Amerikalı sahaf William Voynich, 1912'de İtalya'da üzerinde anlamsız sembol ve resimler bulunan 240 sayfalık belgeyi satın aldığında, büyük ihtimalle bunun çözülemeyecek bir dilde yazıldığını tahmin etmemişti.

Kitabın 13. yüzyılda Roger Bacon tarafından yazıldığı iddia ediliyor. Ölçüleri 15 cm'ye 27 cm ve araştırmalara göre 28 sayfası eksik(muhtemelen kaybolmuş veya yırtılmış). Yazılar mavi, sarı, kırmızı, kahverengi ve yeşil.
Voynich hayatını metnin deşifresine adadı ama hiçbir şekilde başarılı olamayınca 1969'da yazmayı Yale Üniversitesi'ne bağışladı. Artık Voynich el yazması olarak bilinen belge, şifre çözücülerin merak ve ilgi odağı haline geldi.
Metin hiçbir yolla deşifre edilemedi. Üstelik üzerindeki resimler de çok ilginçti. Bazıları bunların uzaylıların gönderdiği birtakım şifreler olduğunu iddia etti, bazıları bunların ilaç tarifi olduğunu söyledi. Fakat ilgiç olan şu ki, bu kitapta resmedilen bitkilerin hiçbiri dünyada bulunmuyor*.

Hatta birtakım araştırmacılar bu kitabın bir ölümsüzlük ve tanrı korkusu hakkında olduğunu bile iddia ettiler, onlara göre bu kitabın dili çözüldüğünde ölümsüzlük iksiri bulunacaktı.
Tabi bunun sadece kandırma amaçlı yazıldığı da iddialar arasındaydı, fakat öyle sistematik biçimde yazılmıştı ki kitap, bu iddia diğerleri içinde en zayıfı.
Yale Üniversitesi 2001 yılında metni deşifre etmeye çalışmaktan vazgeçmiş ve çevrimiçi kütüphanesine yazmanın sayfalarını koymuş. Buradan bakılabilir.
13.yuzyilda uzaylilarin teknolojisi cok geriydi, dunyayi tanimiyorlardi daha, galaksiden magaralarda yasiyorlardi.
meraktan çatlarım ben yahu..sen yazmışsın oraya çözeni edeni bulunmamış diye, ben gördüğümden beri, harflerin dizilişini çözümlemeye çalışıyorum.:).sadece şunu anladım, bu adam her ne dediyse, hep aynı şeyi tekrarlamış:)
kop tarihte birçok bilim adamının benzer şekilde küçümsendiğini hatırlatırım sana:)..şıp değil, ıkına ıkına çözeceğim ben bu işi..yahu dünyalılarda uzaylı değil mi?..eh işte ortak dil:)
kitabı müzeye kaldırmadan önce, Türk kriptocularına danışmışlar mı bakalım?
bir yerde sadece özel bir teknikle bakıldığında ikinci rudolphun botanikçisinin imzasına rastlanması botanik kitabı olması olasılığını yükseltiyor diye okumuştum. ama netten okuduğumdan ne derece doğru tam olarak bilmiyorum.
absence of sense ben tüm kriptolog kimliğimle bu çalışmada seni asiste etmeyi talep ediyorum. izin verirsen onore olacağım.
@mansonılızed, o onur bana aittir efendim..buyrun deşifre edelim, el birliğiyle, serelim gerçekleri ortaya. ben problemini henüz tanımış değilim tam olarak, efendim nerde bulunmuş şimdi bu yazılar..ne zaman yazılmış?..nerde saklanmış?.(araştırmacı kimliğimi şimdiden zedeledim)
vifrayd voyniç diye bi adam varmış romadan almış amerikaya getirmiş. amerikan rüyası belkim çözerik demiş. amma yanılmış. iman gücünü aşkla sevgiyle yaklaşımı unutmuş. an itibarı ile 48. sayfayı urdu diline çeviriyom. oradan diğer dillere çevirecem.
sen tut romadan al ,git amerikada çözümlemeye kalk olacak iş mi?..akdenizin envai çeşit, bitki türünden yoksun, patatesten başka sebze tanımayan amerikalılar,amerikadan ötesini dünya olarak bilmediklerinden demişlerdir 'bu bitkiler yok dünyada' diye..şu ikinci resimdeki ayçiçeği işte..hemende tanıdım..gerçi yaprakları biraz evrimleşmiş eme, yine de ay çiçeği..@mansolized, herşeyi anladım da neden urduca onu anlamadım.:)
bu amerikada bir de mısır vardır. bunların kafası en çok arka bahçede barbekü yapıp tereyağına neyin bulanmış mısır yemeye çalışır. bakınız yazıyor burada. sayfa 59 üçüncü paragraf.
alemsin absence of sense tabiki uluslararası dil olduğu çin seçtim urducayı. seninki de laf mı yani şimdi.
seni asiste etmek benim için bir onor. özellikle botanik bilgin karşısında 8 bayılma gücünde yere çarpıyorum kendimi. öğrenecek çok şeyim var.
bu arada sana da bir kısaltma bulmak şart oldu yav. atropona bellodona filan mı desek kısaca?
@mansonılızed antropona bellodona, neydir eyy google dedim, güzel avrat dedi bana..güzel avratın otu mu oluyom ben şimdi, yoksa güzelin kendisi mi. kısaltalım tabi de ne kadar kısaltığımız benim için önemli:)..abs dediklerinde kendimi, haberleşme aracı gibi hissediyorum zati.
yahu yer değiştirsekte ben mi seni asiste etsem..antropona bellodona falan deyince, en az şu deşifre olması mümkünsüz metin kadar uzaklaştın bana..korktum, saygı duydum, şaşırdım bile üstelik..heyecanlandım.
yazının yazarı olarak saçmalama hakkımı kullanarak (:D) atropona bellodona'dan laf açılınca çok müstesna olan bir bitkimizin, latincesi artemisia absythium'un türkçesinin sarı tüylü kısamahmut olduğunu paylaşmak istiyorum sizinlen :D neyse ki annemler benim adımı koyarken yunancasını tercih etmişler =)
hypericum perforatumu severim ben de şahsen. binbirdelik otu. bu arada tamamen hafızama güvenerek sadece beyaz tüylü hayvanlar yediğinde zehirli olan ancak aynı türün siyah tüylü hayvanları yediğinde zehirli etkisi olmayan otun da bu olduğunu sanıyorum. beyaz tüye rengi veren pigmentlerle girdiği reaksiyon sonucu alerji ve ölüme varan deri hastalıklarına neden olup akkoyunu karakoyunu ayırır.
absynthe biz ona pelin otu derik yav. halk arasında çocuk düşürmek için kullanılırmış eskiden. adet söktürücü etkisinden. çok yarayışlı hemi de çok toksiktir.
valla ben de pelin diyorum şahsen :) ama halk arasında acı yavşan denilip altı değişik türü varmış: dalak otu, kısamahmut, kırmızı çiçekli kısamahmut, sarı çiçekli kısa mahmut, dağ kısa mahmudu, tüylü kısa mahmut, yer meşesi, yer palamutu, kumalı otu. **
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.