
örümceğe neden bu maddeleri verdiklerini anladım ama gene de anlamsız.
amaç anlamsız.
bir sanatçı o maddeleri üretken olmak için değil, basitçe bir örümceğe dönüşmek için alır.
amaç o örümceğin ağlarındadır zaten. sanatla o amaca yakınlaşılır.
hoş bir yazı sıkılmadan okudum tebrikler.
@elisia maalesef yorumunuzu tam olarak anlayabildigimi soyleyemem. Yanlis anlamadiysam sanatcilarin bu maddelere daha guzide eserler verebilmek icin bilincli olarak basladiklarini savundugumu anlamissiniz. Sanatci ruhu temelde, duygusallik, kaos, normalden sapmalar barindirir. Yasam tarzlari tek duze degildir. Dolayisiyla bu maddelere yakinlik duymalari daha kolaydir. Ama hicbir insan daha yaratici olurum diye bu maddelere baslamaz.
Albert Camus'un su sozleri yerinde olabilir: “Yaratıcılıgın başladıgı yerde, mantık durur.”. Yaratıcılık belki insan beyninin, zekâsının, olagan dışında bir başka türlü düşünmesi, çözüm aramasıdır. Mantık düz ve kestirme yoldan çözüme götürür, tek yönlüdür. Yaratıcılık ise, bir başka yol, bir başka çözüm olup olmadıgını araştırmaktır. Yaratıcı çalışmalarda başarının tek yolu şuur altındaki mantıksız ve ucuz kavramlara nufuz etmeye çalışmaktır.
Bu noktada sanatcilar bu maddeleri kullandiklarinda, bilmeden normalin disina, mantik disina cikmis olurlar. Bu halde yarattiklari seyler hastalikli olabilir. Sanatcinin asil tarzinin bir devami olmayabilir. Sanat yasaminin bitmesine sebep olabilir. Bu maddelerin yaptigi yaraticilikta hastalikli yan bizlere oldukca farkli gelebilir, sanatcinin bir basarisi olarak gelebilir. Baska bir taraftan baktigimizda belkide, Sanatcinin sanat yasami boyunca verdigi eserler toptan ele alindiginda; aslinda madde bagimlisi iken verdikleri eserlerin zombilesen patolojik eserler olduklarini da gorebiliriz.
yorumumun eleştrisi doğru önermelerden oluşsa da, bunun gerçek bir eleştri olabilmesi için benim yorumumla ilgili olmalıdır. ben sanatı - yani bütün sanatı- bir örümceğe indirgemiştim. bir çeşit metafordu yani. sanatın köklerinin doğayı çözümlemek olduğunu varsayarak yorumladım. bir başka deyişle aslında doğadan dışlanmış insanın doğaya kendini dahil etme çabasıdır sanat. bir ressam bir örümceği çizmek istediğinde, önce örümceğe yaklaşmalıdır. ona en yakın resmi yapabilirse onun sanatsal değeri de artar. tabi örümceğe kendisinden ne kadar çok şey katarsa da, bu değer yükselir. yani bitirirsem. LSD almış bir örümceğin kafayı bulup, başı döne döne ördüğü ağ motifiyle, bir sanatçının LSD alıp bir örümceği çizmesi kıyaslanamaz. bu araştırmada ki insan faktörünün doğadan dışlanmışlıyla, sanatı kullanarak tekrar doğanın bir parçası olma isteği hiçe sayılmış. yorumumda bunu söylemek istedim. yorumunuza dönersek; uyuşturucuların yaratıcılığa etkisi bence kişiseldir. mesela Attilla İlhan bundan fayda görmediğini söyler ama aklıma gelen ilk örnek Kurt Cobain o kadar çekmeseydi o şarkılardan kaç tanesini yapabilirdi gibi sorular da insanın aklına gelebiliyor. aslında öz eleştri yaparsan yorumumda fazla uçmuş olduğumu kabullenmem gerekiyor.
LSD iiymiş. Düzeni bozmuyorsun ama yataylarda da kasmıyorsun artık. Senelerce kahve içe içe neden sınavlardan tosladıımız da kafein örüntüsünden belli oldu.
@elisia gocunmaniza gerek yok zaten yorumunuzu anlamadigimi soyleyerek sozlerime baslamistim. Sadece yanlis anlasilma ihtimalime karsi anlatmak istediklerimi biraz daha acayim dedim. Sizin bakis acinizda oldukca ilginc geldi siz aciklayinca. @siyahin_matemi beni cok guldurdunuz sagolun.
jimi hendrix: "Biz üretmek için içiyoruz, onlar yok etmek veya yok olmak için..."
burada yazdığına göre LSD kullananlar halüsinasyon görüyormuş.belki örümcek o anda ağ örmekle ilgili bir halüsinasyon görmüştür :) o yüzden ağı düzgünce örmüştür...
bağımlılıklar üzerine, birçok araştırma yayınlayan Yeniden.org.tr sitesinde konuyla ilgili bilimsel rapor, kılavuz ve filmler bulabilirsiniz.
