Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "jerry schatzberg"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

tuttum
3

Vizeler RTE'den...

Durmuş saat günde iki kez, doğru gösterirmiş ya, RTE de arasıra doğru sözler söyleyebiliyor; İstanbul'a giriş için VİZE önerisinde olduğu gibi...
Onun bu sözlerini "faşistlik" olarak tanımladılar, oysa RTE'nin bu önerisi "faşistlik" değil, tersine "komünistlik"di. Çünkü Çin Cumhuriyeti'nde bu uygulama var, üstelik de yeni değil, 1980'lerden beri var...İngiltere'de de bu uygulamanın bir başka biçimi; arsalar ve konutlar için, "yüksek vergilendirme" olarak uygulanmaktadır...Ve 1990'larda, komşumuz Yunanistan; araçlar için vize uygulamasını Atina'nın hava kirliliğini engellemek için gerçekleştirmiştir.
Gelelim ülkemize; ben, 1990'lı yıllardan başlayarak, Bursa yerel basınında yazdığım yazılarımda, kentim Bursa için bir kaç kez bu öneriye yer verdim, çünkü Bursa, her yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan çok sayıda göç almaktadır, Bursa'ya her yıl bir Anadolu kentinin nüfusu kadar nüfus eklenmektedir.
RTE'nin İstanbul için ( ve benim de 1990'lardan beri Bursa için dile getirdiğim) VİZE uygulaması önerisi, Baykal'ın muhalafet olsun ya da sokak söylemiyle "tribünlere oynamak" adına karşı çıkmasına ya da kimi çevrelerin, çıkar guruplarının "faşistlik" olarak tanımlamasına karşın ( RTE ya da kurmaylarının Anayasamız'a bakmışlığı varmıdır, bilemem ama), Anayasamız'da yeri vardır. Daha açık bir anlatımla, Anayasamız'ın 23.maddesi derki:
"Herkes, yerleşme ve seyahat özgürlüğüne sahiptir. yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak;
seyahat hürriyeti, suç soruşturma ve kovuşturması sebebiyle ve suç işlenmesini önlemek;
Amacıyla kanunla sınırlanabilir."
İşte bu bağlamda Anayasamız'ın 23. maddesinde yer alan "yerleşme hürriyeti, suç işlenmesini önlemek, sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak" amacıyla; İstanbul, Bursa gibi sürekli göç alan kentlere VİZE uygulaması getirilebilir. Üstelik bu uygulama gerçekleştirildiğinde ne faşistlik ne de komünistlik olur; öncelikle bu kentlere yapılan talan/saldırı durdurulmuş, kentsel suçların önüne geçilmiş , kent terörü de yavaşlatılmış olur. Bir başka deyişle; çarpık kentleşme sorunsalına çözüm bulunur.

40 ahkam var
Sonraki yazı: İstanbul'a vize...

Ahkâmlar

"çözüm bulamadık, bari engelleyelim, hem böylelikle para da kazanırız" mantığı bu.

işin başı eğitim olmalı, her konuda...

şehir planlamacılarına burs vermek, sonra mezun olduklarında onları yurtdışında akıllı kentleri incelemeye göndermek ve yaratıcı olmalarını beklemek akıllarının bir köşesinden ne zaman geçecek, çok merak ediyorum.

Ya "bölgelerarası dengesizlik" sorununa çözüm bulmak; dolayısıyla, insanları "doğdukları yerde doyurmak"?...

En önemlisi de insanları; "Kentle bütünleşememe/kentlileşememe" sorunsalına düşürmemek, yalnızca çarpık kentlerin değil, çarpık kültürlerin oluşumunu engellemek/önlemek?...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...
\

Byn Selmaelma, çözümü yorumunuzda belirtmişsiniz zaten.

Temel problemi çözmedikten sonra vize uygulaması ne işimize yaracak? Bu sadece gettolaşmaları beraberinde getirecektir. Daha da uç düşünürsek vize almamış, kaçak olarak İstanbul'a, kamyonların arka kasasında gizlice girmeye çalışan topluluklarla karşılaşabiliriz. Çünkü bu insanların hiçbir şansı yok. Ve bence göç bir seçim değil, sonuçtur.

Ayrıca Çin, Yunanistan ve İngilteredeki uygulamaların bizde düşünülen ile hiçbir alakası yok.

Bu yüzden de vize önerisine katılmadığımı ifade etmek isterim.

imzamı kaybettim, hükümsüzdür

Vize uygulamasi benim icin irkicilikla es degerdir, eger biz bu ulkenin vatandasiysak istedigimiz yerine elimizi kolumuzu sallaya, sarki turku soyleye soyleye girebilmemiz lazim.

tabi Istanbul ve bazi buyuk sehirlerin goc yuzunden cok zor duruma dustugu bir gercek.

pilli_pati nin dedigi gibi ilk once egitim lazim, ondan sonra devletin gocun en yogun yasandigi bolgelere is olanaklari getirmesi sart.

Bugünlerde kararsız, biraz da tutarsız oldum Senin yüzünden bu hale düştüm Bir şöyle söyledim bir böyle No problem, aslında no, no problem!!!!

