Kapıyı açtı...
Yan yanaydılar...
belki de bir daha hiç olamayacakları kadar yanyana
ve
yakın....
İstanbul'a bu yıl ilk kar yağdığı gündü
Cumartesi....
akşam saatleri...
oysa 'sanki hiç yağmamış gibi'
olmuştu
yağmurdan sonra....
bir tek kar tanesi yoktu şehirde...
'acelen mi var?' dedi...
ayakkabılarını hırsla hızla giyiyordu' ki
Sonra Sarıldı...
Daha önce onlarca kez yaptığı
Ama daha önceki onlarcasının hiç olmadığı gibi...
'bir sorunun ya da ihtiyacın olduğunda beni ara'
dedi...
bir adım geri çekildi...
o kolunu tutuyordu....
'Olmayacak..' dedi
'Ne olmayacak? diye sordu O'da
'Biliyorsun olmayacak...'
...'Hayatımda hiç bir gün bugün olduğu kadar sana ihtiyacım olmayacak...'
gitmeliydi artık...
Asansörün önünde durdu...
asansörün kapısı ile...duvarın arasında...
dönüp bakmayacaktı...
sürekli tekrarlıyordu içinden...
Asansörün düğmesine basıyordu...
bir daha bir daha
Oysa kattaydı asansör...
o da
Çoktan hazırdı veda için...
görmüyordu ki
Gözlerinde biriken damlalardan...
Japon çizgi filmlerinde ki gibi..
gözünde öylece duran
Ama damlamayan damlalardan....
Sonra gördü aynada damlaları
3 kat aşağıya indi asansör...
Apartmanın kapısını açtı...
Şehir;
Islak
ve
soğuktu...
ve sessiz...
bir taksiye el kaldırdı
'Hayatımda hiçbir gün sana bugün olduğu kadar ihtiyacım olmayacak'...
dedi...
Başka kimse duymadı...
neden gitti sanki. kalsaydı ya. onu kalmamaya tutan ne vardı. ya da kalan onu tutsaydı ya, tutmamak için ona engel olan ne vardı. bence ikisi içinde hiç bir şey. sadece aptal gururları...
belki de güneşli günlerle kıyaslaması zordur çünkü ayrılmadan önce kış günleri bile güneşli sürüp gider ama soğuk ve gri koyu siyahtan iyidir... karanlıkta körebe oyunu oynar gibi çok daha zordur belki de ... Kışın en az son bahar kadar ayrılık koktuğunu biliyorum kar yağmaz bizim şehrimize pek... sıcak yer deniz kıyısı malum ... burda ayrılıklar zordur başka yerlerde olduğu gibi yada dünyanın hr yerinde her santigrat derecede aptalca grur krizlerine kapılmış iki kişi birbirlerinden çekip giderken zorlanırlar... Çok hoş bir yazı, teşekkürler...
içimden coşkun bir ses baskın çıkıor boş ver merhaba ları veda ları ezberledin sen....
merhaba deme artık
veda edecek kimse olmasın...
o zaman yürüme nasıl olsa düşeceksin,yola çıkma nasıl olsa döneceksin, uyuma nasıl olsa uyanacaksın nefes alma nasıl olsa öleceksin =) bağlanmak istemdışı gelişen içgüdüsel bi hareketse sen istemesen de olur =)
adımlarımı yokluyorum, geçmişin namert tokatlarında.
kapıyı aralayıp taşıdığım karanlıkların aslında bana benzediğini fark ediyorum.
öldürüyorum en sevdiğim halimi, cinayetimi intihara emanet edip, yol alıyorum uzunluğun şeridinde.
azrailin ölçümüyle astığım gökyüzü ayrılığa ayaklanıyor, ben engel olmuyorum.
kandırılmış bütün gerçekler, ihtilale sürükleniyor hiç bir jargonu proleter saçmalıklarla partizan seçmiyorum.
serçe bakışlı şahinleri havalandırırken yer yüzüne,
cehennemimden vaz geçmiyorum.
merhabaya elveda.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.