@elisia
ilk yazdığın yorumun ne olduğunu anlamadım. daha doğrusu ne demek istediğini o yüzden ikinci yorumunu okuma gereği duymadım. Sanatçı örümcek ve uyuşturucu. Çok alakalı. Bana neredeyse bermuda şeytan üçgenini anımsattı.
bu arada en güzel etkiyi Chloral Hydrat vermişe benziyor. En azından ben öyle düşünüyorum.
LSD bilinçli olarak laboratuvar ortamında bilim adamlarınca oluşturulmuş bir uyuşturucu madde. Gençlerin eroin gibi ölüme götüren uyuşturucular yerine, tehlikesiz bir maddeyi tercih etmeleri amaçlanmış. Başlarda herşey istenildiği gibi gidiyorken; ardı ardına gelen ölüm vakaları, LSD nin aslında çok öldürücü bir kimyasal olduğunu göstermiş ve yasaklanmasına sebep olmuş.
LSD'li örümceğin durumu ve sanatsal vaziyetleri benden iyi. Kahveyi bıraksam mı ne?
-E o zaman sigarayı da bırakmam lazım. Sonra içki sigarasız olmaz, tek başına çekilmez; onu da içmemek gerek.
- Pek sevdiğim lakerda ve çiroz salatasına da elveda.
-Balık yemiyceksem Salacakta kayıkla balık tutmaya da çıkmam artık.
- Deniz kenarına her gittiğimde roka rakı balık gelir aklıma efkarlanır .. bi sigara yakarım belki de. Allaaaah! Keyfe bak, gidip ocağa su koyiim de bi kahve içelim hep birlikte!
Demiştim size örümceğin durumu benden iyi diye ...
KARABATAK diyor ki,
Kuşlar, böcekler, örümcekler...
Sokakta yatanlar bu soğukta uyumayı nasıl başarıyorlar....
Yakıcı güneşin altıda tüm günü geçirmek zorunda
kalmakta....
Öleceğini bilerek yaşamakda zor...
Acıyla kıvranarak ölümden bihaber inleyerek, yaşamak istemiyorum diye haykırmakta...
Çocuktan başlar gelecek hayalleri.
Aşk, iş, evlilik......
Anlatılıp dururlar. Büyüyünce bunu yapacaksın,
bunu başaracaksın böyle olacaksın.
Olamamakta, ölümlerden sayılabilir....
Ölümsüz acıların içindedir kaybetmenin acısı,
başarısızlığın acısı. Çünkü ona herşeyini veren
anne, babasına vermesi gerekeni verememek
yerine,bu acıya katlanmaktansa ölümü kendi seçenler olmuyor mu, örneğin düşük not alan
öğrenci intihar etmiş diye, yazar gazetede.
Kimileri kendi kaçmak için, kimileri arkadaş
ikramı, kimileri ilaç bir çoğumuzda arkadaşımın
yorumundaki gibi, bir keyif sigarası tellendirmeyle
başlar, alışkanlığa, uyuşmaya. En büyük uyuşma
içimizde. Herşey, herşeye sebep olabilir, hepsi bir
birine geçmiş.Tatlı ve acı. Acı yazdırı, çizdirir. Hiç
acı yediniz mi, tadına alıştınız mı, acıcık acı katıp
versinler hiç sevmediğiniz birşeyle de olsa tokta
olsanız yersiniz. Tatlı öyle mi ya, her tatlıyı çok
severmisiniz. Yedikçe yiyebilirmisiniz. İçim bulandı
deyiverirsiniz. Acı yedirir ve yazdırır, alıştırır.
Yazınız güzel ben böyle giderim. Örümcek örüveriyor. Sanki kolay gibi. Biri gelip süpürgeyle
alıverince yine örmek zorunda ağını, yuvasını
kurmak için. Hep aklıma takılırdı.Ezandan sonra
sakın yuvasını yıkmayın yuvanızı yıkar, dediklerinde
iyiki hepsi zehirli değil yoksa biz insanları öldürürler
diye düşünürdüm, çocukluğumda. Kolay mı, dayanmak, onlarda böyle dayanabiliyorlar demek
Benden bu kadar bir bakıp çıkacaktım, sabah oldu
imajımı hazırlayıp, geleceğim, öyle özlemişim ki,
hatalarımı bile sora farkettim affola.....
Birara karabatak gibi kaybolma derlerdi,
anlamazdım. Güzelmiş.
NE Mİ, TABİ Kİ DÖNMEK.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.