Bu vize uygulamasının en büyük yandaşları da hep İstanbul'a dışardan gelenler. Mesela Fransız Sarkozy amca da babası Macar göçmeni olmasına karşın göçmenlere karşı, efendim Osmanlı ordusunun en din konusunda katı kısmı yeniçerilerdi vs vs. Hani otobüs durağında olurya, arkalar boş diye bağıran teyze bindiği anda doldu doldu almayın artık diye bağırır ya, İstanbul'a vize o hesap işte.

Tanıdığım anadolu'dan gelip okuyan insanlar vize yanlısıyken doğma büyüme İstanbullular karşı bu işe.

Ben de kötü olmak adına hep şunu söylüyorum "Sevgili kardeşim, sen memleketine dön önce madem o kadar istiyorsun, ondan sonra başkasına gelme de"

Sayın "redogre";
Örneklerinize karşılık atasözlerimiz de var...
Fransız Sarkozky ya da Rizeli RTE gibiler için:Dağdan gelen, bağdakini kovarmış ( ki Osmanlı dönemindeki Celali İsyanları'nın temelinde de benzeri bir durum vardır; Anadolu'ya daha önce gelen Türkmen'in yerleşik düzene geçmesinin ardından, daha sonra gelen Yörükler'i "yürüyen Türkler" istememesi, horgörmesi, aşağılaması..."Türkler'in Tarihi"nde Doğan AVCIOĞLU bu çekişmeyi/çatışmayı anlatır.)
Ve Yeniçeri'nin dinsel tutculuğu ( Bilindiği gibi onlar devşirmedir, Hıristiyan'dan dönmedir) bağlamında söylenecek atasözümüz de vardır: Gavurdan dönme, sonradan görme...Ki "bunlardan korkacaksın" der bizden öncekiler...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

gerzekçe yaratılmış bir gündem konusu. şehir zaten kendi vize işlemlerini yürürlüğe koymuş durumda. bunun en güzel göstergesi istanbul'a tayini çıkan öğretmenlerin / memurların ağlaşması.

çağdışı çözüm önerileri yerine, hazine arazilerini talan edenlerle mücadele edebilsek, geçmişi bırakın sadece bundan sonraki tahribata izin vermesek, doğru dürüst uzun soluklu çevre ve alt yapı düzenlemelerine gitsek, ortada sorun diye birşey kalmaz. istanbul zaten kendisi kabul etmez o zaman kendisine yakışmayanı.

hem nasılsa her işimizi Allah'a havale eden bizlere depremle yardım gelecektir. her yer düz olduğunda etrafı daha rahat görebilir ve ona göre çevre planı yapabiliriz.

Ne yazık ki; yetkililerin de, siyasilerin de düşüncesi bu:Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir...Depremde, trafik kazalarında, bulaşıcı hastalıklarda, doğum sırasındaki anne-bebek ölümlerinde, özetle; her anlamda ve her alanda "Cenab-ı Allah'a" bırakılmış, sağlıksız bir toplumsal yapıda...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

zihni-zehir RTE'dan nobel odulune layik bir fikir daha.
olmaz ole sey sadece istanbul a vize falan, ben Hakkariye de istiyorum wize uygulamasini kardesim. Ne eskigi war guzeli Hakkarinin,Sirnagin,Batmanin ,Istanbuldan farki,uvey evlatmi yurdumun diger guzel sehirleri.
cozum bu degil, gocu bole engelleyemessin ; Adami kapidan kovsan vizen yok diye bacadan girer tekrar. Daha sonralari da aksam haber bultenlerinde, Ugur Dundar Arena programlarin da, gazeteler de sunlarla karsilasmamiz kuvvetle muhtemel.

-- Marara denizinden benzin varilleriyle Istanbula kacak girmeye calisan 13 vatandasimiz sahil guvenlik kuvvetlerince yakalandi.

--Ugur Dundar; evet sayin seyircilerimiz ;merkezi Istanbul da bulunan; Anadoludan gelen insanlari fahis fiyatlarla deniz altindan oksijen tupleriyle istanbula sokmaya calisan bir cete cokertildi,gizli sok goruntuler birazdan.
Avrupa Birliginin vize prosedurleri yetmedi bide yakinda basmiza bu cikarsa sasirmayalim.

Sinkaf da Edilmez Cezayirlinin Curumune. 30 dk Anestezideyim,donecem sonra

Sanayileşmenin ya da büyük kentlere özgü çeşitli olanakların varlığı nedeniyle büyük kentlere gelen her yeni kişi gereksinimi olan altyapı hizmetlerinden yararlanırken, sunulan o hizmetin maliyetini yüklenmemektedir. Tersine; geçmişte kentli olmanın sorumluluğu gereği altyapı hizmetlerinin gerçekleşmesi aşamasında, ekonomik yüklenimlerini yerine getirmiş, vergi, resim, harç, şerefiye gibi ödentileriyle, yerel yönetimlerce sunulan hizmetlerden yararlanabilmenin gereklerini yerine getirmiş kentlilerin refahına/gönencine ortak olmakta, bir bakıma onların gönencinden çalmaktadır. Dolayısıyla; kentlerdeki artan nüfus yoğunluğu nedeniyle, artan kentsel sorunlardan ulaşım/trafik keşmekeşi, katı-sıvı-gaz atıkların neden olduğu olumsuz dışsallıklar, yerel yönetimlerce sunulan hizmetlerin yetersizliği, konut spekülatörlerinin haksız kazançlarından kaynaklanan enflasyon yüksekliği gibi pek çok sorunun yaşandığı bir gerçektir ki bütün bunlar arz-talep ya da daha Türkçe söyleyişle sunum-istem arasındaki dengesizlikler sonucu ortaya çıkmaktadır.
Biz biliyoruz ki; demokratik ülkelerde kişilerin hakları engellenmez, kısıtlanamaz. Ama yine biz biliyoruz ki; kişiler bir diğerinin haklarını çiğneme pahasına da kendi haklarını kullanamazlar. İşte Anayasamız'ın 23. maddesinde de açıkça belirtildiği gibi, "sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak" için bazı önlemler alınabilir.

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Şu blogda siz ve sizler gibi, aydın düşünürlerin çoğalaması bizler gibi kişilerin yazdıklarıyla mümkün olabilir. Ancak bu yazılanları okuyup anlayabilecek kaç kişi çıkar ki?

Bakın Maksim Gorki Ne der?

"Her kitap beni karanlıktan, yüzeysellikten, insanlığa yükselten, daha iyi bir yaşamı anlamama ve ona karşı derin bir sususluk duymama neden olan bir merdiven basamağıydı. Bu merdiven basamağına adım atmakta geç kalmadık mı?"

Evet yukarıda adı geçen ve sonraki yazılarda adı geçen bazı kişiler ne yazık ki bu basamağa adım atmakta çok gecikmişler. Başkane diyebilirim ki.

Saygılarımla

sevgisiz ve sinemasız kalmayın

h.dink katliamının ektiği ayrımcılık tohumları son günlerde ülkenin çeşitli şehirlerinde oynanan futbol maçları sırasında taraftarların açtıkları pankartlar veya attıkları sloganlar yardımıyla da gittikçe içinden çıkılmaz bir savaş olarak filizlenmeye başladı. konuyla ne alakası var diyenler için bu futbol maçlarındaki taraftarın birbirine böyle saldırır hale gelişi konunun bilirkişilerine sorulduğu zaman; -böyle giderse maçları seyircisiz oynatırız olur biter, cevabı geldi. bu da benzer bir durum. sorunu çözmek yerine sorun teşkil edenlerin yasaklanması olaya ve sorunlara nasıl bir bakış açısına sahip olduklarını gösteriyor. trafik sorununu da trafiğe çıkan taşıtlara yasaklar getirerek çözmekten bahsedenler var. mesela bütün kanser hastalarını öldürürsek kanserin bile önüne geçmiş oluruz. bütün erkekleri iğdiş edersek tecavüz suçu ortadan kalkar. interneti de yasaklayalım çocuk pornosunun kökü kazınır. okullarda kameralı cep telefonlarını yasaklarsak çocukların telefonları kızların eteklerin altına sokup fotoğraflarını çekmesi de engellenmiş olur.

nah hakkıdır nakte tapan milletimin istiklal!

RTE bugün yine konuştu ve dediki;

TERÖR GÖÇÜN DOĞAL SONUCUDUR. İSTANBUL'A GELENE NEDEN GELDİN DEMEK GEREK...

Kaynak: 1 Şubat.2007 günlü Ululsal basın-yayın organları

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

bravo doğrusu kendilerine, ne de olsa tahsilli kişi.

EY İNCANCIK..İNSAN MÜSVEDDESİ SEN EVDE KALORİFERİN YANINDA OTURUP EL İŞİ İŞLESENE BEEE ...
ARTIK YETER YAAA.ucube kafatasçı ..

TAM ŞANINA YAKIŞIR ŞEKİLDE SOSYOMATTAN YOLLAMIŞ BİR DE..ÖZEL MESAJ ..
UCUBE ,KAFATASÇI DEMİŞİM YAAA ..EN ÇOK UCUBEYE ÜZÜLMÜŞ ..
OKUYAN VE MUHAKEME ÖZELLİKLERİNE SAHİP BİR ŞAHSİYET OLSAYDI KAFATASÇI DEDİĞİME DAHA ÇOK ÜZÜLÜRDÜ ..
YOK YOK TAM ANLAŞILDIĞI ÜZERE EKSİK VAR FAZLASI YOK ...
IRKIMA DA, AİLEME DE DİL UZATMIŞ TAM MAHALLE KARISI ...FAZLA SÖZE GEREK YOK
İNSAN KALİTELİ OLACAK, BİR YERLERİYLE OKUMAYACAK ...DÜŞÜNECEK,DÜŞÜNÜRKEN DOĞRUYU BULACAK...FALAN FİLAN

"epruberfin" ; Seninle yazışmam/tartışmam/söyleşmem yokken hariçten gazel okuyup, sözü nereye vardındın?...En son yukarıda yazdıklarınla bile daha pek çok söz söylenebilir sana...Diyorsun ki bana:
"EY İNSANCIK...İNSAN MÜSVEDDESİ SEN EVDE KALORİFERİN YANINDA OTURUP EL İŞİ İŞLESENE BEE..
ARTIK YETER YAAA ucube kafatasçı..."

Bu terbiyesizliğine karşılık sana özelden ne yazıyorum; herkes okusun bakalım, aileni mi karıştır mışım?...

"Darwin Kuramı'nın 2. aşamasında kalmış yaratık...Beynin gelişmediği için; RTE'nin sözlerini, benim düşüncelerim olarak algılayıp, üzerime atlamaya kalkışıyorsun...Ucubelik senin soyuna özgü bir kavramdır; ne de olsa akraba evlilikleri yapan, eciş bücüşler sizin ırkınızdan türer...Ve şeyhlerin, şıhların, ağaların, apoların güttüğü karakafa soyundan gelme sana mı kalmış benim nerede oturup, ne yapacağımı söylemek?..."

Demek ki ailende de bu yapılanma varki alınmışsın, aileni karıştırdığımı ileri sürüyorsun; hani yarası olan gocunur ya...
Ve de bana özelden verdiğin yanıtı da kamuya sunarsak; işte yazdıkların:

"kendini tanrıcık zanneden şizofren!
Etrafına senin gibi anası babası belli olmayan insan müsveddelerini topla ve onlara kendi özırkınız hakkında hikayeler anlat. Bir yalanla avun ve işe yaramaz benliğine bir anlamsızlık daha kat...
Küçük beyninin uydurduğu abuk sabuk yanılsamalarınla seni başbaşa bırakıyorum anladım ki sen böyle mutlusun...seni bu daracık dünyandaki oyuncaklarınla rahatça gez dolaş...
bir inanışa göre genelevdeki şizofrenlere inanılırsa o zaman kıyamet kopacakmış neyse ki; o zaman bu zaman değil..Bir yerlerimizle gülüp geçme modundayız.."

Ve özelden iletinde yer alan sövgülere değinirsem;
1. "senin gibi anası babası belli olmayan" ki Türkçe mealinin; OROSPU ÇOCUĞU olduğunu herkes bilir...
2."bir inanışa göre genelevdeki şizofrenlere" diye başlayan söyleminin Türkçe mealini açıklamaya gerek var mı?...

İşte sen bu yazdıklarınla ne tür bir karakafa olduğunu sergiliyorsun ve de kanıtlıyorsun; ayrıca başkaca yoruma gerek olduğunu sanmıyorum...

Ve de sen benim yazdıklarımı bir yana bırak da; sen döktür bakalım o parlak zekanın, o gelişken beyninin izdüşümlerini yazıya/yansıya da görelim şizofrenlik katsayını...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Sevgili Serbest Org'un hafif yazarları!

Gerçekten hafiflik yaptığınızın farkında mısınız?. Burası serbestçe yazıların yazıldığı, her aklı başında olan insanın kendi düşüncesini kendi yorumuyla yazabileceği bir yer. Üstelik bir anlamda sansür de yok Burada kimse düşüncesinden dolayı da yargı önüne çıkmıyor. Ancak bir husus var ki; birbirimize karşı saygılı olmamızın lazım geldiğini unutmamalıyız.

Yazarımızın düşüncelerine katılmıyorsanız onu yazdıklarından dolayı pek tabidir ki eleştirmeniz (ki buna da gerek olmayabilir) mümkün, bu sizin hakkınız. Ancak bu eleştiriyi kişileri aşağılayarak yapmak yerine karşı fikirleri çürütecek yeni tezleri sunarak yapmak sanırım daha iyi olacaktır. Bu tarz bir yaklaşım sizlerin de kültür düzeyinizin artmasına sebeb teşkil edecektir. Sözüm sadce burada selmaelma nın bu yazısını okuyan ve eleştiri yapanlara değil!. Tüm Org yazarlarına!....

Sevgi ve saygılarımı sunarım
Sevgisiz ve sinemasız kalmayın

sevgisiz ve sinemasız kalmayın

@sinemasever...ellerinizden öperim...

aciz...

sinamasever'in yazdıklarıyla aydın insan tanımına yaklaşıyoruz

Teşekkürler "sinemasever", teşekkürler "kopanisti"...

"Dünya'da bir yerlerdeyim" başlıklı yazımda; "KARADENİZ KANSERDEN ÖLÜYOR, DURDURUN" başlıklı bir imza kampanyasına ilişkin duyuru var...Bilgilerinize ve de ilgilerinize/desteklerinize sunulur...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

selmaelma, bana neden teşekkür ettiniz anlayamadım, serbest org'un hafif yazarları arasında olsam da sinamasever'in yorumunu onayladım sadece, açmam gerekiyor. burada birbirlerini tanımayan kişilerin birbirlerine karşı küfürlü ve ırkçı yaklaşımına karşıyım, bana nasıl davranıyorlarsa ben de öyle davranırım mantığına karşıyım, yazılan yazıyı oradaki fikirleri değil de kişilerin kendilerinin eleştirilmesine karşıyım, hiç tanınmayan anne babaların işe karıştırılmasına, kötülüğe kötülükle, yanlışa yanlışla cevap verilmesine karşıyım, bunlar bana pek sıcak gelmiyor, soğuk, itici ve tamiri mümkün olmayan şeyler.

Ben yeri geldiği zaman yazarım birşey hiç mi hiç kafanı yorma .. Parlak zekamı sana yorum yaparak kullanmıyorum emin ol ...Rahat ol....
senin ifade tarzında küfür etmek istedim mesala senin ressamcık dediğin gibi .Doğrudan küfür etmemekle yanlışlık yapmışım okuyunca anladım ..
Burda da aha işte şurda şunu söylemişsin demek de anlamsız. Herşey aşikar ..
Ailemin,ırkımın nasıl ürediğiyle ilgilenme! Seni de gözü kapalı bi şekle sokabilirler :D Biliyorsun ki hayvan falan dinlemezler ..
sadece sölediklerimin bu sayfada olduğunu da sanıyosan yanılırsın hakkında birçok yerde konuşmuşluğum vardır.Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın zihniyetinde değilim.O yüzden senin bir şekilde susman gerektiği düşüncesindeyim .Ama ben senin gibi yumuşamış beyinlerle uğraşamam ki...
Mardin'in bir köyünden gelmişim İstanbul'a, burda öğretmenlik okumaktayım.Senin gibi beyaztürklerin torunlarına gerçekleri anlatacağım .Benim eğitimimle büyüyecekler ..Bundan daha güzel ne olabilir ki!

istanbullu olmak ayrı bir hal iken... şimdi ap ayrı bir hal olacak desenize...
-nerelisin?
-istanbulluyum!
-vaaayyy, nasıl oralar güzel mi bari?
-gel bak, alla allaa ( umursamaz )
- vizem konsolosluktan geri döndü abi... umgg ( yutkunarak ) gelemiom.
.........................
yıl 2023: önceleri vize uygulamasıyla göçleirn frenlenmeye çalışıldığı istanbul ana vatanından kopmuş ve bağımsız bri devlet haline gelmişti, 2007 de gayrı resmi eyalet olan istanbul, 2010'da eyalet ve nihayet 2023'de bir devlet olmuştur... anadolu devleti ve istanbul devletinde, eğitimsizlik ve sosyal adaletsizlik yüzünden devam eden olaylar hiç kesilmemiş aksine daha da artmıştır...
........................
resmii ve fiilen olmasa da, sosyal olarak yaşanabilecek bir ütopya işte...

"kopanisti"; "sinemasever"in nesnel, tartışma düzeyini yukarı çekmek isteyen yaklaşımına destek verdiğin içindi sana yönelik teşekkürüm, ama bu durumda geri almalıyım demekki...
Benim ilk yazdığım yazılarda; bu ülkede yaşayan ulusal birlikten ve ülke bütünlüğünden yana olan benim gibilere özgü düşünce ve değerler vardı, bu değerlere karşıt olanlar da düşüncelere eleştiri getirmek yerine bana saldırdı,sövgüler gönderdi...Ben de "isa olmadığıma göre, bana vuranlara, vursunlar diye diğer yanağımı çevirmeyeceğime göre" biçiminde açıklamalarımla, "göze göze, dişe diş" yaklaşımında olduğum yanıtını verdim...
Dediğim gibi; "sinemasever"in yaklaşımına destek verdiğin içindi teşekkürüm...Bunda anlaşılmayacak ne var?...İnsan ilişkilleri böyle değil midir?...Al gülüm, ver gülüm...Saygıya saygı, sövgüye sövgü...Söyle bakalım; bana karşıtlıklarını, sövgülerle, alaylarla, git buradan demelerle dile getirenlere karşılık vermekle ben yanlış yapıyorum da, onlar doğru mu yapıyorlar?...Hiç onları da eleştirmeyi düşündün mü?...Yoksa onlarla baş edemeyeceğin için; onlarla birlikte bana alaylı eleştiler yapmak daha mı kolayına geldi?...Kusura bakma ama; hiç de objektif, nesnel, tarafsız, yansız bir kişiliğin yok..."sinemasever" bu düşüncelerini dile getirene kadar aklın neredeydi?...Değil mi ki eleştirilmeye değer buluyordun yazışmaları; neden "sinemasever"den önce eleştirmedin, diğerleriyle birlikte alaycı/ironik yaklaşımlar sergilemek yerine?...
Bak "epruberfin"; sövgülerle birlikte, son yorumunda tehdit ediyor, bu konuda ne düşünüyorsun?...Bu sözlere karşı sözün nedir?...

"epruberfin"e gelince; benim yazdığım yazılara yönelik saldırılarının yalnızca bu başlık altında olmadığını elbetteki biliyorum...Ama saldırılarının dışında, ürettiğin bir düşünce, bir yorum göremedim...Zaten zeka katsayın da ancak; öğretmen olmaya yettiğine göre, daha çoğunu da beklemem senden... YÖK yarışında, yok olduğun ortada...Gelelim soyuma öğreteceklerine; bir kere şunu en başından öğren...Ülkemizde eğitim ve sağlık gibi en önemli alanların özel sektöre devredilmemesi gerekirken, ne yazık ki devredilmiş olması nedeniyle; senin gibilerin soyuma dokunma olasılık katsayı sıfır...Çünkü KPSS'yi kazandığını/kazanabildiğini varsayarsak; öncelikle yörene hizmet vereceksin (Şark hizmeti)...Yok özel okullarda öğretmenlik yapacaksan; senin soyundan olanları da özel kurumlar işe almaya pek istekli değiller, ola ki aldılar, sen özel okullardaki bir yıllık sözleşmelerle en ufak kural dışı davranışınla ( ki PKK propagandası, bölücülük, resmi ideolojinin dışına çıkma özlemlerin doğrultusunda, söylemlerde bulunmak gibi) işsiz kalmak durumunda olacağından, benim soyumdakiler bir yana, kendi soyundakilere bile zor öğretmenlik yaparsın ( anımsatayım; işe girerken yalnızca "adli sicil" değil, "gizli sicil" soruşturmaları da yapılır)...
Sen önce okulunu bitir; benim gibi doktoralı öğretim görevlilerinin tezgahından geç, donat kendini, sonra çalış, vergini öde, ardından KONUŞ...Önce kendini KANITLA...Senin ya da senin gibilerin; beni yok saymaya kalkışması, benim VAROLUŞUM için bir engel oluşturamaz...Sana bir öneri: Öncelikle dilini düzelt, düşüklükler çok; hem gerçek anlamında ( ki dilbilgisi kuralları bağlamında), hem de toplumsal iletişimde düzeysizlik anlamında...Bu arada; bana "kafatasçı ucube" ve daha pek çok alt kültürüne özgü söylemlerde bulunmana karşılık, bir de tehditler savurmaktan da geri durmuyorsun: "Seni de gözü kapalı bi şekle sokabilirler: D Biliyorsun ki hayvan falan dinlemezler"...
SEN BU SÖZLERİNLE NE DEMEK İSTEDİĞİNİ DAHA AÇIKÇA BİR ANLATIVERSENE; PEK İYİ ANLAYAMADIM DA NE DEMEK İSTEDİĞİNİ...
BAK ÖZELLİKLE BEKLİYORUM AÇIKLAMANI !!!

Ve "emsvizyon"; doğru yorumlama bu...İşte vize uygulamasının altında yatan gerçek amaç; "ekümenlik", "İstanbul dükalığı", "Dünya Kenti İstanbul" söylemlerinin altında da örneklediğin olaylar yatıyor: BÖLMEK, PARÇALAMAK...Nasıl ki; Kuzey Irak'taki Kürdistan'ın başkenti olarak Diyarbakır düşleri görenler varsa, aynı şekilde Bizans düşleri görenler için de İstanbul'u özerk bir konuma getirip, Türkiye'yi bölme/parçalama amacı var...Ve geçtiğmiz yıl Çanakkale Şehitliği için de böyle bir girişim başlatılmıştı; neredeyse Türkler Gelibolu yarımadasına pasaportla girmek durumunda kalacaklardı da neyse ki Genelkurmay'ın girişimiyle engellendi bu durum...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

Tamam selmaelma, sinamasever istiyorsa kendisi tesekkür edebilir onun yazısına katıldım ve sonra da yorum yaptım, bu yorumda seni veya başkasını hedef göstermedim. bunlardan uygun olanları alıp almamak okuyana kalmış, polemik de yapıma uygun değil, bu nedenle benim hakkımdaki fikirlerine yine karşıtlarını üretmeyeceğim.

Türkiye'de ırkçılık yoktur.... Buyrun efendim hafife sosyomata ırkçılığın dik alasını göreceksiniz.

En kötüsü de iki yüzlülük, boşnak soyunu övmek ile kürt soyunu övüp diğerlerini küçümsemek arasında hiç bir fark yok. Ama bir kürt bunları dediğinde hemen Pkk konusuna dikkati çekilerek uyarılıyor "Dikkat et haa, bak seni pkklı diye damgalarız"

Sen çık doğululara 2.sınıf insan muamelesini reva gör, bir de utanmadan vatana hayırlı bir şey yaptığını düşün. Bu biz beyaz Türkler propagandası yüzünden kim bilir kaç doğulu genç diğer aşırı uca itildi acaba?

Yazık ne diyim, kocaman insanlar aptal genellemelerin üzerinden nefretlerini beslemeye devam ediyorlar.

Burada birbirinin zekasına, eğitimine, birikimine, anasına, babasına, soyuna herşeyine laf edildi. Sanki bunlardan herhangi biri önemliymiş gibi. İnsan olmanın bütün bunlarla bir alakası varmış gibi.

Neyse kime laf anlatıyorum ki....

Belki de Beyaz Kürtler'e kimbilir?...
Bugün Ahmet Hakan Hürriyet Gazetesi'ndeki köşe yazısında; Beyaz Kürtler'den özür diledi( ki onlar Hakan'ın yazısına göre; Mustafa Erdoğan, dolayısıyla dağdaki eşkiyaya mektup yazan Yılmaz Erdoğan olmaktadır)...

Ve "redogre"; Boşnak ya da Kürt olmak değil önemli olan, NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE söylemini özümseyebilmek, ulusal birlikten sözedebilmek önemli olan...Bu ülkede; yalnızca Kürtler yok, yalnızca Ermeniler yok...Biz Boşnaklar nasıl ki Türk Ulusu kavramı içinde kaynaşıp, varolabilmişsek( ta ki Fatih Sultan Mehmet döneminden beri), neden başkaları ulusal birliğimize karşı çıkmaktadır?...Benim yazdıklarımın; özü de budur, sözü de...Bölücülük, ayrılıkçılık yapanlar; hangi devletde 1. sınıf yurtdaş olarak değerlendirilmişlerdir ki?...Evet; bence de "neyse...kime laf anlatıyorum ki?"...
Ve "redogre"; sövgüler yetmiyor, bir de tehditler var...Bu konuda "kopansiti" kaçak güreşti; ya sen ne diyorsun?...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

hiç bir zaman pkk'nın haklı sebepleri olabileceğini düşünmemiştim selmaelma kişisini tanıyana kadar
herhalde bir kürt olsaydım bu zırvalar karşılığında kafayı sıyırıp kendimi bursa'da bulurdum
gerçi bir kişiyi çileden çıkaracak yüzlerce zırvası var bu mahlukun ama allahtan kal'e alınmayacak biri olduğunu şimdiye kadar fazlasıyla ispat etti.

"ressamcık" aranmaktasın...
sen gir sevgilinin koynuna, bak dalgana...Mini etekli, çarpık bacaklarının taşıdığı poponun/kafanın ermeyeceği konulara boyalarını karıştırma...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

sen bana direk amcık desen de rahatlasan diyorum. bana yapılacak en büyük hakaret seninle bir tutulmak olur. acınası mahluk.

Benim kaçak güreşecek bir durumum yok, bu sitede kavga ettiğim insanlar da oldu, ağız dolusu küfrettiğimde, ama kimsenin ailesine laf etmedim. Benim aileme laf eden oldu, ben aynı şeyi yapmadım hiç, dil oyunlarıyla, imalara da başvurmadım.

Sorunuzu gelince, sizin işinize gelmese de bu ülkede bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyan bir çok kürt var. aklıma ilk gelen örnek mesela Hikmet Çetin. Ne kökenini inkar etti, ne de bu millete hizmetten kaçındı. İyidir kötüdür tartışılır ama herkes ne kadar beyefendi olduğunu bilir. Bir yerde söylediği bir laf var "Eskiden kürt kökenli olduğumu söylemeye çekinirdim" diye, içim cız etmişti.

Siz hiç Boşnak asıllıyım deyince hapse atılmaktan korktunuz mu? Boşnakça şarkı söylediğiniz için tutuklanan yakınınız var mı?

Yaşınız yeter, burada "dillerini istedikleri gibi kullanıyorlar işte" diyen çoluk çocuğun aksine başka dil bilmediği için, mahkemede tanıklığa çıkıp hapse giren 50 yaşında teyzeleri hatırlarsınız.

Kürt diye bir şey yoktur, onlar dağ Türkleridir laflarını da hatırlarsınız.

Sizin aileniz bosna'dan geldiğin de Bursa çevresi yerine mesela doğuya yerleştirselerdi hatırlayın çocukluğunuzdaki şartları bugün aldığınız eğitimi alabilirmiydiniz?

Ya da "Boşnağa kız verilmez, kömünist artığı bunlar, paramızı alır giderler" laflarını duyarak büyüseydiniz, mesela siz diyorsunuz ya "kara kafa", "sarı çiyan" lafları ile itilip kakılsaydınız bugün olduğunuz yerde olabilir miydiniz?

Ya da mesela benim bir arkadaşım gibi babanız asker olduğu için doğum yeriniz Diyarbakır diye her çevirmede, her aramada karakola nezarete götürülseydiniz? Kız başınıza hayat kadınlarının arasında bir ton maceranız sadece diyarbakır'da doğduğunuz için olsaydı, düşünmez miydiniz "Benim babam asker, paçayı kurtarıyorum sabahlamadan, ya gerçekten Kürt olsaydım, bunlar bana revamıdır?" demez miydiniz?

Bütün suçu bir grup insana iteleyip, aha işte bunlar yüzünden böyleyiz demek ne kadar doğru?

Sinemasever amca için sanırım yaştan dolayı biz lafını kullanıyorsunuz, ama amcamın ırkçılığını görmedik hiç, ya da Uğur Mumcu'nun hani ismini kullanıp duruyorsunuz ya...

Bu laflarınızı, mesela "Biz eskişehirden doğuya kız vermeyiz" lafını rahmetli Uğur Mumcu'ya söyleseydiniz afferim mi derdi sizce?

Eğer bir bana laf ediyorsun ya onlar derseniz, gözü dönmüşlük içinde arada çok efendice laf söyleyen bir çok insanı bile aşağıladınız. Hadi size laf edenlerin yaşı küçük, elbette zamanla ağır başlı olmayı öğreneceklerdir, siz bu yaşınız da söylediğiniz hiç bir laftan utanmıyormusunuz?

Benim anama küfretseler bile ben çıkıp baban ananı tatmin edemiyor mu demem. Ama tüm bunlar önemsiz, terbiyesizlik ölümcül bir günah değil, anladığım kadarıyla yaş filan da farketmiyor.

Ama ırkçılık....

İşte önemli nokta bu, Türkiye bölünme tehlikesine sadece sizin gibi ırkçılar biz ve onlar diye insanları kışkırttıkça girer. Bakın Almanya nasıl dağıldı. Bu memlekete en büyük zararı veren insanlar sizin gibi "diğerlerini" öteki köşeye itip aşırı uçlara sürükleyenler.

Evet, bugün bir PKK sorunu varsa bu memlekette, bunun sorumlusu sizin gibiler, "öteki" diye yıllarca ezip, umursamayıp, daha iyi bir hayatın umuduyla "bu tarafa" geldiklerin de onlara "eve dönün" diyenler.

Şimdi bana gönül rahatlığı ile saydırabilirsiniz. İçiniz rahat olsun.

Bir insan bu kadar mı VAROLUŞUNUN ANLAMININ HİÇ BİR ŞEY İFADE ETMEDİĞİNİ anlamamazlığa gelir ..Şaşırıyorum doğrusu ..
Yerin dibinden bir kpss hikayesi, bir dilbilgisi çığlıkları gelmekte.Cümlelerimin düşüklüğü hakkında kendini otorite sayan bir şizofren konuşmakta .Sen git önce vergini ver denilmekte ,vatandaşlığım sorgulanmakta .Pkk yanlısı olduğum fikri burdaki kişilere söylenmekte ..Akıl karıştırılmakta ,yine elinde tek sahip olduğu şey diploması gözümüze gözümüze sokulmakta,zekasının muhteşemliği hakkında gözü kapalı atıp tutmak ta ,inceden inceye kışkırtmaya çalışılmakta ...
Şimdi her söylediği cümleye aha işte burda şunu sölemiş dur bir şunun cevabını da vereyim hesabına girme durumunu yanında getirmekte ..İşim olmaz deyip geçilmekte..
YALNIZ!!!
Tehdit diye nitelendirdiğin ,aaa yetişin dostlar! bu kadın bana hakaret ediyo diye yırtındığın sözler öyle durup dururken çıkmaz.Kim nasıl oracıkta kendi halinde duran kişiye saldırabilir ki?
Yerinin farkında mısın ? Yoksa hatırlatmak mı lazım?
Yakın geçmiş zamanda bana söylediklerini bir kenara bırakıp.
''Ressamcık'' (bu sözün aslında ne anlam ifade ettiğini hatırlıyoruz ) diye söze başlayıp sen sevgilinle oynaş diye devam eden cümlenin sahibi..üREMEYLE AKLINI YİTİRMİŞ İNSANCIK !
Sadece elinde bu mu varolan ?..Ne kadar zavallısın farkında değil misin sen ?
Kimin kime ne şekilde hakaret ettiğini görmekteyiz ..Ağzımız yüzümüz uçukladı pis tavrınla ,bozuk zihniyetinle,aptalca yaptığın saldırılarla...
İçi boş zihniyetin kurbanı ...

şunu bilmen gerekir selmaelma, burası kavga mekanı değil ben de kimseyle dalaşmam, kışkırtsan da seninle bu duruma girmem, burada farkedemediklerimi farketmek, öğrenmek ve de bildiklerimi paylaşmak için varım, dalaşmak için değil. ben denizdeyim 360 derece bakıyorum, sen karadasın 45 derece bakıyorsun. göremediğin bir geniş açı var ve göremediğini yok sayıyorsun.

"huriki"; sen kendi adını bak ne güzel söyledin...

"redogre"; yazdıklarımın özünü anlamak için, "neden geldin Bursa'ya?" başlığını bir kez daha oku ve nesnel olarak değerlendirmeye çalış...

"epruberfin"; arada parazit yapma, tarafımdan "yoklar sınıfına" yazıldın...

"kopanisti"; insanın görme açısı yaklaşık olarak 145 derecedir ( at gözlüklülerin değil elbetteki), ama ben gerçekten 360 dereceden bakmasını bilenlerdenim üstelik de periskopsuz..."kaçak güreşme" sözüm seni kavgaya, söz dalaşına çekmek için değil; yalnızca "epruberfin" nesnesinin söyemine ilişkin yorum yapmaktan kaçınmanla ilgiliydi...Senin 360 derecelik bakışın; böylesi yorumlardan kaçmayı da içeriyorsa, can yeleklerini hiç çıkarmamalı senin dümen tuttuğun teknede bulunanlar...

Eksik etek diyorlar kadına... Kadın olmayınca sanki erkek tammış gibi...

SELMA ELMA ZIMBIRTISI
sENİN GÖZÜMDEKİ DEĞERİN ŞUDUR: FOSEPTİK ÇUKURUNDAKİ ATIKLAR DIŞKILAR FALAN FİLANLAR İŞTE

güldürdün beni selmaelma, allah da seni güldürsün,
seninle sohbet etmek çok keyifli. bir de şu argo jargonun olmasa inan tadından yenmez.
olur da birgün tekneme konuk olursan giyebileceğin bir can yeleği hazır olacaktır, kaptan mürettebatın can güvenliğinden sorumludur. çok iyi sürücü olabilirsin ama lütfen motor kullanırken sen de kask tak, araba kullanırken de emniyet kemeri, eşini ve çocuklarını düşün.
dipnot:kask ve emniyet kemeri takılıyorsa bu tavsiyemin dikkate alınmamasını önemle rica ederim.

selma, madem bu kadar turtarlısın, bu şekilde bir uygulamanın bursa'ya gelişinden 1 gün öncesinden alındığını varsayarak derhal bursa'yı terketmeni öneriyorum.

not: anayasanın bazı maddeleri...

MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

MADDE 6. – Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

MADDE 10. – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

MADDE 19. – Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen :
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

not 2: ayaklarındaki yanıklarla bursa'ya geldiysen, önerimi geçersiz sayabilirsin.

herkes kendi beyninin akım şiddeti ölçüsünde aydınlanır.

pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu Yazıyı Tutanlar

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu