeden...
The ReaSon!...
talos | 22 dakika önce

bunun ne anlama geldiğini bi ara bestloser'e sorayım.

hayat suda başladı salus per aquam

kesin olayı sanata bağlar hazırlıklı ol kop!

Harika bir yazı okurken yaşamış kadar oldum.

hayatı HAFİF'e alın...

burak kut- komple

yok sanat değil nerden çıktı cnm. belki felsefi olabilir.

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

giden geride ne bıraktığını, kalan da gidenin asla durup geri bakmayacağını görsün diye yazdım. bu yazı beni de çok yordu. kabul ediyorum.

ama ilk vurgunu yediğinde, insanın kendi için olmasa bile en azından rokalar için hayata asılması gerekiyor.

rokalar = ......

boşluğu kim nasıl doldurmak isterse öyle dolduracak. sonra zaten gidenin ardında bıraktığı boşluk bir şekilde yaşam gailemiz sayesinde kendiliğinden dolacak. hayat bunu çok iyi başarıyor.

bu umarsız yazıyı görsellerle ve fikirlerinizle de bezemişsiniz, teşekkürler.

.........
paticim güzel bir yazı......

lorienn

biz teşekkür ederiz çok dokunaklı olmuş

hayatı HAFİF'e alın...

pati

efendim?

Sayın pilli pati, yorumunuz yazınızdan daha güzel ve anlamlı. Hatta diyebilirim ki yazı gölgesinde kalmış. Her kime ne şekilde seslenirseniz aklınızda bulunsun "Rokalar-boşluk doldurma" gayesinde inanç yahut kendini kandırma esastır. Kendini kandırma derken olumlu değil duygu hezeyanından bahsediyorum. Aksine rokalar gerçekten önemli olabilir eğer sizi mutlu ediyor ise, ben cannabis'i tercih ederim kimi rakıyı, kimse aklı çünkü yeni yitirilmiştir çoğu zaman...

Sahi insan gerçekte neyi yitirebilir herşey kafanıza düşecek bir saksıya bakarken?

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

Teşekkürler untouchable zen Bukowski'nin bu eserini bizimle paylaştığın için. Ancak ilk kez bu denli ağlak gördüm, yıkılmış ve yinede mutlu adam çünkü kahpe adam, sığınacak yeri olmadığından halli rahat ancak yalnız Bukowski keskin zekasını kadında değil kendinde atlamış/atlatmış.

uyuşturucu ve sigara gibi hayat'da adamı öldürür:)yani tadını çıkarın!:)

...
Uzak bir gündüzden gelirseniz
Şu kapının ardında bulun beni,
Eşikle sofa, güneşle mermer,
Aşkla ölüm el ele oynarken
Yalınayak taşlıkta.

Uzak yazlardan gelirseniz
Evde yokum.
Çarşıda olabilirim ya da kahvede
Benim işim unutmak, sizi unutmak
Boynuma dolayıp kesik kollarınızı
Başınızın sedirinde uyumak.

Bakın şu elmalara tekmil çürük
Sokaklar limon çekirdeği gibi.
...
Oktay Rıfat - Denize Doğru Konuşma, sayfa: 27

aşkınla ne garip hallere düştüm
herşeyim tamamda bir sendin noksan
yağmur yaş demeden yollara düştüm içim ürperiyor
ya evde yoksan...

ya yolu kaybettim ya ben kayboldum
ne olur bir yerden karşıma çıksan
tepeden tırnağa sırsıklam oldum içim ürperiyor
ya evde yoksan....

aşkınla ne garip hallere düştüm
herşeyim tamam da bir sendin noksan
yağmur yaş demeden yollara düştüm içim ürperiyor
ya evde yoksan...

elbisem gündelik pabucum delik
haberin olsa da sobayı yaksan
yağmur iliğime geçti üstelik içim ürperiyor
ya evde yoksan...

sarhoşsam kapını çaldığım anda
saç baş darmadağın açık saçıksa
bir de ufak rakı varsa masanda içim ürperiyor
ya evde yoksan...

sabahlara kadar içsek sevişsek
ne ben işe gitsem ne sen ayılsan
derin bir uykunun dibine düşsek içim ürperiyor
ya evde yoksan...

ne kadar üşüdüm nasıl acıktım
ilk önce sıcacık banyoya soksan
sanırsın şu anda denizden çıktım of içim ürperiyor
ya evde yoksan...

yanlış mı aklımda kalmış acaba
muhabbet sokağı numara doksan
boşa mı gidecek bu kadar çaba içim ürperiyor
ya evde yoksan...

ya yolu kaybettim ya ben kayboldum
ne olur bir yerden karşıma çıksan
tepeden tırnağa sırsıklam oldum içim ürperiyor
ya evde yoksan....

cemal safi

Dur!

…ruhani boşluğumdan faydalanan
koskocaman ve kirli tırnakları var
şeytan kılığında üniformalı canavarların
ve iteleyerek bir yerlere getirmek istiyorlar
bilmem kaçıncı beni.Dur! ...
…şarkı söylemek istedim toprak parçası
üzerinde,kimi yükselterek sesimi,kimi anlamsız
küfürler savurmak ortalık yere ama hep kurşunlar
geçti olmayan saçlarıma sürtünerek ve kokusunda
uyandım düşlerim yanarken ve korkarak başladım
hep yeni doğan güne.Dur! ...
…ilaçlarım çatı katımdaki orantısız dolabımda unutulmuş
hiçbir getireni yok uykuları yamacıma ve reçetesiz edindiğim
hayatlarım pantolon cebimde unutulmuş.şimdi sadece tek bir hayatım var
başkalarının hiç kirlenmeyecek sadist düşüncelerinde şekillenen.
Hepiniz…Dur! ...
…şimdi bir güvercin olmalı ben,kafesimden kurtulup tüylerimi saçarak
ortalık yere penceren önüne konumlanmalı,tozlu pencerenden içeri
dikerek kapanıp açılan göz kapaklarımı sana sensizliği anlatmalıyım
Ya evde yoksan…Dur! ...
…beklemeyi sevmiyorum,sabır denilen şeyin gereksizliğine inanırım hep
ve bir gün gelecekse mutluluk buralara bir yere durdurmanın anlamsız olduğuna
bırak…Durma!

Erdem Aksoy

(Copy/Paste)

Cehalet, cüretkârlığı doğurur...

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

Merhaba

hafif.org enteresan şeyler araştırıp, birbirimizle paylaştığımız bir topluluk blogudur. Aynı zamanda gelirini yazarları ile paylaşan pillinetwork'ün bir parçasıdır. isterseniz siz de katılabilirsiniz.
pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu